Ekonomiyi genişletmenin iki temel yolu var.

Ya iş gücünü genişleteceksiniz.

Ya da verimliliği artıracaksınız.

İkisini bir arada başarabilirseniz mucizeler yaratırsınız. Geçtiğimiz yirmi yılda Çin bunu başardı. Bundan sonra nasıl olur kestirmek zor, ama son yirmi yılda bir mucize ortaya koyulduğu açık.

Verimlilik teknoloji ile artar. Otomasyon ve verinin doğru kullanımı ile artar. İşte burada hayatın farklı alanlarına dokunan birden fazla konsept var. Sanayi kapsamında Endüstri 4.0’dan bahsediyoruz. Genel dönüşümü dijital dönüşüm olarak isimlendiriyoruz. Bu konseptlerden biri de akıllı şehirler.

 

Aslında akıllı şehir konsepti tanımlanmaya devam ediyor. Bu konseptin temelinde hem verimliliği artırmaya, hem de iş gücünü genişletmeye yönelik makro politikaları destekleyen mikro çözümler var. Ayrılan bütçeler akıllı şehir konseptinin önemini ayrıca ortaya koyuyor. Akıllı şehir uygulamaları için yapılan global harcama 2018 yılında 80 milyar doları bulacak. 2021 yılında ise 135 milyar dolara çıkıyor.

 

Juniper araştırma grubunun yaptığı çalışmaya göre bugün dünyanın en akıllı şehirleri Singapur, Londra ve New York. İlk 20 sıralamasında Seul, Dubai ve birden fazla Çinli şehir yer alırken, Türkiye’den hiçbir şehrin bu listede kendine yer bulamamış olması endişe verici.

 

Akıllı şehirler dijital teknolojileri kullanarak yeni bir yaşam ekosistemi oluşturmayı hedefler. Akıllı şehir projelerinin temel amacı sağlık, halk güvenliği, sosyal, çevresel ve eğitim alanlarında verimliliği artırmaktır. Artan verimlilik akıllı şehirlerde yaşayan insanların kendileri için daha kaliteli zaman ayırmalarını sağlar. Amaç daha mutlu, huzurlu ve sürdürülebilir hayatlar oluşturmaktır. Akıllı şehir projelerinin bugüne kadar çok yaygın bir şekilde başarılı olamayışının temel sebebi ya devletin hazır olmamasından, ya da özel sektörün yatırım yapmaya yanaşmamasından kaynaklanıyor. Tabii ki yerel yönetim liderlerinin ilgi ve bilgi eksikliğini de unutmamak gerek. Yaşam alanlarının akıllı bir şekilde analiz edilmesi ile oluşturulacak akıllı çözümler, sadece o şehirdeki verimliliğe değil, milli ekonomiye verimlilik olarak yansıyacaktır.

 

Yeni Bir Akıllı Şehir Denemesi Toronto Yakınlarında Başlamak Üzere

 

Bu deneme Toronto şehri yakınlarındaki 48 dönümlük Quayside bölgesinde Alphabet (Google’a sahip olan şirket) bünyesindeki Sidewalk Labs tarafından geliştirilecek. Google’ın yıllardır süregelen kentsel çözüm arzularının hayata geçeceği bir alan. Quayside bölgesi şu anda fazla ilgi görmeyen bir bölge. Yeni model ile yaklaşık 5000 kişinin bu bölgede yaşamaya başlaması planlanıyor. Quayside denemesindeki temel soru “21. Yüzyıl teknolojilerini şehirlerde daha kaliteli yaşamlar yaratmak için nasıl kullanabiliriz?” Şoförsüz arabaların bu yeni modelde yeri büyük olacak. Sebebini çok merak etmeye gerek yok zira projeyi Google gerçekleştiriyor. Bu arabalar insanların kullandığı arabalara göre kurallara daha iyi uyacağından, bu yeni şehirde araç yolları daha dar olurken, yayalar için ayrılan alanlar ve parklar daha geniş alanlar alacak. Her ailenin araba sahibi olmak zorunda kalmayışının bir aile bütçesine yıllık 6000 dolar gibi bir katkı sağlaması bekleniyor. Sensörlerle şehre ait tüm verilerin merkezi bir yerde toplanması ve gelecekteki iyileştirmelerin bu verilerle kolayca yapılabilmesi hedefleniyor. Sidewalk Labs bu proje için 50 milyon dolar bütçe ayırdığını açıkladı. Amaç burada geliştirilecek modelin dünyanın diğer köşelerindeki şehirlere ihraç edilmesi. Sidewalk bu projeyi iPhone iş modeli gibi planlıyor – yani oluşturacakları platformda birçok farklı akıllı şehir uygulamasına yer verecekler. Bu şekilde çok kolayca her şehir için özelleştirilebilen modeller oluşmuş olacak. Tabii Toronto’da yaşayan bir kısım kişi de kişisel verilerinin Sidewalk Labs (Google) ve diğer şirketlerin eline geçecek olmasından rahatsız. Sidewalk bu verilerin kullanım verileri olacağını ve kişisel değer içermeyeceğini anlatıyor bugünlerde. Bu projeyi yakından takip edip, gelişmeleri sizlerle paylaşacağım.

