ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi, gündemine aldığı Ermeni soykırımı karar tasarısını oy çokluğuyla kabul etti. Senatonun, Dış İlişkiler Komitesi'nden tasarıya yönelik yapılan oylama sonuçları 12 olumlu, 5 olumsuz 1 de çekimser oy olarak çıktı.

 

Tasarının Kongre sürecinden geçmesi için 11 Nisan 2014 tarihinde tatile giren Senato Genel Kurulu'nda ele alınması ve oylanması gerekiyor.

 

ABD Senatosunun Dış İlişkiler Komitesi'nden geçen Ermeni tasarısını Türkiye-ABD ilişkilerinin geleceği açısından Giresun Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Betül Karagöz YERDELEN, TÜRKSAM için değerlendirdi:

 

“Öncelikle Türkiye için şimdilik çok sarsıcı bir sonuç değil. "ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi'nde kabul edilen Ermeni tasarısı, Senato Genel Kurulu'nun gündemine alınmadı. Bağlayıcılığı olmayan tasarı, Kongre'nin Paskalya tatiline girmesi ile şimdilik rafa kalktı."

 

Ancak unutmamak gerekir ki, Türkiye'nin hemen kınadığı tasarıda 24 Nisan'ın, sözde soykırımın yıl dönümü olarak anılması isteniyordu ve beşe karşı tam 12 oyla kabul edilmiştir. Öte yandan medya organları, bu durumdan Gülen Cemaatinin ihaneti olarak söz ediyorlar. Gerçekten de tasarıyı sunan Robert Menendez'in daha bir gün önce Türk Birliği tarafınca ağırlanması ve kendisine çok daha önceleri küllü miktarda para bağışının yapılmış olması söylentileri manidardır.

 

Menendez'in bu tasarı atağı ve tasarının sürpriz sayılan kabulü, içteki paralel devlet yapılanması tartışmalarını bir kez daha ateşlemiştir. Gülen Cemaatinin dış odaklarla dayanışması ve bunun ülkeye yansımaları çok daha ciddi boyutta ele alınacaktır. Öte yandan ABD'nin Türkiye'ye duyduğu ihtiyacın, Doğu Avrupa ve Balkanlar'da kurduğu yeni üslerle zayıfladığı ve artık eskisi kadar güven verici sıcak ilişkinin yaşanmayacağı bir gerçektir. Zaten Başkan Obama, geçen hafta Yunanistan'ın Osmanlı Devleti'nden ayrılışının yıl dönümünde "bugün hepimiz Yunan'ız" derken, bence aslında daha önce hiç denenmeyen yeni bir üslupla bu uzaklaşmanın işaretini göstermiştir”