Kurumumuz Türkiye’nin önemli komşularından birisi olan Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Dr. Oleksandr MİSCHENKO ile Röpörtaj yaparak Sayın MİSCHENKO’ya ülke ve bölge gündemi ile ilgili sorular yöneltmiştir.

 

TÜRKSAM: Okuyucularımıza kendinizi kısaca tanıtır mısınız?

 

MİSCHENKO: 41 yaşındayım. Ukrayna'nın Türkiye Büyükelçisiyim, bu görev benim dördüncü diplomatik yurt dışı görevim. 1996-2000 yılları arasında Ukrayna'nın İstanbul Başkonsolosu, 2001-2002 yılları arasında – Ukrayna'nın Polonya Müsteşar Elçisi, 2003-2005 yılları arasında da Ukrayna'nın Avustralya Büyükelçisi olarak çalıştım.

 

Ailemi oluşturan eşim Mıroslava ve geçen sene Avustralya'da doğmuş olan kızım Mariya ile birlikte burada bulunuyorum.

 

TÜRKSAM: Türkiye' ye kişisel bakışınız nedir?

 

MİSCHENKO: Türkiye'ye karşı hissettiğim duyguların yelpazesini yalnız kelimeler yardımıyla ifade etmek oldukça zordur. Buraya ikinci kez çalışmaya gelmiş olmam, zaten kelimelere başvurmaksızın Türkiye'ye olan duygularımı açığa vuruyor.

 

Ben ve eşim; Türk geleneklerini, müziğini, oyunlarını ve, tabi ki, yemeklerini biliyor ve seviyoruz.

 

Urartu kavimlerinin, Hitit, Truva, Frigya ve Lidya uygarlıklarının, Bizans, Selçuk ve Osmanlı İmparatorluklarının en parlak unsurlarını benimsemiş olan kültürünüz ve binlerce yıllık geçmişi olan ülkenizin tarihi beni hayran bırakmaktadır.

 

Türkiye, aynı zamanda, benim bilimsel araştırmalarımın konuları arasında yer almaktadır. 2002 yılında, '1918-1945 yılları arasında Türkiye Cumhuriyeti'nin siyasi ve hukuki sistemi' isimli doktora tezimin savunmasını yapmıştım. Bu nedenle, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu ve gelişimi konusunda derin bilgilere sahibim.

 

Ayrıca, bu bilimsel açıdan ilgimi çeken ve Türkiye'nin tarihi için son derece önemli olan dönemi araştırdığımda, geçmişte ülkesinin bağımsızlığını korumayı bilen ve yeni, laik devletini kurabilen, bugün ise hızlı bir şekilde Avrupa Birliğine doğru yürüyen Türk Milletine ve onun önderi olan Mustafa Kemal Atatürk'e karşı büyük bir saygı hissettiğimi belirtmek isterim.

 

Asırlar boyunca süren sıkı ilişkilerle pekiştirilen dostluk içinde yaşayan halklarımız arasında hem dostluk hem de işbirliği kurulması kolaydır. Çünkü Türkler olsun, Ukraynalılar olsun; hoşgörü, samimiyet, anlayış ve yardımseverlik gibi ortak özelliklere sahiptirler. Bu nedenle, ileride bizi, iki devletimiz ve ortak evimiz olan Karadeniz için kendi ellerimizle oluşturduğumuz mutlu bir gelecek beklemektedir.

 

TÜRKSAM: Ukrayna'nın çağdaş uluslararası arenada ve bölgesel etkileşimindeki rolü nedir?

 

MİSCHENKO: Bilindiği gibi, Ukrayna, Birleşmiş Milletler Örgütü'nün kurucu ülkeleri arasında yer almaktadır ve BM kuruluşunun başlangıcı sayılan ünlü Yalta Konferansı ülkemizin topraklarında gerçekleştirilmiştir.

 

Bugünlerde Ukrayna, Birleşmiş Milletler birimlerinin faaliyetlerinde ve BM himayesindeki programların gerçekleştirilmesinde aktif bir rol oynamaktadır.

 

Ülkemiz, Birleşmiş Milletlerin ana organı olan Güvenlik Konseyi'nin yenileme sürecine katkıda bulunmaktadır. Bu nedenli Ukrayna, tehdit, tahrik ve toplumsal dönüşüm gibi konuları ele alan “Daha güvenli bir Dünya bizim sorumluluğumuzdur” isimli Yüksek Seviye Grubu Raporu çalışmalarına büyük önem vermektedir.

