Ukrayna'da hükümet karşıtı göstericilerle polis arasında çıkan çatışmalar sonucunda 25 kişinin hayatını kaybettiği yüzlerce kişinin de yaralandığı bildirilmiştir.  Ölenlerin çoğunun ateşli silahlarla vurularak öldürüldüğü bildirildi. Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yanukovich muhalefet liderlerine çağrıda bulundu. Yanukovich, "radikallerden" uzak durulması gerektiğini, aksi halde kendileriyle "farklı dilden" konuşacağını ifade ederek bazı muhaliflerin, göstericileri Bağımsızlık Meydanı'na silahla gelmeye çağırarak çizgiyi aştıklarını sözlerine ekledi. Muhalif liderler Vitaly Klitschko ve Arseny Yatsenyuk Yanukovich ise görüşmelerin, şiddete nasıl son verileceği konusunda bir anlaşmaya varılamadan kesildiğini söylediler. Batılı ülkeler, taraflara hoşgörü ve diyalog çağrısında bulunuyor.

 

Ukrayna’da şiddetini arttırarak devam eden çatışmalar hakkında Trakya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Nergiz ÖZKURAL, TÜRKSAM için değerlendirmelerde bulundu:

 

“Ukrayna’da haftalardır devam eden gösterilerde çatışmalar şiddetli bir noktaya gelmiştir. Özgürlük Meydanı’nın (Maidan Nezalezhnosti) savaş alanına dönüştüğü bu gösterilerin Cumhurbaşkanı Viktor Yanukoviç görevinden ayrılmadığı ve hükümet değişmediği sürece devam edeceği görülmektedir. Yanukoviç Başbakan Nikolay Azarov’u görevden almış ve muhalefet partisi lideri Arseniy Yatsenyuk’a da Başbakanlık teklif edilmiştir. Yatsenyuk kendisine yapılan teklifi reddettiğini ve muhalefetin tamamen kendi hükümetini kuracağını söylemiştir. Dolayısıyla şu anda başbakanlık görevini, daha önce Başbakanın birinci yardımcısı görevini sürdüren Sergey Arbuzov vekaleten yürütmektedir. Muhalefet Liderlerinden Svodoba Partisi (Özgürlük Partisi)  lideri Oleg Tyagnibok, halkı Parlamentoyu ablukaya alarak 2004 anayasasına dönmek için miting düzenlemeye çağırmış ve 18 Şubatta muhalefet Parlamento kürsüsünü ve Başbakanlık Heyeti’ni ablukaya almıştır. Polislerin aşırı sert müdahalesi sonucu toplamda 25 kişi hayatını kaybetmiş ve 1000 kişi yaralanmıştır.

 

Ukrayna’da başlayan çatışmaların nedeni her ne kadar Ukrayna’nın AB’ye olan mesafesinin artması ve Rusya’ya yakınlaşması olarak görülse de temelinde belirtilmesi gereken belirli unsurlar vardır. Birinci unsur; Ukrayna’daki milliyetçi hareketlerdir. Özellikle ülkenin batı kesiminde tarihsel ve kültürel anlamda da kendini Avrupa’nın parçası olarak gören halkın “Ukrayna kimliği” için verdiği mücadelenin karşısında ülkenin doğu kesiminde bu göstericileri AB ve ABD’ye peşkeş çeken ülkenin istikrarını bozmaya çalışan teröristler olarak gören Rus yanlısı bir kesim bulunmaktadır. Dolayısıyla Ukrayna’daki kimlik inşa süreci henüz tüm ülkede içselleştirilememiştir ve her ne kadar göstericiler arasında Doğu Ukraynalılar da olsa ülkede toplumsal bir kutuplaşma olduğu ileri sürülebilir. Ayrıca, Ukrayna’daki muhalif hareketin Ukrayna milliyetçileriyle ivme kazanması, gösterilerin sağ ve aşırı kanata yakın kişiler tarafından yönlendirildiği iddiasını ortaya çıkarmıştır. Fakat Ukrayna’da sağ ve sol kavramları Avrupa ülkelerinde olduğundan çok daha farklı bir görünümdedir. Eski komünistlerin kurdukları partiler, sol partiler olmasına rağmen Rus yanlısı faşist politikalara yönelirken sağ-kanatta olduğu sürülen partilerin daha liberal, demokratik ve Avrupa yanlısı olduğu görülmektedir. Ukrayna’da partilerin tutumu daha ziyade Rusya veya AB yanlısı olup olmadıklarına göre ayrılmaktadır. Bu açıdan Ukrayna’daki gösterilerin aşırı sağ kesimin gösterileri olduğunu söylemek çok da tutarlı değildir. İkinci unsur; Soğuk Savaş sonrasında AB ve Rusya’nın etki alanlarının arasında sıkışan Ukrayna’nın bu güç mücadelesinde nerede bulunacağı noktasında toplumsal bir uzlaşı zemini bulamamasıdır. Ukrayna, 2004 Turuncu Devrimi sonrasında Rus yanlısı Yanukoviç’in Turuncu Koalisyonu tasviye etmesi ve iktidara gelmesiyle birlikte Rusya ile yakınlaşmıştır. İktidarın toplumsal hassasiyetleri göz ardı ederek davranması toplumsal bir hezeyana neden olmuştur. Ayrıca gösterilerde polislerin kullandığı orantısız gücün de göstericiler üzerinde olumsuz etkisi olmuş ve çatışmaların şiddetinin artmasına neden olmuştur. Üçüncü unsur ise; ekonomik olarak ülkenin darboğazda olması ve ülkede yolsuzluğun artmasıdır. Ülkede oligarkların yaşadığı zenginliğin yanı sıra halkın yaşadığı ekonomik sıkıntılar ve artan yolsuzluk Ukraynalıların iktidarı devirmek için hareket geçmesine neden olmuştur. Yaşanılan ekonomik sıkıntılar, ülkenin Rusya’ya olan doğalgaz bağımlılığı ile de bağlantılıdır.  Ukrayna Rusya’ya ciddi miktarda borçlanmıştır ve doğalgaz borcu için Rus Gazprom’a 1,47 milyar Dolar ödemiştir fakat halen borçları bulunmaktadır. Rusya, Ukrayna’nın kendi taleplerini yerine getirmesi halinde Ukrayna’ya destek olmak amacıyla 15 milyar dolarlık kredi vereceğini belirtmiştir. Aralık ayında Ukrayna ve Rusya arasında kredi ile ilgili yapılan bu görüşmeler esnasında Yanukoviç (Kasım ayında ülkede başlayan büyük gösterileri dikkate almayarak) Rus kredisine olumlu baktığını belirtmiştir. Cumhurbaşkanın bu tutumu da ülkede gösterilen şiddetlenmesini neden olmuştur.

