4-5 Eylül 2014 tarihinde İngiltere’nin Wales bölgesinde yapılacak olan NATO Zirvesi’ne Türkiye Cumhurbaşkanlığı seviyesinde katılmaktadır. Bu toplantı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Cumhurbaşkanı olarak NATO müttefiklerinin ve diğer bir değişle dünyayı yöneten batılı liderlerle ilk karşılaşacağı ve karşılıklı görüşmeleri yapacağı bir platform olması açısından son derece önem arz etmektedir.

 

Toplantı NATO, ABD ve İngiltere açısından son derece önemsenmektedir. NATO açısından önemi bu toplantıda aşağıdaki konularda bir takım radikal kararlar almak zorunluluğunu hissetmelerinden kaynaklanmaktadır.

 

Aslında bu zorunluluğun büyük ölçüde Avrupa’yı ABD’nin zorlamasından geldiği düşünülebilir. ABD’i Irak müdahalesi sonrasında krizlere tek başına müdahaleden vazgeçerek, diğer ülkelerle birlikte BM ve NATO şemsiyesi altında çözüm arayışına girmiştir. ABD kamuoyu kendilerini doğrudan tehdit etmeyen çatışma bölgelerine ABD’nin doğrudan müdahil olmasını ve harcama yapmasını istememektedir. Bundan dahada önemlisi kendi evlatlarının oralarda ölmesine şiddetle karşıdır. Bu nedenle sorunun bir NATO güvenliği kapsamı içine alınarak, ittifakın ortaya koyacağı çözüme katkıda bulunma stratejisi gündeme gelmektedir. Tabiatıyla bunun birde hasım için psikolojik baskı yaratan bir yanı vardır. Hasım ülke veya topluluk 28 ülkeyi kapsayan böyle büyük bir dayanışma karşısında başarı şansının son derece düşük olduğunu değerlendirerek, ittifakın caydırıcı etkisi altına girecek ve uzlaşıya yönelik bir tavır alacaktır. Bu suretle çözüm askeri müdahaleye gerek kalmadan, muhtelif yaptırımların müştereken uygulanmasıyla uygulanacak caydırma ile çözülebilecektir. NATO bütünlüğü içinde hareket eden ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi güçlü ülkeler krizlerin çözümüne müdahalede askeri seçenekleri mümkün olduğu kadar en son sıraya koyma ve uygulama temayülü içindedirler. Son çare olarak askeri müdahaleden kaçınılamıyorsa; bunu yaparken fiili kara kuvveti göndermek yerine, hava ve denizden sağladıkları ateş desteği ve uzman personeli danışman olarak göndermek suretiyle muhalifleri veya kendine müzahir tarafları organize ederek katkıda bulunma stratejisini yaşama geçirmektedirler. Bu ülkelerin, eğer mutlaka gerekiyorsa, kara kuvveti ile harekat icrasını NATO içinde başka üye ülkelere ihale etmesi daha kolay olacaktır. NATO Zirvesi’nde alınan karar sonunda bu tür görev dağılımlarına ikna için ABD’nin çaba sarfederek, kabul ettirmesi, örnekleri olduğu için hiç de zor olamayacaktır. Zirve ABD için bu bakımdan önem arzetmektedir.

 

İngiltere yapılan bu zirve ile kamuoyunun ilgisini çekerek, Irak’taki ISID ile mücadeleye hava desteği vermek suretiyle katılma arzundadır. Zirve İngiltere’de yapılmaktadır ve medyada büyük yankı bulmuştur. İngiltere bu katkısıyla iki önemli hususta öncü olmuş olacaktır. Birincisi, hükümet olarak, İslami teröre karşı olduğunu ve sonuna kadar mücadele edilmesi gerektiği konusundaki kararlılığını göstermek, diğeri ise, ittifakın diğer üyelerine örnek olmak suretiyle onlarında katılımını sağlamaya teşvik etmektir. Bu vesile ile İngiltere ABD ile birlikte liderlik konumunu devam ettirme imtiyazını elde etmiş olacaktır.

 

NATO açısından önemi aşağıdaki iki kriz noktasına yöneliktir;

 

