Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Andreyeviç Yuşenko 27 Ekim 2008 tarihinde Türkiye’ye ikinci resmi seferine başlamıştır. İlk resmi ziyaretini 6 Haziran 2005 tarihinde yapan Yuşenko daha sonra Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü(KEİ) Zirvesi için Türkiye’yi ziyaret etmişti. Yuşenko bu ziyaretinde Fener Rum Patriği Barthalomeos`u ziyaret etmiş ve Türk işadamları ile de görüşmüştü. Bunun yanı sıra Ukrayna’nın dönemin başbakanı sıfatıyla Yuşenko’nun en önemli siyasi rakiplerinden olan Viktor Yanukoviç Aralık 2004 tarihinde ve 17-18 Ocak 2007 tarihleri arasında Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulunmuştur.

 

Karadeniz’in iki kıyıdaş ülkesi olarak Türkiye ve Ukrayna arasındaki ilişkilerin genel seyrine baktığımız zaman ilişkilerin “iyi” ve fakat mevcut potansiyel ile kıyasladığımızda “yetersiz” olduğu görülmektedir.

 

2003 yılında Türkiye dış politikada Ukrayna'ya öncelikli ülke statüsü tanımıştır, yani Ukrayna, dış politikasında öncelik tanıyacağı ülkelerden birisi haline gelmiştir. Özellikle Karadeniz'in güvenliği açısından Ukrayna, Türkiye için son derece büyük bir önem arz etmektedir. Tabii ki sadece bu değil, enerji hatları üzerinde bulunması, Karadeniz’in önemli ülkelerinden birisi olması ve ayrıca Ukrayna'nın Kırım bölgesiyle hem tarihsel bağları hem de yaklaşık 265 bin civarında Kırım Türkünün burada yaşaması, iki ülke ilişkilerini hem önemli hem de hassas bir konuma getirmektedir.

 

Viktor Yuşenko’nun Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyib Erdoğan ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Köksal Toptan ile görüşeceği beklenmektedir. Yapılacak görüşmelerde Kafkasya’da Ağustos ayında yaşanan savaş sonrasında bölgede yaşanan gelişmeler başta olmak üzere Ukrayna’ya bağlı Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin durumu, bu bölgede yaşayan Kırım Tatarlarının durumu, ikili ekonomik ilişkiler ve özellikle de dünyada yaşanan ekonomik krizin Ukrayna’ya etkileri, krize karşı alınacak ortak önlemler, enerji güzergahları, nükleer enerji ve askeri işbirliği alanlarında görüşmeler yapılması beklenmektedir. Ukrayna’nın NATO üyeliği de yine gündemin önemli maddeleri arasındadır. Ayrıca Hazar Denizi – Karadeniz – Baltık Denizi taşımacılık alanının oluşturulması ve bu güzergah ile güvenli enerji taşımacılığı konularını da görüşeceği kaydedildi. Yuşçenko'nun ayrıca Ukrayna'da yatırım yapmak isteyen Türkiye'nin büyük holding ve sanayi kuruluşlarını başkanları ile görüşeceği de planlanmaktadır.

 

Ziyaret programında ayrıca V.Yuşenko’nun Fener Rum Patriği Barthalomeos`u I. ile görüşmesi ve Kyivan Rus’un Hıristiyanlığı kabul etmesinin 1020. yıldönümü vesilesiyle bastırılan Ukrayna jübile madeni paraları tanıtımına katılması için İstanbul ziyareti de öngörülmektedir.

 

Bu arada geçtiğimiz günlerde gelişen ilişkilere paralel olarak Ukrayna’nın önemli liman ve ticaret şehri Odesa, 12-15 Ekim tarihleri arasında Kardeş Şehri İstanbul Günlerini gerçekleştirmişti.

 

Ukrayna nüfusu, arazisi, Avrupa ve Asya’yı birleştiren stratejik konumuyla uluslararası ilişkilerde önemli bir yere sahiptir. Rusya ile Batı arasındaki tampon devlet niteliği ile önemli bir ülke konumunda olan Ukrayna kendi iç dinamikleriyle de, Rusya’nın olası eskiye dönüş girişimlerine karşı koyacak en büyük güç olarak değerlendirilmektedir.

 

Ukrayna’nın stratejik konumu, onu Türkiye ile ilişkileri bakımından önemli pozisyona getirmektedir. Türkiye’yi kendisi için Orta Doğu ve Akdeniz’e çıkış fırsatı bakımından anahtar ülke olarak gören Ukrayna, dış politikasının güney ekseninde Türkiye’yle ilişkileri geliştirmeyi önemli hedeflerden biri olarak görmektedir. Türkiye için ise Ukrayna, Karadeniz bölgesinin etkin gücü olması, Rusya’nın Karadeniz’e çıkışını önleyen ve Kırım Tatarlarının yaşadığı ülke bağlamında önem taşımaktadır. İki ülke arasında, Ukrayna’nın bağımsızlığını kazanmasından sonra dostluk ve işbirliği anlaşması imzalanmış, ilişkilerde şu ana kadar hiçbir gerginlik yaşanmamıştır. Her iki ülke Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİB) içinde yakın işbirliğinde bulunmaktadır, ayrıca bölgede güç dengesinin sağlanmasında, eski SSCB cumhuriyetlerinin bağımsızlığının güçlenmesi noktasında ortak çıkarlara sahiptir.

