NE ARAMIŞTINIZ ?

* Bu alan zorunludur
* Bu alana en az 3 karakter girmelisiniz
TÜRKSAM Burslu Stajyer İlanıdır

TÜRKSAM’da Güz Dönemi Staj ve Eğitim Programı Başvuruları Başladı‬ Kurumumuz üniversitelerin bölümlerinde lisans/yüksek lisans/doktora düzeyinde öğrenimlerine devam eden öğrencilerin ve mezunların başvurabileceği Eylül – Ekim - Kasım 2021 tarihleri arasında düzenlenecek Güz dönemi staj ve eğitim programı için stajyerlerini aramaktadır. GENEL NİTELİKLER * Photoshop, Illustrator, After effects/Premier gibi programların en az bir tanesine hakim * Video düzenlemesi yapabilen, * Kendi insiyatifinde tasarım yapabilen, * Türkçeyi etkin kullanan, yazım ve imla kurallarına hakim, * Sosyal medyayı etkin bir biçimde kullanabilen, * İngilizce bilen, * Öğrenmeye açık ve istekli, * Detaylara önem veren, * Sorumluluk sahibi ve iş takibine dikkat eden, * Takım çalışmasına yatkın ve iletişimi kuvvetli, * Haftanın minimum 2 günü staja devam edebilecek, * Ankara'da ikamet eden. *Adayların sitemizde yer alan “Staj Başvuru Formu”nu eksiksiz bir şekilde doldurarak e-posta yoluyla “ staj@turksam.org ” adresine göndererek başvurularını yapmaları rica olunur. *Başvurular sadece e-posta yoluyla yapılmakta olup elden evrak alınmamaktadır.  *Eksik doldurulan başvuru formları değerlendirmeye alınmayacaktır. Değerlendirmede etkili olacak sosyal medya adresleri kısmı özellikle boş bırakılmamalıdır. NOT: 1- Üniversitelerin yukarıdaki niteliklere sahip tüm bölümlerinden stajyer kabul edilmektedir. Bu niteliklere sahip kabul alan stajyerlere ayrıca TÜRKSAM Bursu verilecektir. 3- Staj sürecini başarıyla tamamlayanlara daha sonra iş teklifi imkanı sunulacaktır. TÜRKSAM Staj Koordinatörlüğü

15.09.2021 15:13

DUYURULAR

EZOTERİK ÖRGÜT MİSYONUNDA NATO 2030 NÜFUZLU ABD VE TÜRKİYE GÖRÜŞMESİ: Kurt Kapanı

27 Temmuz 2021

14 Haziran 2021 tarihinde, Brüksel’de 29. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi düzenlenmiştir. Zirvede, NATO İttifakı’nın gelecek 10 yıla dönük adaptasyonu amacıyla başlatılan “NATO 2030” sürecinin, temel unsurları değerlendirilmiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, Letonya Cumhurbaşkanı Egils Levits, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis ABD Başkanı Joe Biden arasında görüşme gerçekleştirilmiş bulunmaktadır.

 

Göreve başlama tarihinden bu yana, ilk defa, yüz yüze olarak ABD Başkanı Joe Biden ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında görüşme gerçekleştirildi. Geçen süre zarfında, gerçekleşen olayları göz önüne alarak baktığımızda, konuşulacak konular arasında “ABD ile PKK/YPG anlaşmazlığı, Suriye, Irak, F-35, S-40 sistemleri ve Biden’ın Ermeni soykırımını tanıması” gibi pek çok kritik madde bulunmasına karşın, Biden’ın Ermeni soykırımı kabul etmesi konusu tekrar açılmamıştır.

