Yunanistan’da hükümetin artan dış borç baskısını hafifletmek ve bütçe açığını azaltmak için devreye soktuğu acil önlemler paketine karşı Yunan halkının başlatmış olduğu gösteriler giderek şiddete ve ülke bekası üzerinde bir karabuluta dönüşmeye başlamıştır. 5 Mayıs 2010 tarihinde yapılan gösterilerde halk ile polisin karşı karşıya gelmesi sonucu üçten fazla kişinin yaşamını yitirdiği bildirilmektedir. Yunan göstericilerin özellikle reform çalışmalarını yapmaya çalışan Ekonomi Bakanlığı önündeki gösterileri bakanlığı işgale dönüştürme çabası içerisine girdiği de gözlemlenmektedir. Bir kısım göstericilerin parlamentoyu işgal girişimleri de yine polis tarafından önlenmiştir.

 

Yunanistan’da polis ile göstericiler arasında yaşanan arbedede bazı Yunanlı göstericiler yaşamanı kaybetmiştir. Bu durum, “Yunanistan’da yaşananlar acaba Kırgızistan benzeri bir senaryoyu gündeme getirebilir mi?” sorusunu akıllara getirmiştir. Zira dış etkenler ve iç dinamikler genel itibarı ile farklılık arzetsede gösterilerin benzer bir çizgide ilerlediğine şahit olunmaktadır.

 

Her iki ülkede yaşanan gösterilerde benzerlikler ve zıddiyetleri şu başlıklar altında toparlayabiliriz:

 

Farklılıklar:

 

1. Kırgızistan’daki gösterilerde son dönemlerde Devlet Başkanı Kurmanbek Bakiyev’in oğlu Maksim Bakiyev’in ABD ile yakınlaşma çabalarının meyve vermeye başlamasından ve bu ülkedeki ABD üssünden Rusya’nın rahatsızlık duyması ve tedbir alması gibi önemli bir dış etken söz konusuyken, Yunanistan’daki gösterilerde benzer bir dış etkeni çok fazla ön planda görmek söz konusu değildir.

2. Kırgızistan’da eğitim ve refah seviyesi son derece düşükken, bu durum Yunanistan’da tam tersinedir.

3. Kırgızistan’da coğrafik şartların da dikte etmesiyle ülke fiiliyatta iki bölgeye ayrılmışken Yunanistan’da etnik ve/veya bölgesel bölünmüşlük söz konusu değildir.

4. Kırgızistan zayıf bir devlet yapısı ve bürokrasi kültürüne sahipken, Yunanistan’da köklü bir devlet yapısı ve bürokrasi geleneği mevcuttur.

 

Benzerlikler:

 

1. Her iki ülkede de gösteriler hızlı bir şekilde başlayıp kolayca şiddete dönüşebilmektedir. Nitekim 2005 yılında Kırgızistan’ın güneyinde başlayan gösteriler kuzeyine kadar yayılarak ülkede yönetim değişikliğine sebep olmuştu. Yine geçtiğimiz ay, bu ülkede, kuzeydeki Talas bölgesinde yapılan gösteriler anında başkente sıçramış, 90 civarında insan hayatını kaybetmiş ve iktidar daha fazla tutunamamıştır. Yunanistan’da da Aralık 2008’de 14 yaşında bir Yunanlı gencin öldürülmesi ülkede çok büyük eylemlere ve çatışmalara sebep olabilecek bir takım dinamikleri harekete geçirebilmiştir.

2. Her iki ülkede gösteriler ekonomik temelleri ön planda olan bir yapıya sahiptir ve Kırgızistan gibi Yunanistan da ekonomik krizle boğuşmaktadır.

 

Elbette ki, bu benzerlikler ve farklılıklar çoğaltılabilir. Bu genel sonucu etkilemez. Zira genel toplama baktığımızda benzerlikler ve/veya farklılıklar ne kadar fazla olursa olsun gidişatın birbirine yakın olduğu görülmektedir. Yunanistan’da her ne kadar Kırgızistan’dan farklı olarak daha güçlü bir yapı söz konusu olsa da göstericilerin gösterilerini nereye kadar devam ettirecekleri ve nerede duracaklarının garantisi yoktur. Ancak Yunanistan'da göstericilerin parlamentoyu ve diğer bazı hükümet binalarını işgal girişiminin başarıya ulaşması ve hükümetin düşürülmesi Yunan ekonomisi ve halkı için yeni bir çözümü getirmeyecektir. Zira önceki hükümetin ülkenin içindeki ekonomik krizi önce gizleyerek ve sonra da krizle başa çıkamayacağını anladığı için de adeta hükümeti bırakarak kaçtığını ve daha yeni sayılabilecek bir süre önce iktidara gelen Papandreu hükümetinin de pek alternatifi olmadığını söylemek gerekir. Aynı şekilde hükümetin uyguladığı ekonomik tedbirlerin de pek bir alternatifi yok gibi.

 

Yunanistan’da Ne Olmuştu?

 

Yunanistan’da halkın grev ve gösteri yapmasına sebep olan en önemli husus, ülkede yaşanan ekonomik kriz ve bu krize karşı hükümetin aldığı acı reçete tedbirleridir. Hükümet, AB ve IMF’den 110 Milyar Euro’luk kredi karşılığında uygulamayı taahhüt ettiği önlemlerle ilgili tasarıyı Meclise sundu ve bu hafta içerisinde de mecliste oylama yapılması beklenmektedir. Bu çerçevede, hükümet açıkladığı krizle mücadele tedbirleriyle öncelikle 2014 yılına kadar halihazırda yüzde 13,6 düzeyinde olan bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranını yüzde 3'ün altına çekmeyi hedeflemektedir. Bunun için öncelikle memur ikramiyelerinin kaldırılması ve maaşların dondurulması gibi halk ve çalışan nezdinde pek de hoş karşılanmayan önlemler alınması gerekmişti.