 

Ukrayna temsilcileri; BM Gelişim Programı, BM Nüfus Fonu (UNFPA), BM İnsan Hakları Komitesi ve BM Çocuk Fonu (UNİSEF) gibi, Birleşmiş Milletler bünyesinde bulunan kuruluşlarda yoğun olarak çalışmalarını sürdürmektedir.

 

2006-2009 yılları arasında Uyuşturucu Maddeler Komitesi seçiminde, Ukrayna'nın adaylığının destek göreceğini ümit ediyoruz.

 

Bunun yanında, Ukrayna Barış Güçlerinin BM himayesinde düzenlenen operasyonlara katılmalarını ve Hırvatistan, Kafkas bölgesi ve Orta Doğu'daki AGİT misyonlarında Ukrayna'nın da temsilcilerin bulunmasını vurgulamak gerek.

 

Ülkemiz, Pridnestroviye Bölgesindeki tanzim sürecinin dışında da kalmamaktadır. Ukraynalı uzmanlar, Avrupa Konseyi organları ve birimlerinde aktif olarak çalışmaktadır.

 

Ukrayna'nın uluslar arası siyaset arenasındaki rolünün ve yerinin belirlenmesi, onun jeopolitik konumu ve milli çıkarlarına göre yapılmaktadır. İşte bu faktörler, Dünya'da ülkemizin etkinliğini güçlendirmeyi amaçlayan Ukrayna'nın dış politika öncellikli hedeflerini belirlemektedir.

 

Ukrayna'nın dış politika öncelikleri, Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yuşenko tarafından net ve açık bir biçimde tanımlanmıştır. Şöyle ki: NATO'ya giriş, Avrupa entegrasyonu, Rusya Federasyonu, ABD ve diğer, özellikle komşu devletler ile stratejik ortaklıktır. Bunların arasında Türkiye'nin de bulunduğunu ayrıca vurgulamak isterim.

 

Bunun yanında, Ukrayna'nın dış politikası incelendiğinde, 'Batı yanlısı' veya 'Doğu yanlısı' diye Ukrayna'yı değerlendirmek yanlış olur. Dış politikamız, öncelikle 'Ukrayna yanlısı' olup, daha belirgin, istikrarlı ve pragmatik olmalıdır.

 

Küresel süreçlerin bölgesel bağlamında Ukrayna, ilk önce Orta ve Doğu Avrupa'nın tarihsel, kültürel, iktisadi ve siyasi ortamının bir parçası olarak algılanmalıdır. Bu tanım, Ukrayna'nın Avrupa kıtasının ortasında bulunmasından çok, ülkemizin siyasi tarihine dayanmaktadır. Çünkü Ukrayna toprakları farklı dönemlerde Polonya-Litvanya Beyliği, Polonya Krallığı, Avusturya-Macar ve Rusya İmparatorluklarına dahil olmuştur. Ukrayna'nın aynı zamanda Karadeniz ülkesi olması ise, jeopolitik açıdan önem taşıyan onun başka bir özelliğini oluşturmaktadır. Bu husus, Ukrayna'nın yakınında bulunan Kafkasya, Yakın Doğu ve Doğu Akdeniz bölgelerine olan ilgisini açıklamaktadır.

 

TÜRKSAM: Turuncu Devrim Ukrayna'nın dış siyasetini nasıl etkiledi?

 

MİSCHENKO: 2004 yılında yapılan Ukrayna'daki Cumhurbaşkanlığı seçimleri, sahtekarlık olayları, Ukrayna halkının Meydan'a dökülmesi ve barışçıl Turuncu Devrim sayesinde Anayasa'da öngörülen kendi haklarının sağlanması gibi hususlar Ukrayna'nın dış siyasetini global bir şekilde etkilemiştir. Ukrayna'nın dış siyasetinin ana hatlarının değiştirilmesi, esas konu değildir. Hayır. Ancak, yabancı ortaklarımız için, Ukrayna Devleti'nin Avrupa ve Avrupa-Atlantık amaçları kağıt üzerinde beyan edilmiş güzel sözler değil, tüm Ukrayna'nın siyaset ortamı için bir numaralı ödevi olduğu şimdi belli olmuştur. Bugün, devletimizin liderlerinin Brüksel'deki ifadelerinin ayrı, Moskova'daki ifadelerinin ayrı olduğu devirlerin geçtiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu sayede Ukrayna'nın dış arenadaki imajı güçlenmektedir. Fakat, bu durum, bizim stratejik ortağımız Moskova'ya ait görüşmelerimizin değiştiği anlamına gelmiyor. Hayır, Rusya hem bugün, hem de gelecek için Ukrayna'nın en önemli ekonomik ortakları arasında yer almaktadır. Bizim ortak hududumuz var, ortak tarihimiz var, ayrıca insanlar arasındaki bağlantılarımız aktiftir. Ancak Ukrayna'nın siyasi öncelikleri NATO ve AB'de üyelik kazanmaktır.

