Ukrayna’da batı yanlısı “Turuncu Devrim” lideri Viktor Yuşenko Verhovnaya Rada denen parlamentoyu feshederek 27 Mayıs 2007 tarihinde erken seçimlerin yapılacağını yönünde bir kararname imzaladı. Muhalefetin bu kararnameyi kabul etmemesi üzerine ülkede içerisinde çatışma potansiyeli de barındıran ciddi bir siyasi kriz patlak verdi.

 

Batının siyasi ve ekonomik desteği ile zorlu bir mücadeleden Turuncu Devrim ile çıkan Yuşenko’nun batının vaat ettiği ekonomik ve siyasi desteği alamaması, NATO ve özellikle de AB yolunda herhangi bir perspektif sunulmaması, yeni yönetimin ayyuka çıkan yolsuzluk söylentileri, özellikle de Yuşenko’nun oğlunun fütursuz davranış ve harcamaları Turuncu hayalin çabuk sönmesine sebep oldu. Buna bir de Turuncu Koalisyon’un yolsuzluklar sebebiyle dağılması ve Rusya’nın Viktor Yanukoviç’e tam desteği de eklenince bugünkü duruma gelinmiş oldu.

 

Başbakan Yanukoviç’in Lideri olduğu Bölgeler Partisi’nin (Partiya Regionov) kalesi durumunda olan Donetsk şehrinden binlerce Hükümet yanlısı gösterici, tren ve otobüslerle Kiev’e hareket etmesi ülkede siyasi sorunun sokaklara taşınacağı yönünde endişelere sebep olmuştur. 2004 yılında Turuncu Devrimin yapıldığı günlerde Zaman Gazetesi’nde yayınlanan makalemizde sokaklara hakim olanın bu mücadeleyi kazanacağını ifade etmiştik. O dönem sokaklara “Turuncular” hakimdi ve mücadeleyi Turuncu Koalisyon kazanmıştı. Biz yine o makalemizde yaptığımız değerlendirmede mücadeleyi “şimdilik” Yuşenko ve taraftarları kazansa da Yanukoviç’in en az Yuşenko kadar oy aldığını ve bu durumun Yanukoviç’e ileride bu mücadelenin rövanşı imkanını sağlayacağı öngörüsünde bulunmuştuk. Bugün gelinen noktada görüyoruz ki Mart 2006’da yapılan parlamento seçimlerinden birinci parti olarak çıkan Yanukoviç’in rövanş için iyi bir fırsat yakaladığını ve bugün yaşanan krizle de ülkede gücü giderek azalan Yuşenko’yu ve Turuncu Devrimi tam bir yenilgiye uğratmak üzere olduğu anlaşılmaktadır. Ukrayna yeniden Batı ve Rusya’nın nüfuz mücadelesine sahne olmaktadır. Ancak bu defa Rusya’nın bu nüfuz oyununa son derece hazırlıklı olduğu görülmektedir.

 

Mart 2006 yılında yapılan seçimleri kazanarak Başbakanlık koltuğuna oturan Viktor Yanukoviç’in parlamentoda özellikle de milletvekili transferleriyle giderek güçlenmesi ve Yuşenko’nun yetkilerini kısıtlayabilecek 300 milletvekiline ulaşma ihtimalinin belirmesi Yuşenko’yu parlamentoyu fesih sürecine sokmuştu. . Şu anda 450 sandalyeli parlamentoda 260 milletvekilinin desteğine sahip olan Yanukoviç, son olarak parlamentodaki 11 Yuşenko (Naşa Ukrayna) ve 4 Timoşenko (Blok Yuliya Timoşenko) yanlısı milletvekilinin Yanukoviç'in koalisyonuna katılmalarıyla başlayan krizde çözüm için Anayasa Mahkemesi’ne gidildiği ve yapılan bütün diyalog çağrılarının ve görüşmelerin neticesiz kaldığı da görülmektedir.

 

Yuşenko ise tek tek milletvekillerinin transferinin anayasaya aykırı olduğunu öne sürüyor. Parlamento’daki Yanukoviç taraftarları ise Yuşenko’yu devlet darbesi yapmakla suçlamış ve Yuşenko’nun fesih kararının kabul edilmemesi yönünde bir karar aldı ve kararnameyi kabul etmiştir. Palamento erken devlet başkanlığı seçimini de gündeme getirmeye hazırlanmaktadır.

 

Bugün gelinen noktada ülkedeki siyasi krizi çözebilecek neredeyse tek mercii gibi gözüken Anayasa Mahkemesi Başkanı İvan Domborski’nin siyasi baskılar sebebiyle (sağlık sorunlarını bahane ederek) istifa etmesi ise durumu daha da içinden çıkılamaz hale getirmiştir. Ancak bu istifanın Mahkeme üyeleri tarafından kabul edilmediği bildirilmektedir.

