1971 Bangladeş Bağımsızlık Savaşı sırasında Bangladeş’in Pakistan’dan ayrılmasına karşı çıkan, ayrıldıktan sonra Müslümanların Hindistan’ın yönetimi altına kolayca girebileceğini düşüncesini savunan Cemaat-İslami Partisi ve Bangladeş Milliyetçi Partisi üyelerinin pek çoğu Bangladeş Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından savaş suçlusu ilan edilmiş, tutuklanmış, yargılanmış ve son olarak 12 Aralık 2013 tarihinde Cemaat-i İslami Partisi Genel Sekreter Yardımcısı Abdülkadir Molla idam edilmiştir.

 

Bangladeş Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi, Şeyh Hasina Vecid Hükümetinin atadığı yargıç savcı ve soruşturma komisyonu üyelerinden oluşmaktadır. Ancak bu atama hükümetin 1973 tarihli Uluslararası Ceza Kanunu’nda yaptığı değişiklikle mümkün olabilmiş aralarında eski bakan ve milletvekillerinin de bulunduğu yargılama süreci bu değişiklikle başlatılabilmiştir. 2010 yılında Bangladeş Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesince yargılanmaya başlayan, muhalefet partisi üyeleri Pakistan askerleri ile iş birliği yaparak yaklaşık 3 milyon kişinin ölümüne, 200 bin kadına tecavüz edilmesine, milyonlarca kişinin evlerini terk etmesine sebep olmakla suçlanmaktadırlar.

 

Daha önce savaş suçlularını yargılamaya yönelik uluslararası özellik arz eden mahkemeler kurulduğu bilinmektedir. 1945’te Nürnberg, 1946’da Tokyo, 1993’te Yugoslavya ve 1994’te yılında Ruanda’da uluslararsı toplum öncülüğünde Uluslararası Ceza Mahkemeleri kurulmuştur. Ancak Bangladeş Uluslararası Savaş Suçları mahkemesi, diğer mahkemelere kıyasla uluslararası yargılama usullerini içermemektedir. Bu nedenle makalede Bangladeş Uluslararası Ceza Mahkemesinin diğer Uluslararası Ceza Mahkemelerine kıyasla yargılama sorunları, Aldülkadir Molla’nın idam kararının meşruiyeti değerlendirilecektir.

 

Önceki Uluslararası Ceza Mahkemeleri ile Bangladeş Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesinin Karşılaştırması

 

Uluslararası kamuoyu, devlet sorumluları tarafından işlenebilecek en ağır suçlar olan soykırım, insanlığa karşı suçlar ile savaş suçlarını soruşturmak ve kovuşturmak amacıyla 1998’de Roma Statüsünü imzalayarak, 2002 yılında Uluslararası Ceza Mahkemesini daimi ve bağımsız bir yargı organı olarak fiilen devreye sokmuştur.[1] Hâlihazırda imzacı ülke sayısı 139, taraf ülke sayısı 107’dir. Bangladeş de Uluslararası Ceza Mahkemesini kuran Roma Statüsüne taraf olan 107 ülkenin içindedir.

 

Ancak Bangladeş Devleti Roma Statüsü’ne taraf bir devlet olmasına rağmen taraf olduğu uluslararası sözleşmelerin yükümlülüklerini yerine getirmemektedir. Uluslararası toplum nezdinde kurulan Eski Uluslararası Mahkemelerden yargılama usullerinden tamamen farklı olarak, Bangladeş Uluslararası Suçlar Mahkemesi tamamen hükümetin ataması ile oluşmuş ulusal bir mahkemedir.[2]

 

Bangladeş Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nin uluslararası standartlarda yargılanma yapıp yapmadığını tespit eden pek çok uluslararası sivil toplum kuruluşunun katılarak hazırladığı ve Uluslararası Hukukçular Birliği’nin yayınladığı rapora göre,  Bangladeş Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesinin, evrensel olarak kabul edilen ve uluslararası hukukun en önemli ilkelerinden biri olan adil yargılanma hakkını ihlali ettiği tespit edilmiştir.[3]

 

