Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde, astsubay eşini ziyarete gittiği üs bölgesinden evine dönen Nurcan Karakaya’nın kullandığı otomobilin geçişi sırasında, PKK’lı teröristlerin önceden tuzakladığı el yapımı patlayıcı infilak etti. Patlamada, Nurcan Karakaya ve 11 aylık bebeği Mustafa Bedirhan Karakaya şehit oldu. Eşi ve bebeğini terör saldırısında kaybeden Astsubay Çavuş Serkan Karakaya şunları söyledi: “Diyecek bir şeyimiz yok, vatan sağ olsun. Vatana iki canımızı verdik, feda olsun. Kanını yerde bırakmayacağız. Sürpriz yapmak için yanıma çıktı. İki saat oturduk, iki saat sonra indi. 15 dakika sonra da patlama oldu zaten. Patlama sesini duydum. Ben üst bölgesinden takip ediyordum eşimi, kaybolduğu noktada zaten patlattılar. Ben silahımı alıp indim zaten. Allah onları kahreylesin. Biz evlat katili değiliz. Kanını yerde bırakmayacağız. Gelip benden sorsalardı ama çocuğumdan eşimden sormuşlar; bakacağız. Vatan sağ olsun. Vatan yoluna iki canımız feda olsun. Vatan sağ olsun inşallah.”

 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da Türkiye’yi gözyaşına boğan hain saldırı hakkında sert açıklamalar yaptı. Soylu, “Bu cinayetin görmezden gelinip, üstü örtülür bir yanı yoktur. Artık hiçbirisi ne bizim operasyonlarımıza laf söyleyebilir ne mahkemelerimize yargılamalarımıza laf söyleyebilir. Ne de kiminle alışveriş yapacağımıza laf söyleyebilir. Besleyip büyüttükleri budur. PKK dün da bebek katiliydi bugün de bebek katili” dedi.

 

Astsubay Serkan Karakaya’nın eşi ve 11 aylık bebeğine yönelik hain terör saldırısının sebeplerini Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

“PKK, Başarısızlığının Üzerine Ortaya Çıkan Konjonktürde Bu Sivil Katliamını Gerçekleştirdi”

 

Türkiye’de pek çok insan yakalayamadı ama seçimden sonra PKK, aslında bir atılım hamlesi gerçekleştirmeye çalıştı. Türkiye’de bir siyasi kırılganlık, yani siyasi rekabetten ziyade siyasi düşmanlık oluşmuştu. Bahar döneminde çalıştığı hamleyi gerçekleştiremedikten sonra, PKK, o siyasi düşmanlığı derinleştirecek tarzda bir etki üretme gayretine gitti ama başaramadı. Şimdi o başaramamanın üstüne ortaya çıkan bir konjonktürde bu sivil katliamını gerçekleştirdi.

 

Bu sivil katliamında şu noktalar görülüyor; Güneydoğu’da bir stabilizasyon olmuştu, özellikle bu sene bir rahatlama var. Bunun ispatı zaten hayatını kaybeden anne ve bebekte kendisini gösteriyor. Yani rahatlıkla eşi, Güneydoğu’nun, bizim hep terörle andığımız meskûn mahallerinde rahatlıkla gezebiliyorlar, yollarında seyahat edebiliyorlar. Hatta, bir hanımefendi, tek başına çıkıp çocuğunu alıp bir üs bölgesine eşini ziyarete gidebiliyor. Bu bir rahatlık ve aynı zamanda burada Batı’dan gelen insanlarla, Güneydoğu’daki yaşayan insanlar arasındaki sosyolojik ilişkilerin, kardeşlik bağlarının gelişmesiyle ilgili bir ispat fotoğrafı var. Diğer tarafıyla ekonomik bir boyutu söz konusu… Sonuçta sivil halk, oradaki esnaf vs. para kazanıyorlar. Aslında PKK, bunları da vurdu. Bundan sonraki süreçte Güneydoğu’daki asker eşleri, asker aileleri sokağa çıkmak için hep tedirgin olacaklar. “Acaba yine böyle bir eylemle karşılaşılır mı?” diyecekler.

 

“Travmadan Beslenen Bir PKK Fotoğrafıyla Karşı Karşıyayız”

 

Bu bir travma ve travmadan beslenen bir PKK fotoğrafıyla karşı karşıyayız. Bir diğer yanıyla bir zihin sızması yapıyor. Eylem gerçekleştiriyor, gerçekleştirmiş olduğu eylem üzerinden insanlarda büyük bir öfke, nefret, yok etme duygusu ortaya çıkıyor. Şimdi bu ortaya çıkan duyguları yönetmeye çalışan bir PKK fotoğrafı var. Sosyal medyaya baktığınız zaman bunu çok rahatlıkla görebiliyorsunuz. Düşmanlık üreten zihinler bilinçli veya bilinçsiz şekilde devreye giriyorlar. Burada etnik anlamda, düşmanlığın derinleşmesiyle ilgili bir amaç var. Bir cümle kurarız ya; “reklamın iyisi, kötüsü olmaz” diye PKK, Türkiye’de arzu etmiş olduğu etkiyi üretemeyince, bu yollarda etkisini gösterme yoluna girdi. Açıkçası şuan bütün Türkiye PKK’yı konuşuyor. Böyle de bir fotoğrafı var. Öte tarafı ile de açıkçası bir fırsat eylemi olduğunu ve ne yazık ki bu fırsat eyleminin bir saha keşfi istihbaratı ile yaptığını da ifade etmemiz gerekiyor.

 

“PKK Varlığı Şu An Suriye’nin Kuzeyi ve Irak’taki Tartışmalı Bölgelerde Ciddi Bir Etki Üretiyor”

 

Şimdi bir kavram ortaya çıktı; “erişim alanlarında terör ile mücadele” ve “erişimin olmadığı alanlarda terörle mücadele”. Türkiye’nin erişim alanlarındaki terörle mücadelesi daha çok güvenlik kuvvetleri üzerinden yapılıyor ama erişim olmadığı alanlardaki terörle mücadeleyi Türkiye şu an dünyanın PKK’ya bakışı ile ilgili ortaya çıkan konjonktürel zorluklar çerçevesinde siyasi ve diplomatik olarak yapmaya çalışıyor. Şimdi, erişim alanlarındaki terörle mücadele çok etkin ve çok kararlı bir şekilde devam ediyor. Bunun yeri neresidir? Kendi sınırlarımız ve belli ölçüde Irak’ın kuzeyindeki alandır ama Suriye’deki PKK ile veya tartışmalı bölgelerdeki PKK ile istediğimiz gibi mücadele edemiyoruz. Oralarda diplomatik anlamda veya siyasi anlamda bir mücadele niyetimiz var ama çok net bir mesafe kat edebildiğimiz de söyleyemeyiz. PKK’yı himaye eden güçler orada kendi küresel güçlerini ve caydırıcılıklarını kullanarak PKK’ya bizim dokunmamıza izin vermiyorlar. Orası şu an bizim için çok fazla gibi gözüküyor olabilir ama orta ve uzun vadede Türkiye’nin başında çok artacak PKK varlığı şu an Suriye’nin kuzeyi başta olmak üzere Irak’taki tartışmalı bölgelerde ciddi anlamda bir etki üretiyor. Bu üretmiş olduğu varlık ve etkiyi meşrulaştırmaya ve stabilize etmeye çalışıyor.