 

Devlet Başkanı Viktor Yuşenko 5 Nisan 2007 tarihinde toplayacağı Ukrayna Güvenlik Kurulunu toplayarak “Ülkede Olağanüstü Hal İlan Ederek” kontrolü kendi insiyatifine alabileceği ihtimali mevcuttur.

 

Ukrayna’daki krizde olası bir çatışma durumunda kaşımıza şöyle bir tablo çıkmaktadır: İçişleri Bakanlığı Sosyalistlerin ve dolayısıyla da Yanukoviç’e yakın isimlerin kontrolündedir. Ancak Milli Güvenlik Kurulu ve Savunma Bakanlığı yani asıl silahlı güç Devlet Başkanı’nın yanındadır. Nitekim Savunma Bakanı Anatoli Griçenko ordunun şimdilik kışlalarında olduğunu fakat sadece Yuşenko’nun emrinde olduğunu açıklamıştır. Bu defa 2004 yılındaki gibi ordunun tarafsız kalması sözkonusu değil. Ordunun üst yönetimi Yuşenko taraftarı olsa da bir çatışma halinde ordunun içerisinde aykırı seslerin yükselmesi ihtimali de mevcuttur. Böylesi bir durumda sadece halkla ordu karşı karşıya gelmekle kalmayacak ordu içinde de bir çatışma ihtimali olabilecektir. Her durumda bugünkü krizin 2004 yılında yaşanan Turuncu Devrim’den çok daha tehlikeli ve çatışmaya dönük olduğunu söyleyebiliriz.

 

Devlet Başkanı Viktor Yuşenko’nun parlamentoyu fesih kararı ülkedeki 24 vali tarafından bir deklerasyonla desteklenirken Başkent Kiev, Kırım ve Sivastopol vilayetlerinin valileri (Gubernator) bu deklarasyona imza atmamıştır. Bu durumda ülkede ordu ve silahlı güc ile bir kısım yönetici ve bürokratların (şimdilik) Yuşenko tarafında, ancak halk çoğunluğu ve desteğinin ise Yanukoviç’in arkasında olduğunu söyleyebiliriz. Ülkedeki siyasi etkisi giderek azalan Yuşenko’nun erken seçim kararı almasında en önemli etken eski mücadele arkadaşı Timoşenko’nun parlamento seçimlerinden galip çıkarak yeni başbakan alabileceği ihtimalidir. Bu kriz Yuşenko’nun giderek sona ulaştığı yolunda kanıları güçlendirirken Yuliya Timoşenko ve Viktor Yanukoviç’in siyasi güçlerini artırmasına olanak sağlamaktadır.

 

Avrupa ülkelerine giden gaz hatlarının önemli bir kısmının Ukrayna’dan geçtiğini dikkate alırsak Ukrayna’da meydana gelebilecek belirsizlik ve çatışmanın Türkiye de dahil olmak üzere Avrupa ülkeleri için yeni bir gaz krizini gündeme getirebilir. Ukrayna’daki Kırım Tatar azınlık sebebiyle konunun Türkiye açısından özel bir hassasiyeti bulunmaktadır.

 

Ukrayna aslında Soğuk Savaş’ın hiç bitmediği bir yerdir. “Sınır ülkesi” anlamına gelen “Ukrayna” Batı ile Doğu arasında tarihsel olarak bir mücadele alanı olmuştur. Bu mücadele ise ülkedeki iç dengelerin Batı yanlısı ve Doğu (Rusya) yanlısı olarak oluşmasına sebep olmuştur. Ukrayna’yı tam ortadan ikiye bölen 2004 yılı devlet başkanlığı seçimlerinde Ukrayna’nın Katolik mezhebine mensup batı kesimi tamamıyla ve merkez bölgeleri ise çoğunlukla Yuşenko’yu desteklerken, Ortadoks (Provoslav) olan Doğu Ukrayna Yanukoviç’e destek vermiştir. Aynı şekilde Rusya’daki iş çevreleriyle de yakın ilişkiler içinde olan ve Rusya ile daha da yakınlaşmayı savunan Yanukoviç Ukrayna’daki Rus kökenlilerin de desteğini sağlamıştır. Bugün ise Başken de dahil olmak üzere ülkenin büyük bir kısmı Yanukoviç’ten yana.

 

Benzer gelişmeleri kısa vadede Turuncu Devrim’in bir diğer ülkesi Kırgızistan’da ve orta vadede ise Gürcistan’da beklemek olası. Özellikle Kırgızistan’da istifaya zorlanan Feliks Kulov’un karşı devrime yakın olduğunu söyleyebiliriz.