Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile 20 Ocak'ta Afrin bölgesinde PKK/KCK/PYD-YPG'li ve DEAŞ'lı teröristlere yönelik başlatılan Zeytin Dalı Harekatı'nda 54. güne girildi. Teröristler bir bir etkisiz hale getirilirken kritik noktalar tek tek kontrol altına alınıyor.

 

Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre, harekatın başlangıcından bu yana etkisiz hale getirilen terörist sayısı 3444 oldu. Ayrıca, TSK ve ÖSO Afrin'in Kori Gul, Şadir, Çolağan, Göz, Marratah, Şatiyan, Yukarı Kaferdel, Kuran, Gevrika, Gazaviye, Halilo ve Deyr Mışmış köylerini teröristlerden temizledi.

 

Afrin Harekatı devam ederken, terör örgütünün kayıpları ile ilgili son durumu Terör ve Güvenlik Uzmanı Abdullah Ağar TÜRKSAM için değerlendirdi.

 

Aslında YPG/PKK’nın Zeytin Dalı Harekatı’nda kaybı bilinenden çok daha fazla ve bu devasa kaybın temel nedeni YPG/PKK’nın yanlış doktrini…

 

“Zeytin Dalı’nda Etkisiz Hale Getirilen Terörist Sayısı Bilinenden Fazla”

 

Kimi zaman, medya dünyasında ve sivil toplumda TSK’nın Zeytin Dalı Harekâtında etkisiz hale getirilen terörist sayıları ile ilgili açıkladığı verileri, fazla ve abartılı bulanlarla karşılaşıyorum. Oysa mücadelenin içinden gelmiş biri olarak; “TSK’nın bu konuda nasıl hassas davrandığını, nasıl büyük bir titizlikle veri ürettiğini” çok iyi biliyorum. Bir de burada ‘altını çizerek’ şunu vurgulamak gerekiyor: “Aksine! TSK’nın etkisiz hale getirilen terörist sayılarıyla ilgili paylaştığı veriler, büyük olasılıkla gerçeğin çok altında. Çünkü TSK sadece birebir tespit ettiği ve delillendirdiği terörist rakamlarını kamuoyuna açıklıyor. Yani aslında ‘diğer parametrelerle birlikte değerlendirildiğinde’ terör örgütü YPG/PKK’nın Zeytin Dalı Harekatı’ndaki kaybı bilinenden çok daha fazla.

 

“Operasyonlar Sonrası Ele Geçirilen Alanlarda Karşılaşılan Teröristler Bir Bir Kayıt Altına Alınıyor”

 

Bunu açıklamak gerekiyor. Önce ateş destek vasıtaları ile yapılan atışları ele alalım. SİHA’ların (silahlı insansız hava aracı), taarruz helikopterlerinin ve üst hava akınlarını gerçekleştiren uçaklarımızın atış öncesi, atış anı ve atış sonrası hedeflerdeki hareketliliği ve ortaya çıkan etkiyi kayıt altına alan çok gelişmiş görüntüleme sistemleri var. Bununla birlikte tanklarımızın da gerek termal gerekse diğer mercek sistemleriyle hedefi atış ve sonrasında gözetleme kabiliyetleri var. Yani bütün bu ateş destek vasıtalarımız atışın hedefteki tesirini görebiliyor, kayıt altına alabiliyor ve raporlandırmaya zemin hazırlayabiliyor. Elbette sadece bununla da kalmıyor. Çatışma alanları ve ateş altına alınan hedefler sürekli İHA (insansız hava aracı), İKU (insanlı keşif uçağı) ve askeri uydularımızla izleniyor. Teröristlerin hareketleri, alanlara giriş-çıkış, sızma ve sıyrılmaları, sayıca artış ve azalmaları sürekli takip ve analiz ediliyor, işleniyor.

 

Bununla birlikte topçu ve havancılarımızın yaptıkları atışları görme ve analiz imkanları yok. Burada devreye ileri gözetleyiciler, diğer atışlardaki gibi etkiyi takip, kontrol ve kayıt altına alan İHA, İKU gibi sistemler devreye giriyor. Tabii birliklerin kendi tespitleri var; operasyonlar sonrası ele geçirilen alanlarda karşılaşılan teröristler, çatışmaya giren birlikler tarafından bir bir sayılıyor, kayıt altına alınıyor.

 

“YPG/PKK Sivil Süsü Verilmiş Araçlarla Gece Boyunca Ceset Kaçırıyor”

 

İçindeki terörist sayısı bilinmeyen, görülmeyen, teyitli bilgisi alınmayan üs, kovan, bina, sığınak, barınak ve depolardaki imhaların sadece görünen, ifşa edilen, bilgisi alınan ve teyit edilmiş olanları rakamlara dahil ediliyor. Yani teröristlerin başına yıkılmış binaların, molozların, yıkıntıların altında kaç terörist kalmış, kaçı ölmüş, geriye dönüp bakan, sayan, saymaya çalışan yok. Bir de bunun üstüne, olası gerçek rakamlarla, açıklanacak rakamlar arasındaki skalanın açılmasına neden olan önemli bir durum var: Hâkim bir arazi kesiminin ya da meskûn mahallin ele geçirilmesi için yapılan taarruz ve manevralardan sonra yaşanan çatışma ve ateş fasılalarında YPG/PKK cesetleri kaçırmaya çalışıyor. Örneğin; akşama sarkan bir çatışma sonrası, ‘taktik gerekçelerle’ Mehmetçik köye sabahın erken saatlerinde girmeyi tercih ediyor. Bunu fırsat bilen YPG/PKK, sivil ve sivil süsü verilmiş araçlarla (kamyon, minibüs, traktör, pick-up ve hayvanlarla) bütün gece boyunca köyün içinden ceset ve yaralı kaçırıyor. Hatta pek çok kereler “Araçların birinin gelip birinin gittiği” durumla karşılaşılmış.

