Kazakistan’ın inisiyatifi olan ATOM Projesi, nükleer silah denemeleri kurbanlarını yâd etmek için Kazakistan Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in girişimleriyle 29 Ağustos’un Birleşmiş Milletler Teşkilatı tarafından “Nükleer Denemelere Karşı Uluslararası Gün” ilan edilmesini kapsıyor. Dünya halklarını “Sessizlik Dakikasına” çağıran bu anlamlı gün ve inisiyatif hakkında Ahi Evran Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Gazeteci-Yazar Doç. Dr. Kürşad Zorlu, TÜRKSAM için değerlendirmelerde bulundu:

 

“Soğuk savaş döneminin dünyaya bıraktığı Nükleer silahlanma tehlikesinin önemli bir ayağı da eski Sovyetler Birliği ve onun çöküşü sırasında söz konusu coğrafyada bırakılan kalıntılardır. Özellikle yer altı ve yer üstü kaynakları, geniş toprak alanı ve stratejik önemi sebebiyle Kazakistan bu sistem içerisinde belirgin bir yere sahiptir. O tarihlerde Kazakistan Cumhuriyeti, nükleer savaş başlıklarının sayısı ile dünya sıralamasında dördüncü devlet olarak biliniyordu. Ancak ülke bu önemli gerçeği Boris Yeltsin tarafından onaylanan bir dizi gizli görüşmede Kurucu Cumhurbaşkanı Nazarbayev aracılığı ile öğrendi. Bu brifingte Kazakistan’ın 1200’den fazla Kıtalararası Balistik Füze başlığın ve 146 füze fırlatma silosundan söz ediliyordu. Bu bakımdan o dönem Kazakistan’da konuşlanmış bulunan savaş başlıklarının sayısı Fransa, Britanya ve Çin’in toplamından daha fazla olduğu görülmektedir.

 

İşte Kazakistan bu gerçekle yüzleştiğinde oldukça cesur bir karar alarak Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından nükleer silahlarından kendi iradesi ile vazgeçen dünyadaki ilk ülke olmuştur. Öncelikle 1991 yılında Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in buyruğu ile Nükleer Silahlardan arınma çalışmaları başlatılmış ve bu kapsamda 1993 yılında Kazakistan Meclisi tarafından Nükleer Silahların Önlenmesine yönelik antlaşma (NPT) onaylanmıştır. 1996 yılında da Birleşmiş Milletler Genel Kurulunca kabul edilen Nükleer Testlerin Yasaklanması anlaşmasının aktif bir katılımcısı olmuştur. Bu anlaşmalar 21 Mart 2009’da tüm Orta Asya bölgesinde kapsamlı şekilde yürürlüğe girmiş ve Kazakistan 2010 yılında, dünyada birçok ülkeyi birleştirerek nükleer savaş tehdidinden kurtulmak amacıyla anti-nükleer girişimlere başlamıştır.

 

Hemen ardından evrensel nitelikte bir bildiri ortaya konulmuştur. Kazakistan’ın “Uluslararası Nükleer Denemelere Karşı Eylem Günü” önergesi, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 64. Oturumunda 26 üyenin oybirliğiyle kabul edilmiştir.

 

Bunların dışında Kazakistan aynı perspektif doğrultusunda Seul’deki Nükleer Güvenlik Zirvesinden hemen önce bizzat Cumhurbaşkanı Nazarbayev tarafından “Uluslararası Nükleer Yakıt Bankası” kurulması teklifini dile getirmiştir. Bu faaliyet ve girişimler Kazakistan açısından iki önemli kazanım getirmiştir. Birincisi Rusya-ABD mücadelesinde ve restleşmesinde arada kalmaktan kurtulmuş ikincisi ise bu faaliyetlerle uluslararası arenada etkili bir araç elde etme şansı bulmuştur. Barışçıl yollarla ve bu amaçla nükleer enerjinin geliştirilmesi yaklaşımı pek çok ülkede vücut bulmaktadır. Ancak bu konuda dünyanın birçok ülkesinin samimi olduğu söylenemez. İlgili ülkeler kendilerini ve geleceklerini garanti altına almak için Nükleer silahsızlanma sürecinde göstermelik adımlar atabilmektedir. Bu da Nükleer Silahsızlanma çabalarına olumsuz anlamlar yüklemektedir. Yine de Kazakistan bu açıdan Nükleer Silahsızlanma başlığı altında hem ülkesini büyük bir sıkıntıdan kurtarmış hem de imajını pekiştirmiştir.

 

BM tarafından 29 Ağustos’ta 11.05’te yapılan sessizlik çağrısı ise yine Kazakistan ve özellikle Nükleer Silahlardan etkilenmiş neslin temsilcilerinden olan Karipbek Kuyukov’un katkılarıyla meydana gelmiş bir projedir. Kuyukov aynı zamanda ülkesinin inisiyatifi ile kurulan ATOM Projesinin fahri elçiliğini yürütmektedir. Kuyukov’un belirttiğine göre 11.05’te oluşan işaret dünya halklarını Nükleer Silahsızlanma konusunda sembolik de olsa birleştirebilir. Öyle görülüyor ki Kazakistan ve onun lideri Nazarbayev pek çok uluslararası meselede olduğu gibi Nükleer Silahsızlanma konusunda da etkili atmaya devam edecek.”