Irak Şam İslam Devleti (İŞİD) terör örgütünün Suriye’den sonra Irak’ta da hızla ilerlemesi bölgedeki tüm dengeleri yakından ilgilendirmektedir. IŞİD’in diğer terör gruplarından farklı olarak özellikle medya kullanımında yeni stratejiler kullanıyor olması kendini tüm dünyaya daha kolay ve daha etkin bir şekilde duyurmasını sağlamıştır. IŞİD, uyguladığı bu yönetemler ile sadece terör ve güvenlik alanlarında değil, terörün medyaya yansımasına ve medya kullanımına da yeni bir bakış getirmiştir.

 

Amerika Birleşik Devletleri, Pomona'daki Kaliforniya Politeknik Eyalet Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesi olarak çalışan ve aynı zamanda T-24 Gazetesi ve Al-Monitor gibi gazeteler için yazan Sayın Pınar TREMBLAY, TÜRKSAM için “IŞİD’in medya kullanımı ve medyada İŞİD” hakkında görüşlerini bildirdi.

 

“İŞİD, yani artık İslami Devlet İD, İngilizce Basında İslamic State, IS olarak geçen örgütün medya kullanımı konusunda kapsamlı araştırmalar elbette yapılacaktır, ancak ilk etapta gözlemlerimizi şöyle sıralayabiliriz.

 

1 – Gamer generation, bilgisayar oyunu jenerasyonu denilen nesilden gelen üyeleriyle son teknolojiyi kullanan İŞİD, Hollywood filmlerindeki ses ve efektleri aratmayacak kadar profesyonelce kayıt yapmaktadır. Kullandıkları teknolojinin en yeni ve en kaliteli ürünler olduğu iddia edilen örgütün planladığı tüm saldırıları kayda aldığı, ardından da kurgusunu tasarımını tamamlayıp yayınladığını biliyoruz.

 

Ortaya çıkan sunumlar oldukça etkileyici, ürkütücü ve akıl almaz görüntüler yaratmaktadır. Bunların gerçek olduğunu düşünmekte zorlanan potansiyel müridlerin bu sunumlardan çok etkilendiği bilinmektedir.

 

2 – Bu yayınların iki amacını gözlemliyoruz. Potansiyel üyeleri ve maddi sponsorları etkilemek, en güçlü biziz mesajını vermek ve ikna etmek. Olası karşıtları kaçırmak, korkutmak ve biat ettirmek. Ürkütücü videoların özellikle Musul’u terk eden Irak askerleri üzerinde etkili olduğu iddia ediliyor.

 

3 – Henüz yeni yeni ayakta durmayı başarabilmiş, 12- 13 aylık bir bebeğin üzerine doğrultulan altı- yedi tane silah görüntüsünden, ellerinde kafataslarıyla poz verenlere kadar gördüğümüz imajların genel noktaları şunlardır:

 

a. Maskeli saldırgan, tüm çıplaklığıyla kaydedilmiş kurban. Kurban edilecek kişilerin canlı ve ölü halleri tüm çıplaklığıyla, tüm zavallılığıyla kameralara yansırken, al-Dawla savaşçılarının yüzlerini, vücutlarını göremiyoruz. Hepsi maskeli. Burada maskenin sadece kimliği saklamak için kullanıldığı düşünülmemeli. Bu maskeler ayrıca görünmez bir gücün, bir noktada kendilerince ilahi gücün temsili anlamına geliyor. Bu vahşeti, katliamı gerçekleştiren kişiyi suçtan aklamak için de kullanılıyor yani. Bu maskelerle al-Dawla savaşçıları bizim bireysel “başarılarımızın” anlamı yoktur, bunlar hep görünmez gücün eseridir mesajı da veriyorlar.

 

b. Örgütün sergilediği görüntülerden hiçbir sınır tanımadığı, çocuklara ve kadınlara bir nebze acıma duygusundan yoksun olduğu ve bugüne dek ancak filmlerde görülebilen vahşeti neredeyse eş zamanlı olarak evlerimize taşıdığı ürkütücü bir gerçektir. Bu gerçek bize bu örgütün yılların nefretinden ziyade, oldukça modern bir sınır tanımazlık çerçevesinde yeni savaş kuralları yarattığını göstermektedir. Çarmıha germe, kafa kesme, deri yüzme gibi oldukça eski ve İslami değerlerle bugüne dek bağdaştırmadığımız yöntemleri, bombalama gibi daha modern zamanların yöntemleriyle birleştiren örgüt, her daim vahşeti ön plana çıkartıyor.

 

c. Müslüman Müslümanı öldürmez, cihat edenler Müslümanları korur gözetir gibi inançların da artık tükendiğini çok net olarak görüyoruz.  Kafasında silahla dua okuması emredilen ve Şii olduğunun anlaşılması üzerine öldürülen kişiden, Alevi kamyon şoförlerinin İslami sorulara doğru yanıt veremeyip anında infaz edilmelerine, sokaklarda Kuran-ı Kerim dağıtımına, kıyafet kodlarına kadar yeni kanun ve gerçeklerin hızla tüm dünyaya yayıldığını görüyoruz.

 

4 – Son noktada İŞİD sosyal medyayı yaşananları yansıtmak için edilgen bir faktör olarak kullanmaktan öteye gitmiştir demek yerindedir. Artık sosyal medya, savaşın gidişatını etkileyen bir faktör haline gelmiştir. Bu nedenle de çok dikkatli incelenmesi ve anlaşılması elzemdir. Ne İŞİD örgütünü ne de yayınlarını göz ardı etme lüksümüz yok. Elbette bu analizler, akademisyenlerin gücünü aşmaktadır, bu nedenle MİT ve diğer istihbarat örgütlerinin akademisyenlerle çok yakından çalışıp bu örgütün ve benzerlerinin eylem ve yayınlarını sürekli incelemesi şarttır.”