Azerbaycan – Ermenistan sınırında, Ermenistan askerlerinin açtığı taciz ateşleri ve sınır ihlalleri neticesinde iki ülke arasında yaşanan gerginlik son günlerde artmaktadır. Çıkan çatışmalar sonucu hayatını kaybeden kişilerin sayısı hakkında basında değişik haberler dolaşmaktadır. Azerbaycan Savunma Bakanlığı'ndan yapılan resmi açıklamaya göre, Teğmen Elnur Caferov, Ermenistan askeri birliklerinin açtığı ateş sonucu şehit olmuştur. Ermeni tarafından açılan ateşle birlikte Azerbaycan’da birçok ev ve okul çatışmaların hedefi haline gelmiştir. Azerbaycan Savunma Bakanlığı, Ermenistan ordusunun cephe hattındaki Terter Bölgesinde ateşkes ihlalinde bulunduğunu belirtmiştir. Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki halen çözülemeyen Dağlık Karabağ sorunu için görüşmeler 20 yıldır sürüyor. İki ülke de Dağlık Karabağ bölgesi üzerinde hak iddia ediyor. Şu anda nüfusunun çoğunluğunu Ermenilerin oluşturduğu Dağlık Karabağ, uluslararası toplum tarafından Azerbaycan toprağı olarak görülüyor.

 

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki cephe hattında yaşanan çatışmalar ve çatışmaların savaşa dönüşme ihtimali hakkında Kafkasya Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı ve Azerbaycan Devlet İktisat Universitesi Türk Dünyası İşletme Fakültesi öğretim üyesi Dr. Nazim Cafersoy, TÜRKSAM için değerlendirmelerde bulundu:

 

“Mevcut  çatışmalar taraflar arasında 1994 ylından bu yana mövcut olan ateşkes durumunun yeniden bozulması gibi okuna bilinir. Yalnız bazı dikkat çekici hususları berlirtmekte fayda var. Öncelikle, çatışmalar boyut bakımından ateşkes döneminde olan benzeri çatışmaların en önemlilerinden biri sayılabilir. İkincisi, zamanlama bakımından  çatışmaların Azerbaycan ve Ermenistan dış işleri bakanlarının ve cumhurbaşkanlarının görüşmeleri öncesi çıkmış olması da tarafların pozisyonlarını güclendirmek istediği anlamını da taşıyor. Tabii Azerbaycan tarafının bazi askeri başarılar kazandığına dair haberler Bakü`nün pozisyonunu güclendiren husus olarak görülebilinir. Öte yandan, bu tür haberlerin özellikle Ermenistan basını tarafından  verilmesi Rusya`nın bölgeye dikkatinin daha fazla çekilmesi ve de uluslararası arenada Azerbaycan`ın “saldırgan taraf” gibi lanse edilmesi amacının da taşıyor. Üçüncüsü, çatışmaların yeni Azerbaycan savunma bakanının atanması ve onun tasarrufuyla da kimi askeri komutanlarin değişmesi sonrasına denk gelmesi de dikkat çekici. Bu bağlamda olayı yeni bakanın ve bütünlükde Azerbaycan ordusunun yeni dönemde ateşkes bozulmalarında daha sert reaksiyon göstereceğinin kanıtı gibi de okumak mümkün. Öte yandan, bu tutum bir anlamda işgal edilmiş toprakların “salam” taktigi ile geri alınma çabası kimi de değerlendirilebilinir. 

 

Doğrusu, bu çatışmaların topyekun bir savaşa dönüşmesi ihtimali bir az zor. İç ve dış  kamuoyunun iyice hazırlanmadığı, Rusya`nın ikna edilmediği, Türkiye`nin ise daha çok iç gündemi ile mesğul olduğu bir dönemde Azerbaycan tarafının böyle bir savaşa başlaması zayıf bir ihtimal. Ermenistan tarafı ise kendisi için büyük siyasi, ekonomik ve askeri sorunlar doğuracak yeni topyekun savaşı hiç arzu etmiyor zaten. Dahası bölgede yeni bir “entegrasyon” hamlesi içine giren, Ukrayna`da mevzi kaybetmek üzre olan ve Soçi olimpiyatlarının güvenliğine dikkat kesilen  Kremlin yönetimi için de, bölgede yeni savaş arzu edilen değil. Yine de bu çatışmaları  topyekun savaşa hazırlanmak yolunda tarafların bir birinin gücünü denemek ve dış güclerin reaksiyonunu ölçmek bakımından bir “antreman” olarak görmek yanlış olmaz.”          