 

Dünyanın #1 Akıllı Şehri Singapur ve Bu Projenin Arkasındaki Takım

 

Surbana Jurong, Singapur‘u dünya akıllı şehirler sıralamasında 1 numara yapan Singapur devletine ait bir danışmanlık şirketi. Bu şirket 2003 yılında altyapı projeleri geliştirmek üzere devlet tarafından kuruluyor. Dünyanın çeşitli kurumlarından ödüller alan, uluslararası başarılara da imza atan bir organizasyona dönüşüyor. Ülkemizde de Aliağa’daki Petkim projesine katkıda bulunuyorlar. Bugün Singapur’daki akıllı şehir uygulamalarını başka şehirlere ihraç etmeye başladılar. Geçtiğimiz haftalarda da Hindistan’ın güneyinde bulunan Pimpri Chinchwad şehrinin dönüşüm projesini Surbana Jurong aldı.  Hindistan öncelikle 99 akıllı şehir yaratacak. 500 şehri yenileyecek. 2018 yılında ABD 22 milyar dolar harcıyor akıllı şehir projeleri için. Çin ise 21 milyar dolar harcıyor. Bu projeler otomasyonla istihdam dışı kalacak nüfusun tekrar istihdama kazandırılmasından, sağlık çözümlerine, çevresel çözümlere kadar yaşam alanlarını iyileştirmeye yönelik Akıllı Şehir uygulamaları.

 

Türkiye’de akıllı şehir uygulamalarına yönelik bazı adımlar atılıyor. Bu konuda çalışan birkaç girişim de var. “Konya’da pazartesi günleri trafik yoğunluğunun her saat nasıl değiştiğini harita üzerinde gösterebiliyoruz.” ODTÜ Teknokent’te bulunan ve akıllı ulaşım sistemleri sektöründe faaliyet gösteren Parabol Yazılım 2011’de kuruluşundan itibaren trafik analizi çözümleri üreten bir takım.  Ana ürün akıllı ulaşım yönetimi platformu, METIS, Türkiye’de 20 şehirde ve dünyada ise 4 ülkede (Birleşik Arap Emirlikleri, Kazakistan, Hindistan ve Gürcistan) aktif olarak kullanılıyor. Ulaşım alanında nesnelerin interneti, büyük veri, bulut bilişim ve yapay zeka teknolojileri kullanılarak geliştirilen METIS’te ulaşım ağındaki farklı sensör ve sistemler birlikte çalışıyor. Günlük 4 milyar trafik verisi işleniyor. Bu 4 milyar trafik verisi ile bir şehrin yol ağının gerçek-zamanlı “trafik yoğunluğu” haritası çıkarılıyor. Bu sayede trafik operatörlerinin anormal durumları tespit ve sonrasında bunlara müdahale süresi kısalmakta, böylece olası zararlar minimuma indirilebilmektedir.

 

Gerçek-zamanlı trafik verisinin makine öğrenmesi ile işlenmesinin sunduğu farklı bir hizmet ise, bir şehrin trafik davranışlarına dair açıklayıcı ve öngörüsel (descriptive and predictive) analizler. Web ve harita tabanlı METIS platformu üzerinden, trafik operatörü 15-30-60 dakikalık ileriye dönük trafik yoğunluğu öngörülerini elde edebiliyor. Böylece trafik operatörlerine ve genel olarak yerel yönetimlere geçmişe yönelik trafik davranışlarını analiz edebilme kabiliyeti veriliyor. İşte bu şekilde “Konya’da pazartesi günleri trafik yoğunluğu her saat nasıl değiştiğini harita üzerinde gösterebiliyoruz” diyebiliyorlar.

 

(Bu yazı, 17 Haziran 2018 tarihinde Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanmıştır.)