6 Mayıs 2012 tarihinde Yunanistan’da gerçekleşen seçimlere uzun zamandır ülkeyi kıskacına alan ekonomik kriz damga vurmuştur. Seçimlerin henüz kesin olmayan sonuçlarına göre, oyların yaklaşık yüzde 20’sini alarak birinci olan merkez parti Yeni Demokrasi Partisi’nin (ND – Nea Dimokratia) lideri Yunanistan’ı Euro bölgesi içerisinde tutmayan çalışan Antonis Samaras, Yunan Anayasasına göre hükümeti kurma görevinin ilk sahibi olacak ve üç gün çalışmalarını bu yönde yürütecektir.

 

Seçimlerden ikinci çıkan parti ise, Avrupa Birliği’nin (AB) Yunanistan üzerinde artan denetimlerine tepkisini yüksek tonlarda sergileyen ve bu bağlamda halkın yüzde 16’sıyla aynı paydada buluşan  Alexis Tsipras’ın Radikal Sol İttifak’ı (SİRİZA – Synaspismós Rizospastikís Aristerás) olmuştur.

 

2009 seçimlerinden Yorgo Papandreu’nun liderliğinde parlamentonun 160 sandalyesini kazanarak tek başına iktidar olarak çıkan Panhelenik Sosyalist Hareket (PASOK – Panhellinion Sosialistiku Kinema) büyük bir oy kaybı yaşayarak, yüzde 43,9’luk oy oranını yüzde 13’lere ve sandalye sayısını 41’e kadar düşürmüştür.

 

Bunlar dışında, Bağımsız Yunanlar Partisi (ANEL) yüzde 10 civarında ve Yunanistan Komünist Partisi (KKE – Kommounistikó Kómma Elládas) yaklaşık yüzde 8 oranında oyla seçimden çıkmışlardır. Ekonomik kriz dönemindeki kemer sıkma politikalarına tepkinin sandığa yansıdığı seçimin bir diğer önemli noktası Avrupa’daki aşırı sağın yükselişinin Yunanistan seçimlerinde de görülmesi olmuştur. 2012 Yunanistan genel seçimlerinde Altın Şafak Partisi’nin (Hrisi Avgi)Yunan Parlamentosuna girişi ve başkanı Nikon Mihaloliakos’un sert açıklamaları kuşku verici olarak algılanmıştır. Ayrıca, Demokratik Sol Parti de yüzde 6 bandında oy almış ve yüzde 3’lük seçim barajını aşan parti bir başka olmuştur.

 

Batı Trakya’da 6 Mayıs Seçimleri

 

Yunanistan genelinde ekonomik krizin izlerinin ve getirdiklerinin sandığın kaderini belirlediği seçimler Batı Trakya’daki Türkler için kendi temsillerini mecliste sağlamaları gerektiği düşüncesi altında geçmiştir. 6 Mayıs 2012 seçimlerinde Batı Trakya’da Türk varlığını ispatlanması ve temsil edilmesine yönelik bir duruşun benimsendiği görülmektedir. “Türk’ün oyu Türk’e” sloganının çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından dillendirilmesi ekseninde geliştirilen strateji, Batı Trakya’da seçimin ana çizgisini ekonomik sorunlar ile birlikte belirlemiştir.

 

Gümülcine’yi içine alan Rodop bölgesinde 3. dönem milletvekili olmak için yarışan PASOK’tan Ahmet Hacıosman, il genelinde en çok oyu alarak 10 bin 681 seçmenin oyuyla yeniden seçilmiştir. Yine Gümülcine’de SİRİZA’dan Ayhan Karayusuf, Demokratik İttifak’ın adayı İlhan Ahmet ise yaklaşık 10 bin civarında oy almasına rağmen partisinin yüzde 3 barajını geçememesi sonucunda 2 bin 886 oy ile parlamentoya gitmiştir. Batı Trakya Türklerinin yoğun olarak yaşadığı bir diğer yer olan İskeçe’de ise Türklere ait PASOK oylarının neredeyse tamamı SİRİZA'ya gitmiş, Hüseyin Zeybek, 9 bin 775 oy ile milletvekili seçilmiştir.[1] Yaklaşık yüzde 30 oranında oy kaybederek ülke genelinde üçüncü sıraya düşen PASOK’un nüfusunun yüzde 40’ını Türklerin oluşturduğu Gümülcine’de birinci çıkması, adayın önemli bir belirleyici olduğunu göstermiştir. 6 Mayıs seçimlerinde Batı Trakya Türkleri kendi adaylarının başarısı için çalışmış bu bağlamda destek vermek üzere Türkiye’den de bazı sivil toplum kuruluşları vasıtasıyla Batı Trakya’ya seçmenler götürülmüştür.[2] Batı Trakya’da Yunanistan’ın genelindeki ekonomik kaygıların önünde temsil kaygısının olduğu görülmüştür. Dolayısıyla Türklerin 6 Mayıs seçimlerindeki tavrı, Yunanistan ve AB arasında imzalanan memorandumun yarattığı memnuniyetsizlikle değil, Türk oylarının kendi adaylarını desteklemesi için harekete geçirilmesi bağlamında açıklanabilir.

