ABD’li Rahip Brunson’ın serbest bırakılması talebi üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yarın saat 18.00’e kadar göndereceksiniz. Burası Çatladıkapı ülkesi mi ya, burası Türkiye ne yapıyorsunuz?” diye tepki göstermişti. Brunson olayı güncelliğini korurken ilginç bir şekilde Edirne’de tutuklu olarak yargılanan iki Yunan asker serbest bırakıldı. Askerleri Selanik’te Yunan Savunma Bakanı Panos Kammenos karşıladı.

 

1 Mart 2018 Perşembe günü Kastanies – Pazarkule sınırı yakınında Türk topraklarına giren 2 Yunan askeri, Türk askerleri tarafından yakalanmış ve Edirne 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından “birinci derece askeri yasak bölgeye girmek” ve  “askeri casusluğa teşebbüs” suçlarından tutuklanarak cezaevine konulmuştu. 2.Sulh Ceza Hakimliği’nde, 14 Ağustos 2018’de yapılan duruşmada Teğmen Angelos Mitretodis ve Astsubay Çavuş Dimitris Kouklazis serbest bırakıldı.

 

Türkiye, Yunan askerlerini serbest bırakırken, Yunan askerlerinin 1996, 2006 ve 2014’te Türk askerlerine ve Türk vatandaşlarına karşı işlediği suçlar ve cinayetler nasıl izah edilecek?

 

Yunan Askerlerinin İşlediği Suçlar ve Cinayetler

 

REFAHYOL Hükümeti döneminde, 8 Ekim 1996’da Sakız Adası’nın güneyinde, Türk hava sahasında uçan F-16 savaş uçağımız Yunan jetleri tarafından açılan ateş sonucu Ege Denizi’ne düştü. Pilot Yarbay Osman Çiçekli kurtulurken, Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan uçakla birlikte denize düşerek şehit oldu.

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbakanlığı döneminde, 23 Mayıs 2006’da bir Türk savaş uçağı, Rodos ve Kerpe Adası’nın güneyinde, uluslararası hava sahasında, düz uçuş pozisyonunda uçarken, bir Yunan savaş uçağı tarafından, alttan ve arkadan çarpmak suretiyle düşürüldü. Çarpma sonrasında pilotumuz paraşütle atlayarak canını zor kurtardı. Yunan pilot ise uçağı ile birlikte denize çakılarak öldü. Kaza ve kırım sırasında uçaktan çekilen video görüntülerinde, Yunan pilotun kusurlu olduğu açıkça görüldü. Uçağımızın pilotu Atina Ceza Mahkemesi tarafından gıyabında yargılandı ve yargılama sonucunda, Yunanlı pilotun ölümüne neden olmaktan suçlu bulunarak, Ocak 2009’da 4 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Pilotumuz, hiçbir kusuru ve suçu olmadığı halde uluslararası hukuka göre yetkili olmayan Yunan mahkemesinde yargılandı. Hâlbuki Bozkurt Lotus olayından sonra, Fransa 1927 yılında uluslararası çağrı yaparak, yargılama hakkının bayrak devletinde olmasına neden olmuştu. Eğer pilotumuzun bir suçu olsaydı yargılamanın Türk mahkemeleri tarafından yapılması gerekirdi.

 

Yunanistan, yargılama sonrasında İnterpol’e başvurarak pilotumuzun yakalanması için kırmızı bülten çıkarılmasını sağladı. Hâlihazırda pilotumuz bu yüzden AB ülkelerine gidemiyor. Çünkü AB ülkelerinden herhangi birine girmesi halinde tutuklanabilir.

 

Amerikan yapımı F-16 uçaklarının kaza ve kırım kayıtlarını inceleyen ABD Dışişleri Bakanlığı da söz konusu kazada Yunan pilotun kusurlu olduğunu tespit etti. Bunun üzerine ABD Dışişleri Bakanlığı, Haziran 2009’da Yunanistan’a bir telgraf göndererek Türk pilotun yakalanması için İnterpol ve diğer kurumlar nezdinde yaptığı başvuruyu sessizce geri çekmesini istedi. Ancak Yunanistan bu talebi geri çevirdi.

