Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 28 ve 29 Ocak 2014 tarihinde İran’a ziyarette bulundu. Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İhsak Cihangir tarafından İran’a davet edildi. Erdoğan İran’daki temasları sırasında İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarifi ile görüştü. Erdoğan ayrıca, İran Dışişleri Bakanlığı'na bağlı Siyasi ve Uluslararası Çalışmalar Enstitüsü'nde Türkiye-İran ilişkileri hakkında bir konuşma yaptı. Erdoğan’ın İran temaslarındaki gündeminde Suriye başta olmak üzere bölge sorunları vardı. 

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 29 Ocak 2014 tarihinde gerçekleştirdiği İran ziyaretini Türkiye-İran ilişkileri açısından Ortadoğu uzmanı Arif Keskin, TÜRKSAM için değerlendirdi:

 

“İran-Türkiye ilişkilerinde Suriye, Irak, Arap baharı, Şii-Sünni ihtilaf gibi çok çeşitli mevzularda derin anlaşmazlıklar mevcut. Ancak Suriye krizi ikili ilişkiyi en fazla etkiliyor. Suriye krizinde İran ve Türkiye zıt kutuplarda. İran Beşar Esad’ın en ciddi destekçisi iken, Türkiye muhalefetin en şahın hamisi. Aslında Suriye’de İran ve Türkiye taşeronlar vâsıtasıyla savaşıyorlar. Fakat artık her iki taraf da bu ilişkileri daha fazla gerginleştirmeyi doğru görmüyorlar. İki tarafta bundan zarar gördüklerini düşünüyorlar. Var olan ihtilafları ya çözmek yada ikili ilişkilere zarar vermeyecek biçimde yönetilmesini istiyorlar. Başbakan Erdoğan’ın gerçekleştirdiği iki günlük Tahran ziyareti bu arayışın ilk girişimi olarak yorumlanabilir.

 

Hem Tahran hem Ankara’nın ikili ilişkilerinde yeni bir sayfa açmaya çok ciddi ihtiyaçları var: Türkiye açısından baktığınızda; öncelikle Türkiye 17 Aralık yolsuzluk operasyonuyla birlikte derin ve çok boyutlu bir iç siyasi kriz yaşamakta. Türkiye Suriye’den istediği sonucu alamadı. Suriye krizi nedeniyle İran, Irak ve Hizbullah’la ihtilafları derinleşti. Suriye krizi Sünnî-Şiî ihtilafında Türkiye’nin Sünnî tarafta yer alması gibi bir algı oluşmasına sebebiyet verdi. Bu da Türkiye’nin bölge siyasetini ciddî anlamda zorlamakta. Bu durum ayrıca Türkiye’nin iç politikasında ciddi sorunlara ve eleştirilere yol açmakta. Türkiye, darbe sonrası Mısır yönetimiyle sorun yaşamakta. Yine Mısır siyaseti nedeniyle Suudi Arabistan gibi bazı Sünnî Arap devletleriyle görüş ayrılığı içinde. Bu ve benzeri sebeplerden dolayı Türkiye kendisini İran’la yakınlaşmaya mecbur olarak görüyor. Üstelik Türkiye, Ruhani’nin iktidarını karşılaştığı bu sorunlardan çıkış yollarından biri olarak görüyor. Bir taraftan İran ile yakınlaşarak Ortadoğu’da yeni stratejileri geliştirme peşinde. İran’la yakınlaşarak Irak’la ilişkilerini düzenlemek ve Şiî-Sünnî ihtilafında taraf olmadığı görüntüsünü vermek istiyor. Aslında Türkiye, Arap Baharı ve Suriye krizinin yarattığı hasarları gidermek istiyor.

 

İran basınına göre Ruhani ve Erdoğan görüşmesinde Babek Zencani konusu da gündeme gelmiş. Ancak görüşmenin ayrıntıları yok. 17 Aralık operasyonu İran'a da sıçramış. Babek Zencani ve yardımcıları gözaltına alınmış. İran'da da yeni süreç başlamış. İran'ın yeni yönetimi bu şebekeyi bitirmek istiyor. Bunlara "ambargo tüccarları" ismini veriyorlar. Bunları Ahmedinejad döneminin hastalıklı yönleri olarak yorumluyorlar. Bunların haksız kazanç elde ederek devlet ve milleti zarara uğrattığını düşünüyor. Bu nedenle yeni dönemde İran-Türkiye hattında böyle şebekenin olmasını istemiyor İran'ın yeni yönetimi.

 

Diğer yandan, İran’ın Türkiye’ye çok çeşitli açıdan ihtiyacı var. Türkiye’nin bölgede ve dünyadaki nüfuzuna muhtaç. İran nükleer krizi çözmek istiyor. Türkiye’nin katkıları belirleyici olmasa da kolaylaştırıcı olabilir. İran bölgemizdeki yükselen Şiî-Sünnî gerilimini düşürmek istiyorsaTürkiye ile ilişkilerini düzeltmesi şart. Türkiye ile bu sorunu çözmek için yol haritası oluşturması zorunlu. Arap Baharı ve Suriye krizi İran’ı bölgede daha da yalnızlaştırdı. Nitekim İran ve Suudi Arabistan ilişkileri çok gergin. İran Suudi Arabistan’la yaşadığı gerginliği aşmak istese de, başarılı olamadığı gözüküyor. İran, Sünnî Arap devletleriyle kuramadığı ilişkiyi Türkiye ile kurmayı hedefliyor. İran rejimi ülke içinde çok ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya. Bu bağlamda Türkiye’ye ciddi ihtiyacı var” olarak değerlendirdi.