Geçtiğimiz haftalarda yayınlanan bir raporda uzun zamandır düşündüğüm bu konu gündemdeydi. Düşüncelerimi teyit ediyordu.  21. yüzyıl Jeoteknoloji zamanıydı. Bu kavramın altında yatan yapay zekâ, robotiks, yenilenebilir enerji, biyoteknoloji, 5G, artırılmış gerçeklik gibi teknolojiler insanlığın geleceğini şekillendirmekte zira. Yeni dünya düzeninde, bu teknolojileri içselleştirmiş toplumlar gücü ellerinde tutuyor olacak. Jeoteknoloji farkındalığı bazı ülkelerde son derece yüksekken, bazı ülkelerde bir o kadar zayıf. En yüksek farkındalığa sahip ülke Çin. “Made in China 2025” yol haritası ve 2050 planı ve yol haritası Çin’in jeoteknoloji farkındalığının ne kadar yüksek olduğunu ortaya net olarak koyuyor. Öte yandan son yüzyılın süper gücü olan ABD siyasi olarak içe dönmesiyle ve özellikle temel eğitim kalitesindeki zayıflamalara paralel olarak, biraz odağını yitirmiş hissi vermeye devam ediyor.

 

Çin’in Jeoteknoloji Hamleleri

 

Dünyanın en büyük altyapı projesi olan “Bir Kuşak Bir Yol” projesi

Almanya’nın Endüstri 4.0 vizyonundan ilham alarak Çin’in ortaya koyduğu “Made in China 2025 vizyonu”

Kısaca hatırlamak gerekirse “Made in China 2025” toplam 10 kritik teknoloji ve sektöre odaklanıyor;

5G

Siber güvenlik

Robotiks

Havacılık teknolojileri

Okyanus mühendisliği

İleri tren yolları

Yeni Enerji teknolojileri

Tarım teknolojileri

Biyoteknoloji

Tıp teknolojileri

 

Bu hedeflere ulaşabilmek için Çin şu anda beş ulusal üretim inovasyon merkezi başlattı. 2025 itibarıyla 40 ulusal üretim inovasyon merkezi planlanıyor. 48 adet bölgesel üretim inovasyon merkezi açıldı. 1,5 milyar dolar devletten ve 1,6 milyar dolar bölgesel valiliklerden olmak üzere toplam 3,1 milyar dolar belirtilen alanlarda çalışacak teknoloji takımlarının desteklenmesi için kaynak ayrıldı. 2030’da Çin yapay zekâda dünya lideri olmak için çalışıyor. Şu anda elimizdeki ARGE verileri bu yönde hızla yol aldığını gösteriyor. Ben şu anda yapay zekâ teknolojileri üreten Beijing merkezli bir şirkete yönetim kurulu danışmanlığı yapıyorum. Çin devletinin bu yüksek teknoloji şirketlerine olan stratejik ve ekonomik desteklerini ilk elden tecrübe ediyorum. Bu pek başka ülkelerde karşımıza çıkmıyor doğrusu.

 

20. yüzyılın son dönemlerinde Japonya yüksek teknoloji ihracatında dünya lideriydi. Asya Development Bank verilerine göre 2014 yılında Çin yüksek teknoloji ürünleri ihracatının yüzde 44’üne sahip oldu. 2000 yılında Çin’in payı sadece yüzde 9,4’dü. Bugün Çin elektrikli araba, yenilenebilir enerji konusunda büyük atılımlar içinde. Yakında tamamıyla Çin yapımı uçaklardan oluşan Çinli hava yolu şirketlerini de göreceğiz. Trump yönetiminin başlattığı ticaret savaşı doğrudan “Made in China 2025” vizyonu bünyesindeki sektörlerle alakalı. Hedef net. 2017 yılında Netaş’ın yüzde 48’ini 101 milyon dolara satın alan Çin’in ikinci büyük Telekom teknolojileri sağlayıcısı ZTE de Trump’ın listesindeki şirketlerden biri. ZTE, ABD’den 1 Milyar dolarlık ceza aldı geçtiğimiz ay. Huawei de mercek altında şu anda. Trump ZTE’nin ABD’den herhangi bir bileşen almasını Nisan ayında yasakladı. Çin başkanı Xi bunun karşılığında “O halde bizim domestik inovasyona odaklanmamız gerekiyor” dedi.

 

Bu aslında bizim için de tanıdık bir konu. Türkiye, savunma sanayisindeki ihtiyaçlarını Batı’dan karşılayamadığı için kendi savunma sanayisine odaklandı ve bugün bize umut veren savunma teknolojilerine sahip hale geldik. Bu sadece savunma sanayimiz için değil, büyük resimde ülkemizin geleceği için son derece cesaret verici bir gelişme.

 

Çin’in “Made in China 2025” vizyonuna karşı olan sadece ABD değil…

 

AB’de de yavaş yavaş kıpırdanmalar görmeye başladık.  AB Ticaret Odaları Birliği geçtiğimiz haftalarda 532 AB firmasını kapsayan bir anket yaptı. Katılanların yüzde 58’i “Made in China 2025” insiyatiflerine katılamadıklarını çünkü Çin’in açık ve şeffaf olmadığını söyledi. Yüzde 62’si “Made in China 2025” vizyonunun bir zararı olmayabilir derken, geri kalanlar içinde yüzde 43 Çin’in şeffaf olmamasının kendilerinde şüphe uyandırdığını belirtti. Artık oyunun adı Jeoteknoloji ve bu kavramı kapsayan teknolojiler. Dünyaya bu perspektiften bakmaya başladığımızda, doğru yol haritalarını, doğru takımlarla ortaya koyabiliriz.

 

Türkiye’nin KOBİ’lerinin dijitalleşmesi ile birlikte yeniyi yaratma ve sağlam temeller atma zamanı bugün.  Bu ekosistemin oluşturulması ancak ve ancak devlet liderliğinde gerçekleşebilir. Önümüzde bunu başarmış yeni bir örnek var. Çin. Yeni dünya düzeni jeoteknoloji prensipleriyle oluşuyor. Jeoteknoloji gözlükleri edinin. Twitter’da bu konudaki paylaşımlarımı kaçırmayın.

 

Jeoteknolojiyi keşfetme, kendinizi geliştirme zamanı!

 

(Bu yazı 2 Temmuz 2018 tarihinde Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanmştır.)