20 Mart 2014 tarihinde Tayvan parlamento binasının önünde yüzlerce kişi Çin ile yapılan ticaret anlaşmasını protesto etti.  Meclisi işgal eden göstericiler, Haziran 2013’te imzalanan ama parlamento tarafından onaylanmadığı için yürürlüğe girmeyen anlaşmanın Tayvan ekonomisine zarar vereceğini ve ülkeyi Pekin yönetiminin baskılarına karşı savunmasız bırakacağını savundu. Protestocular, iktidardaki parti üyesi milletvekillerinin metnin alt komitedeki görüşmelerinin tamamlandığını açıklamaları üzerine binaya girmişti. Tayvan ve Çin arasında imzalanan anlaşma birbirlerinin hizmet piyasasında serbestçe yatırım yapmalarına olanak sağlayacak.

 

Çin ile imzalanan bir anlaşmayı protesto amacıyla Tayvan'daki meclisin işgali eylemini Tayvan-Çin ilişkileri açısından Süleyman Demirel Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümünde Araştırma Görevlisi ve Pekin Üniversitesi Misafir Araştırmacı Ümit ALPEREN, TÜRKSAM için değerlendirdi:

 

“2009 yılında Tayvan (Çin Cumhuriyeti) ile Çin (Çin Halk Cumhuriyeti) arasında imzalanan Ekonomik İşbirliği Çerçeve Antlaşması bağlamında, 2013 Haziran’ında müzakereci olarak Tayvan tarafından yarı-resmi Straits Exchange Foundation (SEF) Çinli muhatabı ile Cross-Strait Service Trade Agreement(CSSTA) antlaşmasını imzalaması Tayvan Meclisi (Yuan) baskınını ya da protestosunun temel nedenini oluşturmaktadır. Adı geçen antlaşmaya karşı olanların müzakerelerin kapalı kapılar arkasında yapıldığını ve bu antlaşma ile Tayvan’daki çeşitli sektörlerin Çinli yatırımcılara açılmak istediğini belirtmektedirler. Bu antlaşmanın Çin ile yakın ilişkileri savunan iktidar KMT (Kuomingdang, Çin Milliyetçi Partisi) tarafından incelenme sürecinin başlatılmak istenmesi, antlaşmanın Tayvan ekonomisine ve egemenliğine zarar vereceğini savunan adanın en büyük muhalefeti olan Demokratik İlerleme Partisi (DPP, Democratic Progressive Party) taraflarınca Tayvan Meclis’te protesto eylemi yapması ile sonuçlanmıştır.

 

Bu antlaşmanın Tayvanlılar için ne anlama geldiğini anlamak için; 1949 sonrasında özellikle 1971 sonrasında Çin dış politikasının en önemli öncelikleri arasında yer alan “yeniden birleşme”nin ve 1949 sonrası Tayvan’ın siyasi yapısı incelendiğinde adı geçen antlaşmanın Çin-Tayvan ilişkilerinde ne anlam ifade ettiğinin açıklığa kavuşturulması mümkün olacaktır. 1949 yılında, Çin iç savaşında komünistlerin, milliyetçileri mağlup etmesi sonucunda, Çin Milliyetçilerini temsil eden Kuomingdang hükümeti merkezini Tayvan’a taşımış ve başkent olarak da Taipei şehrini belirlemiştir. Hem Pekin’deki Komünist hükümet (Çin Halk Cumhuriyeti) hem de Taipei’deki Milliyetçiler (Çin Cumhuriyeti) Çin’in meşru hükümeti olduklarını iddia etmişlerdir. 1971’e kadar BM’de Çin’in meşru hükümeti olarak Tayvan’daki hükümet tanınırken, 1971’de ABD Başkanı Nixon’un Pekin ziyareti ile Pekin Hükümeti, Taipei Hükümetinin BM’deki yerini almıştır. Özellikle 1971’den sonra ve Çin’in büyük güç olarak uluslararası arenada yerini almaya başlamasıyla, Tayvan’ın Çin’e katılması yönündeki çabalarına ağırlık verilmektedir. Hatta Tayvan’ın Çin’ e katılması konusu Çin resmi yayınlarında, belgelerinde, ifadelerinde Çin dış politikasının en önemli önceliklerinden bir tanesidir. Bu bağlamda Çin, Tayvan’ın Çin’e katılması yönünde “kaba/sert güç” yerine “yumuşak güç” stratejisi kullanmayı tercih etmektedir. Çin’in Tayvan’a karşı yumuşak güç stratejisinin iki ayağından birincisi Tayvan’a mümkün olduğunca çok yatırım yapmak, ikincisi Tayvan’da Çinli (ana karadan) yönetici pozisyonunda çok sayıda eleman yerleştirmek.

 

Haziran 2009’da Çin-Tayvan arasında imzalanan Ekonomik İşbirliği Çerçeve Antlaşması göre ise; Tayvan 205 üretim, kısıtlı sayıda da finans ve hizmet sektörünü Çinli yatırımcılara açmıştır. Buna ek olarak 42 sektör daha Çin sermayesine açılmıştır. Buna göre de yaklaşık 500.000 ABD Doları yapan Çinli yatırımcıya 1 yıllık çok girişli Tayvan vizesi verilmesi kararlaştırılmıştır.

 

19 Mart 2014’de yatırımın liberalleştirilmesi çerçevesinin üçüncü adımı olarak Tayvan Meclisi (Yuan) daha önce açılan sektörlere ilave olarak 161 sektörü daha Çin sermayesine açmayı onaylaması özellikle DPP taraftarı Tayvanlıları kızdırmıştır. Çin sermayesine son açılan sektörlerin içerisinde Çinli yatırımcıların girmesi yasak olan LED ve güneş pili (solar battery) alanlarının da olması dikkat çekmektedir. Genel bir politika olarak Tayvan yönetimi, Çinlilerin Tayvan’da enerji sektörüne girmelerini olumlu karşılamamaktadır. Fakat hala Tayvan’da Çinli şirketlerin her sektörde yatırım yapmalarına izin verilmemektedir.

 

Tayvan’da mevcut hükümeti, 1949 sonrasında Çin’den Tayvan’a kaçmak zorunda kalan Kuomingdang (Milliyetçi Parti) oluşturmaktadır. Kuomingdang’a destek veren Tayvanlıların büyük çoğunluğu 1949 sonrasında Çin’den (anakara) Tayvan’a gelmiş olan Çinlilerdir. 1986 yılında liberal bir parti olan ve destekçilerinin çoğunluğunu yerli Tayvanlıların oluşturduğu Demokratik İlerleme Partisi (Democratic Progressive Party, DPP) kurulana kadar Kuomingdang adanın tartışmasız yöneticisi olmuştur. Kuomingdang Çin ile daha yakın ilişkilerin geliştirilmesini savunurken, DPP Tayvan’ın bağımsızlığına ve mutlak egemenliğine vurgu yapmaktadır. DPP’ye göre Çin ile yakın ilişkiler Tayvan’ın egemenliğine zarar verecektir. 20 Martta çoğunluğu DPP taraftarlarının Tayvan meclisinde protesto eyleminde bulunmalarının nedeni de Çinlilerin Tayvan’da ekonomik güçlerini arttırması ve bunun ileride siyasi bir silah olarak kullanılması kaygısıdır” olarak değerlendirdi.