Son günlerde, basın organlarına yansıyan haberlerde, İran ile Hamas arasındaki ilişkilerin "düzelme süreci"ne girdiği belirtildi. İran'ın Hamas'a mali yardıma yeniden başlayacağı iddia ediliyor.

 

Hamas'ın iktidarda bulunduğu Gazze'deki "Beytül Hikme"nin Başkanı Ahmed Yusuf, Mısır'da Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin görevden alınması ve Gazze'ye uygulanan ablukanın artmasına neden olan olaylarla, bölgede yeni "siyasi ittifaklar haritası"na göre, İran'la HAMAS arasındaki ilişkilerin normale dönmesinin beklendiğini belirtti.

 

Hamas’ın sözcüsü Fevzi Berhum, "Hareket ile İran'ın ilişkileri sürekli gelişme gösteriyor" şeklinde konuştu. Yusuf, İran'ın yakında Hamas'a mali yardım’da bulunacağını iddia etti.

 

İran'ın Hamas'a mali yardım başlatma kararını bölgedeki dengeler açısından Giresun Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Göktürk TÜYSÜZOĞLU, TÜRKSAM için değerlendirdi:

 

“Gazze’de kontrolü elde tutan Hamas’ın İran ile ilişkilerini yeniden Arap Baharı’ndan önceki müttefiklik seviyesine yükseltmeye çalışması ve İran’ın da bu hamleye sıcak yaklaşması tamamıyla bölgede değişen dengelerden kaynaklanmaktadır.

 

Müslüman Kardeşler ile Hamas arasındaki ideolojik ve siyasal müttefiklik ilişkileri, Müslüman Kardeşler’in Arap Baharı neticesinde Muhammed Mursi önderliğinde iktidara gelmesiyle zirve noktasına varmıştı. Bu süreçte, Hamas ile İran’ın müttefiklik ilişkilerinin ortadan kalktığını ve Müslüman Kardeşler’in kontrolüne girmiş olan Mısır’dan aldığı destek ve güvence sayesinde İran’a olan ekonomik ve askeri bağımlılığından kurtulan Hamas’ın, Suriye’deki iç savaş bağlamında izlediği stratejiyle, İran’ı karşısına aldığını biliyoruz. Nitekim Suriye’deki iç savaş çerçevesinde muhalefete destek veren ve merkezini Şam’dan Katar’a taşıyan örgüt, Katar, Mısır ve Türkiye ekseninde şekillenen ve Esad yönetimine destek veriyor olması nedeniyle İran’ı karşısına alan bölgesel bloğun bir parçası haline gelmiştir. İran ise Suriye krizinde kendisine muhalif bir pozisyon alan ve Sünnilik ekseninde şekillenmiş bir bölgesel ittifak içerisinde yer alan Hamas’a yaptığı tüm ekonomik ve askeri yardımı durdurmuştur. Hâlbuki Arap Baharı başlayana ve özellikle de Suriye’ye yansıyana dek Hamas’ın en önemli destekçisi İran’dı.

 

Bugün geldiğimiz noktada ise Hamas’ın bir kez daha politika değişikliği yapmak zorunda kaldığını ve yeniden İran’a yaklaştığını görüyoruz. Bu strateji değişikliğinin en önemli nedenlerinden biri, geçtiğimiz Temmuz ayında gerçekleştirilen bir askeri darbe sonrası Kahire’deki Müslüman Kardeşler etkinliğinin sona ermesidir. Abdülfettah El Sisi’nin liderliğindeki askeri yönetimin Müslüman Kardeşler’i yönetimden uzaklaştırması ve bu hareketi yasadışı ilan edip liderlerinin önemli bir bölümünü idama mahkûm ettirmesi, Arap Baharı ile birlikte Hamas’ın en önemli dayanak noktası olan Mısır faktörünü devre dışı bırakmıştır. Filistin meselesi ve Suriye’deki iç savaşa sürekli olarak atıf yapan dış politika stratejisi çerçevesinde Hamas ile yakınlaşan Türkiye de, gerek Suriye özelinde ileri sürdüğü yaklaşımın başta ABD olmak üzere Batılı aktörlerce benimsenmemesi, gerek Mısır’da Müslüman Kardeşler’in devrilmiş olması, gerekse de seçimlerin beraberinde getirdiği siyasal gerginlik nedeniyle, daha edilgen bir dış politika çizgisi benimsemiş durumdadır. Şüphesiz bu durum Hamas’ın Türkiye seçeneğine daha mesafeli yaklaşmaya başlamasına yol açmıştır. Son dönemde, Mısır ve Türkiye ile birlikte Hamas’ın en önemli destekçilerinden biri haline gelmiş olan Katar ise, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile özellikle Mısır’daki darbe yönetimine olan yaklaşım noktasında yaşadığı siyasal anlaşmazlık nedeniyle çok daha dikkatli ve düşük profilli bir dış politika çizgisi benimsemiştir. Mısır’daki iktidar değişimi, Türkiye’nin edilgen bir yaklaşımı benimsemesi ve ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerin Hamas ve Müslüman Kardeşler gibi örgütlerle ilişkileri hususunda yaptığı uyarılar, son dönem Ortadoğu siyasetinin en etkili oyuncularından biri olan Katar’ı geri adım atmaya itmiştir.

