“Turuncu Devrim”le büyük bir doğu-batı kamplaşmasına sahne olan Ukrayna’da Batı yanlısı Viktor Yuşenko’ya yenilen ancak devrimden sadece bir yıl sonra Mart 2006’da yapılan seçimlerle adeta rövanş alarak Başbakanlık koltuğuna oturan Viktor Yanukoviç 17-18 Ocak 2007 tarihleri arasında Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulunacaktır. Son olarak Aralık 2004 tarihinde yine başbakan sıfatıyla ülkemizi ziyaret eden Yanukoviç bu son ziyaret öncesinde önemli açıklamalarda bulunmuştur.

 

Kev’de bir açıklama yapan Yanukoviç Türkiye ile ticari ve ekonomik ilişkilere çok önem verdiklerini belirterek artık ikili ilişkilerde yeni bir adım atmanın zamanı geldi demiştir. Bu ziyaret esnasında Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Parlamento Başkanı ile görüşecek olan Ukrayna Başbakanının ikili ilişkilere dair bazı anlaşmalar da imzalaması beklenmektedir. Yanukoviç’in bu ziyaret esnasında Tür-Ukrayna İş Formuna katılması ve iş çevreleriyle de görüşmeler yapması beklenmektedir. Türkiye ile Ukrayna arasında 1992'de 120 milyon dolar olan ticaret hacmi 2006 yılı itibarıyla 3 milyar doları aşmıştır. İkili ilişkilerde üzerinde durulmaya çalışılan alanların başında enerji, ulaştırma, uzay ve havacılık, savunma sanayii, müteahhitlik ve turizm hizmetleri gelmektedir.

 

Türkiye ile Ukrayna arasında mevcut işbirliği potansiyeli, hızla gelişen ikili siyasi ve ekonomik işbirliği; bununla beraber Kırım Tatar Türklerinin durumunun görüşülmesi beklenmektedir. Bunların yanı sıra, bölgesel güvenlik ağı kapsamında Karadeniz’in giderek daha fazla önem kazanması, bölgesel boru hatları politikaları da görüşme gündemine girmesi muhtemel konular arasındadır.

 

2003 yılında Türkiye dış politikada Ukrayna'ya öncelikli ülke statüsü tanımıştır, yani Ukrayna, dış politikasında öncelik tanıyacağı ülkelerden birisi haline gelmiştir. Özellikle Karadeniz'in güvenliği açısından Ukrayna, Türkiye için son derece büyük bir önem arz etmektedir. Tabii ki sadece bu değil, enerji hatları üzerinde bulunması, ayrıca Ukrayna'nın Kırım bölgesiyle hem tarihsel bağları hem de yaklaşık 265 bin civarında Kırım Türkünün burada yaşaması, iki ülke ilişkilerini hem önemli hem de hassas bir konuma getirmektedir.

 

Turuncu Devrim'in lideri olarak Viktor Yanukoviç’i devirerek Devlet Başkanlığı otluğuna oturan Viktor Yuşenko 7 – 8 Haziran 2005 tarihleri arasında Türkiye’ye resmi bir ziyarette bulunmuştu. Ukrayna’da 1 Ocak 2006 tarihinde yürürlüğe giren bir yasa ile Başbakanın yetkileri artırılmış ve ardında da Yanukoviç’in Partisi olan “Ukrayna Bölgesi” ile Sosyalistler anlaşarak devlet başkanının atamalara ilişkin haklarına yeni sınırlamalar getirmişti. Turunc devrimin lideri Yuşenko’ya karşı giderek güçlenen Yanukoviç’in 2008 seçimlerinde (bugünkü şartların devam etmesi durumunda) devlet başkanlığını alması ihtimali son derece kuvetlidir.

