Çankırı Karatekin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Çankırı Sivil Toplum Derneği Başkanı Doç. Dr. Sezai ÖZÇELİK’in Rusya ile Ukrayna Arasındaki Kharkiv Anlaşmaları’nın İptal Edilmesinin Ardından TÜRKSAM için Yapmış Olduğu Ukrayna ile Rusya Arasındaki İlişkiler ve Kharkiv Anlaşmaları Hakkında Söyleşisi

 

Rusya ile Ukrayna arasındaki Kharkiv Anlaşmaları, 2010 yılının Şubat ayında Ukrayna’nın devrik lideri Viktor Yanukoviç’in seçilmesinin ardından Nisan 2010’da imzalanmıştır. Bu anlaşma temelde Rusya ile Ukrayna arasında Kırım’daki Sivastopol’deki deniz üssünün Rusya’ya 2017’den itibaren 25 yıl daha yani 2017 – 2042 yılları süresince kiralanmasını öngörmektedir. Bunun karşılığında Ukrayna ise 2010 – 2019 yılları arasında Rus doğal gazını yüzde 30 daha ucuza alması kabul edilmiştir. Kısaca bu anlaşma, Rus doğal gazına karşılık Ukrayna topraklarında Rus deniz üssü verilmesi şeklinde tanımlanabilir.

 

Bu anlaşmanın imzası Ukrayna ve Rus kamuoyu tarafından tartışılmadan yapılmış ve Yanukoviç’in iktidara gelmesinden yaklaşık 2 ay sonra çok hızlı bir şekilde imzalanmıştır. Aynı şekilde Rusya’nın Kırım’ı kısa sürede ilhak etmesi ile birlikte bu anlaşmada da çok hızlı bir şekilde yürürlükten kaldırılmıştır. Kharkiv Anlaşmaları’nın artık bir hüküm doğurmaması, uluslararası hukuk açısından anlaşmaların sona ermesi çerçevesinde değerlendirmek mümkündür. İkinci bir değerlendirme alanı olarak da Rusya – Ukrayna – Avrupa Birliği ilişkileri açısından yapılabilir. Son olarak, bu anlaşmanın imzası ve sona ermesi psiko-tarih ve psiko-analitik kavramlarla da açıklanabilir.

 

İlk olarak, uluslararası hukuk açısından Kharkiv Anlaşmaları sona erdirilmesi hususunda: Uluslararası hukuka göre, bir anlaşmanın sona ermesi 1969 Viyana Sözleşmesi ile düzenlenmiştir. Kırım ilhakı nasıl uluslararası hukuka göre yasadışı ve hukuk dışı bir eylem ise Kharkiv Anlaşmalarının sona erdirilmesi de bana göre uluslararası hukuk kuralları ve normlarına aykırıdır. Örneğin, anlaşmanın sona erdirilme nedeni olarak anlaşmanın ifasının imkansızlığı öne sürülebilir. Ancak anlaşmanın yerine getirilmesi için gerekli olan şartların ortadan kalkmasına anlaşmanın taraflarından biri neden olmuşsa bu taraf anlaşmanın sona erdirilmesini talep edemez. Kırım’ın Rusya tarafından yasadışı ilhakından sonra Kharkiv Anlaşmaları’nın en önemli unsuru olan Sivastopol’deki üsse karşılık ucuz Rus gazı formülünün geçerli olması beklenemez. Fakat bu şartların ortaya çıkmasına Rusya neden olmuştur. Bu yüzden anlaşmanın sona erdirilmesini talep edemez. Aynı şekilde rebucsicstantibus yani anlaşma koşullarında köklü değişiklikler Viyana Sözleşmesi’nin 62. maddesine göre ileri sürülebilir fakat Sözleşme’ye göre bu köklü değişiklikleri yaratan devlet anlaşma ile ilgili sona erme, askıya alma veya çekilme hakkını öne süremez.