 

TÜRKSAM: Ukrayna'da şimdiki durum hakkındaki yorumlarınız ne?

 

MİSCHENKO: Şu anda Ukrayna Cumhurbaşkanı ve Hükümeti, demokrasinin sağlanması, ifade özgürlüğü, hukukun üstünlüğü ve Ukrayna'da pazar ekonomisinin temellerinin sağlamlaştırılmasına yönelik politikalar sürdürmektedirler. Bu yolda bazı zorlukların çıkması tabii ve doğaldır. Bunun objektif faktörleri var: bu kadar büyük bir ülke Sovyetler Birliği sonrası oligarşi sisteminden batı demokrasisine aniden geçemezdi. Buna ulaşmaya çalışıyoruz. Ukrayna, Avrupa parlamentarizmine güvenle yürüyor ve reformları ve değişiklikleri devrim yoluyla değil, evrim yoluyla gerçekleştirmektedir.

 

TÜRKSAM: Ukrayna'da yapılacak olan parlamento seçimlerinin süreci ve sonuçlarına ait vizyonunuz.

 

2006 yılının Mart ayında Ukrayna'da yapılacak olan parlamento seçimleri büyük bir önem taşımaktadır. Ukrayna tarihinde ilk kez Parlamento-Cumhurbaşkanı idare modeli yürürlüğe girecek. Bu model hükümet oluşturulması, Cumhurbaşkanı, parlamento, siyasi partilerin rolü gibi pek çok noktada Türkiye modeline benzer olacak.

 

Bundan başka, şeffaf, demokratik parlamento seçimlerinin yapılması, yabancı ortaklarımızın gözleri önünde olacak, demokrasinin Ukrayna'da bir gerçek olduğu ve Cumhurbaşkanı'ndan köylüsüne ve işçisine kadar bütün toplumun hayat tarzına ait bir uygulamanın kesin bir ispatı olacaktır.

 

TÜRKSAM: Karadeniz bölgesinde güvenliği sağlanmanın yolları (NATO ve ABD'nin rolü)

 

MİSCHENKO: Karadeniz bölgesinin önemini vurgulamak, bu bölgede istikrar ve güvenliğin, gerek Ukrayna, gerek diğer Karadeniz ülkelerinin refahı ve ilerlemesi bakımından temel unsurlar olduğunu ifade etmek isterim. Bu kapsamda vurgulamak gerekiyor ki, devletimiz, güvenlik konusunda uluslararası örgütler (örneğin, NATO, AGİT) ile çok taraflı işbirliğinin gelişmesini destekler desteklemekte ve bölge ülkeleri arasında siyasi ve askeri ilişkilerin güçlendirilmesi konusunda çaba göstermektedir.

 

Ukrayna'nın bu süreçte, birbirini ilgilendiren işbirliği imkanları kapsamında, yani ya sadece NATO ile işbirliğini (ABD dahil olmak üzere), ya da sadece Rusya ile işbirliğini, ya da sadece Karadeniz bölgesindeki ülkeler düzeyindeki işbirliğini düşünmediğini ifade etmekte yarar var.

 

Tam tersine, belirli bir potansiyele sahip olan Kiev her türlü düzey ve taraflarla uyumlu ilişkileri geliştirmeye çalışmaktadır. NATO ile özel ortaklığımızı geliştireceğiz ve imzalanmış çok taraflı belgeler kapsamında 'Yoğunlaştırılmış diyaloğ'a devam edeceğiz; Rusya ile Transdinyester ve Kafkasya'da 'dondurulmuş' adıyla bilinen anlaşmazlıkların çözülmesi amacıyla barışa öncülük ve arabuluculuk yapacağız. GUAM, Askeri ve Deniz İşbirliği Karadeniz Grubu (BLACKSEAFOR) kapsamında son yapılan teşebbüsler bölgedeki komşularımızın güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik gayretlere devletimizin aktif bir şekilde katıldığını ispat etmektedir.