 

14 Nisan 2014’te, Türk tekne kaptanı Mustafa Ateş, Keçi Adası ile Bodrum sahilleri arasında Türk karasularında seyir halinde iken Yunan Sahil Güvenlik Botundan açılan uçaksavar makinalı tüfek ateşi ile öldürüldü. Göçmen kaçakçılığı yaptığı iddia edilen Mustafa Ateş’in teknesinde göçmen bulunamadı. Kaptan Ateş, başına ve sırtına isabet eden 8 mermi ile hayatını kaybetti.

 

28 Mayıs 2014’te, Bodrum Turgutreis Çatalada yakınlarında balık avlayan vatandaşlarımızın teknesine, Yunan Sahil Güvenlik Botundan uçaksavar makinalı tüfeği ile ateş açıldı. Teknedeki dört vatandaşımız İstanköy Adası’na zorla götürülerek tutuklandı. İki hafta sonra 3 vatandaşımız serbest bırakıldı ancak tekne kaptanı Kaan Camuzoğlu, Pire Koridalos Cezaevi’ne gönderildi. Cezaevinde tam 13 ay mahkemeye çıkarılmadan bekletilen Camuzoğlu, ölmek üzereyken mahkemeye çıkarılarak tahliye edildi. Camuzoğlu Türkiye’ye döndükten sonra İzmir’deki hastanede hayatını kaybetti.

 

Yunanistan, 1996 ve 2006 yıllarında düşürdüğü iki adet F 16 uçağının parasını ödemedi. Şehit olan pilotumuz ile yaralanan pilotlarımıza tazminat ödemedi. 2006 yılında Yunan pilot tarafından düşürülen Türk pilotuna verdiği 4 yıl hapis cezasını ve İnterpol’den çıkardığı kırmızı bülteni iptal etmedi.

 

Yunanistan, askerlerimizin ve vatandaşlarımızı canına ve milletimizin malına kastederken ödüllendirildi. Ege Denizi’nde, Türk Hava Sahası ve uluslararası hava sahasında uçuş yapan askeri uçaklarımıza sürekli olarak önleme/it dalaşı yapan Yunan Hava Kuvvetleri Pilotları 2010 yılından itibaren Türk Hava Yolları’nda işe alındı.

 

2014 Yılında, Ege Denizi Türk karasularında devlet gemisi ile deniz korsanlığı yaparak iki vatandaşımızın ölümüne neden olan Yunanistan’a müzik notası bile verilmedi. Olayların cereyan ettiği bölgede görevli ve yetkili olan Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı, Yunan askerleri hakkında soruşturma açmadı. Ege Denizi Türk karasularında deniz korsanlığı yaparak iki vatandaşımızın ölümüne neden olan Yunan askerlerinin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanmaları için hiçbir girişimde bulunulmadı. Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri Ümit Yalım, Yunan askerlerinin yargılanmaları için 06 Haziran 2018’de Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme 11 Haziran 2018’de resmi cevap vererek başvuruyu işleme koydu.

 

Türk askerini ve Türk vatandaşlarını öldüren, Türk subayına 4 yıl hapis cezası veren Yunanistan, Türkiye lehine hiçbir girişimde bulunulmazken, Türkiye’ye yasadışı yollardan giriş yaparak “Birinci Derece Askeri Yasak Bölgeye girmek” ve “Askeri Casusluğa teşebbüs” suçlarından yargılanan iki Yunan askeri 14 Ağustos 2018’de serbest bırakıldı.

 

Şimdi soralım, Türkiye Çatladıkapı ülkesi mi?  Yunan askerlerinin serbest bırakılması, ABD’li Rahip Brunson’ın serbest bırakılması için yapılan ön hazırlık mı?