 

Oy oranını yükselten Neo-Nazi Altın Şafak Partisi’nin seçimlerden bugüne kadar görülmedik bir başarıyla çıkması Türk azınlığa karşı provokatif eylemlere karşı dikkatli olunması gerektiğini de karşımıza çıkarmıştır. Nitekim, söz konusu parti sempatizanları seçimlerin olduğu günün akşamında Gümülcine’deki Eski Cami’ye kundaklama girişiminde bulunmuş ve caminin arka pencerelerinden birine partinin adı yazan bir pankart asmıştır.[3]

 

Yunanistan Siyasetinde Batı Trakya Türklerine Engel

 

Batı Trakya Türklerinin 90’lı yıllar başında siyasi alanda boy göstermesi Yunan devleti tarafından çeşitli şekillerde maalesef engellenmeye çalışılmıştır. 90’ların başında kabul edilen 163 sayılı seçim yasası bağımsız adayların bile seçilmek için toplam oyların yüzde 3’ünü almaları hükmünü getirmiştir. Böylece Batı Trakya Türklerinin bağımsız milletvekili seçilmesi fiilen olanaksızlaşmıştır. Çünkü yüzde 3 barajı yaklaşık olarak 200 bin oy demektir; fakat Batı Trakya Türklerinin tüm nüfusu bu sayının altında kaldığı gibi Batı Trakya Türklerinin yaşadığı bölgede kayıtlı seçmen sayısının tümü de bu sayıya ulaşmamaktadır.[4] Gelinen süreçte, Yunan siyasi partileri Batı Trakya bölgesinde oy almak için Türkleri aday göstermekte ve Türkler de seçilebilmek amacıyla Yunan siyasi partilerinden aday olmaktadır. Batı Trakya Türklerinin siyasal yaşama katılmasında önemli katkıları olan Sadık Ahmet tarafından kurulan DEB (Dostluk Eşitlik Barış) Partisi ise seçim barajı nedeniyle hiçbir zaman parlamentoya girme hakkına sahip olmamıştır. 6 Mayıs seçimlerine katılmayan DEB, basın açıklamasında “Tüm parti yöneticilerimizin, üyelerimizin, gönüldaşlarımızın ve azınlık seçmeninin 6 Mayıs’ta sandık başına giderek oylarıyla mutlaka Türk adaylarını desteklemesi gerekmektedir.”[5] ifadelerini kullanarak Türk adayların yanında olduğunu belirtmiştir.

 

Değerlendirme

 

Genel anlamda bakıldığında, ND’nin son iki seçimdir oy grafiğindeki düşüş dikkat çekmektedir. Her ne kadar seçimlerden birinci çıksa da büyük bir güç ve daha önemlisi güven kaybı yaşadığı ve toplumsal baskı altında olduğu aşikardır. Yunanistan siyasi yelpazesinde Avrupa Birliği politikaları ile daha uyumlu olarak çalışan PASOK ve ND’nin oylarının istedikleri gibi hükümet kurmaya yetmediği ve muhtemel koalisyon alternatifleri dikkate alındığında ilerleyen günlerde Yunanistan'da daha kırılgan ve anlaşmazlıklara müsait bir siyasi yapı olacağı gözükmektedir. Kemer sıkmaya muhalif partilerin ve aşırı sağ partilerin güçlenerek çıktığı seçimlerde ekonomiye dış etkilere olumsuz bakan taraflar iç politika konularında da son derece ayrı siyasi kültürlerden gelmektedirler.

 

Önümüzdeki süreçteki siyasi konjonktür, Yunanistan’ın ileriki süreçlerinde özellikle finansal konularda AB ile de ters düşebileceğinin sinyallerini vermiştir.

