Ukrayna'ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti'nin, Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Rifat Çubarov, Kırım parlamentosunun 27 Şubat 2014 tarihi saat 04.00 itibarıyla herhangi bir belgesi olmayan üniformalı ve silahlı şahıslar tarafından ele geçirildiğini ifade etti. Başbakanlık binasının da bir grup tarafından zapt edildiği belirtildi. Hükümet binalarını işgal eden kişilerin silahlı Rus gruplar olduğu ifade edildi. Grupların hükümet binalarına Rus bayrakları çektikleri bildirilirdi. Parlamento binasını işgal edenlerin kendilerini Rus halkının savunucusu olarak adlandırdıkları belirtiliyor. Kırım Başbakan Yardımcısı Rustem Demirkaliyev Rus konsolosunun işgalcilerle görüşmek istediğini ancak işgalcilerin görüşme teklifini kabul etmediklerini ifade etti.

 

Kırım’da hükümet binalarına Rusya bayraklarının çekilmesine kadar varan olayları Ukrayna ve Kırım'ın geleceği açısından Erciyes Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi ve Post-Sovyet Ülkelerde Milliyetçilik alanında uzman; Yrd. Doç. Dr. Halit Mammadov, TÜRKSAM için değerlendirmelerdi:

 

Ukrayna, Avrasya jeopolitik fay hattında bulunan önemli bir ülkedir. Bağımsızlıktan bu yana Ukrayna dış politikasının temel problematiğini Rusya ile ilişkiler, Kırım meselesi, doğalgaz sorunu, “Ukraynacılık” kavramı ve kimlik sorunu, Batı’ya entegrasyonoluşturmuştur. Avrupa ve Rus jeopolitiği arasında tercih yapmaya zorlanan Ukrayna, ulus – inşası sürecinde ciddi meydan okumalarla karşılaşmıştır. Bu bakımdan ulus – inşası süreci, milletleşme sorunsalı ve kimlik krizi Ukrayna’nın ana sorunlarıdır. Günümüzde Ukrayna’nın batı ve doğu olmak üzere iki siyasi bölgeye ayrıldığını söylemek mümkündür. “Ukrainets” veya “Ukraynacılık” kavramı özellikle Batı Ukrayna’da kendini göstermektedir. Batı Ukraynalılar Rusya’nın ve Rus dilinin Ukrayna’daki etkisinden rahatsızdırlar. Ukrayna’nın kendine özgü kültürel bir arka plana sahip olduklarını söyleyen Batı Ukraynalılar kendi aralarında SSCB döneminde unutulmaya başlayan Ukraynacayı kullanmaktadırlar. Başta Lviv kenti olmak üzere Polonya sınırındaki Ukraynalılar arasında Avrupa Birliği ile daha fazla entegrasyon düşüncesi yaygındır. Batı Ukrayna 2004 yılındaki “Turuncu Devrim” sırasında Yuşçenko ve Timoşenko’yu destekleyen bölge olmakta, Ukrayna’nın Batı’ya yakınlaşmasını arzulamakta ve bu yönde faaliyetlerde bulunmaktadır. Bu nedenle Ukrayna siyasetinin, çoğunluğunu Rusça konuşanların oluşturduğu Doğu Ukrayna ve “Ukraynacılığın” hâkim olduğu Batı Ukrayna olmak üzere ikiye bölündüğünü gözlemlemek mümkündür.

 

