08 Ocak 2014 Tarihinde T.C Dışişleri Bakanı Ahmet Davutloğlu, Suriye Türkmen Meclis Başkanı Faez Amro ile Ankara’da görüştü. Davutoğlu yaptığı basın açıklamasında, Suriyeli Türkmenlere yönelik ayrımda bulunmadıklarını belirterek Suriye’deki Türkmen azınlığı desteklediklerini ve yardım elini üzerlerinden eksik etmediklerini ekledi. Bu görüşmelerden üç gün önce yakalanan Suriye’deki Türkmenlere yardım malzemesi içerdiği iddia edilen tır ile Suriyeli Türkmenler hususuna işaret edilmişti. Suriyeli Türkmenlerin Suriye’den gelen göçmenlere sağlanan yardımlardan faydalanamadıkları yönündeki haberlerden sonra bu açıklamalar yeni tartışmalara zemin hazırladı.

 

Suriye Türkmenlerinin durumu, Türkiye ve Suriye arasındaki ikili ilişkilerin Türkmenler üzerindeki etkileri ve Suriye’deki Türkmen halkın geleceği hakkında Ahi Evran Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden öğretim üyesi olan Doç. Dr. Kürşad Zorlu TÜRKSAM için değerlendirmelerde bulundu:

 

“Genelde Suriye Türkmenleri denilse de Türk Dünyası algısı bakımından “Suriye Türkleri” ifadesinin daha doğru olduğunu düşünüyorum. Türk hepimizin ortak adı ve Musul’da, Kerkük’de diğer yerlerdeki soydaşlarımız da Türk Dünyasının birer parçası… Suriye’de yakın dönemde 2 milyondan fazla soydaşımızın yaşadığı ifade ediliyor. Özellikle kuzeyde konuşlanmış olmaları ve küresel ölçekli projeksiyonlar sebebiyle ciddi bir süre merkezde istenilen güce erişemediler. Doğrusu birçok vatandaşımız burada Türklerin yaşadığını geçtiğimiz günlerde içinde insani yardım malzemesi olduğu iddia edilen tırın yakalanması ile öğrendi. Ancak son dönemde Türkiye’nin Suriye’deki Türk nüfusuna karşı proaktif bir siyaset geliştirebildiğini söylemek oldukça zor. Türkiye’nin Esad rejimi ile arasının iyi olduğu günlerde bile böyle bir yaklaşım sergilenemedi. Üstelik şuanda bu Suriye açısından bir içişleri meselesi değil aksine ülkenin bütünlüğü meselesi haline gelmiştir. Dolayısıyla Suriye’deki Türklerin dikkate alınmaması “bütünlük” iradesinin “bölünme” ve “kimlik” temelli olacağını işaret etmektedir. Son olarak küresel ölçekli projeksiyonların da etkisiyle Cenevre toplantısına Suriye Türklerini temsilen kimsenin davet edilmemesi önümüzdeki süreçte tıpkı Irak’ta olduğu gibi farklı kimliklerin ön plana çıkarılacağını göstermesi bakımından son derece önemlidir” olarak değerlendirdi.