Ukrayna’nın 29 Kasım 2013 tarihinde imzalaması beklenen Avrupa Birliği (AB) Serbest Ticaret ve İşbirliği Antlaşması’nı askıya alma kararı alması oldukça ses getirmiştir. Milli çıkarların gerekçe gösterilerek bu adımın atılması, birçok konuda soru işaretlerinin oluşmasına neden olmuş ve gözler Rusya ve AB ile olan ilişkilerine çevrilmiştir. Bu çalışmada Ukrayna’nın anlaşmayı askıya alma kararı irdelenerek, konu AB ve Rusya ilişkileri çerçevesinde değerlendirilecektir.

 

Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durumu, AB ile ticaret ve işbirliği hususunda yapılması planlanan bu anlaşmanın neden askıya alındığının doğru değerlendirilebilmesi bakımından oldukça önemlidir. Bu bakımdan meselenin siyasi boyutu incelenmeden ilk göze çarpan hususların öncelikli olarak değerlendirilmesi uygun olacaktır. Bu düşünceden hareketle, Avrupa’daki ekonomik krizin Ukrayna’ya etkisi en çok dikkat çeken hususların başında gelmektedir. Avrupa’yı çevreleyen ekonomik krizin mağdurlarından biri de hiç şüphesiz ki, Ukrayna olmuştur. Ukrayna Başbakanı Mykola Azarov Ukrayna Meclisi’nin almış olduğu bu kararın Ukrayna’nın içinde bulunduğu ekonomik durum tarafından dikte edildiğini ve taktiksel olduğunu[1] söylemesi oldukça anlamlıdır.

 

Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum ise, Ukrayna’nın AB ile anlaşmaktan çekinmesini açıklar niteliktedir. 3.7 milyar dolarlık IMF geri ödemesinin yanında Rusya’ya olan 17 milyar dolarlık doğal gaz borcu ülkenin ekonomisini kısaca özetlemektedir. Ukrayna’nın bu borçlarının 2014 yılı itibarıyla ödenmesi gerekmektedir ki, bu da Ukrayna’nın bir an önce karar vermesini zorunu kılmaktadır. AB serbest ticaret ve işbirliği anlaşmasının askıya alınması ve Rusya’ya olan borcu ve bağımlılığı neticesinde tüm bakışlar olası Rus Ukrayna işbirliklerine ya da yeni pazarlıklara çevrilmiştir.

 

Bu bakımdan ele alındığında ise, Ukrayna’nın içinde bulunduğu çıkmaz giderek derinleşmektedir. Ukrayna’nın en büyük ticari partnerinin doğal gazına olan bağımlılığı ile Rusya olduğuna dikkat çekmek gerekmektedir. Bunun yanında, Kazakistan ve Beyaz Rusya’nın da üye oldukları Rusya’nın başı çektiği gümrük birliğinin Ukrayna’ya sunacağı ticari ayrıcalıklar dikkate alındığındaAB’nin barış, güvenlik, birlik ve ekonomik krizle mücadelede destek vadeden kanatlarının cazibesi görece azalmaktadır.

 

Öte yandan, Ukrayna Başbakanı Mykola Azarov’un anlaşmanın askıya alındığı gün bir televizyon kanalında AB ile askıya alınan bu anlaşmanın yeniden görüşülmesi için yeşil ışık yakan konuşması anlaşmanın yeniden görüşüldüğünde kabul edilmesi hususunda umut vaat etmektedir. Bu konuşma üzerine, AB Dışişleri ve Güvenlik Politikasından Sorumlu Yüksek Temsilcisi ve Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Catherine Ashton’un Ukrayna ile kuvvetli ilişkilerin geleceğine olan inançlarını ifade etmesi,[2] AB’nin de Ukrayna için mücadele edeceğinin göstergesi olmuştur.

 

Diğer yandan, yine Başbakan’ın bizzat vermiş olduğu Rusya ile yakınlaşma sinyalleri Rusya tarafından da olumlu karşılanmış ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in AB’yi Ukrayna’yı sıkıştırmakla suçlamasına neden olmuştur. Putin, bir basın açıklamasında “Kiev’e asıl şantajı AB’nin yapıyor, Avrupalı partnerlerimizin Kiev’e tehditlerini işittik. Hem de dev kitlesel protestolar düzenlenmesine yardım sunma derecesinde tehditler. Bu, baskı ve şantajdır.”[3] sözleriyle AB’yi suçlaması AB’den de yankı bulmuş ve Rusya’nın da benzer girişimlerle Kiev’i tehdit ettiği yönünde açıklamalar yapılmıştır. Özellikle, geçtiğimiz hafta Litvanya’da yapılan AB Zirvesinde Yanukoviç’in bu anlaşmayı imzalamaya çok yaklaştığı fakat Rusya gelen borç hatırlatmaları karşısında geri adım atmış olabileceği Ukrayna’nın sadece AB tarafından değil Rusya tarafından da baskı altında tutulduğunu göstermektedir. AB Dönem Başkanı ve Litvanya Cumhurbaşkanı Dalia Grybauskaite’nin Yanukoviç’in ‘Rusya’nın, özellikle doğu bölgelerinden yapılan ithalatta kesintiye gitmekle tehdit ettiği’[4]ni bildirdiği yönündeki açıklamalar Ukrayna’nın içinde bulunduğu durumu özetlemesi bakımından önemlidir. Bu bakımdan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in AB ile anlaşma halinde Ukrayna’nın ticari ayrıcalıklarının kaldırılacağı hususundaki uyarılarının bu kararda etkili olmuş olabileceğini söylemek mümkün olacaktır.

