4-6 Şubat 2014 tarihleri arasında gerçekleştirilen 17. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nde‘‘Küreselden Yerele’’ başlığı altında “İnsan Ticareti – İstemsiz Göç”, “Sürdürülebilir Kalkınma ve Yerel Yönetimlerde Değişim’’, “Yerelden Küresele Diyaloğun Barıştaki Önemi’’, “Kalkınma ve Tasarım’’, “Yerelden Küresele İpek Yolu'nda Ekonominin ve Enerjinin Geleceği’’, “Bilişimle Kalkınma’’ konuları gündeme getirildi. Zirvede dünya ülkelerinin ekonomik, siyasal ve sosyal dayanışmasının önemine ek olarak, işbirliğinin küresel barış ve birlikte kalkınma için gerekliliğine vurgu yapıldı. Türkiye’nin ev sahipliğinde dünya liderlerinin küresel sorunları ele aldıkları platformda bu yıl da dünyaya güzel mesajlar verildi.

 

17. Avrasya Ekonomik Zirvesin’de ele alınan konular çerçevesinde Avrasya’nın geleceği ve Türkiye’nin rolü hakkında Erzurum Atatürk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi ve Avrasya uzmanı Yrd. Doç. Dr. Gülşen Aydın, TÜRKSAM için değerlendirdi:

 

“17. Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin yine Türkiye’nin ev sahipliğinde İstanbul’da yapıldı. Bu gün sona eren zirvenin bu yılki ana teması “glokalleşme” (glocalization)  idi. Küreselleşme (globalization) ve yerelleşme (localization) kavramlarının birleştirilmesiyle oluşturulan glokalleşme kelimesi, küresel düşünüp düşündüğünü yerel şartlara adapte ederek uygulamak anlamı taşıyor. Bu genel çerçeve içinde Zirve’de konuşulan temel konular insan ticareti, yerelden küresele İpek Yolu’nda ekonomi ve enerjinin geleceği, sürdürülebilir kalkınma ve yerel yönetimler, yerelden küresele diyaloğun barıştaki önemi, tasarım ve teknoloji ve bilişimle kalkınma oldu.

 

Küreselleşme gerçekten yaşadığımız günlerin en ön plana çıkan olgularından. Sınırların neredeyse ortadan kalkmasıyla insanın ulaşmaya çalıştığı mal ve hizmetleri eskisinden daha ulaşılabilir hale getiren küreselleşme, diğer taraftan da birçok şeyi eskisinden çok karmaşık hale getiren, derinleştikçe birçok olumsuz etkiye sizi eskisinden daha açık hale getiren bir olgu. Bu yüzden çok iyi yönetilmesi gerekiyor. Bu süreçte bir devletin tek başına çözme imkânının olmadığı birçok sorun da baş gösteriyor. Yine eskiden uluslararası ilişkilerde eskiden çok daha geri planda kalan birçok aktörün küreselleşme etkisini artırdıkça önem kazandığı ve bu aktörlerin uluslararası ilişkilerde daha çok rol oynadığı görülüyor.

 

Bu bağlamda Avrasya Ekonomi Zirvesi’nin öneminin altını çizmek gerekiyor. Öncelikle Zirve, birçok ülkenin büyükelçilerini, bakanlarını hatta kimi zaman cumhurbaşkanlarını bir araya getirse de, aslında sivil inisiyatifle oluşturulmuş bir diyalog platformu. Sivil toplumun toplumların yakınlaşmasında rol oynaması, ülkelerinin ve kendi çıkarlarının uluslararası arenada takipçisi olması küreselleşmenin etkili yönetilmesi için üstlenilmesi gereken bir rol. Her kesimin kendini etkileyen süreçlerde daha fazla rol oynaması, asla kenarda kalan olmaması gerekiyor. Son derece hareketli ve değişken bir coğrafya olan Avrasya’da bu diyalog platformunun 17. yılına ulaşabilmesi ve bunu katılımcı ülke sayısını artırarak yapması takdir edilmesi gereken bir durum. Yine devletlerin kapasitelerini aşan, ancak uluslararası arenada işbirliği ile üstünden gelinecek, insanı çok yaralayan insan ticareti konusunun bu yılki Zirve gündemine alınması da çok önemli. Avrasya coğrafyası insan ticareti açısından çok kilit konuma sahip olduğundan, bu bölgede işbirliği ile bu sorunun en azından frenlenebilmesi önemli sayıda kadın ve çocuğun hayatı için derin anlam taşıyor. 

 

Tüm bu olumlu beklentiler bir tarafa, Avrasya coğrafyasında işbirliğinin hassas bir zemin üstünde var olmaya çalıştığına da dikkat çekmek istiyorum. Sovyetler Birliği’nin yıkılışı ve Soğuk Savaş’ın bitişiyle çok boyutlu ve karmaşık bir değişim sürecine giren birçok bölge devleti, en başta bağımsız birer devlet olarak var olabilme mücadelesine gidiler. Piyasa ekonomisine geçiş ve demokratik yönetimlerinin oluşturulması değişimin diğer boyutlarıydı. Geride kalan son 22 yılda eski Doğu Bloğu ve Sovyetler Birliği devletlerinin her biri değişimin farklı boyutlarında değişik derecelerde ilerlemeler kaydettiler. Gelinen nokta önemli olsa da, başta Rusya olmak üzere büyük güçlerin bu devletlerin sorunlarını kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etmesi ya da bu devletlerin kendi siyasi sistemlerinde çalkantılar yaşamaları hala karşılaşılan durumlar.