 

Seçimlerde Yunanistan İçişleri Bakanlığı tarafından henüz açıklanmayan bilgilere göre Yunanistan’da seçimlerde oy kullanmayan kesimin yüzde 40’larda görülmesiyle rekor seviyeye ulaşmıştır.[6] Bu durum da ülke genelinde siyaseten umutsuzluğu göstermiş ve siyasi kurumlara ülkedeki protestolarda görülen tepkinin bir yansımsı olmuştur. Dolayısıyla bu seçimleri Yunanistan’ın “kader” seçimlerinden ziyade “keder” seçimleri olarak adlandırmak mümkündür.

 

6 Mayıs 2012 Yunanistan Seçimlerinin Batı Trakya’daki sonuçlarını ise genel bağlamda ülkede meydana gelen ekonomik krizin etkileri ve yerel etnik, sosyal, ticari ve kültürel etmenlerle birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.

 

Bölgenin tarımsal potansiyeli göz önüne alındığında Batı Trakya Türklerinin “Pazar günü yapılacak seçim çare olmayacak. Özellikle Avrupa Birliği'nin tütün ekim alanları ile ilgili kısıtlaması ve bu yıl fiyatların düşük olması bizi zor durumda bıraktı”[7] sözlerinden Batı Trakya’daki seçmenlerinin asıl probleminin “seçim” değil “geçim” olduğu anlaşılsa da Batı Trakya Türklerinin siyasal temsil bağlamındaki sorunlarının küçümsenmemesi gerekmektedir. Diğer yandan, zaten hayatın birçok alanında sorunlar yaşayan Batı Trakya Türklerinin ekonomik alandaki sorunlarının kriz tarafından derinleştiği de bu bağlamda belirtilmelidir.

 

Son olarak, Batı Trakya Türkleri sandıkta kendilerini Yunan devletinin müsaade ettiği ölçüde göstermişlerdir. Geçmiş dönemde 2 olan milletvekili sayılarını 3’e çıkartan Batı Trakya Türklerinin sorunlarının ayrıntılı olarak incelenerek çözülmesi ise hala karşımızda duran bir ihtiyaç olarak görülmelidir

 

Yeni süreç Türk-Yunan ilişkileri bakımında incelenecek olursa çok büyük bir iyileşmenin olacağı görülmemekte, Kıbrıs gibi kemikleşmiş sorunların devam edeceği tahmin edilmektedir. Yer yer güçlenen aşırı sağ cenahtan gelecek açıklamaların Türkiye’den tepki göreceği de muhtemeldir. İlerleyen süreçte Yunanistan, ekonomisinin neden olduğu anlaşmazlıkları başta Almanya olmak üzere Euro bölgesindeki AB ülkeleriyle yaşayacaktır. Yunanistan ve AB arasında ise ekonomik konulardan Batı Trakya Türklerinin durumunu tartışmaya zaman kalacağı şu an için imkan dahilinde gözükmemektedir.

 

Dipnotlar

 

[1] Batı Trakya Türk Azınlığı'nın Başarısı: 3 Milletvekili Seçildi, http://beyazgazete.com/haber/2012/5/7/bati-trakya-turk-azinligi-nin-basarisi-3-milletvekili-secildi-1185935.html, Erişim Tarihi: 7 Mayıs 2012.

[2] Bursa’dan Batı Trakya’ya Seçim Çıkartması, http://www.haberfx.net/bursadan-bati-trakyaya-secim-cikartmasi-haberi-490739/, Erişim Tarihi: 7 Mayıs 2012.

[3] Camiye Kundaklama Girişimi, http://haber.gazetevatan.com/camiye-kundaklama-girisimi/448430/1/Gundem, Erişim Tarihi: 7 Mayıs 2012.

[4] Melek Fırat, 1990-2001: Yunanistan’la İlişkiler, Türk Dış Politikası, Kurtuluş Savaşı’ndan Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, cilt II, 6. Baskı, İletişim Yayınları, 2002, s. 449.

[5] DEB Partisi: “Tüm Seçmenler Sandığa Giderek Oyunu Kullansın”, http://www.birlikgazetesi.info/index.php?option=com_content&view=article&id=5012:deb-parts-tuem-secmenler-sandia-gderek-oyunu-kullansin&catid=34:haberler&Itemid=54, Erişim Tarihi: 7 Mayıs 2012.

[6] Abstention At Record 40%, According To Ministry Estimate, http://www.amna.gr/english/articleview.php?id=321, Erişim Tarihi: 7 Mayıs 2012.

[7] Yunanistan'da Geçim Derdi Seçimi Unutturdu, http://haber.ekolay.net/haber/64/1024004/yunanistanda-ge%C3%A7im-derdi-se%C3%A7imi-unutturdu.aspx, Erişim Tarihi: 7 Mayıs 2012.