Kazakistan lideri Nursultan Nazarbayev’in Ukrayna sorununun çözümünde aktif bir rol üstleneceği belirtildi. Nazarbayev’in bu kararı Obama, Merkel ve Putin ile görüşmesinden sonra aldığı ifade edildi. Nazarbayev ve Putin arasındaki ilk görüşme Gümrük Birliği (TS) zirvesi sırasında gerçekleşti. Zirvenin gündeminde Ukrayna’da yaşanan son gelişmeler yer aldı. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Kırım konusunda üye ülke başkanlarının tekliflerini değerlendirmeye hazır olduklarını belirtti. Nazarbayev’in, Kırım için müzakereci rolü üstlenmesi sebebiyle Mart ayında planlanan Moskova ziyaretinin Nisan ayına ertelendiği bildirildi.

 

Ulusal Strateji Enstitüsü Uluslararası Programlar Başkanı Yuri Solozobov, ABD ve Almanya liderlerinin Nazarbayev’e yönelmelerinin sebebini Nazarbayev’in dünyanın en aktif on lideri arasında olmasından kaynaklandığını belirtti. Solozobov, ABD Başkanı Barrack Obama’nın, Nazarbayev’i telefonla araması ve arabuluculuk talebinde bulunmasının nedenini ise ABD’nin kendi kaynaklarının sorunun çözümü için yetersiz olduğu ve Washington yönetiminin de bu durumu kabullenmesi olarak açıkladı.

 

Kazakistan Lideri Nursultan Nazarbayev'in Kırım konusunda Rusya, Ukrayna ve ABD arasında arabuluculuk yapması hakkında Erzurum Atatürk Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi ve Avrasya uzmanı Yrd. Doç. Dr. Gülşen AYDIN, TÜRKSAM için değerlendirme yaptı:

 

“Ukrayna’da protestolar sonucu Viktor Yanukoviç’in devrilişinin ardından Kırım’ın Rusya’ya katılma yolunda aldığı karar nedeniyle sadece eski Sovyet coğrafyası değil, tüm dünya yüksek gerilim yaşıyor. Gelinen bu noktada Nazarbayev’in arabuluculuğunu üstlendiği görüşmelerden temel beklenti tansiyonun düşürülmesi. Nazarbayev, Ukrayna gibi önemli bir Rus azınlığa sahip bir ülkeyi yönetiyor. Krizin çözümünde aktif rol almak istemesi bu nedenle anlamlı. Kırım Krizi, 2008 Güney Osetya Krizinde olduğu gibi, Sovyet ardılı ülkelerin liderlerini Rus müdahalesi kabusuyla yüzleştiriyor. Kazak lider bu nedenle krizin daha fazla büyümeden yatıştırılmasını, Putin’in sakinleştirilmesini istiyor.

 

Ancak, gelinen bu noktada Putin’in durdurulması pek kolay değil. Kırım’ın işgali durumunda Rusya’ya karşı yaptırımlardan bahsedilse de, bunlar ABD ve AB tarafından henüz tam olarak netleştirilmedi.  Yapılan açıklamalarda, batının Rusya’ya yaptıklarının bedelini ciddi şekilde ödetecek yaptırımlara  gideceğinin altı çizilse de, artık Soğuk Savaş uluslararası ortamında yaşanmadığına göre, karşılıklı bağımlılık sonucu yaptırımların Amerika ve Avrupa için de çeşitli olumsuzluklar doğuracağını kabul etmek gerekiyor.  

 

Aslında, krizin en az hasarla atlatılması için yapılması gereken Putin’i bazı yaptırımlarla zora sokmak kadar, O’na krizden çıkış için yollar sunmaktan geçiyor. Şunun altını çizmem gerekiyor ki, krizin bu noktaya ulaşmasında Batı dünyası ve Ukrayna yönetiminin dikkatsizce atılmış adımlarının rolü büyük. Ukrayna’daki yönetimin, Kırım’ın Rusya için önemi en başından göz önünde bulundurularak, Rus nüfusun haklarında kısıtlama yaratacak herhangi bir adımdan kaçınması ve Rusya’ya müdahale için beklediği fırsatı sunmaması gerekirdi. Batının da Ukrayna yönetimini 21 Şubat’ta Yanukovich ile varılan uzlaşmaya sadık kalmaya sevk etmesi ve ulusal birlik hükümetinin kurulmasını hızla temin yoluna gitmesi gerekirdi. Bu şartlar sağlandığında Rusya, hükümette ‘faşist’ olarak nitelendirdiği güçlerin Rus nüfusun haklarına karşı giriştiği eylemlerden bahsetme ve ülkede düzenin tesis edilemediğine vurgu yapma fırsatına sahip olamayacaktı.

 

Hiç değilse bu noktada Ukrayna yönetimi ve batının Yanukoviç ile varılan uzlaşmaya sadık kalınacağına Moskova’yı ikna etmesi elzem.  Rusya’yı çılgına çeviren Ukrayna’yı kaybedeceği düşüncesi. O nedenle batı gelinen bu noktada Ukrayna ve diğer eski Sovyet Cumhuriyetlerinin Avrupa-Atlantik kurumlarıyla entegrasyonu konusunda aceleci ve dikkatsiz tutumundan vazgeçmeli. 2008 Güney Osetya krizinde de görüldüğü gibi, Rusya harekete geçtiğinde batı dünyası bu devletlere ihtiyaçları olan desteği sağlayamıyor. Batı yığınla söz verirken, Rusya coğrafi konumunun da sağladığı avantajla hızla müdahale ediyor. Hal böyle iken, Nazarbayev arabuluculuğunda gerçekleşecek görüşmelerin bölgede tansiyonu düşürebilmesi için Batının ve Ukrayna yönetiminin acilen şimdiye kadar takındıkları tavırlarını değiştirmeleri gerektiğinin altını çizerek bu konudaki değerlendirmemi sonlandırmak istiyorum.” olarak değerlendirdi.