 

Ukrayna devlet başkanı ve hükümet Ukrayna’daki gösterilerin bu hale gelmesinde AB’nin büyük payının olduğunu söylemektedir. Gösterilerdeki AB’nin rolünün ne olduğunun anlaşılabilmesi için ilişkilerin Turuncu Devrim sonrasında nasıl şekillendiğine bakılmalıdır. 2004 ve 2007 yılındaki AB genişlemeleri ile Polonya’nın içinde olduğu on tane post-komünist ülke AB üyesi olmuştur. Bu durum AB’nin Ukrayna ile ilişkileri bakımından bir kırılma noktası olmuştur çünkü bu genişlemeler Avrupa’nın merkez aksının Almanya’dan Polonya’ya kaymasına neden olmuştur. Artık Ukrayna’nın komşusu AB’dir ve AB’nin sınırları Polonya’dan geçmektedir. Bu noktada Ukrayna ile Polonya’nın Galiçya’nın da mirasının etkisiyle olan tarihsel ve kültürel ortaklıkları da büyük önem taşımaktadır. Polonya’daki Katolik kültür Ukrayna’nın batısında da etkili olmuştur. Nasıl ki Almanya, Soğuk Savaş döneminde Ostpolitik çerçevesinde Polonya’ya batılı değerleri enjekte etmeye için çalıştıysa Polonya da Ukrayna ile aynı türden bir ilişki içerisindedir. Polonya, AB’nin doğu politikalarının yönlendirilmesinde büyük role sahiptir. Fakat AB’nin Şengen bölgesi ile yarattığı sınırlar bazı yazarlar tarafından “Demir Perde”ye benzetilerek “Mavi Perde” olarak nitelendirilmektedir ve Ukrayna’nın Polonya ile arasına bir mesafe de koymaktadır.

 

Bu bağlamda bakıldığında Polonya’nın AB üyesi olması kendini Avrupa’nın parçası hisseden pek çok Ukraynalının AB vatandaşı olma isteğini arttırmıştır. Her ne kadar genişlemeden hemen sonra, Ukrayna ile iyi ilişkiler kurmak için üyelik perspektifi sunmayan Avrupa Komşuluk Politikası bağlamında ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkiler kurulmaya çalışılmışsa da çok başarılı olunamamış ve Ukraynalılar bu anlamda tatmin olmamışlardır. Ukrayna’da Kasım ayından itibaren gitgide şiddetini arttıran olaylar AB’ni ciddi anlamda endişelendirmektedir.  19 Şubat itibari ile Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ve Polonya Başbakanı Donald Tusk, Ukrayna'daki şiddet olaylarını şiddetle kınamış ve  Ukrayna'ya acilen müeyyide uygulamasını istemişlerdir. AB, hemen sınır bölgesinde yaşanan iç istikrarsızlıktan ciddi şekilde rahatsız olmuşlardır. BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon da, Kiev'de meydana gelen olaylarının yatışması için hükümetten protestolar nedeniyle gözaltına alınanların affedilmesini ve göstericilerden de hükümet binalarını boşaltmalarını istemiştir.

 

Ülkedeki çatışmaların durması için polisin şiddete son vermesi, muhaliflerin talepleri dikkatlice dinlenilmesi ve gerekirse arabulucuların devreye sokulması gerekmektedir. İki taraf ortak bir zeminde uzlaşmak durumundadır. Aksi halde çatışmaların şiddetini daha da arttırması ülkenin iç istikrarının daha da bozulmasına neden olacaktır” olarak değerlendirdi.