 

Türkiye açısından Ukrayna’nın uluslararası tercihleri, bölgesel dengeleri önemli ölçüde etkileyecek durumdadır. Batıya dönük, demokrasinin hakim olduğu istikrarlı bir Ukrayna, bölgede Rusya’ya karşı, Karadeniz ve Kafkaslarda istikrarın sağlanması noktasında Türkiye için iyi bir müttefik anlamına gelmektedir. Bu bağlamda siyasal krizin sonucunda Ukrayna’nın dış politika eğilimleri Türkiye’nin bölgesel pozisyonunu doğrudan etkileyecektir. Ukrayna ve Türkiye arasındaki ilişkiler ABD açısından da kritik konuma gelmektedir. Öte yandan Doğu Avrupa’da sözkonusu olabilecek Rus-Alman etkinlik rekabetinin dengeleyici gücü olması mukadder olan Ukrayna’nın bu konumu, Türk-Ukrayna ilişkilerinin gelecekteki önemini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

 

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Türkiye, Ukrayna’nın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkeler arasında yer almıştır. Ukrayna ile ilk kurulan siyasî ilişkilerin ardının getirilememesi sebebiyle, zaman içinde özel sektörün kurmuş olduğu ekonomik ve ticarî ilişkiler, siyasî ilişkilerin önüne geçmiştir. 1992 yılında imzalanan “Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması” ancak 1994 yılında yürürlüğe girmiştir.

 

Ukrayna Demokratik Cumhuriyeti ile Osmanlı Devleti arasında diplomatik ilişkiler 1918’de kurulmuş fakat Ukrayna’nın SSCB egemenliğine girmesinden sonra 1919 yılında bu ilişkiler kesilmek durumunda kalmıştır. Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Ukrayna’nın bağımsızlığını ilan etmesinden sonra ise Türkiye Cumhuriyeti Ukrayna'nın bağımsızlığını 16 Aralık 1991’de tanımıştır.

 

Bugün Ukrayna ile ciddi bir siyasi sorun yaşanmazken, hızlı artan bir ekonomik ilişkiler dinamiğine şahit olunmaktadır. 2007 verilerine göre, İki ülke arasındaki ticaret hacmi 4,617 milyar dolardır. 

 

2007 yılı itibarıyla Türkiye'nin Ukrayna’dan ithalatı 3,645 milyar Dolar iken, bu ülkeye ihracatımız 972 milyon dolar olmuştur. Rakamlardan da anlaşılacağı üzere iki ülke arasında Türkiye aleyhine ciddi bir açık sözkonusudur. İki ülke arasındaki dış ticaret hacminin orta vadede ise 10 milyar Dolara çıkarılması hedeflenmektedir.

 

Türkiye’nin Ukrayna’dan ithalatında en büyük payı demir-çelik ürünleri oluşturmaktadır. demir, çelik, alüminyum, taşkömürü, mineral yağ ve kendinden damıtılmış ürün, demiryolu aracı, gemi, organik ve inorganik kimyasal madde, tahta, hububat, gıda maddesi, kâğıt ve karton, seramik, taş, alçı ve çimento ihracatında büyük artış gözlenmiştir. Ukrayna’nın Türkiye’ye ihracatının yaklaşık %70’ni demir, çelik ve diğer katma değeri düşük madenler oluşturmaktadır. Türkiye’nin Ukrayna’ya ihracatında Hafif sanayi ve gıda sanayi ürünleri, ıtriyat, deterjan, seramik, sağlık ürünleri, elektrik makinaları ve teçhizatları ile ev teçhizatları ön sıraları almaktadır.

 

Türkiye’nin Ukrayna’daki yatırımları 131.8 milyon ABD dolar civarındadır. Ukrayna’da Türk sermayesini içeren 525 şirket vardır. Türk yatırımların, % 43,8 sanayi, % 17,9 tarım ve gıda, % 11,4 mali faaliyet, % 12 ticaret, % 20,8 – inşaat ve nakliyat ekonomi alanlarındadır.

 

Ukrayna ve Türkiye arasındaki ilişkilerin bir diğer önemli yanını ise her iki ülkenin de üyesi bulunduğu Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ) oluşturmaktadır.

 

Bugün Türkiye ile Ukrayna ilişkilerinde belki de simgeleşen en önemli bağlardan biri de Hürrem Sultan olarak Kanuni Sultan Süleyman'ın gözdesi sıfatıyla Osmanlı tarihinde önemli bir yer tutan ve/fakat aslında “Rohatın” adında küçük bir Ukrayna şehrinden olan Ukraynalı kız Nastya Lisovska'dır.