 

Bu durumda sorulması gereken soru, NATO 2030 misyonunda ABD’nin tavrı nasıl bir kalıba girecektir? Ya da asıl sorulması ve farklı bir perspektiften değerlendirilmesi gereken nokta olarak, ABD üzerinde nüfuza sahip olan ezoterik ve mistik yapılar, nasıl bir reaksiyon alacaktır? Ezoterik yapıların nüfuz edeceği göz ardı edilebilecek bir perspektif değildir. Fakat, öncesinde halihazırdaki yapıyı tanımak gereklidir…

 

Geçen süreç üzerinden benzer bir örnekle başlamak gerekirse; Eski ABD Başkanı Ronald Reagan, 1983’te bir söyleşide şunları söylemiştir; “Aşikar ki, Eski Ahit’teki eski peygamberlerimize ve Armageddon’la ilgili önceden haber verilmiş alametlere geri dönüp baktığımızda, “Acaba olacakları görecek nesil biz miyiz?” diye merak ediyorum. İnanın bana, bu kehanetler açık bir şekilde yaşamakta olduğumuz bu günleri gösteriyor.” Benzer çerçeveden bakıldığında, Türkiye’nin nasıl bir zihniyetle karşı karşıya olduğunu görmekteyiz…

 

Ronald Reagan’dan sonra, Ermeni soykırımını tanımaya karar veren ilk ABD Başkanı Joe Biden, soykırımı kabul ettiği hakkında açıklama yaparken, özellikle “Konstantinopol” ifadesini kullanmıştır. İstanbul, Osmanlı döneminde “Konstantiniyye, Stanpolis, Dersaadet, Asitane, Darülhilafe ve Makarrı Saltanat”  gibi çeşitli isimlerle anılmıştır. Fakat, asla “Konstantinopol” (Constantinople) olarak anılmamıştır. Bu da bize Biden’ın, Osmanlı ve Türkiye’ye karşı tutumunu göstermesiyle beraber, yaşanan durumun tesadüfi olduğu izlenimini ortadan kaldırmaktadır… Aynı zihniyeti şiar edinen Joe Biden’ın, yemin töreninde üzerinde “Kelt Haçı” bulunan aile yadigarı “Douay Rheims İncili”nin 1893 baskısını kullandığını hatırlatmak gerekir. Bu çerçeveden bakıldığında, önümüze çıkan “Tapınakçı ve Pagan” kültü bize yeni bir perspektif kazandıracaktır. Konstantinopol (İstanbul), Tapınakçılar için çok önemli bir yere sahiptir ve “Alınması Gereken Kutsal Yer Konstantinopol (İstanbul)” misyonunun her Tapınakçıda olduğu söylenebilir. 1090 yılında, dönemin ezoterik örgütleri, İstanbul Patriği’ne giderek “Hazekiel Kitabı’nda olduğu gibi, size tapınak yapıp, oraya yerleştireceğiz” teklifi ile yardım istemişlerdir.

 

Böylece, ilk Tapınak Şövalyeleri “İstanbul/Ayasofya”da inisiye olmuşlardır. Sonrasında ise Batı’da “Batı Biraderleri”, Doğu’da “Doğu Biraderleri” olarak yapılandılar. Anlaşılması gereken, gerçek Tapınakçıların “İstanbul” kökenli olduğudur. Buradan yola çıkarak, Kelt, Pagan kültünden kopmamış olan ve kendisinin bir “Siyonist” olduğunu saklamayan Biden’ın, mistik bir altyapıya sahip olan kabinesinin bakış açısının da izdüşümünü görmek daha da kolaylaşacaktır.

 