 

İran ise tüm bu gelişmelerin farkındadır. Hamas’ın yalnız kaldığını ve son günlerde İsrail’in Gazze’ye yönelik nokta operasyonları sonrası yeni ve etkin bir müttefik aradığını da görebilmektedir. İran, Hamas ile ilişkilerini düzelterek, Suriye özelinde bu aktörün desteğini almayı ya da onun tarafsızlığını sağlamayı hedeflemekte ve Batı ile yürüttüğü “nükleer müzakerelerin”, İran’ın bölgesel etkinliğinden taviz anlamına gelmediğini kanıtlamaya çalışmaktadır. İran, Hamas ile müttefiklik ilişkilerini yeniden tesis ederek, Filistin meselesine çözüm noktasında kendisinin de önemli bir aktör olduğunu kanıtlamak istemekte ve Orta Doğu’da artan etkinliği çerçevesinde esas bölgesel dengeleyicinin kendisi olduğunu kanıtlamaya çalışmaktadır. İran – Hamas ilişkilerinin düzeliyor olması, aynı zamanda, Türkiye ile İsrail arasında düzelme emareleri gösteren siyasal/bölgesel ilişkilere Filistin özelinde verilmiş bir cevap olarak görülebilir” olarak değerlendirdi.

 

Karadeniz Teknik Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Araştırma Görevlisi Vahit GÜNTAY ise;

 

“Arap Baharı ve devamındaki gelişmeler özellikle Orta Doğu’daki dengelerin belirginliği açısından domino etkisi yaratmıştı. Özellikle Mısır’da Müslüman Kardeşlerin de desteklediği Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin devrilmesi güvenlik düzeyinde ve dengeler bakımından yine birtakım farklılıklar getirmiştir.

 

Yakın bir zamana kadar Şam ekseninde yapılanan Hamas, İran tarafından da aslında sürekli desteklenmiştir. Fakat Suriye’deki gelişmelerle birlikte Katar, Mısır ve Türkiye bağlamında yoğunlaşılmış ve İran’la ilişkiler zayıflamıştır. Mısır’daki gelişmeler ve Suriye’deki olaylar etkinlik olarak Hamas’ı Tahran’a yakınlaştırırken İran bu durumu kendi adına olumlu bulmuştur. İsrail’in de gözünden kaçmayan bu durum gündemlerini güvenlik anlamında İran’ın Hamas’a verdiği desteğe çevirmiştir.

 

İki yıl aradan sonra gelişen bu yakınlık İran’ın İsrail nezdindeki saldırganlığını tekrar gündeme getirecek gibi gözükmektedir. Her fırsatta İsrail ile ilgili düşüncelerini en sert şekilde belirten İran bu yakınlıkla kendisi adına tekrar somut ve pratik bir müdahale alanı bulmuştur. Hamas’ın bundan sonra İsrail ile ilgili politikalarında İran da okların hedefinde olacaktır. İran İslami Şura Meclisi Başkanı Ali Laricani, 10 Mart sonrasında ilişkilerin tekrar başlatılması yönündeki resmi açıklaması ve tavrı bu konuda çekincenin olmadığını da ispatlar niteliktedir.

 

Hamas bu gelişmelerle birlikte, politikalarını Türkiye boyutunda farklı bir sürece taşımıştır. Hamas’ı İran’dan uzak tutmaya çalışan Türkiye, Mursi’nin aradan çekilmesiyle bu politikasında dolaylı olarak başarısızlığa uğramış da bulunmaktadır. İran bu kartı doğru okumuştur. Mursi’nin çekilmesini bölgedeki dengeler açısından Hamas’a yaklaşarak gerçekleştirmek istemiştir. Hamas ise yine arkasında bir gücü hissetmek adına İran’ı tercih etmiştir. Arap Baharı sonucunda bölgesel olarak yaşanan sosyal ve ekonomik sorunlar Hamas’ı destek arayışına iterek dinamikleri kendi içinde değiştirmiştir. Arap dünyasında desteği açısından, Filistin ve İsrail bağlamında önemli bir ittifak olan Hamas bunun bilincinde hareket etmektedir” şeklinde değerlendirdi.