14-15 Mayıs tarihleri arasında Başbakan R. Tayyip Erdoğan tarafından Yunanistan’a yapılacak ziyaretin gündem maddelerinden biri olarak, karşılıklı silahlanma yarışının sona erdirilmesi için mutabakata varılmasının yollarının aranması olduğu belirtilmektedir.  Mart ayı sonunda, Almanya Başbakan’ı Angela Merkel’in Türkiye’yi ziyareti sırasında, AB Baş müzakerecisi Egemen Bağış tarafından yapılan açıklamada Türkiye ve Yunanistan’ın silahlanma yarışını bırakmaları konusundaki değerlendirmesi ile dikkatleri çeken bu konu, finansal bakımdan iflasın eşiğine gelmiş bir AB ülkesine yapılan ziyarette önemli bir yer tutacağı değerlendirilmektedir[1].

 

Yunanistan Avrupa’da Gayri Safi Milli Hasıla’sına (GSMH) oranla en yüksek harcamayı yapan ülke durumunda olup, bir bakıma krize girmesinde Türkiye ile yaptığı silahlanma yarışının kurbanı olmuş gözükmektedir.

 

2000 yılında Türkiye 16,4 milyar dolar kadar bir askeri harcama yaparken, Yunanistan 8,7 milyar dolar ile takip etmeye çalışmıştır. 2007 yılında Türkiye 11,155 milyar dolarlık askeri harcama ile GSMH’nın yüzde 2,1 oranını ayırmışken, Yunanistan GSMH’dan yüzde 3,3 oranında bir fedakarlıkla 8,780 milyar dolar ayırmak durumunda kalmıştır. Bu oran, 2008 yılında yapılan 9,706 milyar dolarlık harcama ile daha da artmış gibi görülmektedir[2].

 

Kişi başına düşen askeri harcamalar 2003 yılı itibarıyla, Türkiye’de 171,89 dolarken (24 ncü sırada), Yunanistan’da bu miktar 660,21 dolar civarında ve Dünya sıralamasında dokuzuncu olmuştur. 2004 yılında fert başına düşen askeri harcamalarda Yunanistan 532,47 dolarlık harcama ile Dünya’da yedinci sırayı işgal etmiştir[3]. Mevcut rakamların her iki ülke için de oldukça yüksek olduğu dikkatleri çekmektedir.

 

Türkiye’nin askeri harcamaları 1999 yılında bu zamana kadarki en yüksek meblağ olan 16,4 milyar dolardan, 2008 yılına kadar tedrici olarak düşerek, 11,6 milyar dolara kadarın erken, Yunanistan’ın 1998 yılında 6,754 milyar dolar olan harcaması, 200 yılına kadar 8,701 milyar dolara tırmanmış ve sonra 2004 yılına kadar 1 milyar dolarlık bir düşüş göstermesine rağmen, 2005 yılından itibaren artmaya başlayarak, 8,480 dolardan 9,706 milyar dolara kadar çıkmıştır. Ancak, harcamalarda artış gözükmesine rağmen, GSMH’ısına oranla harcama payında tedrici bir düşüş görülmektedir. Bu oran 1998’de yüzde 5,1’iken 2008’de yüzde 3,3 olarak belirlenmiştir. Türkiye’de farklı bir boyut gösteren bu oran 1998 yılında yüzde 2,1’iken, 1994-1997’de yüzde 4,1 seviyelerine çıkmış, daha sonra inişe geçerek, 2007’de yüzde 2,1 seviyesine gerilemiştir.

 

Aslında Dünya’da silahlanmaya en çok harcama yapan ülkeler sıralamasına baktığımız zaman, Yunanistan 2000-2009 yılları arasında en fazla silahlanan ülkeler sıralamasında 10,3 milyar dolarlık alım ile dördüncü sıradadır. Türkiye ise, aynı dönemde 6,6 milyar dolarlık alım ile altıncı sırada yer almaktadır[4].