 

Bakü merkezli Kafkasya Uluslararası İlişkiler ve Stratejik Çalışmalar Merkezi başkanı Araz Arslanlı ise TÜRKSAM için yaptığı değerlendirmede şu noktalara değindi:

 

“Azerbaycan ile Ermenistan arasında cephe hattında yaşanan çatışmalar öncelikle Ateşkes durumunun yanıltıcı olmaması gerektiğini göstermektedir. Arabulucular başta olmak üzere birçok ülke yetkilisi ve araştırmacılar bazen sanki işgal sorununa ilişkin olarak herhangi bir risk yokmuş gibi davranmaktadırlar. İşgal durumu, işgalin sonuçları, sorununun çözümsüzlüğünün yarattığı riskler göz ardı edilmektedir. Ateşkes ihlalleri her ne kadar arzu edilmeyen bir durum olsa da, en azından bu yanılgıyı ortadan kaldırması bakımından önemli. Ateşkes ihlalleri hem Ermenistan, hem de Azerbaycan için farklı anlamlar ifade ediyor. Taraflardan her birisi karşı tarafı suçluyor ve mevcut koşular altında doğrunun yüzde 100 tespit edilmesi olanağı çok zayıf. Ama Ermenistan birliklerinin daha AGİT gözlemcileri bölgedeyken ateşkesi ihlal etmeleri, hatta gözlemcilerin bulunduğu noktalara ateş etmeleri işgalci ordunun bu konuda rahat davrandığını göstermektedir.

 

Mevcut çatışmaların büyük bir savaşa dönüşme ihtimali çok yüksek değil. Ne sorunla ilişkili büyük güçler, ne de sorunun tarafları bunu çok arzulamıyorlar. Azerbaycan ile Ermenistan`ın askeri kapasiteleri arasındaki fark göz önünde bulundurulursa, Ermenistan kendi askeri kapasitesi açısından bunun kendisi için yaratabileceği risklerin farkında. Ermenistan mevcut koşullarda sadece bir nedenden dolayı savaşın yeninde başlamasını isteyebilir: 2008 Ağustos senaryosunun Karabağ sorununda tekrarlanması ihtimali dolayısıyla. Ama Azerbaycan Gürcistan değil, Ermenistan`ın da Rusya ile direkt sınırı yok.

 

Azerbaycan ise askeri kapasitesinin topraklarını Ermenistan işgalinden kurtarmaya yeteceğine inanıyor, ama bölgesel dengeleri, özellikle de "Kuzey Faktorünü" şimdilik dikkate almak zorunda. O nedenle de barış görüşmelerinden sonuç almaya çalışıyor. Ama yine de topraklarını gerekirse askeri güç de kullanarak işgalden kurtarma hakkını saklı tuttuğunu her fırsatta dile getiriyor.” 

 

Azerbaycan ve Ermenistan cephe hattında son günlerde artan gerginliği TÜRKSAM için Gazeteci Elnur Eltürk, Azerbaycan’dan şöyle değerlendirdi;

 

“Ermenistan, her zaman olduğu gibi Azerbaycan’ı provoke etmeye çalışmaktadır. Açılan ateler bununla alakalıdır. Ermenistan’ın amacı dünyada Azerbaycan’ı barışı bozan bir devlet olarak takdim etmektir. Halbuki, her zaman olduğu gibi Ermenistan askerleri tarafından günahsız insanlara ateş açılmakta, insanlarımız şehit olmaktadır. Son günlerde, Azerbaycan’ın Tovuz rayonunda 28 yaşında Azerbaycanlı bir Hanım Ermenilerin açtıkları ateş sonucu yaralandı, bir kaptanımız ise şehit edildi. Ne yazık ki, dünya buna göz yumuyor ve bölgede Ermenistan tarafından ateşin alevlendirilmesini görmüyor. Görünen odur ki, Ermenistan barış yoluna gelmemektedir. Azerbaycan’ı savaşa mecbur etmekte, işgal ettiği toraklardan çıkmak istememektedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 4 kararı hala uygulanmamaktadır. AGİT Minsk Grubu’nun varlığı hissedilememektedir. 20 yıldır zaman geçirmekle meşguldür. Bu kararsızlık, uluslararası hukuku tartışmaya açmaktadır.”