23 Mart 2014 tarihinde Türkiye tarafından Suriye uçağının düşürülmesinin ardından Suriye – Türkiye sınırındaki çatışmalar dinmek bilmiyor. Suriye’de Esad rejiminin Türkiye sınırında kontrol altında tuttuğu son nokta Lazkiye’ye bağlı Keseb kasabasında muhaliflerin saldırısıyla başlayan çatışmalar, şiddetini arttırarak devam ediyor. Sınırdaki bombardıman seslerinin Hatay’ın Yayladağı ilçesinden de duyulduğu ve atılan bazı havan mermilerinin Türkiye topraklarına düştüğü çatışmalarda, muhalifler rejimin elindeki Keseb kasabası ile Keseb Sınır Kapısı’nın kontrolünü ele geçirdi. Muhaliflerin stratejik öneme sahip bölgelerde üstünlük sağladığı çatışmalarda, kaybettiği yerleri geri almak isteyen rejim güçleri saldırılarını sürdürmeye devam ediyor.

 

Suriye sınırında devam eden çatışmaları ve bölgedeki son durumu TÜRKSAM Başkan Yardımcısı ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Serdar ERDURMAZ, TÜRKSAM için değerlendirdi:

 

“Türkiye sınırından yaklaşık 30 km uzaklıkta Süleyman Şah Türbesi civarında sürmekte olan IŞİD (Irak Şam İslam Devleti) ve bölgede özerk bölge olarak ilan edilen Kürt yönetiminin silahlı gücü YPG arasında bölge hâkimiyetinin ele geçirilmesi amacı ile şiddetli çatışmalar olmaktadır. Bilindiği gibi IŞID Irak merkezi yönetiminin mahkûmlardan oluşturduğu ve Suriye’de Esad rejimini destekleyen bir tutum ortaya koyan yapıda Sünni bir örgüttür. 2004 yılında el-Kaide’ye bağlılığını ilan eden grup daha sonra Irak el-Kaidesi adını almıştır. Irak ve Suriye’de Sünni nüfusun yoğun olduğu bölgelerde halifeliği kurma hedefindedir. Nisan 2013’den beri Suriye’nin Kuzeyindeki bölgelerde güç kazanan örgüt kendisine ait bir bölge oluşturabilmek için Kürt kesimle şiddetli bir silahlı çatışma içine girmiştir.

 

IŞİD güçlerinin Türkiye toprağı sayılan Süleyman Şah Türbesini kuşatması ve Türkiye’ye ültimatom gibi “'3 gün içinde Türk bayrağı inmez, askerler çekilmezse türbeyi yerle bir ederiz” şeklindeki talepleri Türkiye’yi bu konuda teyakkuz haline getirmiştir. Bunun dışında Türkiye sınırını ihlalden Suriye uçağının düşürülmesi meselesi ise oldukça hassas bir konudur. Bizim uçağımızın uluslararası sularda düşürülmesi sonrası Türkiye’nin yeniden düzenlediği angajman kurallarının Türk silahlı Kuvvetleri tarafından uygulanmasıdır. Ancak, benim merak ettiğim konu bizim uçağımız düşürüldüğünden beri bir Suriye uçağı ilk defa mı Türkiye sınırını ihlal etti ve bunda ısrarcı oldu? Muhtemelen daha evvel birçok defalar bu gibi ihlaller olmuştur. Ancak, Cenevre’de yapılacak toplantılar hatırına bu ihlallere göz yumulmuş olabilir. Rusya ve ABD’nin başı çektiği bu toplantılarda Suriye ile sorunların barış masasında çözülmesi en çok arzu edilen şeydir. Maalesef Rusya ile ortaya çıkan Kırım gerginliği nedeniyle ABD-Rusya işbirliği Suriye konusunda devam edemeyecek gözükmektedir. Bu durumda Türkiye artan ihlaller karşısında inisiyatifini kullanarak, suiistimale bir son vermek istemiş olabilir.

 

Bütün bu hadiselerin Türk iç siyasetinin en fırtınalı zamanına ve seçim öncesine rastlaması Türk kamuoyunda lehinde ve aleyhinde çeşitli yorumlara neden olmuştur.

 

Türkiye Suriye politikasında yalnız kalmıştır. Atacağı her adımı uzun vadeli olarak değerlendirip, yarın sular durulduğunda karşısında düşman bir Suriye devleti olmayacak şekilde hareket etmeli ve strateji saptamalıdır. Olayları ajite ederek Suriye topraklarına yapılacak bir askeri harekât ABD ve AB tarafından desteklenmeyeceği gibi, Rusya, İran ve muhtemelen Çin’in şiddetli tepkisiyle karşı karşıya kalabilecektir.

 

Bu nedenle ileride daha büyük sorun olacak adımlar iyi hesap edilmeli iç politika malzemesi yapılmaktan uzak durulmalıdır” olarak değerlendirdi.