Yunanistan’da Değişimi, Umudu ve Endişeyi Aynı Anda İçeren Tarihi Seçim

 

Dünya dikkatini son dönemlerde Orta Doğu’daki olaylara ve Paris’teki saldırılara çevirmişken, Balkanlarda, 2008’den bu yana ekonomik kriz ve beraberinde siyasi istikrarsızlıkla da boğuşan Yunanistan, Cumhurbaşkanı seçememesi ve buna bağlı 25 Ocaktaki erken seçim kararı da ciddi önem arz etmektedir. Son üç senede yapılan üçüncü erken seçim özelliğini de taşıyan bu seçim, şüphesiz son çeyrek asrın en önemli seçimlerinin başlarında yer alacaktır. Çünkü seçim sonuçları ülke sınırları ile kalmayıp küresel bir etkiyi de beraberinde getirecektir. Özellikle de Avro Bölgesi’nin ve Avrupa Birliği’nin (AB) tamamının gözü kulağı Yunanistan’da olacaktır.

 

Yunanistan ekonomik kriz geçiren Avro Bölgesi’nin ilk ülkesidir. İflasın eşiğine gelmiş ülke, bu durumdan çıkabilmesi için dış yardıma ve kredi almaya ihtiyacı duymuştur. 240 milyar € bulan kredi belli şartlarda verilmiştir. Kurtarma paketini sağlayan Avrupa Birliği (AB), Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Uluslararası Para Fonu (IMF) oluşturduğu “Troyka”, ülkenin krizden çıkış adındaki Ekonomik Uyum Programı reçetesini, kemer sıkma politikasını belirlemiştir. Ancak bu reçete işe yaramamış sosyal kısıntıların yanı sıra bir sürü sorunun beraberinde getirmiş, halkın önemli bir bölümü giderek fakirleştirmiştir. Yüzlerce sektör ve binlerce işyeri kapanmıştır. Bunlara bağlı olarak genç nüfus arasında yüzde 60’in üzerinde olan işsizlik oranı, genelde yüzde 25’i geçmiştir. Böylece Yunanistan halkı her gün biraz daha fakirleşmiştir. Şu anda nüfusun yüzde 35’i fakirlik seviyesi altında yaşamaktadır. Bu seçimlerde Troykanın reçetesinin ağır siyasi sonuçlarının da ortaya çıkması kuvvetle muhtemeldir.

 

Erken Seçime Kararı Nasıl Alındı?

 

Zaten ekonomik krizin getirdiği sıkıntılar ve bunlara bağlı kemer sıkma politikalarından bunalım içinde olan ve zor günler geçiren Yunanistan'da Andonis Samaras’ın başbakanlığı yürüttüğü koalisyon hükümeti ve bazı bağımsız milletvekilleri tarafından desteklenen Cumhurbaşkanı adayı, eski Avrupa Komisyonu üyesi Stavros Dimas, yeterli oyu alamamıştır. Üçüncü turda 168 oyda kalan Dimas’ın seçilmesi için 300 milletvekilinden en az 180'inin desteğini alması gerekmekteydi. Yunanistan Anayasası'na göre üçüncü turda da Cumhurbaşkanı seçilememesi durumunda parlamentonun 10 gün içerisinde feshedilmesi ve erken genel seçime gidilmesi gerekmektedir. Yunanistan Parlamentosu’ndaki üç tur oylamada Cumhurbaşkanı’nın seçilememesi ve 25 Ocak'ta genel seçim yapılmasına karar verilmesi sonucu ortaya çıkan siyasi belirsizlik, göreceli de olsa son altı yılda olumlu sinyaller veren ekonomi için riskleri de artırmıştır. Keza yeni dönemde radikal değişiklik vaat eden, olası Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA)[1] hükümeti yangını daha da körükleyip kargaşayı daha derinleştirebilir.

 

Yunanistan'da Nasıl Bir Seçim Sistemi Var?