Dini ayağından bakıldığında, Katolik Kilisesi’nin aksine “Küreselci” bir tutum içerisinde bulunan, bir Fransisken ve Cizvit olan Papa Francis’in, Biden’a seçim dönemi Katolikler tarafından ciddi bir oy sağlatmış olması, Biden’a kabinesini “Irak ve Aryan ırkı” bakış açılı toplatacak kadar önemli olan konunun (Operasyonun) “Din merkezli ayağını” görmemizde yardımcı olacaktır. ABD’deki ezoterik örgüt konuşlanmalarının güncel olarak “Aryan” ırkına takıntılı olduğunu söyleyebiliriz. Aralarından spesifik bir örnek daha vermek gerekirse, “Irak Kürtlerini” “Aryan” ırkından kabul etmekle birlikte, bunun aslen İran’a dayandığını savunmaktadırlar.  Sami ekolünden gelen Yahudi ırkının “Babil’in içerisine sızdığı”, ardından tüm sırları öğrenerek bunu Babil’e karşı kullandıkları söylenmektedir. Babil'in merkezi, bugünkü Irak’ın El Hilla kasabası üzerinde yer almakla birlikte, bölge “Vaat edilmiş topraklara” dahildir.

 

16 Ocak 1991 tarihinde, eski ABD Başkanı George Bush, Irak’la yapılan ve adına “Çöl Fırtınası” denilen savaşın başlatılması nedeni ile yaptığı konuşmada, “Yeni Bir Dünya Düzeni” kuracaklarını, dünyada orman kanununun yürümeyeceğini söyledikten sonra, bu vizyonun, “Birleşmiş Milletleri Kuran Devletlerin Asıl Vizyonu” olduğunu dile getirmişti. Irak’ın Kuzey bölgesinde PKK, YPG, PYD, Haşdi Şabi, PKK bağlantılı Sincar Savunma Birlikleri, Hristiyan Hareket Ordusu gibi yapılanmaların bölgede güncel olarak konuşlanması dışında, NATO’nun 400 olan askeri kuvvetini 5000’e çıkarması ve azımsanamayacak bir sayı olduğunu göz önünde bulunduracak olursak, burada Vahiy 19’un[1] izdüşümünü çok net şekilde görebiliriz. Ayrıca, Pentagon’un YPG’ye lojistik destek bağlamında 173 milyon Dolar bütçe ayırdığını[2] da unutmamak gerekir…

 

ABD ve NATO ile ortak paydada buluşan, “Irak” operasyon merkezli, fakat okült menşei ve amaçlı olan, Papa’nın Irak ziyaretinin (Vahiy 18’de belirtilen konulara harfiyen uyularak)[3], aynen Vahiy 19’daki halini, yani olayların asıl başlayacağı “Askeri kanadın faaliyetini” güncel olarak görmekteyiz. Ortada bulunan sistemde ya izlenen politikalar mistik kaynağa bağlı olarak şekillenmekte ya da yapay olarak hazırlanmış olan, tahrif edilmiş İncil’de belirtilen yol ve sonuçlara göre politikaları (Gerekli yerlerde) belirlemektedirler… Böyle bir perspektiften bakıldığında, ABD Kabinesinin iç dinamiklerini ve Hristiyan (Katolik) dünyasının liderinin içerisinde bulunmuş olduğu tutumu daha iyi görüp çözümlemek mümkün olacaktır. Konu bizi, altyapıyı oluşturan ve misyonu somutlaştıracak askeri kanat olan “NATO”ya çıkarmaktadır. Bu kısımlar incelendikten sonra, ABD ve NATO’nun dini ayağı olan Papa’nın Mart 2021 tarihinde düzenlediği Irak ziyaretinde “Barış, Güvenlik ve Terör” konularından neden bu kadar bahsettiği daha iyi görülecektir.

 

