Fransa Cumhurbaşkanı Françoise Hollande, 27- 28 Ocak 2014 tarihlerinde Türkiye’ye ziyarette bulundu. Hollande’ın iki günlük ziyaret programında ilk olarak Anıtkabir’i ziyaret etti. 22 yıl aradan sonra Türkiye’ye resmi ziyarette bulunan ilk Fransız Cumhurbaşkanı olan Hollande, Çankaya Köşkü'nde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile bir araya geldi. Köşk’teki görüşmenin ardından iki ülke arasında ortak protokoller imzalandı. Ortak bir basın toplantısının ardından, önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, sonrasında da CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ile Fransız Büyükelçiliğinde görüştü. Son olarak, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Hollande onuruna Çankaya Köşkü’nde yemek verildi.

 

Fransa Cumhurbaşkanı Françoise Hollande'ın 27- 28 Ocak 2014 tarihlerinde gerçekleştirdiği Türkiye ziyareti hakkında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Filiz Cicioğlu TÜRKSAM için değerlendirmelerde bulundu:

 

“Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın Türkiye’ye yapmış olduğu ziyaret, 22 yıllık bir aradan sonra Fransa tarafından en üst düzeyde gerçekleştirilen resmi bir ziyaret olması bakımından büyük önem taşımaktadır. Özel yaşamındaki sıkıntıların ardından ilk ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştiren Hollande öncelikle böyle bir dönemde ziyareti ertelememiş olması ve beraberinde getirdiği 7 bakan, onlarca bürokrat ve Fransa’nın en önde gelen 50’ye yakın işadamıyla bu ziyarete verdiği önemi göstermiş oldu. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül de iç siyasetteki sıkıntılı dönemin ardından özellikle Başbakan Erdoğan’ın Brüksel ziyaretinin hemen ardına gelen bu görüşmeye çok önem verdiğini belirtmiş ve ziyaret için Türkiye kusursuz hazırlanmıştır.

 

Ziyarette öne çıkan başlıca konular dört başlıkta değerlendirilebilir. Öncelikle kuşkusuz ilk başlık Türkiye ile Avrupa Birliği(AB) arasındaki müzakere sürecidir. AB’nin en etkili ülkelerinden biri olan Fransa, Hollande’ın selefi Nicholas Sarkozy iktidarı döneminde beş başlığın açılmasını bloke etmişti. Hollande iktidarı döneminde bu başlıklardan 22. Fasıl geçtiğimiz yılın sonunda açılmış ve böylelikle Hollande yönetimi Türkiye’ye karşı ilk olumlu adımı atmıştı. Türkiye’nin bu ziyaretten öncelikli beklentisi diğer dört faslın da açılabilmesi için Fransa’nın vetosunu kaldırması ve müzakere sürecinde Türkiye’ye destek vermesi konusundaydı. Bu konuda ziyaretten olumlu sinyallerin alındığını belirtmek yanlış olmayacaktır.

 

Çankaya Köşkü’nde gündeme gelen ikinci önemli konu Türkiye ile Fransa arasındaki temel sorunlardan birini teşkil eden Ermeni Soykırımı konusu oldu. İnkar yasası olarak bilinen yasa ile ilgili kamuoyu önünde çok keskin konuşmaktan kaçınan Hollande, yapmış olduğu ziyareti Paris’te protesto eden diaspora Ermenilerini de kızdırmaktan kaçınan bir tavır sergiledi. Türkiye’nin 2015 yılıyla ilgili kaygıları, Hollande’ın ise Nisan ayında Ermenistan’a gerçekleştireceği ziyaret öncesinde yaşadığı kaygılar görüşmelere yansıdı ve bu konuyla ilgili somut bir adım atılamamış oldu.

 

Görüşmelerin belki de en önemli ve Fransa Cumhurbaşkanı tarafından en çok önemsenen ayağını oluşturan-beraberinde getirdiği bakanlıklardan da bu durum anlaşılabilir- boyutu ekonomik ilişkilerdi. Zira Sarkozy politikaları nedeniyle Türk-Fransız ekonomik ilişkileri çok olumsuz etkilenmiş ve 2002’de Türkiye pazarında  % 6.3 paya sahip olan Fransız şirketleri 2012’de %3. 2 gibi bir düzeye inmiştir. Özellikle Türkiye’nin gerek bölgesel enerji ağları, gerek enerji çeşitlendirme projeleri, gerek askeri ihaleler konusunda önemli bir büyüme sürecine denk gelen bu olumsuz ilişkilerin Fransa ekonomisinin hiç de işine yaramadığı aşikardır. Ziyaret sırasında imzalanan başta nükleer eğitim anlaşması olmak üzere diğer stratejik alanlardaki anlaşmalar da ekonomik ilişkileri canlandırmaya dönük adımlar olarak değerlendirilebilir. İki tarafın ticaret hacmini 20 milyar Euro’ya çıkarma hedefi de geçmiş dönemdeki ekonomik kayıpları telafi etmeye yönelik önemli adımların atılacağını göstermektedir.

 

Suriye’deki gelişmeler ve Cenevre-2 konferansı da ziyaretin diğer kilit konularından birini oluşturmuştur. Hollande, Türkiye’nin başından beri Suriye konusunda doğru yerde durduğunu ve aynı politikayı benimsediklerini söyleyerek yeni Suriye’de rejim yanlılarının bulunmaması gerektiğine dikkat çekmiş, ayrıca radikal terör ve Avrupa ülkelerinden gelerek Türkiye üzerinden Suriye’ye geçen yabancı savaşçılar konusunda da istihbarat işbirliği yapılması gerektiğini belirtmiştir. Fransız Cumhurbaşkanı’nın ayrıca Suriye’de Türkiye ile birlikte rol istediklerini ima etmiş olması Türkiye’nin AB müzakere sürecinde Fransa’nın desteğini alma noktasında elini güçlendirecek bir etken gibi durmaktadır.

 

Cumhurbaşkanı Hollande’ın ülkesinde muhalif sesler yükselirken, Başbakan Erdoğan’ın Brüksel ziyaretinde oluşan olumlu havayı pekiştiren bu ziyareti belki yukarıda belirtilen alanlarda çok somut bir çıktı oluşturmasa da hem üslup anlamında son derece dostane hem de delegasyonunu en üst düzeyde tutarak verdiği mesajlarla Ankara’nın gündemine pozitif bir hava katmış oldu. Türkiye’nin bölgesinde neredeyse işleyen tek demokratik rejim olarak en temel ihtiyacı, diğer demokrasilerin de desteğini alabilmek. Bu anlamda AB üyeliği çıpası hala Türkiye için çok önemlidir ve Hollande ziyareti de bu önemi pekiştirecek önemli bir ziyaret olarak anılacaktır” olarak değerlendirdi.