 

Türkiye ile Ukrayna arasında hızla gelişen ekonomik ve politik ilişkiler ile beraber bazı sorunların da bulunduğunu unutmamak gerekmektedir. Bu sorunların başında Kırım Tatar Türklerinin durumu gelmektedir. Stalin’in anavatanlarından sürgün ettiği Kırım Tatar Türklerinin bugün yaklaşık 260 bini kendi anavatanı Kırım Özerk Cumhuriyeti’ne dönmesine rağmen oldukça zor şartlar altında yaşamaktadır. Hlen anavatanlarına dönmeyi bekleyen yüz binden fazla Kırım Türkü bulunmaktadır. Kırım Tatar Türkleri, Turuncu Devrim'de büyük destek verdikleri Yuşenko’nun Turuncu iktidarında tam bir hayal kırıklığı yaşamışlardır. Bilindiği gibi Kırım Tatar Türkleri, Rusça konuşan ve Rus etnik kökene mensup Ukrayna vatandaşlarının nüfusun çoğunluğunu oluşturduğu ve siyasi etkide bulunduğu Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin bu Ukrayna’ya bağlı kalması konusunda anahtar rol oynamaktadır. Son günlerde özerk cumhuriyette oldukça zor şartlar altında yaşayan ve büyük çoğunluğu evsiz olan Kırım Tatar Türklerinin ev yapmak amacıyla Kırım’daki bazı arazileri talep etmeleri, özerk cumhuriyet yönetimi ile aralarında bazı sorunların yaşanmasına sebep olmuştur.

 

Kırım Tatar Türkleri’nin özerk cumhuriyette giderek güçlenmesi ve daha fazla haklar talep etmesi üzerine yönetimle yaşadıkları sorunlar, özerk cumhuriyet yönetiminin dolaylı tepkiler vermesine sebep olmuştur. Bu tepkilerden birisi de Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu’nun “sözde ermeni soykırımını tanıma kararı” olmuştur. Her ne kadar Parlamento Başkanı’nın bu kararı imzalamamak için direndiği ileri sürülse de hadiselerin bu seviyeye getirilmesi bile önemlidir. Stalin tarafından anayurtlarından sürgün edilen ve bu sürgün sırasında kendi evlerini kaybetmekle kalmayıp, aynı zamanda binlerce Kırım Türkü'nün de ölmesine sebep olan olaylar karşısında sessiz kalan Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu'nun şimdi “sözde soykırımı tanıma kararı” alması “maksatlı” bir hareket olarak değerlendirilmektedir. Bu maksatlardan birisi Kırım Tatarlarına verdiği destek sebebiyle Türkiye’ye gözdağı verme amacı taşınırken, diğer yandan Türkiye ile Ukrayna arasında gelişen ilişkileri bozmaya yönelik bir kışkırtma olarak görülebilir. Zira, Rusya Federasyonu ile yakın ilişkileri olan Kırım Özerk Cumhuriyeti’nin Ukrayna merkez yönetimi ile sorunlar yaşadığı ve seçimlerde Yşenko’nun rakibi Viktor Yanukoviç’i desteklediği bilinmektedir.

 

AB’ye girme hayalleri kuran Ukrayna, Avrupa Birliği yolunda son derece yeni bir ülke. Devlet Başkanı Yuşçenko, ülkesini Batı bloğu içerisinde, Batı'nın bir parçası olarak görmek istiyor, ancak Türkiye gibi Ukrayna'nın da çok büyük zorlukları aşması gerekiyor. Avrupa Birliği macerasında Ukrayna'nın öncelikle kendisine benzer yapıda olan nüfus itibariyle ve birçok özellikleri dolayısıyla kendisine benzer yapıda olan Türkiye'nin tecrübesinden her halükarda faydalanması gerekecek. Zira Avrupa Birliği sürecinde her ne kadar bazı analistler Ukrayna'ya şans tanısalar da, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik zorluklar ve aşması gereken Avrupa Birliği prosedürleri, Ukrayna'nın Türkiye'den çok daha sonra üyelik sürecini gündeme getirebilecektir. Bu süreçte ise Ukrayna'nın, Türkiye'nin tecrübelerinden faydalanması son derece kaçınılmazdır. Zaten Ukrayna Devlet Başkanı Yuşçenko da buna sık sık atıfta bulunmaktadır. Yanukoviç ise “AB'ye slogan atarak değil, somut çalışmalarla yaklaşacağız. Avrupa'nın entegrasyonu sürecinde, Türkiye ile rakip değil, ortak konumundayız. Reformların, yaşam koşullarını iyileştirmeye yönelik olmasına öncelik veren Türkiye ilgimizi çekiyor” açıklamasını yapmıştır. Batı yanlısı Yuşenko’nun isteklerine rağmen giderek arkasındaki halk desteğini artıran Yanukoviç’in NATO’ya karşı isteksiz tutumu ve Rusya ile daha yakın işbirliği arzusu içerisinde olduğu bilinmektedir.