Konuya, Vahiy 19[4] doğrultusunda bakıldığında, NATO’nun Irak’ta bulunan askeri kuvvetlerinin sayısını 400’den 5000’e çıkarması, Şubat 2021’de NATO savunma bakanları, Irak Hükümetinin talep üzere “NATO Misyonu Irak”ı (NMI) genişletmeyi kabul etmesi[5], NATO 2030 Raporu’nda da IŞİD ve DEAŞ gerekçeleriyle belirterek[6] Irak konusunun üzerine düşülmüştür. NATO ve Vahiy misyonunda ABD bölgede uzun bir süre kalıcı olmayı planlıyor olacak ki, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM),  YPG/PKK terör örgütüne bağlı Suriye Demokratik Güçleri’ne, (Alabama Ulusal Muhafızlar Birliğine bağlı 173. Piyade Alayı 1. Taburu) Savaş Kulübü Görev Gücü ve ABD Kara Kuvvetlerine bağlı 6. Alay 1. Taburundan askerlerle birlikte Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG’nin) “Kritik Petrol Alt Yapı Muhafızlarına” (KPAYM) Mayıs ayında sıhhiye eğitimi verdi. Söz konusu Savaş Kulübü Görev Gücü’nün, CENTCOM bölgesinde DEAŞ karşıtı Doğal Kararlılık ve Ortadoğu'da değişik görevler icra eden Spartan Kalkanı Operasyonu’nu desteklemek üzere bölgeye konuşlandırıldığı bilinmektedir.[7] Bu durumda, Suriye’nin ve Irak’ın Kuzey bölgelerinde Türkiye’nin yaşamış olduğu terör sorununun diğer bakış açısıyla legalleştirilmiş halini görmekteyiz.

 

CEMTCOM, Irak’taki nüfuzunu güncel olarak “Irak Koalisyon Eğitimi” altında devam ettirmektedir. “Birleşik Müşterek Görev Gücü”, “Doğal Kararlılık Operasyonu” olarak adlandırılan ve onların deyimi ile kendi kendine yetebilecek bir Irak Güvenlik Kuvvetleri (Terör örgütü bağlantılı gruplar) kurmak için Iraklı ortaklarıyla birlikte oluşturulmuştur, IŞİD’e (Irak Şam İslam Devleti) ve onun aşırılıkçı ideolojisini yenmesine yardım etmeye çalışan bir koalisyon olduğu açıklaması yapılmıştır.[8] Irak Hükümetinin talebi üzerine de, somut anlamda bahanesi oluşturulup, hukuki çerçevede açık bırakılmamıştır…

 

Burada, konunun gerekli olan somut çerçeveye yerleştirilmiş haliyle sunulduğunu görebiliriz. NATO’nun ABD’nin rolünü çalmadan Kuzey Irak’ta askeri kuvvetini artırmasını yeni bir kriz için ön hazırlık olduğunu varsayacak olursak, kilit nokta olarak İslam çerçevesi hariç, Hristiyan ve Pagan inanışına göre de “Beklenen Büyük Sıkıntı” için konuşlanmaların üzerinde durulması halinde, ABD’nin konumunu görmüş oluruz. ABD’nin güncel görevinde pozitif ve negatif perspektifte güç unsurlarını yeni konuşlanmalara iteklemesi gerektiği varsayılabilir… PKK, PYD, YPG gibi terör unsurlarının Kuzey Irak’ta birleştiği göz önünde bulundurularak, ortada bin yıldan daha eski olan bir planın faaliyete konma aşaması için hem dini hem askeri boyutun konuşlanmasını görebiliriz.

 

ABD Başkanı Joe Biden ile ilgili ilginç olan bir unsura değinmek gerekir ise, Biden’ın kızı Ashley, Yahudi bir doktor olan Howard Kerin ile evlidir ve Yardımcısı Kamala Harris’in kocası yine bir Yahudi olan Doug Emhoff. ABD tarihinde bir ilk olarak ABD Başkan Yardımcısı’nın eşi bir Yahudi olmuştur. Bu ismin bir özelliği de kökeninin Konstanz Gölü’ne dayanmasıdır. Yine Biden’ın Dışişleri Bakanı seçtiği Antony Blinken, bir Macar Yahudisidir.