 

Yunanistan AB’ni askeri harcamalardaki gerçek rakamları vermeyerek, yanılma yolunu seçtiği uzmanlar tarafından ifade edilmektedir. 2000 yılında gerçekte yapılan harcamaların değeri GSMH oranı yüzde 4,3’ken bunu yüzde 0,7 olarak vermesi, sonradan oluşan krizin ana nedenlerinden biri olarak gösterilmektedir. Yunanistan’ın Türkiye ile olan silahlanma yarışı, onu Avrupa’nın GSMH içinde en yüksek oranda harcama yapan ülkesi konumuna getirmiştir.

 

Geçen Aralık ayında AB tarafından bütçe açığını kontrol altına alabilmek için, askeri harcamalarda kısıntıya gidilmesi tavsiyesi karşısında Yunanistan Türkiye ile olan Ege Karasuları sorunu nedeniyle, ancak üç yıl sonra başlayabileceğini ifade etmiştir. İlave olarak, bütçedeki kötü gidişe rağmen evvelki hükümet tarafından sipariş edilen 2,5 milyar Euro değerindeki altı Fransız FREMM çok maksatlı Firkateyn’inin alımından vazgeçmenin söz konusu olmadığını ifade etmiştir.

 

Yunan tarafı Kıta Sahanlığı konusunun Başbakan Erdoğan ile yapılacak gündemde yer alabileceğini belirtmiştir. Bunun yanında, her iki hava kuvveti uçakları arasında zaman, zaman meydana gelen “it dalaşı” denilen ve hem ekonomik ve hem de askeri sonuçları olan sürtüşmelerin sona erdirilmesi konusunun gündeme dahil edilerek, çözüm getirilmeye çalışılabileceği söylenebilir. Ancak, diğer bütün konulara oldukça teknik bir içerik taşıdığından, kısa zamanda çözüm getirilmesi mümkün görülememektedir.

 

Yunanistan’ın ekonomik zorluklarını dikkate almadan tutkulu bir şekilde silahlanma yarışını sürdürme çabaları, AB’nin silah tüccarı konumunda olan Fransa ve Almanya’yı Yunanistan’a satışlar konusunda cesaretlendirmektedir. Daha geçen ay içinde bir Yunan hükümet üyesinin, Almanya yapacağı yardımlar karşılığında kendisinden denizaltı almamız konusunda zorlamalarda bulunuyor şeklindeki açıklaması, AB üyelerinin kendi içinde üyelerine karşı aldıkları tutuma açık bir örnek teşkil ettiği düşünülmektedir.

 

Türkiye için hali hazırda Yunanistan yakın bir tehdit değil ancak, potansiyel bir tehdit niteliği taşımaktadır. Bugün, Türkiye’nin Rusya ve Ortadoğu politikaları nedeniyle, Doğu’dan bir tehdit algılamasının son derece zayıf bir duruma gelmesi, bu bölgelerde potansiyel tehdit algılamasını asgariye indirmiş görünmektedir. Eski Varşova Paktı üyesi olan; Bulgaristan ve Romanya ile olan iyi ilişkiler buralardaki tehdit algılamasını da yakın ve en azından orta vadede gündemden çıkarmıştır. Şu anda, Yunanistan ile olan bütün sorunlar donmuş vaziyette masada durmakta ve her an bir şekilde patlamaya hazır potansiyel arz etmektedir. Bu sorunlar ancak, Türkiye’nin AB girişi ile beraber karşılıklı müzakerelerle belirli bir çözüme kavuşturulabilir. Bu konuda iki tarafında karşılıklı ve eşit bir şekilde taviz verecek veya uyum sağlayabilecek ortama gelmesi “olmaz ise olmaz” görülmektedir. Aksi takdirde, Muhtemelen Türkiye’yi bir numaralı tehdit olarak algılamakta olan ve AB arkasına alan Yunanistan’ın Güney Kıbrıs Rum Yönetimini AB alınmasında takip ettiği entrikacı ve uzlaşmaz tutumunu sürdürürse, Türkiye’nin potansiyel tehdit olarak göreceği Yunanistan’a karşı silahlanma ve modernizasyon faaliyetlerini sürdürmekten başka çaresinin olmadığını Türk vatandaşı olan herkesin görmesi gerektiği önemli bir algılamadır.