 

Ne yazık ki bu sorunlar işbirliği tehdit edebilecek bir konumda. Enerji alanında işbirliği bu yılki zirvenin en öne çıkan konularından oldu. Sadece bu konuya bakmak bile işbirliğinin ne kadar hassas bir zeminde olduğunu anlamak için yeterli. Öncellikle Rusya gibi bölgede çok önemli etkinliğe sahip bir ülke Hazar enerji kaynaklarının kendi enerji tekelini kırarak Avrupa’ya taşınmasına soğuk bakıyor. Rusya’nın bu konumunu daha da tehlikeli hale getiren, Azerbaycan ve Gürcistan gibi ayrılıkçı hareketler yüzünden sorunlar yaşan ülkelerin dinamikleri ile kendi çıkarları doğrultusunda oynama potansiyeli. Şimdiye kadar bu yöndeki müdahalelerini tartışmak burada mümkün değil. Bu nedenle, gelecekte daha fazla olumsuzluk yaşanmamasını temenni ederek, Türkiye’nin bölge işbirliğindeki rolüne kısaca değinmek istiyorum.

 

Türkiye’nin bölgesel işbirliği platformları kurma çabaları geçtiğimiz on yılda daha fazla dikkat çekmeye başladı. Avrasya Ekonomi Zirvesi de bunun bir örneği.  Türkiye’nin ekonomi ve demokraside kaydettiği ilerlemeler ve dış politikada daha aktif bir çizgiye yönelmesinin kendisine olan ilgi ve teveccühü arttırdığı açık. Ancak bu durumun devam edebilmesini için Türkiye’nin ekonomik gelişme ve demokratikleşme yolunda ivme kaybetmeden yürümesi gerekiyor. Bu iki alanda gözlemlenen olumsuzluklar, ülkemizin bölgesel işbirliği konusundaki profilini de zedelemekte. Sovyetler Birliği’nin yıkılışı ile birlikte Türkiye’nin bölgede model olacağı ve özellikle Kafkasya ve Orta Asya’da bulunan devletlerle yoğun işbirliği kuracağı konuşulmaya başlanmıştı. Ancak, doksanlı yıllar boyunca Türkiye’nin ekonomi, siyasal yaşam ve PKK sorununu çözümünde yaşadığı başarısızlıklar bu beklentileri boşa çıkardı. Türkiye’nin bir kez daha bu durumu yaşamaması için, bu sefer bu alanları daha başarılı şekilde yönetmesi, kazandığı başarıları daha üst düzeye taşıması, hiç değilse gerilememesi gerekiyor” olarak değerlendirdi.

 

Kayseri Erciyes Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Halit Mammadov konuya ilişkin değerlendirmesinde;

 

“Avrasya Ekonomik Zirvesi Bosna – Hersek’ten Azerbaycan’a, İtalya’dan İran’a, Macaristan’dan Çin’e kadar geniş bir coğrafyayı kapsayan önemli bir platformdur. Jeopolitik olarak yükselen Avrasya bölgesinin sosyo-ekonomik, ulaşım, teknolojik konularını ele alan zirve üst düzey katılımıyla dikkat çekmektedir. 17. Zirvede özellikle dikkat çeken tema diyaloğun barıştaki önemi konusudur. Küreselleşen dünyamızda diyalog ve barış konuları belki de en zaruri meselelerdir. Bu bağlamda Zirvenin bu konuyu müzakere etmesi oldukça önem taşımaktadır.  Zirvede son dönemlerde Doğu – Batı etkileşiminin mühim bir elementi olan İpek Yolu’nun ekonomik rolü de tartışmaya açılmıştır. İpek Yolunun yeniden uluslararası ilişkilerin tartışma konularının arasına girmesi medeniyetler arası diyalog ve barış perspektifi yönündeki umutları ve beklentileri artırmıştır. İpek Yolu örneğinde gördüğümüz gibi kıtalararası temas insanların ufuklarını geliştirmekte ve entelektüel kürenin daha yoğun gelişmesine katkıda bulunmaktadır. Bu bağlamda İpek Yolu’nun yeniden uluslararası ilişkilerin gündemine yoğun bir şekilde gelmesini önemli buluyorum.

 

Avrasya Ekonomik İşbirliğinin geleceği diyalog yollarının daha da genişletilmesine ve derinleştirilmesine bağlıdır. Bu manada Tarihi İpek Yolu tüm dünya ülkeleri için önemli bir örnektir. Türkiye yükselen bölgesel ve küresel vizyonu ile bu süreçte öncü bir rol oynamaktadır. İstanbul tarihsel arka planı çerçevesinde söz konusu diyalogun sağlanmasında merkezi bir pozisyon üstlenmektedir. Bu bağlamda İpek Yolunun küresel misyonun yeniden tesis edilmesi, Çin’den başlayan ve Avrupa’yı, Avrasya’yı, Orta Doğu’yu kapsayan bir barış havzası oluşturmak için yeni fırsatlar sunmaktadır. Avrasya Ekonomik Zirvesi yukarıda bahsettiğimiz güncel konuları tartışan ve müzakereye açan önemli bir bölgesel ve uluslararası platformdur. Sorunları haletmek için daha fazla diyaloga ihtiyaç vardır. Bu manada zirve diyalog ihtiyacı gideren önemli bir organizasyondur” hususlarına değindi.