 

25 Nisan 2002 tarihinde Kyiv'de imzalanmış olan Karadeniz'de Askeri ve Deniz Alanındaki Güven ve Güvenliğin Pekiştirilme Tedbirleri Belgesi, uluslararası arenadaki durumun esas olarak değişmesi sonucunda geleneksel mekanizmaların geliştirilmesine ihtiyaç duyulduğuna dair bölge ülkelerinin görüşlerine ortak olduğunu ortaya koyar. Bu Belge, KEİT üye ülkeleri Dış İlişkiler Bakanları Konseyi'nin altıncı toplantısında onaylandı, bu işte ilk adımı atan ise 1993 yılında Ukrayna oldu. Bu çerçevede şunu vurgulamak istiyorum ki, Güven ve Güvenliği Pekiştirme Tedbirleri'nin (GGPT) kullanılması devletler arasında askeri ve siyasi konularda yeni işbirliği yönü olarak nitelendirilebilir. Bundan önce GGTP sadece kara kuvvetleri ve hava kuvvetleri için kullanılırdı.

 

Altı Karadeniz ülkesi arasında olan ve Belge'nin maddelerinde öngörülen işbirliğinin ana hatları arasında deniz kuvvetleri üslerinin ziyareti, deniz kuvvetlerine ait bilgilerin değişimi, her yıl deniz kuvvetleri güven eğitimi ve istişare yapılması gibi işbirliği alanları yer almaktadır.

 

Yukarıda belirtilen tedbirler Karadeniz bölgesindeki güvenliği sağlamak amacıyla alınan ve Ukrayna'nın aktif bir şekilde katıldığı tedbirlerin sadece bazılarıdır.

 

TÜRKSAM: Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın, Baltık Denizi, Karadeniz ve Hazar havzasındaki demokratik girişimlere ilişkin fikrinin hayata geçirilmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

 

MİSCHENKO: Çağdaş demokratik değerlerin pekiştirilmesi, insan haklarının korunması ve bütün Avrupa’yı birleştiren bir sivil toplumun oluşturulması, Ukrayna’nın dış politikasında en büyük önem verdiği konulardandır. Gürcistan’ın Borjomi şehrinde 12 Ağustos 2005 tarihinde gerçekleştirilen Ukrayna ile Gürcistan Cumhurbaşkanlarının görüşmesi sonucunda bu iki ülkenin geliştirdiği, Demokratik Tercih Topluluğu’nun (DTT’nin) oluşturulmasına ilişkin girişim, bu hedefe yöneliktir. Baltık Denizi, Karadeniz ve Hazar havzasındaki ülkelerin katılımıyla Demokratik Tercih Topluluğu’nu kurma niyetiyle ilgili açıklama, Gürcistan ve Ukrayna halklarının demokratik değerleri sadece düşünerek değil, bunları koruyarak kazandığı ideolojik hazineye dayanmaktadır. Bu, eski Sovyetler Birliği topraklarında bulunan ülkelerin arasındaki ilişkileri daha modern bir hale getirme çabasıdır. Şu anda Dünya, yeterince etkili olmayan kuruluşları tamamlayacak veya bunların yerine gelecek yeni uluslararası örgütlerin formatlarını aramaktadır. Bu süreçte, demoktarasi ve özgürlük kavramları hakkında ortak görüşlere sahip olunmadıkça, bu görüşler her gün iç ve dış politikada uygulanmadıkça etkili ekonomik ve sosyal modeller hayata geçirilemez. Bu bağlamda, Avrupa ve Avrupa-Atlantik standartlarını uygulayan bir demokrasiler topluluğu projesi günümüzde çok gereklidir. Şu anda DTT, eşit düzeyde bulunan demokrasileri birleştirerek tecrübe alış-verişini sağlamak ve gelecekte bu ülkelerin Avrupa ve Avrupa-Atlantik örgütleri çerçevesinde işbirliği yapabilmesine yönelik bir hazırlık sürecini yürütmek için iyi imkanlara sahiptir. Bununla birlikte bu bölgede bulunan ve AB üyesi olan ülkelerin de bu Topluluğa katılması önemlidir.