 

Ekonomik krize giren Yunanistan’ın kurtarılma operasyonunda AB kendine düşeni yapma konusunda kılı kırk yararken, yükün bir kısmını da Türkiye üzerine yıkmaya çalışıyor gibi gelmektedir. Yunanistan’dan aramızdaki sorunları çözme konusunda en ufak bir talep gelmezken, ABD ve AB’den birilerinin Türkiye’yi Yunanistan’a karşı yönlendirerek, silahlanma konusunda verilecek tavizlerle Yunan ekonomisine katkıda bulunmaya zorlamakta olduğu izlenimi oluşmaktadır. Bu filmi Türkiye geçen defa Ermenistan konusunda bir defa daha görmüştür. O zamanda, Batı Ermenistan’ı kendisine müzahir hale getirme oyununa piyon olarak Türkiye’yi katmakta bir mahsur görmemiştir. Ermenistan ile sorunların çözümünde ileri sürülen görüşlerin yazılı güvence altına alınmadan, sözle verilen bir takım vaatlere kanarak Ermenistan’ın mağduriyetinin Türkiye üzerinden giderilmesine razı olmuş fakat sonra kabak kendi kafasına patlayarak, uzlaşmaz, anlaşmayı bozan taraf ilan edilmiştir. Batı’nın ve ABD’nin bu konuda tecrübesi oldukça ileri düzeydedir. NATO’dan ayrılan Yunanistan’ın NATO’ya alınması sırasında Türkiye’nin karşı çıkmasını önlemek için ,ABD tarafından verilen sözlerin hiç birinin tutulmadığına bizzat yaşayanlar şahit olmuştur. Üstelik verilen bazı sözler sonradan baskı unsuru olarak kullanılmaktan çekinilmemiştir.

 

Yine aynı oyunun tezgahlanmaya çalışıldığını görmek için, kahin olmaya gerek olmadığı kanaati mevcuttur. Yunanistan ile mevcut sorunların hiçbirinde Yunan tarafının en ufak bir uzlaşı sinyali yokken yapılacak her türlü anlaşmanın, ileride Türkiye’nin karşısına güçlü bir Yunanistan’ın ve beraberinde AB üyelerinin baskısı ile karşılık bulacağına hiç şüphe yoktur. Çünkü, Yunanistan sorunları şu an için işine geldiği gibi donduracağı ve daha sonra kendisini hazır hissettiğinde tekrar şiddetle gündeme getireceği ve her türlü kozu kullanarak elde etmeye çalışacağı değerlendirilmektedir. Bu durumda iyi niyetle Yunanistan ile bir takım ilişkilere giren Türkiye yine, hem Yunanistan’dan, hem de Batı’dan hiç ummadığı bir tepki ile karşılaşacağını ve zararlı çıkacağını, istismar edileceğini hesap etmelidir ve hesap etmek zorundadır.

 

Bütün bu tecrübelerden alınan dersler ışığında Yunanistan konusunda atılacak her adımın bir getirisinin olması gerektiği Türkiye Cumhuriyeti’nin Milli Menfaatleri açısından değerlendirilmesi elzem olarak görülmelidir.

 

Dipnotlar

 

[1] StephenCastle, TurkeyFaults France and Germany on ArmsSalestoGreece, http://www.nytimes.com/2010/03/30/world/europe/30iht-turkey.html

[2] The SIPRI MilitaryExpenditure Database, Greece, http://milexdata.sipri.org/result.php4

[3] MilitaryStatistics>Expenditures>Dollarfigure (percapita) (2004) bycountry, http://www.nationmaster.com/graph/mil_exp_dol_fig_percap-expenditures-dollar-figure-per-capita&date=2004

[4] TIV of armsimportstothe top 50 largestimporters, 2000-2009, SIPRI