 

Aslına bakarsak Yunanistan'da biraz karmaşık bir seçim sistemi var. Bir siyasi partinin parlamentoya girmek için yüzde 3'lük seçim barajını aşması gerekmektedir. Parlamentoda 300 sandalye bulunmaktadır. Seçimlerden birinci çıkan parti, oy oranlarıyla kazandığı milletvekili sayısı dışında ekstra 50 sandalye elde etmektedir. Hükümetin kurulması için çoğunluğun sağlanması, yani 151 sandalye gerekmektedir.[2] Çoğunluk sağlanabilmesi için yaklaşık yüzde 40 oy alan parti, çoğunluk için yeterli olan 151 sandalyeye sahip olacak gibi gözükmektedir. Ancak birinci gelecek partinin tek başına iktidar olabilmesi için gereken oy oranını alabilmesi için barajı aşamayan siyasi partilerin sayısı da belirleyici olacaktır. Seçimlerde oy kullanmak için en az 18 yaşında olmak gerekmektedir. Ülkede 9 buçuk milyonun üzerinde kayıtlı seçmen bulunmaktadır. Seçimlerde zorunlu oy kullanma sistemi yürürlüktedir. Oy kullanmayan kayıtlı seçmenler, bugüne kadar bir örneği görülmediyse de yasa gereği bir aydan bir yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilmektedir. Yurtdışında oy kullanmak için ise bir mekanizma bulunmamaktadır. Yeni parlamentonun ilk işi Cumhurbaşkanı seçmek olacaktır.

 

Seçim Vaatleri ve Kamuoyu

 

Seçimlere katılan parti ve koalisyon sayısı ondur. Bunlardan en göze batanlar ise Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA) ve Yeni Demokrasi (ND). Yarış bu ikisinin arasında geçecektir. Son anket ve kamuoyu araştırmalarına göre SYRIZA birinci, Yeni Demokrasi ise ikinci, POTAMI (Nehir) ise dördüncü Altın Şafak’ın önünde az farkla da olsa üçüncü olarak öne çıkmaktadır. Sonuç her ne olursa olsun bu seçim kampanyası döneminde SYRIZA öne çıkmaktadır.[3]  Altı yıllık ekonomik kriz karşısında uygulamaya konan kemer sıkma politikalarını ve memorandumları takiben Yunanistan'da hedeflenen ve beklenen ekonomik iyileşme gerçekleşmeyince halk yenilik aramaya yönelmektedir.

 

Bu olumsuz durumu vaatleriyle en iyi kullanabilen SYRIZA lideri Alexis Tsipras.  İktidara gelmeleri durumunda Yunanistan’ın milyarlarca avroluk kurtarma paketi ve krediler karşılığında kabul ettiği kemer sıkma politikalarına son vereceğini, AB ve IMF'yle kredi koşullarını yeniden müzakereye açacağını söylemektedir.[4] Troykanın ve memorandumların dayattığı kemer sıkma politikalarıyla ülke ekonomisini yıkıma, halkı da büyük bir yoksulluğa sürüklediğini, ülkeyi alacaklıların elinde oyuncak haline getirdiğini, bu da yetmezmiş gibi aşırı sağcı bir zihniyetle ülkedeki demokrasiye, hukuk devletine zarar verdiğini, hak ve özgürlüklerin birçoğunu kısıtladığını söylemektedir. Bu çıkışlarıyla seçmenin önemli bir kısmının, umutsuzların umut kaynağı olmuştur. Mevcut kötü şartlardan dolayı Yeni Demokrasi’yi ve ortaklarını suçlu bulmaktadır. Dış borçlarının nominal değeri üzerinden büyük bir kısmının silinmesini de istemektedir. Tüm bunları beyan ederken de açıklamalarda sık sık Yunanistan'ın Euro Bölgesi üyeliğini tehlikeye atma niyetinde olmadıklarına dair vatandaşlara güvence vermeye çalışmaktadır.[5] Kısaca radikal bir değişiklik vaat etmektedir.