 

“YPG/PKK, Terörist Kayıplarını Az Göstermeye Çalışıyor”

 

YPG/PKK ise terörist kayıplarını az göstermek için sayısız talimat yayınlamış ve cezalandırma sistemi devreye koymuş durumda. Her ne olursa olsun, cesetlerin geride bırakılmasını istemiyor. Bununla birlikte cesetleri ve kayıpları gizlemek gibi de temel bir derdi var. Bunu dair uygulamalarda cesetleri gömmek kadar, cesetleri tünellerin, kuyuların, dehlizlerin, menfezlerin içine sakladığı, uçurumlardan ve yarlardan aşağı attığı, kaya çatlaklarına sıkıştırdığı tespit edilmiş. Hatta cesetleri parçalayarak paylaşıp kaçırmaya kalktıklarına bile rastlanmış. Bütün bunlara rağmen sadece Arfin merkezde her gün ortalama 20-25 teröristin gömüldüğü biliniyor. ‘Sözde’ örgüt liderleri etkisiz hale getirilen teröristlerle ilgili; “Hepsinin Afrin’e götürülmemesi gerektiğini, farklı farklı yerlere gömülmesi, götürülemiyorsa cesetlerin yok edilmesi talimatı” verdikleri de gelen bilgiler arasında. Ayrıca şu ana kadar YPG/PKK’ya angaje ‘sözde’ yayıncılarda, etkisiz hale getirilmiş teröristlerin ‘bir kısmına dair’ 1.200’ü aşkın ölüm ilanı ve taziyenin yayınladığı biliniyor. İşte bütün bu gerekçelerle YPG/PKK’nın zayiatları TSK’nın açıkladığı rakamlardan çok daha yüksektir. Peki, bu kadar büyük bir zayiatın temel nedeni nedir? Bunun da tek bir yanıtı var. YPG/PKK’nın doktrin hatası!

 

“YPG/PKK’nın Hibrit Terörü TSK’nın Uyguladığı Strateji Karşısında Çöktü”

 

Kavramsal olarak; “Terör hiçbir zaman kazanamaz, ama terörle mücadele eden her zaman kaybeder” sözü, terörün temel kimyasını açıklar. Bölücü terör örgütü YPG/PKK şu zamana kadar; “Türkiye’nin mutlaka kaybedeceği, ama kendisinin de asla kazanamayacağı” bu temel doktrin üzerine hareket etmiştir. Türkiye’nin bu kaybı kısaca; “55 bin can, 800 milyar dolar para, alana ve geleceğe ekilen düşmanlık tohumları” olarak özetlenebilir. Artık gelinen son kertede ise YPG/PKK Afrin’de “kazanmak için” doktrin değişikliğine gitmiş, kendisine sağlanan himaye, destek, fonlama, donatım, yığınak, eğitim ve alanlarla birlikte “konvansiyonel bir hazırlığa” girişmiştir. Jeo-stratejik bir tahkimat, binlerce mekanik engel- mayın tarlası ve patlayıcı sistemleri inşa etmiş, bölgede var olduğu bilinen 9 ila 11 bin teröristini konvansiyonel ve sofistike silah sistemleriyle birlikte bu alana konuşlandırmıştır. Bu büyük ihtiras (yığınak) Afrin karasalında sonun başlangıcı olmuştur.

 

YPG/PKK’nın konvansiyonel harbe-meskûn mahal çatışmalarına ve ‘sözde’ gerilla harbine dayalı uygulamaya çalıştığı karma-hibrit terör, TSK’nın uyguladığı strateji nedeniyle tam anlamıyla çökmüştür. Yığınak, kuvvet çarpanları, kuvvet Bileşenleri-Tecrübe-Pratik ve Moral değerlerini doğru bir stratejiyle kendine has ‘hibrit’ bir müdahale harekatına dönüştüren TSK, sadece YPG/PKK’nın yeni terör doktrinini değil, önüne yığdığı binlerce teröristi de ezip geçmiştir.

 

İşte YPG/PKK’nın terör tarihinde ilk defa bu kadar büyük bir kayıp yaşamasının temel sebebi budur. Şimdi de meskûn mahallere özgü tahkimat, engel ve patlayıcılar eşliğinde; “sivillerin içine, arkasına saklanarak”, “Sivilleri canlı kalkan ve bubi tuzak olarak kullanarak” ve “sivilliği gizlenme aracı olarak kullanarak” Afrin merkezde tutunmak istemektedir.

 

Not: Görsel, Kurayriyah köyü kırsalında SİHA ile etkisiz hale getirilen teröristlerin SİHA tarafından kayıt altına alınan görüntülerdendir.