 

İkinci olarak, Kharkiv Anlaşmaları’nın Rusya tarafından sona erdirilmesinin Rusya – Ukrayna – Avrupa Birliği ilişkileri açısından değerlendirilmesi yapılacaktır. Öncelikle Kharkiv Anlaşmaları temelde askeri üs karşılığı gaz olarak tanımlanmaktadır. Fakat Kırım’da Rus Gizli Servisi FSB’nin faaliyette bulunması, Ukrayna’ya 2 milyar dolar kredi vermesi, Rus ve Ukrayna uzay merkezleri, merkez bankaları, eğitim politikaları, bilimsel ve kültürel işbirliği gibi maddeler de içermektedir. Bu anlaşma dışında Kharkiv Anlaşmaları ile birlikte Rusya ve Ukrayna bölgesel güvenlik konusunda işbirliği yapmayı taahhüt etmiştir. Rusya ve Ukrayna’nın işbirliği yapacağı alanlar Transnistria / Moldova, Karadeniz ve 21. yüzyılda. Avrupa güvenliğinin inşasıdır. Bu açıdan Kharkiv Anlaşmalarının ardından anlaşılacağı gibi bu anlaşma sadece basit bir ucuz Rus gazına karşılık Sivastopol’ün askeri üs olarak verilmesini içeren bir anlaşma değil, Ukrayna’nın NATO’ya üyelik için başvurmayacağının Rus yanlısı Ukrayna Başkanı Yanukoviç tarafından resmi olarak ilan edilmesidir. Aynı şekilde Avrupa Birliği ile üyelik dışında her türlü işbirliğine de açık olunacağı bir politika benimsenmiştir. Ukrayna Avrupa’da bloksuz bir ülke görünümü kazanmıştı. Buna göre; NATO ve AB ile “yapıcı işbirliği” izlenecek fakat Ukrayna NATO ve AB ile üyelik çabalarına girişmeyecekti.

 

Aynı dönemde Rusya ile Ukrayna arasında iki işbirliği anlaşması daha imzalanmak istenmiş fakat başarılı olmamıştır. Birincisi, Rusya, Beyaz Rusya ve Kazakistan arasındaki gümrük birliğine Ukrayna’nın dahil edilmesidir. İkincisi ise Ukrayna’nın Kollektif Güvenlik Anlaşması Örgütü’ne katılımının kabul görmemesidir. Bu örgüt üyeleri Rusya Federasyonu, Ermenistan, Beyaz Rusya, Kırgızistan, Kazakistan ve Tacikistan’dır.

 

Bütün bunlara rağmen, Kharkiv Anlaşmaları son on yıldır o zaman Başkan olan Medvedev ile Başbakan olan Putin’in izlediği yayılmacı politikaların önemli bir halkası olarak görülebilir. Bu yayılmacı politikaların bir halkasına Ukrayna da katılmıştır. Fakat bu anlaşma her ne kadar Ukrayna ile Rusya arasındaki yakınlaşmanın en üst noktasını ifade etse de, Ukrayna Rusya’dan istediği bazı önemli tavizleri alamamıştır. Yukarıdaki iki örnek başarısız işbirliği yanında Ukrayna gaz şirketi Naftogas ile Rus dev gaz şirketi Gazprom’un birleşmesi de kabul görmemiştir. Buna ilave olarak, Ukrayna Rusya’dan gaz akışı hacminin arttırılması, Orta Asya gazının Ukrayna’dan transit geçmesi ve Ukrayna üzerinden ihraç edilen Rus gazının fiyatının arttırılarak Ukrayna’nın kazancının arttırılması gibi konularda da Rusya’dan istediğini alamamıştır.

 

Kharkiv Anlaşmaları, Ukrayna’nın Rusya’ya karşı asimetrik bir ilişkide olduğunu ortaya çıkarmıştır. Özellikle Ukrayna’nın Rusya’ya büyük tavizler vermeden Rusya’ya karşı egemenliğini koruyamadığını göstermiştir. Ayrıca Rusya’nın eski Sovyet ve Rus İmparatorluklarını yavaş yavaş da olsa geri almak isteğini açığa çıkarmıştır. Bu anlaşma aslında Ukrayna’nın o zaman daha zayıf olan Rusya’ya karşı daha da güçsüz olduğunu ortaya koymuştur. Bunun sonucu olarak, Nisan 2014’te Kharkiv Anlaşmaları’nın tek taraflı olarak Rusya tarafından sona erdirilmesi bu politikanın bir devamı olarak görülebilir.