Bağımsızlık sonrası Ukrayna, Rusya ve Batı’nın (özellikle AB’nin) rekabet ettiği önemli jeopolitik alan olmuştur. Rusya Doğu Ukrayna, AB ise Batı Ukrayna üzerinden bu ülke üzerinde etkinliğini artırma çabasına girmiştir. Ukrayna AB için Rus doğalgazı bakımından transit öneme sahip bir ülke konumundadır. Rusya ve AB arasındaki olası doğalgaz gerginliği bu ülke üzerinden gerçekleşmektedir. Özellikle 2004 “Turuncu devrim” sonrası Ukrayna – Rusya ilişkileri menfi zeminde gelişmeye başlamıştır. Rusya yanlısı ve Doğu Ukrayna’nın siyasi desteğini arkasına alan ViktorYanukoviç ve “Bölgeler” partisinin iktidara gelişi ile ilişkiler yeniden normalleşmiştir. Yanukoviç ‘inkısmen dengeli dış politika adımları jeopolitik olarak Rusya’nın faydasına olmuş ve Rus şirketleri birleşmeler ve satın almalar yoluyla Ukrayna ekonomisini kontrol etmeye başlamışlardır. 2013 yılında Yanukoviç’in AB ile imzalanması öngörülen Ortaklık Anlaşması’nı askıya alması Ukrayna’da tansiyonu yeniden yükseltmiş veortak bir kimliği olmayan ülkenin toprak bütünlüğü tehlike altına girmiştir. Elbette, Ukrayna krizi salt siyasi ve kimlik faktörler altında gelişmemiştir. 2008 ekonomi krizinden en çok etkilenen ülkelerden biri olan Ukrayna’nın ağır iktisadi durumu ve Yanukoviç’inhalk nezdindeki olumsuz imajı krizi tetiklemiştir. Muhaliflere karşı yürütülen baskı kampanyası ve 2004 yılında gerçekleştirilen “Turuncu Devrimin” liderlerinden olan YuliaTimoşenko’nun hapse atılmasıülke genelinde ve özellikle Batı Ukrayna’da hoşnutsuzluğa yol açmıştır. Kiyev’deMaydan’da başlayan protestolar daha önce anti Yanukoviç temelinde gelişse de sonraları bu prostestolar anti Rusya şeklinde karakter almıştır. Yani protestoların başlangıcında Rusça konuşan Doğu Ukrainler de protestoları desteklemişlerdir. Ancak giderek artan anti Rus söylemler Maydan’ı da bölmüş ve iç savaşa yol açmıştır. Krım’da ve Doğu Ukrayna’da bulunan Donetsk ve Kharkiv gibi büyük şehirlerde devlet binalarına Rus bayraklarının asılması Batı Ukrayna şehirlerinin de AB bayrakları ile süslenmesi Ukrayna için felaketin başlangıcıdır. Ukrayna, Rusya açısından “Doğu Slav”lar üzerindeki etkisi bakımından vazgeçilmezdir.

 

Bu kriz sadece bölgesel ve uluslararası boyutu olan ve aslında jeopolitik dengeleri sarsan bir hadisedir. Tarihsel olarak Doğu Avrupa’da stratejik mücadele halinde olan Rusya ve Batı, Ukrayna üzerinde yeni bir “jeopolitik deneye” başlamışlardır. Rusya’nın daha da militarize olması ve jeopolitik tehdide maruz kalması sadece Doğu Avrupa’yı değil Baltıkları, Kafkasları, Orta Asya’yı etkileyecek “jeopolitik depreme” yol açabilir.

 

Rusya nezdinde Ukrayna’nın jeopolitik önemi Karadeniz bölgesinde stratejik konumu ve Kırım’ın statüsü meselesidir. Asırlar boyu Osmanlı himayesinde olan Kırım toprakları XVIII. Yüzyıldan itibaren Çarlık Rusya’nın kontrolüne geçmiştir. 1954 yılında Sovyet lideri NikitaKruşcev döneminde Kırım Ukrayna’ya verilmiştir. Mamafih, Kırım bölgesinde Rus etnik grubu sayı olarak daha fazladır ve dolayısıyla bu bakımdan da Rusya ciddi anlamda Kırım’ın geleceğini tayin edebilecek konumdadır. 2010 yılında imzalanan uzatma anlaşmasıyla birlikteRusya’nın Kırım’daki askeri varlığı 2043 yılına kadar devam edecektir. Rus nüfusun Rusya ile bütünleşme arzusu Ukrayna’da yaşanan son gelişmelere paralel olarak artmıştır. Kırım’da etnik Ruslar ve Kırım Tatarları arasındaki sürtüşmeler Kırım’ın geleceğini çizecektir. Kırım’da hiçbir zaman Ukrainets kimliği oluşmamıştır. Kırım’da yaşayan Ruslar Rusya Federasyonu’nu hami olarak görmüşlerdir. Bu nedenle Kırım’da sıcak bir çatışman ihtimali her zaman mevcuttur.

 

Kırım Tatarları ise bu bölgenin en kadim halklarından biridir. Zulümlere ve baskılara maruz kalan Kırım Tatarları Soğuk Savaş boyunca Kırım’dan sürgün edilmiş ve azınlık durumuna getirilmişlerdir. Kırım, mimarisi ve kültürel arka planıyla bir Osmanlı vilayetidir. Bu bağlamda Kırım’ın statüsü sadece Rusya’nın inisiyatifinde olmamalı ve statü konusunda geniş bir toplumsal uzlaşma sağlanmalıdır.