İskoçya’nın Birleşik Krallık’tan ayrılarak bağımsızlığını ilan etmek üzere referanduma gideceği tarih yaklaştıkça konu hakkındaki tartışmalar da derinlik kazanıyor. Son olarak, 17 Ocak 2O14’de İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague İskoçya’nın Bağımsızlığına yönelik Glasgow kentinde analizlerde bulundu. Hague değerlendirmelerinde, İskoçya’nın ilk Bakanı ve İskoç Milliyetçi Partisi üyesi Alex Salmond’un İskoçya’nın bağımsızlığını kazanması durumunda AB üyeliğine kolay bir geçiş süreci yaşayacağına dair görüşlerini inandırıcı bulmadığını belirtti.

 

London School of Economics Araştırma Görevlilerinden Türkiye ve Avrupa Birliği uzmanı Ümit Sönmez’den 18 Ocak 2014’de İskoçya’da gerçekleşecek bağımsızlık referandumu hakkındaki görüşlerini aldık.

 

“Daha cok Turkiye'deki gevsek federalizmci liberal ve sol kafalara bir soru icererek yorumluyorum: İskoçya’da hükümet bir kanun tasarısı hazırlayarak İskoçya’nın tam bağımsız olması için İngiltere ve İskoçya arasında imzalanan Birleşik Krallık Antlaşması’na (Union Act) son vermeyi teklif etti ve bunun için İskoçya 18 Eylül 2014’te referanduma gidecek. İskoç halkı referanduma ‘evet’ derse, İngiltere ve İskoçya arasındaki 800 yıllık ortaklık sona erecek. Bu karar Birleşik Krallığı’nda dağılması anlamına gelecek. İngiltere uzun süredir bunu telaşını yaşıyor, her ne kadar ayrılmanın pek çok olumsuz ‘ekonomik’ etkisi olacağını iddia etse de, İskoçya’daki hükümet ayrılmakta ısrarlı. Hatta çoktan Birleşik Krallık’ta kullanılan para birimi Sterlin’den çıkma, Avrupa Birliği’ne ayrı başvuru yapma ve ‘Euro’nun yeni para birimi olarak kullanılmasını tartışmaya bile başladı. Birleşik Krallık’ta milli birliğin sona erecek olması aslında ‘federalizm’, ‘etnisiteye özerklik’, ‘genişletilmiş özerk bölge’ gibi pek çok fikri ve öneriyi ‘bırakınız tartışsınlar, bunlar asıl milli birlik ve bütünlüğü korumak için tartışılıyor’ diye öne süren Türkiye gibi ülkelerdeki siyasiler ve düşünce adamları için de önemli dersler içeriyor.” görüşünde bulundu.

 

“İngiltere İskoçya’yı Birleşik Krallık içinde tutmak için ekonomik gerekçelerden tutturamayınca vatandaşlık temelinde bir Anayasa yapılması ve daha fazla idari özerklikler verilmesi gibi önerileri gündeme getirse de etnik İskoç milliyetçileri buna da kulaklarını tıkamış durumda, herhangi bir sorun olmadan mevcut para birimi, finansal sistem ve idari düzen ile de bağımsız olarak yollarına devam edebileceklerini söylüyorlar. Taviz verilmeyen tek şey ise referandum ve tam bağımsızlık önerisi. İngiltere yıllarca aşama aşama İskoçlara pek çok haklar verse de, özerkliklerini arttırsa da yine de onları milli birlik dediği ulusal yapının içinde tutamadı. İskoçlar ülkelerinde ekonomik sorunlardan toplumsal problemlere kadar sayısız konuda İngiltere’yi suçluyorlar, onun merkezi politikalarını sorumlu tutuyorlar ve tek çözümüm tamamen ayrılmak olduğunu dile getiriyorlar. 800 yıldır resmen bu kadar iç içe geçmiş finansal ve idari yapıları olan İskoçya ve İngiltere bile Birleşik Krallığı yaşatamadı ise etnik gruplara daha fazla tavizler vererek, idari bölünmeler ve özerklikleri arttırarak milli devletlerinin üniter yapısını ve milli birliklerini daha etkili koruyabileceğini zanneden siyasiler ve kalemşörler acaba düşüncelerini bir parça esnetebiliyor, geliştirebiliyor, bu tip ampirik örnekler varken argümanlarını nasıl savunacaklarını biraz daha ciddiyetle muhakeme edebiliyorlar mı merak etmemek mümkün değil. Yorum okuyucularındır” olarak değerlendirdi.