 

Öte yandan eski başbakan Andonis Samaras’ın önderliğindeki Yeni Demokrasi (ND) ise kesinlikle anlaşmayı bozmak değil de, Ekonomik Uyum Programı adındaki reçeteye sadık kalınmasından yana. İlaveten ülkenin Avro Bölgesi’nden çıkmasının felaket olacağını, devleti iflasa sürükleceğini vurgulamaktadır. Buna inanmanın saflık olduğunun altını çizerek, Avrupa ve IMF ile ters düşmenin, zaten darda olan ülkenin batacağını ve sonun başlangıcının olacağını söylemektedir. ND olası bir SYRIZA zaferi yeni bir ekonomik kriz ve hatta Avro Bölgesi’nden çıkma için tehlikeli bir yol açabileceği konusunda uyarıda bulunmaktadır. Yeni Demokrasi SYRIZA’nın ülke için çok tehlikeli bir parti olduğunu, uygulayacağı riskli solcu politikalarla ekonomiyi ve toplumsal düzeni büsbütün yıkacağını iddia etmektedir. Samaras’a göre Tsipras “umudun umudunu vaat ediyor”.[6] Öyle ki SYRIZA Batı Trakya Türklerinin arasında da yükselmekle kalmayıp, yarısı ikamet iznine sahip sayısı bir milyonu geçen göçmenin de umudu olmuş durumdadır.

 

Fakat SYRIZA'nın iktidara gelmesi durumunda IMF ve AB’yi tanımaması, Avrupa'da domino etkisi yaratarak, Euro Bölgesi’nin dağılmasını bile gündeme getirebilir. Bu yüzden Almanya Şansölyesi Angela Merkel’in “Grexit’i”,[7] Yunanistan’ın Euro grubunu terk etme ihtimalini gündeme getirmiştir. Çünkü Yunanistan’ın Euro’yu terk etmesi, borçları AB vergi mükellefine yıkmak olduğu için, en büyük faturayı ödeyen ülke Almanya olacaktır. Bu yüzden başlıca Almanya bu duruma bir çözüm arayacaktır.[8] Bu durumun zaten sıkıntılar yaşayan Avro Bölgesi’yle kısıtlı kalmayıp küresel etkileri de olacağı mutlaktır.[9] Tüm bunlara ilaveten “Altın Şafak” gibi ırkçı ve aşırı sağ siyasi partilerin de yükselişte olması, özellikle de Türk azınlığı açısından kaygı vericidir.

 

Seçim Sonrası Muhtemel Senaryolar

 

Seçim sonrasında gerek basında, gerek kamuoyunda nasıl bir hükümet oluşacağı konusunda birçok senaryo tartışılmaktadır, ama bunlardan sadece birkaçının gerçekleşme ihtimali yüksektir. SYRIZA tek başına hükümet kuracak çoğunluğu sağlayamazsa koalisyon ortağı veya ortakları arayışına gidecektir. Anket sonuçlarını esas alacak olursak, SYRIZA’nın birinci parti olarak çıkacağını öngörülmektedir. İkinciliği ise sağ muhafazakâr ND alacak gibi. Dolayısıyla SYRIZA’nın, neredeyse olanaksız olan “Alman Formülünü” uygulamazlarsa, ND ile işbirliği yapması neredeyse imkânsızdır. Her iki parti de böyle bir ortaklığı kendi tabanına anlatamaz ve kabul ettiremezler. SYRIZA, ND’nin Troykanın dayattığı kemer sıkma politikalarıyla ülke ekonomisini yıkıma, halkı da büyük bir yoksulluğa sürüklediğini, ülkeyi alacaklıların elinde oyuncak haline getirdiğini, bu da yetmezmiş gibi aşırı sağcı bir zihniyetle ülkedeki demokrasiye, hukuk devletine zarar verdiğini, hak ve özgürlüklerin birçoğunu kısıtladığını söylemektedir. Diğer taraftan ND de son üç yıldır ve seçim kampanyası boyunca, SYRIZA’nın ülke için, yanlış politikaları yüzünden ekonomi ve toplumsal düzen açısından çok tehlikeli olduğunu vurgulamaktadır.

 

Senaryo 1: SYRIZA’nın popülist milliyetçi ANEL ile birlikte koalisyon hükümeti oluşturması.