 

 

https://www.onaltiyildiz.com/images/haber/19913.jpgEnteresan olan ise, onun da ailesinin kökeninin Konstanz Gölü’ne dayanıyor olmasıdır. 14 Haziran 2021 tarihinde düzenlenecek olan görüşmede Biden’ın bakış açısını daha iyi anlayabilmek için kullanılan semboller üzerinden gidilebilir. Konstanz Gölü’nde bulunan ve üzerinde üçgen, yıldız ve kanat figürüne sahip olan  “Kutsal Kabirdeki Melek” sembolü, Biden’ın yakasında da görülmektedir.[9] İnandığı şiarı dışa vurmaktan geri durmayan Biden için tek bir kalıp ile hitap etmek doğru olmaz, Cizvit, Siyon, Kabalistik, Masonik ve Kelt kültkerini de içerisinde barındırmaktadır, çünkü bu tür yapılanmalar genellikle aynı kaynağa sahiplerdir. Bu sebeple birbirlerinden ayrı olarak değerlendirmek çok sağlıklı olmayacaktır…

 

 

Sonuç olarak, ABD’nin neredeyse her alanda alacağı kararların, büyük ölçüde ezoterik, içrek[10] yapılanmaların kontrolünde ve uzun vadeli misyonlar doğrultusunda yol alacağını söylemek mümkündür. Biden kabinesi, NATO, CENTCOM, Pentagon vb. gibi yapıların aldıkları reaksiyonlar, gerekli somut çerçevelere sığdırılarak ezoterik misyonu gerçekleştirmek amaçlı vizyon kazanmıştır. Bu doğrultuda ABD’nin atacağı adımlarda Türkiye her zaman, “Ezoterik Yapı Misyonunda Hareket Eden ve Somut Vizyona sahip Yapılanma Aracılığı” ile alınan reaksiyonlarla karşı karşıya kalacaktır.

 

 


[1] Bu olay “Büyük Sıkıntı” adı verilen bir dönemin başlangıcını oluşturacaktır. Büyük Sıkıntı’nın zirvesi ise Armageddon Savaşı’dır. Bu savaş yalnızca “Canavar 666’yı” (Hristiyanlıkta 666 sayısı Şeytan’ı, Deccal’i simgelemektedir, ancak İslam tarafında ise Hz. Muhammed’i simgelemektedir.) ve Canavar’ın düzeninin sürmesini yeğleyen insanları yok etmekle kalmayacak, aynı zamanda Şeytan ve cinleri de yakalayarak 1000 yıl hapsedilecekleri “Uçuruma” atılacaklar, Armageddon Savaşı böylece sona ermiş olacaktır (Vahiy 19).

[2]https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/aytunc-erkin/pentagon-pkk-ypgyi-silahla-donatti-tsk-da-iste-bu-orgutu-bitirecek-5375855/

[3] “Barış ve Güvenlik” ilanı olacaktır. “Uluslar bu ilanı yaparak dünyanın sorunlarını çözme yolunda başarılı olduklarını iddia etmiş olacaklar. Ancak bu barış ve güvenlik ilanı, hiçbir şekilde ulusların Dünya’nın sorunlarını gerçekten çözdükleri anlamına gelmeyecektir”(Vahiy 18).

[5] https://www.nato.int/cps/en/natohq/topics_166936.htm Erişim Tarihi: 13.06.2021

[6]https://www.nato.int/nato_static_fl2014/assets/pdf/2020/12/pdf/201201-Reflection-Group-Final-Report-Uni.pdf Erişim Tarihi: 13.06.2021

[7] aa.com.tr/tr/dunya/abd-ypg-pkkya-sihhiyeci-egitimi-verdi/2264958 Erişim Tarihi: 13.06.2021

[8] centcom.mil/MEDIA/VIDEO-AND-IMAGERY/VIDEOS/videoid/666161/ Erişim Tarihi: 13.06.2021

[9] Oktan KELEŞ, “Joe Biden Hokus Pokus” 18 Ocak 2021,  https://www.onaltiyildiz.com/?haber,8316 Erişim Tarihi: 13.06.2021

[10] İçrek: Ancak anlayabilecek olanlara bildirilen, sınırı dar bir topluluğa aktarılan, öğretilen, iç gerçekle ilgili, gizli olan (Bilgi, öğreti)