 

Ukrayna nüfusu, arazisi, Avrupa ve Asya’yı birleştiren stratejik konumuyla uluslararası ilişkilerde önemli bir yere sahiptir. Rusya ile Batı arasındaki tampon devlet niteliği ile önemli bir ülke konumunda olan Ukrayna kendi iç dinamikleriyle de, Rusya’nın olası eskiye dönüş girişimlerine karşı koyacak en büyük güç olarak değerlendirilmektedir.

 

Ukrayna’nın stratejik konumu, onu Türkiye ile ilişkileri bakımından önemli pozisyona getirmektedir. Türkiye’yi kendisi için Orta Doğu ve Akdeniz’e çıkış fırsatı bakımından anahtar ülke olarak gören Ukrayna, dış politikasının güney ekseninde Türkiye’yle ilişkileri geliştirmeyi önemli hedeflerden biri olarak görmektedir. Türkiye için ise Ukrayna, Karadeniz bölgesinin etkin gücü olması, Rusya’nın Karadeniz’e çıkışını önleyen ve Kırım Tatarlarının yaşadığı ülke bağlamında önem taşımaktadır. İki ülke arasında, Ukrayna’nın bağımsızlığını kazanmasından sonra dostluk ve işbirliği anlaşması imzalanmış, ilişkilerde şu ana kadar hiçbir gerginlik yaşanmamıştır. Her iki ülke Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü (KEİB) içinde yakın işbirliğinde bulunmaktadır, ayrıca bölgede güç dengesinin sağlanmasında, eski SSCB cumhuriyetlerinin bağımsızlığının güçlenmesi noktasında ortak çıkarlara sahiptir.

 

Türkiye açısından Ukrayna’nın uluslararası tercihleri, bölgesel dengeleri önemli ölçüde etkileyecek durumdadır. Batıya dönük, demokrasinin hakim olduğu istikrarlı bir Ukrayna, bölgede Rusya’ya karşı, Karadeniz ve Kafkaslarda istikrarın sağlanması noktasında Türkiye için iyi bir müttefik anlamına gelmektedir. Bu bağlamda siyasal krizin sonucunda Ukrayna’nın dış politika eğilimleri Türkiye’nin bölgesel pozisyonunu doğrudan etkileyecektir. Ukrayna ve Türkiye arasındaki ilişkiler ABD açısından da kritik konuma gelmektedir. Öte yandan Doğu Avrupa’da sözkonusu olabilecek Rus-Alman etkinlik rekabetinin dengeleyici gücü olması mukadder olan Ukrayna’nın bu konumu, Türk-Ukrayna ilişkilerinin gelecekteki önemini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

 

Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla Türkiye, Ukrayna’nın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkeler arasında yer almıştır. Ukrayna ile ilk kurulan siyasî ilişkilerin ardının getirilememesi sebebiyle, zaman içinde özel sektörün kurmuş olduğu ekonomik ve ticarî ilişkiler, siyasî ilişkilerin önüne geçmiştir. 1992 yılında imzalanan “Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Anlaşması” ancak 1994 yılında yürürlüğe girmiştir.