Mısır Savunma Bakanı Abdulfettah el Sisi 12 Şubat 2014 tarihinde ilk yurt dışı ziyaretini Rusya’ya gerçekleştirdi. Sisi ve ülkenin Dışişleri Bakanı Nebil Fehmi Moskova’da Rus mevkidaşları ile bir araya geldi. Ziyaretin genelinde iki ülke arasındaki ikili ilişkilerin ele alındığı belirtildi.  Sisi’nin cumhurbaşkanlığına adaylığını koyduğu açıklaması tartışmalara yol açtı. Sisi’nin bu tartışma ortamında Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyaret dikkat çekti.

 

Mısır Genel Kurmay Başkanı ve Savunma Bakanı Abdulfettah el Sisi’nin Rusya ziyaretini TÜRKSAM Başkan Yardımcısı ve Hasan Kalyoncu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Serdar Erdurmaz, TÜRKSAM için değerlendirdi:

 

“Mısır’da askeri darbe ile Müslüman Kardeşlerin gölgesi altında görevini icra ettiği iddia edilen seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi deviren Genel Kurmay Başkanı Abdülfettah el Sisi geçtiğimiz hafta içinde Rusya’ya resmi bir ziyaret gerçekleştirmiştir.

 

Yapılan ziyarette Sisi ve Mısır Dışişleri Bakanı Nebil Fehmi Rusya Başkanı Vladimir Putin, Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov ve Savunma Bakanı ile üst düzey görüşmelerde bulunmuş ve iki gün süren ziyaret sonunda “askeri ve teknik işbirliği konusunda yeni bir başlangıç” şeklinde bir beyanat vermiştir. Rusya Başkanı Putin Sisi’nin Cumhurbaşkanlığı adaylığını desteklediğini ifade etmiştir.

 

Yapılan değerlendirmelerde; Mısır’da yapılan darbe sonunda Muhammed Mursi’nin görevden alınması karşısında ABD ve Avrupa’nın yapmakta olduğu yardımları askıya almasına bir alternatif olarak Sisi’nin Rusya’dan destek alma girişimi olarak görüldüğü ifade edilmektedir.

 

Geleneksel olarak bakıldığında Rus-Mısır ilişkilerinin Cumhurbaşkanı Nasır zamanında oldukça yoğun olduğu, fakat sonrasında Başkan Enver Sedat ve Hüsnü Mubarek dönemlerinde bu ilişkilerin zayıfladığı görülmektedir.

 

Sisi’nin bu ziyareti sırasında Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri tarafından sağlanan finansman ile 2 milyar dolarlık silah satış anlaşmasının imzalandığı belirtilmektedir. Envanterinde Rus silah ve teçhizatının bulunduğu Mısır’ın bu yeni alımlarla batının etki ve baskısından kurtularak, yeni bir kaynak ve müttefik yaratmaya çalıştığı söylenebilir.

 

Ziyareti özetle her iki tarafa sağlayacağı avantajlar açısından değerlendirecek olursak;

 

Mısır açısından;

 

1. Öncelikle ABD ve batının baskısına ve ambargolarına karşı siyasi alanda kendisini destekleyecek bir taraf edinmektedir. Suriye’deki Rusya-ABD ilişkileri bu konuda çarpıcı bir örnek olarak Sisi’ye yol göstermektedir.

 

2. Hem askeri ve hem de ekonomik alanda Rusya seçeneğini gündeme getirerek yeni bir yardım kaynağı oluşturma yoluna gitmiştir.

 

3. Sisi Rusya Devlet Başkanı Putin’in ve Rusya’nın desteğini alarak, darbe sonrası yönetimi uluslar arası alanda meşru hale getirmiştir.

 

4. Bunun yanında Putin’in Sisi’nin Cumhurbaşkanlığı adaylığını desteklediğini açıklaması, ABD ve batı ile çatışan bir çıkış olarak görülmelidir. Bu desteği arkasına alan Sisi, aynı Suriye Devlet Başkanı Esad’ın takındığı tavra benzer bir tutumla adaylığını resmen gündeme getirebilir ve batıyı umursamaksızın yönetimini tesis edebilir.

 

5. Başkanlığı kazanması sonrasında Rusya ile ilişkileri geliştirerek Ortadoğu’da dengelerin ciddi bir şekilde değişmesine yol açabilir.

 

Rusya açısından;

 

1. Ortadoğu’da Suriye’den sonar Mısır gibi stratejik bir ülkeyi etkisi altına alması yeniden süper güç olma yolunda çaba harcayan Başkan Putin için paha biçilmez bir avantaj sağlayacaktır.

 

2. Mısır’a satılan silah ve teçhizat dolaylı olarak Rusya’ya bağımlılık sağlayacağı için Rusya’nın etkinliği bölgede belirgin bir hale gelecektir. Bu suretle ABD ve Avrupa ile ilişkilerinde daha güçlü bir el ile sahnede yer alacaktır.

 

3. Mısır’da İslami kesime karşı yapılan bu darbeyi desteklemekle Rusya kendi arka bahçesi olarak nitelendirdiği Kuzey Kafkasya ve Orta Asya’daki İslami çıkışlara karşı alacağı sert tedbirlere meşruiyet kazandırabilecektir.

 

4. Süveyş kanalı gibi stratejik bir bölgede artan etkinliği ile Rusya Hint Okyanusu’na çıkışta yeni bir askeri ve lojistik destek üssü imkânı kazanmış olacaktır. Bu da süper güç olma çabasına katkı sağlayacaktır.

 

ABD ve Avrupa açısından;

 

1. Rusya desteğini alan Mısır’daki yeni yönetime ABD ve Avrupa’nın söz geçirmesi oldukça sıkıntılı olacaktır.

 

2. Askeri ve ekonomik ambargonun uygulanmasının herhangi bir tesiri olmayacak ve ya çok az olacaktır. Demokratik yönetim oluşturulması konusundaki girişimlerin cevapsız kalmasına yol açabilecektir.

 

3.Ortadoğu’da Mısır gibi stratejik bir ülkenin kaybedilmesi dengeleri alt üst edecektir. Bu durum dolaylı olarak İsrail aleyhine bir durum yaratabilecektir (Rusya’nın yaklaşımı doğrultusunda).

 

4.Rusya’nın süper güç olarak ortaya çıkmasının getirdiği tedirginlik batı siyasetinin daha dikkatli bir yol izlemesi gerektiğini dikte edecektir” olarak değerlendirdi.