Avrasya’nın iki egemen gücü Türkiye ve Rusya liderleri arasında nihayet kişisel diyalog süreci başlatılmış ve uluslararası ilişkilerde oldukça önemli olan “liderler arası dostluk köprüsü”nün kurulması başarılmıştır. Uzun yıllar ekonomik ve ticari ilişkilerin sürekli gerisinde kalan siyasi ilişkilerde, 5-6 Aralık 2004 tarihinde Başkan Vladimir Putin’in resmi Türkiye ziyaretiyle önemli bir adım atılmıştır. Bu ziyaretin üzerinden henüz bir ay geçmişken, bu defa 10-12 Ocak 2005 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Moskova’yı ziyaret etmiştir. Hatırlanacağı üzere Türk ve Rus liderler arasında şimdiye kadar kişisel dostluk süreci pek yakalanamamış ve bu, iki ülke ilişkilerine de olumsuz etkide bulunmuştu. Bu çerçevede 2003 yılında St. Petersburg şehrinin 300. kuruluş yıldönümü kutlamalarına dünyanın  bütün önemli liderleri davet edilmişken, Başbakan Erdoğan’a davet gelmemişti. Bugünlerde bu sorunun aşıldığı ve Türk-Rus ilişkilerinin önemli dönemlerinden birisinin yaşandığına şahit olunmaktadır. Zira, 9 Mayıs’ta Moskova’da yapılacak olan ve dünyanın  bütün önemli liderlerinin katılacağı toplantıya Başbakan Erdoğan da davet edilmiş ve bu davete icabet edeceğini açıklamıştır.

 

II. Dünya Savaşı’nda kazanılan zaferin 60. yıldönümü kutlamalarına yaklaşık 50 dünya liderinin katılması beklenmektedir. Bununla beraber, bir dönem Sovyetler Birliği içinde Hitler Almanyasına karşı beraber şavaşan ülke liderlerinden bazıları zafer kutlamalarına katılmayacaklarını açıklamışlardır. Geçirdikleri renkli devrimlerden sonra Rusya ile sorunlar yaşayan ülkelerden Ukrayna'nın yeni Devlet Başkanı Viktor Yuşenko kutlamalara katılmayacağını söylerken; Gürcistan lideri Mihail Saakaşvili de ülkesindeki iki Rus askeri üssünün kapatılması hususunda ilerleme kaydedilmezse 9 Mayıs'ta Moskova'ya gitmeyeceğini bildirmiştir. Geçtiğimiz günlerde Rusya karşıtı atmosferde yapılan GUAM zirvesine katılan ülkelerden Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev de Şuşa şehrinin Ermenistan Silahlı Kuvvetleri tarafından işgal edilmesinin 13. yıldönümüne (1992) denk gelmesi sebebiyle, 8 Mayıs’ta Moskova’da yapılacak olan BDT Devlet Başkanları toplantısına katılmayacağını fakat 9 Mayıs’ta Kremlin’in davetine icabet edebileceğini açıklamıştır. Letonya dışındaki diğer Baltık ülkeleri Estonya ve Litvanya’nın ise Rusya karşıtı tutumları malumdur. 9 Mayıs’a kadar, Başkan Putin’in hazırlıklarını bizzat kontrol ettiği 60. yıldönümü kutlamalarına katılımda ilave bazı firelerin  çıkması beklenebilir. Ancak, “verilen firelere rağmen”, ABD Başkanı Bush’un da katılımıyla, genel olarak bütün dünyanın gözünün bu tarihlerde Moskova’da olacağı da muhakkaktır. Başkan Bush’un Moskova’dan sonra Gürcistan’a da gidecek olması bölgede önemle takip edilecek hadiselerin başında gelmektedir.

 

Erdoğan’ın Rusya ziyareti sırasında, her ne kadar Başkan Putin misafir yoğunluğu sebebiyle ikili ilişkilere pek müsait olmasa da, ikili ve bölgesel sorunların görüşülmesi de beklenmektedir. Rusya ile oldukça iyi bir seyirde giden ekonomik ve ticari ilişkiler ile; giderek iyileşen siyasi ilişkilerden başka, son dönemlerde Türkiye ile Rusya arasında sorun olma potansiyeli taşıyan Ermeni sorununun mutlaka bu ziyaret sırasında gündeme getirilmesinde fayda görülmektedir.

 

Rusya’da sayıları iki milyonu bulan ve başta basın yayın organları olmak üzere ülkede önemli bir yer tutan Ermeni diasporası, bugün Türk-Rus ilişkilerinin gelişmesinin önündeki en önemli engellerden birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Mutlaka aşılması gereken bu engelden Rus bürokratların da rahatsız oldukları zaman zaman yaptığımız görüşmelerde hissedilmektedir. Ancak, Ankara’nın bugüne kadar bu yönde ciddi bir girişiminin olmadığı unutulmamalıdır. Bu konunun, Erdoğan’ın Moskova ziyareti sırasında gündeme alınması isabetli olacaktır.