 

TÜRKSAM: Türkiye ile Ukrayna arasındaki ilişkilerin gelişmesinin durumu ve geleceği, en önemli işbirliği konuları nedir?

 

MİSCHENKO: Bence, Ukrayna ile Türkiye arasındaki ilişkilerden bahsederken her şeyden önce şunları belirtmek lazım. Ukrayna, Türkiye Cumhuriyeti’nin iyi komşuluk ilişkileri geliştirmeye yönelik adımları çok olumlu karşılamakta ve kendisi de aynı adımları atmaktadır. Ülkelerimiz ve halklarımız arasındaki ilişkiler, karşılıklı anlayış, güven ve ortaklık temellerine dayanmaktadır. Ukrayna’nın Avrupa-Atlantik örgütlerine katılma niyetinin Türkiye Cumhuriyeti tarafından desteklenmesi, ikili temaslarda ve çok taraflı uluslararası forumlar nezdinde bölgesel ve global çapta işbirliğimizin sürdürülmesi, bunun çok iyi örnekleridir. Ayrıca, Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko’nun 6-8 Haziran 2005 tarihlerinde Türkiye’ye resmi ziyaretini gerçekleştirirken belirttiği gibi, ülkelerimiz arasındaki ekonomik işbirliğinin önemli potansiyeli hayata geçirilmelidir. Bu bağlamda Ukrayna Cumhurbaşkanı Viktor Yuşçenko ve Türkiye Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in belirledikleri, ülkelerimiz arasındaki ticaret hacminin 2010 yılında 10 milyar dolarlık seviyeye ulaşmasına dair hedefe Türk ortaklarımızın yardımıyla ulaşacağımızı düşünüyorum. Eminim ki enerji (özellikle enerji sağlayan maddelerin ortak projelerimiz çerçevesinde Avrupa’ya ulaştırılması), transit yollarımızın geliştirilmesi, bilim, teknoloji, mal ve hizmet ticareti gibi birçok konuda Kiev ile Ankara arasında gittikçe daha da hızlı devam edecek işbirliği buna yardımcı olacaktır. Kanaatime göre, siyasi, ekonomik, insani, askeri ve diğer konulardaki işbirliğimiz her zaman olumlu eğilimleri gösterecektir.

 

TÜRKSAM: Ukrayna ve Türkiye Cumhuriyeti Kırım Tatarları için ortak çabalarıyla neleri yapabilir?

 

MİSCHENKO: Bence, Kırım Tatarları için Kırım Özerk Cumhuriyeti’nde uygun yaşam şartlarının sağlanması için Ukrayna-Türk siyasi ve ekonomik ilişkilerinden çok iyi faydalanılabilir. Her şeyden önce bu şekilde Kırım Tatarları için Kırım’da ek istihdam ve konut yaratılabilir. Bu amaca sadece bütün Kırım’ın ekonomik durumunun daha iyi bir hale getirilmesi yoluyla ulaşılabilir, ve yurtdışından yapılan yatırımlar bu açıdan büyük önem taşımaktadır. Umarım ki Türk işadamları (özellikle Kırım kökenli olanlar) bu sürece daha etkin bir şekilde katılacaktır. Ukrayna tarafı da, Kırım dahil olmak üzere bütün Ukrayna topraklarında yabancı işadamları için elverişli şartları yaratma politikasını izlemektedir. Ayrıca, TİKA’nın 1998 yılından itibaren gerçekleştirdiği, Kırım’da yaşayan Tatar halkının düşük gelirli kesimi için 1000 konutun inşaatı veya satın alınmasına ilişkin program bu bağlamda büyük önem taşımaktadır.

 

TÜRKSAM: Türksam okurlarına dilekleriniz nedir.

 

MİSCHENKO: Türksam okurlarına sağlık, mutluluk, ailedeki refah, barışın mavi gökyüzünü diliyor ve Karadenizin diğer kıyısında, Türk kardeşlerimiz istediği gibi Avrupa’da birlikte yaşamak isteyen, güvenli bir dost ve iyi bir ortak olan Ukrayna Devletinin bulunduğunu bilmelerini istiyorum.

 

Not: Bu söyleşi 18 Ocak 2006 tarihinde yapılmış ve TÜRKSAM'da yayınlanmıştı. Şimdi konunun güncelliği açısından yeniden yayınlanmaktadır.