28 Şubat 2014 tarihinde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ukrayna’nın Kırım Özerk Bölgesi’nde yaşanan bazı gelişmeler üzerine bölgeye gitme kararı aldı. Rusya’ya ait bazı hava ve kara unsurlarının bu bölgeye giriş yaptığı ve Simferopol Havaalanı’nın Rus birliklerince ele geçirildiği haberleri üzerine Ukrayna’da gerilim hızla artmaya devam ediyor. Rusya’nın, Ukrayna gerilimine Kırım'dan müdahale ettiği yönündeki yorumlar ise Kırım Türklerinin geleceği hususunda endişe yaratmıştır. Bulgaristan’ın Şumnu kentinden Kiev’e giden Davutoğlu, hareket etmenden önce de Ukrayna Dışişleri Bakan Vekili Andriy Deşçitsa ile telefonda görüştü. Davutoğlu, ziyareti sırasında Dışişleri Bakan Vekili Deşçitsa’nın yanısıra Ukrayna Devlet Başkan Vekili ve Parlamento Başkanı Oleksandr Turçinov ile Başbakan Arseniy Yatsenyuk’la da görüştü. Kırım Tatar Milli Meclisi eski Başkanı ve Ukrayna Meclisi Üyesi Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nu da kabul eden Davutoğlu, hükümette yer almayan çeşitli siyasi parti temsilcileriyle de buluştu.

 

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun Ukrayna ziyareti hakkında Uludağ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim S. CANBOLAT, TÜRKSAM için değerlendirmelerde bulundu:

 

“Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Ukrayna ziyaretine sebep teşkil eden gelişmeleri incelediğimizde, bölgede ve dünya siyasetinde Türkiye'yi de ilgilendiren çok önemli değişim potansiyeline tanık oluyoruz. Mesele bir boyutuyla Ukrayna'da iç karışıklık ve hükümetin düşmesi, belki siyasî yapıların yeniden oluşturulması şeklinde yansıyabilir dışarıya. Bir iç sorun olarak görülebilir. Ama sadece bundan ibaret değil sorun. Elbette Ukrayna'da halkın kendi geleceğini özgürce belirlemesi gerekir, güney ve batı komşuları olan Romanya ve Polonya gibi Avrupa Birliği üyeliğini tercih edebilirler. Bunun için halkın mücadele vermesi normaldir. Rusya ise kendi gelecek planları için, örneğin kurmayı tasarladığı bir Avrasya Ekonomik Birliği için bu ülkenin Batıya yönelimini zararlı görür.

 

Konuya bu açıdan baktığımızda, bir yandan eski Doğu-Batı ihtilafının güncel tezahürü, diğer yandan ise küresel siyasetin bölgeye ve ulus devlete müdahalesi biçiminde iki olgu ile karşılaşıyoruz. Burada konuyla ilgili tarihsel gerçeklik ve şimdi gelinen noktada Ukrayna'nın bölünme olasılığı üzerinde durmak gerekir. Bize ulaşan haberlerden öğreniyoruz ki, Rusya, aslında Ukrayna'ya bağlı bir özerk cumhuriyet olan Kırım'ı yumuşak bir işgal politikasıyla kendi siyasî ve kültürel nüfuz alanına çekmeyi deniyor. Klasik siyaset mantığı açısından Rusya için normal ve hatta gerekli görülür bu.

 

Bunun tarihsel gerçeklik boyutunda gözlemlediğimiz şey ise, bizi, Türkiye'yi daha fazla ilgilendiriyor. On dokuzuncu yüzyılın ortalarındaki Kırım Savaşı, her ne kadar Osmanlı-Rus Savaşı olarak görülse de, aslında Osmanlı'ya destek veren Batı ile Rusya arasında bir savaş olmuştur. Osmanlı devletinin Avrupa Devletler Sistemine dâhil edilmesi bundan sonradır. Ama diğer taraftan burada Osmanlı topraklarının paylaşılması gibi bir gizli amaç da söz konusudur. Bunları küresel güç siyasetinin dünü ve bugünü hakkında fikir edinmek ve kendimizi ona göre konumlandırmak için bilmek, en azından hatırlamak zorundayız.

 

Bugün Türkiye'nin, tarihsel tecrübeden de ders alarak, Ukrayna ve özellikle Kırım ile ilgili gelişmelere çok duyarlı olacağını, olması gerektiğini düşünüyoruz. Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun ziyareti bu bakımdan önemlidir. Türkiye Ukrayna'nın toprak bütünlüğünü ve istikrarını savunmaya devam edecek, bunun için hem Batı ile yani Avrupa Birliği ve ABD ile hem de Rusya Federasyonu ile diplomatik ve siyasî görüşmeler yapacaktır. Türkiye'nin tarihsel tecrübesi ve bağları ile güncel konumu ve çıkarları bunu zorunlu kılıyor.

 

Bu arada Ukrayna hadisesinden bizim Türkiye olarak çıkarmamız gereken dersler olduğunu unutmamalıyız. Türkiye'deki Gezi olaylarına benzer bir halk hareketi sırasında Batılı çevrelerin desteğiyle toplumda yıkıcı bir kaos meydana getirilerek yıkılan siyasî düzen sonucunda gündeme gelmiştir ülkenin bölünmesi. Şimdi Ukrayna'nın ulusal bütünlüğünü korumak, öncelikli görev haline gelmiştir. Kırım'da yaşayan soydaşlarının varlığı, geleceği ve kendi jeopolitik/jeostratejik çıkarları, Türkiye'nin etkin bir siyaset geliştirmesini gerektiriyor. Bu bakımdan, Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun Ukrayna ziyareti, özellikle Kırım'ı ziyareti Türkiye'de ve yurtdışında ilgili çevrelerde belirli beklentiler oluşturur. Bu beklentilere uygun karar ve eylemlerin bir an önce hayata geçirilmesi de Türkiye için ayrıca bir zorunluluktur. Yaklaşan yerel seçimler ve cemaat-hükümet çekişmeleri ne yazık ki ulusal çıkar ve devletin bekası meselesini kimi çevrelerin ihmal etmesine yol açabiliyor. Kırım Türklerinin yeniden Rusya hâkimiyetine girmemesi ve Türkiye'nin çevresinde güvenlik ve istikrarın tesisi için ülkede topyekûn bir millî çıkar algısı ve duruşu ile ortak bir dış siyaset gücü oluşturmak şart. Bütün siyasî partiler ve sivil toplum örgütleri bunun bilincinde olmalı. Dış siyasetin başarısı, içeride asgarî müşterek zemininde kendini gösterecek ulusal çıkar mutabakatına bağlıdır biraz da” görüşlerinde bulundu.