 

Son yıllarda iki parti muhalefetteyken birçok konuda birlikte hareket etmiştir. Yaptırım karşıtı söylemlerin de birbirine oldukça benzemektedir. Büyük ihtimalle Bağımsız Yunanlılar (ANEL) yüzde 3 barajını aşarak mecliste girecektir. Bu partilerin olası bir koalisyon hükümeti, her birinin seçmen tabanında kabul görecektir. Bu koalisyon toplamda 155-160 civarı milletvekiline sahip olacağı için bazen çatırdayabilecektir. Ayrıca böyle bir koalisyonda ANEL’in milli meseleler, milli savunma, ulusal güvenlik ve dışişleri alanlarında belirleyici bir rolü doğacaktır. Olası hükümet, dış politikada, Yunanistan’ın uzlaşmaz ve gerginlikleri artırıcı bir çizgi izlemek zorunda bırakabilecektir, din-devlet ilişkileri ve kadın hakları ile ilgili ilerici ve özgürlükçü politikaları uygulaması çok zor olacaktır. Batı Trakya Türk Azınlığıyla ilgili konularda da, atılacak her adımda SYRIZA, ANEL’in milletvekillerinin onayını almak zorunda kalacaktır. Doğacak sonuçlar da hiç hoş olmayabilir. Olası bu senaryo gerçekleşirse zaten zor günler geçiren ülkenin saygınlığını daha da düşürecektir.

 

Senaryo 2: SYRIZA ve POTAMI ile birlikte koalisyon hükümeti oluşturması.

 

Merkez sol/ liberal çizgide olan POTAMI, Troykanın kemer sıkma politikalarını onaylamaktadır. Yeni olmasından dolayı yıpranmamış bir imaja sahip olan bu siyasi parti, anketlere göre halkça tutulmasını hayli artırmış durumda ve üçüncü parti olarak gözükmektedir. Yaklaşık 20 milletvekili ile parlamentoya girmesi beklenmektedir. Aslında POTAMI’nin ülke ekonomisi, krizden çıkış, devletin rolü gibi politikalarda, SYRIZA’dan çok farklı, hatta zıttı olmasına ve de SYRIZA’nın yapmayı vaatlerini tehlikeli bulmasına rağmen POTAMI ve parti lideri Stavros Theodorakis, SYRIZA ile de işbirliğinin mümkün olduğunu söylemektedir. POTAMI müzakerelerde AB ve IMF’ye karşı tek taraflı hiçbir adım atılmaması ve de avro ve AB çerçevesinden çıkılmaması şartlarını koyacağı aşikârdır. SYRIZA’nın bunları tabanına kabul ettirmesi zor gözükse de mümkündür. Böyle bir koalisyon hükümeti ekonomik konularda kısıtlı hareket özgürlüğüne sahip olsa da, ırkçılıkla mücadele ve azınlıkların hakları gibi toplumsal konularda cesur ve ilerici politikalar benimseyerek Avrupa ve dünyada sert eleştirilere maruz bırakan birçok kronikleşmiş soruna çözüm getirilebilir. Muhtemelen POTAMI’nin SYRIZA’yı dizginleyeceği bir koalisyon kurulursa, ekonomi politikalarında SYRIZA’nın elini kolunu bağlasa da, sosyal konularda SYRIZA’ya programında önerdiklerini gerçekleştirmesi için önemli bir imkân sağlayacaktır. Görünen o ki, mevcut tabloda Yunanistan için en iyisi bu senaryo.

 

Batı Trakya Türklerinin Seçimde Eğilimleri ve Beklentileri

Yunanistan’ın genelinde olduğu gibi Batı Trakya Türkleri de ekonomik krizden çok ciddi bir şekilde etkilenmiş vaziyetteler. Türkler ağırlıklı olarak tarım ve inşaat sektörlerinde çalışmakta ve faaliyet göstermektedirler. Krizden bu sektörler en çok zarar görenlerin başında yer aldığından ötürü de işsizlik yüksek derecede artmıştır. Hal böyle olunca, Türk Azınlığının maddi durumunda bir hayli gerileme yaşanmıştır. Dolayısıyla ülkenin geri kalanı gibi Batı Trakya Türkleri de genel seçimlerin çözüm getirme ihtimali meçhul olan sandıktan umudun ve değişimin çıkmasını arzulamakla birlikte azınlık hakları konusunda da hassasiyet beklemektedirler.