  • Birincisi gittikçe kontrolden çıkarak, dolaylı olarak ciddi bir tehdit olma yolunda gelişen Ukrayna-Rusya ilişkilerine karşı NATO’nun belirli vadelerde uygulayacağı hareket tarzlarının ve işbirliğinin görüşülmesidir. Burada NATO’nunmuhatabı veya hasmı Rusya’dır. ABD Rusya karşısında münferit olarak değil, 28 ülke ile temsil edilen NATO olarak durmayı tercih etmektedir. Bu suretle hem Rusya’nın Avrupa üzerinde varsa muhtemel yayılmacı emellerine kaşı çıkmak, hem de Ukrayna konusunda büyük bir güçle gövde gösterisi yapmaktır.  Hernekadar sorunda Rusya taraf olmadığını ileri sürüyorsada, örgüt Rusya’nın müdahil olduğuna dair somut deliller olduğunu ileri sürmektedir. Aslında NATO örgütü Rusya’nın uygulamakta olduğu bu yeni tür “aşındırma stratejisine” karşı hazırlıklı değildir. İttifak spesifik olarak, siyasi ve askeri çatışmalara karşı etkin tedbir alma stratejilerine hazırdır. Rusya’nın Ukrayna ve öncesinde Kırımda uygulamış olduğu yeni strateji tamamen oyalama taktiğine yönelik, aldatma içeren bir yöntemdir. Bir taraftan bu ülkelerde mevcut Rus azınlığı örgütleyerek ayaklanmalarını sağlarken, diğer taraftan gizli bir şekilde sızdırdığı üniformasız askerlerle bunları hem silah ve teçhizat ve hemde örgütlenme açısından desteklemek Rusya’nın ortaya koyduğu yeni bir oyun olarak belirlenmektedir. Ortada Rusya tarafından Ukrayna’ya karşı açıklanan siyasi bir talep mevcut değildir. Buna bağlı direkt bir askeri bir tehdit yoktur. Tabii bunun yanısıra büyük ölçekli kara ve deniz kuvvetlerini bu ülke sınırlarına yığarak, tatbikatlar yapması caydırıcılık açısından oldukça etkili olmaktadır. Resmen sorduğunuzda, politik olarak bana sormayın ben yokum, sorun benim değil demektedir. Gerek ABD, gerek Avrupa ve NATO Rusya’nın İkinci Dünya Savaşı sonrası uyguladığı siyaset ve askeri talepleri karşılamaya karşı hazırlıklıdır. Planlarda Soğuk Savaş dönemi stratejileri hala geçerliliğini korumaktadır. Rusya’nın bu tür bir uygulaması ABD ve diğer aktörlerde şaşkınlık yaratmıştır. Bu zirve meselenin ortaya konularak, şaşkınlığın giderilmesi ve ne yapılması gerektiğine karar vermek amacına hizmet edecektir. Rusya’nın bu politika ve stratejiyi uygulamasında bir takım kolaylaştırıcı faktörler vardır. Bunlardan en öncelikli olanı Almanya, Polonya gibi Avrupa ülkelerinin eneji kaynağı açısından Rusya’ya bağlı olmalarıdır. Bunun dışında büyük ölçüde gıda ithalatının çoğunun Avrupa ülkelerinden yapılmasıdır. Bunların karşılıklı olarak kesilmesinde Avrupa’nın bu kayıpları göze alamayacağı hesabı Devlet Başkanı Putin’i cesaretlendirmektedir. ABD ve Avrupa şimdi NATO kanalı ile kontrol edilemiyecek bir konuma gelmekte olan Rusya potansiyel tehdidine karşı ne gibi tedbirler alınması gerektiğini değerlendirecek ve bir yol haritesı üzerinde çalışılması konusunda mutabakat sağlamaya çalışacaktır. Burada temel açmaz NATO üyesi ülkelerin münferit olarak Rusya ile olan ilişki ve menfaatlerinin derecesinin farklı boyutlarda olmasıdır. İttifak üyeleri bireysel olarak bu kayıplara katlanabilecek midir? Veya nasıl telafi edbileceklerdir? Asıl sorun buradadır. Diğer taraftan Rusya’nın Soğuk Savaş dönemindeki gibi tehdit olmasının önlenebilmesi için ne gibi strateji ve politikaların uygulanması gerekir? Bu da ayrı bir sorun olarak NATO Genel Sekreterinin gündemindedir.
  •  
  • Diğer sorun ise Irak’ta ISID’ın yarattığı teröre radikal bir çözüm ortaya koymaktır. Bu konu Ukrayna sorunundan daha kolay bir sorundur. İttifak, kendi içinde bir değerlendirme yaparak, askeri müdahale ile çözüm getirme yolunu arayacaktır. Burada ise, ABD ve diğer büyük üyelerin ayak oyunları önemli olacaktır. Kendilerinin hava, silah, mühimmat ve uzman desteği vereceğini ileri sürerek diğer üyelerden ve özellikle Türkiye’den kara harekatı icrası yoluyla katkıda bulunmalarını istemeleri son derece doğal bir yaklaşım olarak kabul edilmeli ve buna karşı uyanık olmak gerekmektedir. Bu dayatmalarında baskı unsuru olarak, muhtemelen Türkiye’nin ISID’a verdiği muhtelif desteğe ait istihbaratın kullanılması durumuna gidilecek ve ülkemiz zorlanacaktır.

 

Zirve Türkiye açısından ayrı bir anlam taşımaktadır. Birincisi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan seçildikten sonra ilk defa katıldığı bu toplantıyla Türkiye Cumhurbaşkanı olarak batı karşısında görücüye çıkmaktadır. Bu toplantıda kendisine gösterilen genel tavır bu liderler tarafından benimsendiğine ve kabul edilip, edilmediğine dair bir ipucu verecektir. Diğer husus ise, Cumhurbaşkanı’nın yapacağı ikili görüşmelerde ABD Başkanı Obama, Almanya Başbakanı Merkel ve diğer liderlerin ayırdıkları zaman, yaklaşım tarzları, konuları ele alış tarzları gelecekte oluşturulacak ikili ilişkilerin nasıl bir zeminde sürdürüleceğine dair izlenimlerin oluşmasına katkıda bulunacaktır. 

 

Bütün bu değerlendirmelerin ışığında Wales NATO Zirve’sinden izleyenleri tatmin edcek somut kararların çıkmasının mümkün olamayacağı değerlendirilmektedir. Yapılacak açıklamada muhtemelen Ukrayna karşı somut tedbir alma kararlılığı açıklanacak ve detayları çalışma gruplarına bırakılarak, ne ve nasıl yapılacağı konusu daha alt kademelere bırakılacaktır. ISID krizlerine karşı ortak hareket kararlılığı ile birlikte ne gibi uygulamalar yapılacağı belirtilerek, NATO askeri makamlarına görevlendirme yapılacaktır.

 

Türkiye ise, dış politikasında batı ile ilişkilerinde ne gibi yaklaşımları ortaya koyması gerektiği testini yeni Cumhurbaşkanı nezdinde değerlendirmesi açısından önemli bir toplantıya katılmaktadır.