 

Rusya ile Ukrayna arasındaki askeri anlaşmalarının iptali ve anlaşmanın yapılması Rusya açısından stratejik değil daha çok politik ve psiko-tarihsel köklere sahiptir. Sivastopol’deki Karadeniz Rus Filosu’nun teçhizat ve binalarının modernize edilmesi milyarlarca dolar gerektirmektedir. Kharkiv Anlaşmaları’nın imzalanması daha çok Rusya’nın tarihsel olarak Sovyetler Birliği’nin yıkılması “seçilmiş travması”na karşı gösterdiği bir tepkidir. Eski Sovyet İmparatorluğu’nun nostaljik bir hatırlatması olan Sivastopol’ün anlaşma ile 2047 yılına kadar Ruslara verilmesi politik ve psiko-analitik açıdan bir zaferdi. Hatırlamak gerekirse Rus yanlısı Yanukoviç’ın Ukrayna’nın başına gelmeden önce eski yönetim Sivastopol için yapılan anlaşmanın 2017 yılında sona ereceğini ilan etmişti. Bu durum o zaman Başbakan olan Putin’in son 10 yıldır izlediği eski Sovyet İmparatorluğu’nun tekrar inşası projesi açısından büyük bir çatlak yaratacaktı. Sivastopol ve Kırım Rus kimliği açısından da önemlidir.

 

Vamık Volkan tarafından ortaya atılan “seçilmiş travmalar” ve “seçilmiş zaferler” kavramları son yaşanan Kırım krizinin değerlendirilmesine de uygulanabilir. Kharkiv Anlaşmaları’nın sona erdirilmesi bir anlamda Kırım’ı ve Sivastopol şehrinin Ruslardan alınmasını hiçbir zaman kabul etmeyen Rusların nostaljik eski Sovyet zamanına dönmelerini göstermektedir. Ayrıca Kırım’ın Rusya tarafından yasadışı ilhakı ile en üst noktaya ulaşan Rusların Kırım’ı kaybetmelerinin yol açtığı seçilmiş travma olayı ile ilgili Rus halkının bilinç altına yerleşmiş travmatik olayların bir anlamda tamir edilerek Rus grup psikolojisinin tedavisi sürecine devam edilmektedir.

 

Kharkiv Anlaşmalarının sona erdirilmesinin ardından Rusya Ukrayna’ya ihraç ettiği gazın fiyatını yüzde 80 arttırdığı gibi geriye dönük olarak 11 milyar dolarlık borcun da ödenmesini istemektedir. Bu Ukrayna’nın bozuk olan ekonomisini çıkmaza sokmayı, hatta Ukrayna’nın iflasını istemesinin bir göstergesidir.

 

Sonuç olarak, Kharkiv Anlaşmalarının sona erdirilmesi uluslararası hukuk açısından sorunludur. Ayrıca Rusya tarafından tek taraflı sona erdirilmesi stratejik ve jeo-politik değil daha çok psiko-tarihsel ve psiko-analitik kökleri bulunmakta ve inşacı kurama göre Rus kimliği ile özel olarak Kırım ve Sivastopol’e, genel olarak tüm eski Sovyet ve Rus İmparatorluk topraklarına verilen nostaljik önemle ilgilidir. Kırım’ın kaybedilmesinin Rus halkında yarattığı derin grup psikoloji travması Kırım’ın yasadışı ilhakının ardından Rusya ile Ukrayna arasında askeri işbirliği anlaşmalarının tek taraflı olarak feshedilmesi ile yeni bir boyut kazanmıştır. Karmaşık ve kaotik uluslararası ilişkiler olaylarının incelenmesi çok boyutlu ve çok seviyeli analiz gerektirmektedir. Bu değerlendirme sadece joe-stratejik ve jeo-politik yaklaşımlar dışında uluslararası hukuk ve çatışma ve barış çalışmaları değerlendirmelerinin de dahil edilmesini gerektirmektedir.