Uluslararası hukukun yapılageliş kuralı haline dönüşen adil yargılanma hakkı, Ruanda ve Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemelerinde adil yargılanma hakkı ilkesi uygulanmış, iddia makamı kadar sanığa da silahların eşitliği ilkesince pek çok hak tanınımıştır. Fakat Bangladeş Uluslararası Savaş Suçları mahkemesinde ise sanık yargılanmadan suçlu olduğu pek çok kez gerek siyasiler gerek medya tarafından dile getirilmiştir. Dolayısıyla burada da eski uluslararası ceza mahkemelerinden önemle uyguladığı masumiyet karinesinin ihlali söz konusudur. Diğer taraftan bir devletin kendi topraklarında meydana geldiğini ileri sürdüğü suçlar için “uluslararası mahkeme” statülü bir mahkeme kurması bu güne kadar görülmemiş bir durum olmakla birlikte atanmış yargıç ve savcılardan oluşan bir “uluslararası mahkeme”nin tarafsızlığı ve bağımsızlığından söz etmek mümkün olmamaktadır.[4] Önceki uluslararası ceza mahkemeleri ise her biri başka ülkelerden ve uluslararası ceza usulü konusunda uzman, bağımsız yargıçlardan oluşmuştur.

 

Uluslararası Hukukçular Birliğinin yayınladığı raporda da belirtildiği üzere, mahkemenin uluslararası niteliği olmadığı ortadadır, ulusal bir mahkemeye uluslararası isim verilerek, hem zaman aşımı kaldırılmış, hem de ara kararların temyiz edilememesi sanıkların iç hukuk yönünden sahip olduğu haklar sınırlandırılmıştır.

 

Pek çok muhalefet liderinin yargılandığı, cezalandırıldığı ve Abdülkadir Molla’nın infazı kararı bu mahkeme tarafından verilmiştir. Dolayısıyla yargılama usulleri açısından aksaklıkları olan bir mahkemenin verdiği kararların meşruiyeti sorgulanmalıdır.

 

Değerlendirme

 

Uluslararası Ceza Mahkemesi kurulmadan önce Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi özelinde kurulan Yugoslavya ve Ruanda Uluslararası Ceza Mahkemesindeki genel usul kuralları ve içtihat hukuku ele alındığına Bangladeş Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesinin daha önce oluşmuş usul kuralları ve içtihadın dışında bir yargılamaya sahip olduğu sonucu çıkarılmaktadır. Roma statüsüne taraf olan Bangladeş devleti hükümetin yasa değişikliği ile atadığı tarafsızlığından şüphe duyulan yargıçlarla, insan hakları belgelerinde ön görülen hakları ihlal ederek Uluslararası Ceza Mahkemesinin yargı yetkisinin kapsamına giren savaş suçlularını yargılamaktadır. Oysaki uluslararası hukuk kapsamındaki bir yargılamanın iktidar yapısından bağımsız olması gerekmektedir.[5]

 

Şeyh Hasina Vecid Hükümeti’nin daha önce koalisyon partileri ile birlikte ülkeyi yönettiği parti üyelerini, tek başına iktidarken üstelik genel seçimlere yakın bir tarihte yargılanması, cezalandırılması ve Molla’nın infazının gerçekleşmesi oldukça manidardır. Bu durum Şeyh Hasina Vecid hükümetinin iktidarını hukuk yolu ile pekiştirdiği anlamına gelmektedir.

 

Yargılamaların başlamasıyla Bangladeş’te insan hakları ihlalleri de büyük oranda artmıştır. 12 Aralık’ta gerçekleşen ve devamının geleceği düşünülen infazlar uluslararası hukuk kurallarının dikkate alınmadığını göstermektedir. Bangladeş hükümetinin bu uygulamaları uluslararası toplum nezdinde olumsuz bir etki yaratacağı ön görülmektedir.

 

Dipnotlar

 


[1] Günal Kurşun “101 Soruda Uluslar arası Ceza Mahkemesi” ;İnsan Hakları Gündemi Derneği Yayını,Ankara,2011

[2]Uluslararası Hukukçular Birliği  “Bangladeş Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi ve Yargılama Sorunları”  http://www.hukukcular.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=69:uluslararasi-hukukcular-brlnn-banglade-uluslararasi-sava-suclari-mahkemes-ve-yargilama-sorunlari-raporu&catid=1:son-haberler&Itemid=74 Erişim Tarihi: 16.01.14

[3] Uluslararası Hukukçular Birliği  “Bangladeş Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi ve Yargılama Sorunları”  http://www.hukukcular.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=69:uluslararasi-hukukcular-brlnn-banglade-uluslararasi-sava-suclari-mahkemes-ve-yargilama-sorunlari-raporu&catid=1:son-haberler&Itemid=74 Erişim Tarihi: 16.01.14

[4] “Bangladeş Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi ve Yargılama Sorunları” http://media.dunyabulteni.net/file/2013/bangladesh-rapor.pdf Erişim Tarihi: 16.01.14

[5] “Bangladeş Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi ve Yargılama Sorunları” http://media.dunyabulteni.net/file/2013/bangladesh-rapor.pdf Erişim Tarihi: 16.01.14