 

Ancak 1989'da Dr. Sadık Ahmet’in[10] Batı Trakya Türklerinin ilk bağımsız milletvekili[11] seçilmesinden sonra konulan yüzde üçlük seçim barajı bu güne kadar aşılamamıştır. Barajı aşmak için yaklaşık 200 bin seçmen gerekmedir. Türklerin nüfusu ise yaklaşık 150 bin civarındadır. Bundan dolayı Batı Trakya Türk Azınlığının siyasi temsilcileri seçime değişik partilerin çatısı altında katılmaktadırlar. Bu da zaten yetersiz olan azınlığın temsiliyet sayısını düşürmektedir. Bir önceki, 2012 seçimlerinde, 300 koltuklu mecliste üç milletvekili ile temsil edilen Batı Trakya Türkleri, bu seçimlerde çeşitli partilerden 17 tane Türk adaydan[12] dört milletvekilinin yanı sıra bakan veya bakan yardımcısı hedeflemektedirler. Yıllardır PASOK’a oy veren Türkler de ülkedeki genel eğilim gibi siyasette farklı ses aramakta.[13] Anketlere göre beş ilden oluşan Doğu Makedonya Trakya Eyaleti’nde Drama, Kavala ve Dedeağaç illerinde ND Partisi, Rodop ve İskeçe illerinde ise SYRIZA Partisi önde gözükmektedir.[14] Tüm bunların sebepleri de özellikle anadilde eğitim ve müftülük ile ilgili meselelerde bir değişiklik olmadığı, Türk azınlığına sahip çıkılmadığı sebep gösterilmektedir.

 

Değerlendirme

 

Radikal değişikliklerin yanı sıra yabancı ve Türk düşmanı aşırı milliyetçi Altın Şafak gibi partilerin de destekçilerinin artması endişe verici. Kamuoyu yoklamalarında radikal değişimi vaat eden aşırı sol SYRIZA’nın yükselişi, ülkenin kurtarma paketi ve avro ile devamı konusunda endişe yaratıyor. Yunanistan halkının kemer sıkma politikalarına ve memorandumlara dayalı tepkileri muhtemelen Avro Bölgesi ve de tüm AB’de yeni bir kriz yaratacaktır. Seçim sonuçları bu krizinin bir sonraki aşamasının ne olacağı konusunda, hem de ülkenin hangi yönde yoluna devam edeceği açısından hayati derecede önemlidir. Tüm tabloyu gözler önüne getirdiğimizde birkaç soru sorulması gerekmektedir: Batı Trakya Türkeri’nin beklentileri gerçekleşecek mi; “Grexit” olacak mı; AB bu krizi yönetebilecek mi; yeni bir formül bulabilecek mi; yoksa çözülmeye mi başlayacak?  Tüm bu soruların cevaplarını ilerleyen günlerde göreceğiz.

 


* Yazıdaki bilgiler çeşitli ve farklı dillerde görsel ve yazılı basınından toplanmış ve derlenmiştir.

[1] Portre: Yunanistan seçimlerinin favorisi Syriza kimdir?

http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2015/01/150121_syriza_portre

[3] Greek Parliamentary Election: 18-23 Jan 2015 poll of polls

http://metapolls.net/

[5] СИРИЗА: Европа не трябва да се страхува от нас

www.capital.bg/printversion.php?storyid=2458498

[8] Merkel: We will find a European solution for Greece

http://www.balkaneu.com/merkelfindeuropeansolutiongreece/

[9] Schulz wirft Regierung Verantwortungslosigkeit vor

http://www.welt.de/136091396

[11] 1920 yılından bugüne Batı Trakya'dan Yunanistan Parlamentosu’na kaç azınlık milletvekili seçildi?

http://www.azinlikca.net/2015-yunanistan-erken-secimleri/yunanistan-parlamentosuna-secilmis-azinlik-mileltvekillerinin-listesi-1222016.html

[13] Yunanistan seçimleri ve Batı Trakya Türklerinin seçime yaklaşımları

http://www.dw.de/gyüzdeC3yüzdeBCndem/s-10201