PKK’nın silahlı terör eylemlerinde kayda değer bir azalmanın buna karşılık siyasi faaliyetlerinde artışın bulunduğu dikkatle bakanların gözünden kaçmayacaktır. Eylem sayısındaki düşüşü, operasyonların vs.nin etkisi nedeniyle terör örgütünün gücünde bir azalma olduğu değerlendirmesine bağlamak yanlıştır. Doğrusu daha önce de başvurulan taktiğin gereği olarak, terör eylemleriyle ülke gündemindeki yeri büyütülen PKK’nın siyasi faaliyetlerle bu etkiyi yasallık zeminine taşıması girişimidir.

 

PKK bugüne kadar hiç olmadığı şekilde bir tıkanıklık içerisinde. İçeriden ve dışarıdan gelen etkilerle değişmeye zorlanıyor. ETA ve IRA'ya özendirilmeye çalışılıyor. Terör ve silah unsurunu elinden hiçbir şekilde bırakmamaya kararlı olan PKK, değişim çerçevesinde siyasallaşması baskılarının karşısına terazinin bir kefesine terör eylemlerini diğerine siyasi faaliyetleri koyarak dengeli bir şekilde çıkmaya çabalıyor. Amerika’nın Irak’ı işgalinden itibaren terazinin kefelerindeki ağırlıkları sırayla arttırarak çıkış yolu bulmaya çalışıyor.

 

Artık sıradanlaşan bir taktikle kamuoyunu önce kanlı eylemlerle bıktırıyor, sonra eylemlerine ara vererek ortaya siyasilerini sürüyor. Koca bir ülkeyi artık ne olursa olsun PKK ile uzlaşılsın fikrini kabule zorluyor. Bu doğrultuda son günlerde neredeyse tümüyle ara verilen pusu, suikast, mayınlı, taciz ateşi gibi terör eylemlerinden sonra sahneyi siyasi PKK’lılar aldı. Düzenledikleri sokak eylemlerinde ve açık hava toplantılarında, “barış ve demokratikleşme” ile ÖCALAN’ın ev hapsini hep dile getiriyorlar.

 

PKK (ona bağlı olarak PJAK) söz konusu olduğunda Türkiye ve İran’a farklı tavır takınan BARZANİ de bu taktiğin bir parçasıdır. İran’ın askeri operasyonlarını desteklerken, Türkiye’nin PKK ile uzlaşmasında ısrarcıdır. Türkiye’nin terör örgütüyle anlaşmaya varmasından kazanç elde etmeyi ummaktadır.

 

Açık kaynaklardaki bilgilerden yola çıkarak son döneme ilişkin yapılacak bir değerlendirme neticesinde öngörülerimizi sıralarsak:

 

– Bölgede yeni sınırlar çizmenin hazırlığı içerisindeki ABD de, iktidarıyla, iç ve dış politikasıyla terörden bunalmış Türkiye de PKK’dan görüşmeler yoluyla kurtulmak için verilen zorunlu aradan sonra ikinci bir devre için yeniden işe koyulmuş durumda.

 

– Hem ABD hem de Türkiye bu konuda BARZANİ’nin arabuluculuğuna muhtaçlar ve kendisinden çok şey bekliyorlar.

 

– Türkiye, BARZANİ’yi davet ederken onun K. Irak’ta yapılacak askeri operasyonda doğrudan veya dolaylı olarak hiçbir surette yer almayacağını gayet iyi biliyordu. Bu bakımdan K.Irak’a döndüğünde bu içerikteki açıklaması sanıldığı gibi sürpriz değil aksine olağandı. Çünkü BARZANİ’den beklenen, askeri operasyonlara destek vermesi değil, yeni bir sürecin başlatılması için gerekli girişimi yapmasıydı. Onunsa böyle bir görevlendirmeye zaten hazır olduğu bizzat kendisinin açıklamalarından ve her gün yenisi ortaya çıkan Wikileaks belgelerinden belliydi.     

 

– İlk görüşme devresiyle ilgili konuşmaların sızdırılması nedeniyle Türkiye’nin olası bir ikinci görüşme devresinin doğrudan ve kontrolü altında olacak bir mekânda yapılmasında ısrarcı olması normal bir gelişmedir. Ancak her zaman uluslararası desteği göz önünde bulunduran PKK tarafından bu isteğin kabul görmemesi beklenmeyen bir aksilik değildir. Gizliliğin korunmasında önemli bir yeri bulunan mekân ile ilgili anlaşmazlığın çözümlenmesi konusunda ise BARZANİ’nin belirleyici bir rol oynaması beklenen bir gelişmedir.

 

– Uluslararası etkisi bulunan dördüncü bir tarafın görüşmelerde bulunması PKK’nın vazgeçemeyeceği bir husustur. Görüşmenin gerçekleşmesi için PKK’nın da güvenebileceği dünyanın tanıdığı bir politikacının veya BM tarafından kabul edilmiş bir HDÖ'nün (STÖ) yer alması konusunda anlaşılması normal bir gelişme olacaktır.

 

– Görüşme sürecini yeniden başlatmak amacıyla PKK’nın eylemsizlik (veya örgüt diliyle ateşkes) kararı alması çok muhtemeldir.