 

Muhalefet Ne Diyor?

 

Ekonomik şartlar da dikkate alındığında, Ukrayna’nın ucuz gaz ve ticari ayrıcalıklar nedeniyle Rusya ile anlaşmayı tercih edebileceği seçenekler arasındadır. Fakat Turuncu Devrimleri atlatan bir ülke için böyle bir seçeneğin siyasi ve toplumsal sonuçlarının çetin olacağı ortadadır. Bu nedenle şimdiden muhalefetin harekete geçmiş olması ve hükümeti ihanetle suçlaması bu kararın muhalefet tarafından Ukrayna’nın Rusya’ya teslim olması şeklinde yorumlanmasının neticelerindendir. Muhalefetin AB taraftarı politikalarının ardında ise; Rusya’nın Ukrayna’nın bağımsızlığını tehdit ettiği, bunun da ötesinde birlikte sosyal ve ekonomik bakımdan AB’nin sunduğu güvenceyi veremeyeceği ve Ukrayna’nın bağımsızlığını ilan ettiği günden bu yana inşa ettiklerini hiçe sayacağı şeklindeki görüşler yer almaktadır.

 

Avrupa Birliği’nin Ukrayna’nın serbest ticaret anlaşmasını imzalaması için sunduğu ön şartlardan birisi de Turuncu Devrimin önemli isimlerinden “Turuncu Prenses” ve “Gaz Prensesi” olarak tarihe damga vuran muhalif lider Yulia Timoşenko’nun serbest bırakılması talebiydi. Bu koşul ise, Kiev’i ‘milli’ güvenlik hususunda zorlamış ve neticesinde de kararın meclisten geçmemesine neden olmuştur. Kiev’in bu kararı sadece ülkede değil dış basında da büyük yankı bulmuşsa da, kararın hemen ardından Kiev sokakları karışmış, AB ve AB serbest ticaret anlaşmasını destekleyen muhalif gruplar protestoya başlamıştır.

 

İç siyaset dinamiklerinin işaret ettiği en önemli hususlardan biri ise yaklaşan seçimlerdir. 2010 seçimlerinde iktidarı ciddi şekilde zorlayan muhalif lider Yulia Timoşenko’nun salıverilmesinin başbakan ve hükümetini yaklaşan seçimlerde zora sokma olasılığının da AB serbest ticaret anlaşmasının önüne geçmiş olabileceği çıkarımında bulunmak mümkündür. Bu nedenle Rusya’dan alınacak ekonomik desteğin yanında yaklaşan seçimleri kazandıracak siyasi güvence, hem hükümeti hem de muhalefeti harekete geçiren önemli unsurlar arasında yer almaktadır.

 

Bu bağlamda, sokaklardaki protestoların Timoşenko’nun serbest kalması için yapıldığı şeklindeki görüşlere dayanarak, bunun Turuncu Devrimleri çağrıştırdığı yönündeki değerlendirmelerin yapılması için fazla erken olduğunu belirtmek gerekmektedir. Geçen hafta muhalefet tarafından yapılan basın açıklamasında pazar günü sokaklara çıkarak hükümetin AB karşıtı tutumunu protesto çağrısının[5] devrim vurgusu içermesine karşın, Ukrayna muhalefetinin AB tutumu olarak değerlendirilmesi daha uygun olacaktır. Sokakların ‘yeterince’ karışmaması ise, muhalefetin gücünün sorgulanmasından ziyade ülkede yeterince AB destekçisinin olmadığı ya da yeni bir hareketliliğe hazır olmadıkları yönünde değerlendirilebilmektedir.

 

Değerlendirme:

 

AB üyelik sürecinde veya anlaşmalar öncesinde ‘gerekli görüldüğünde’ önkoşullar ileri sürmesi Türkiye için de yeni olmayan bir olgudur. AB ile Rusya’nın karşı karşıya geldiği Ukrayna örneği ilerleyen dönemlerde birçok alanda başka ülkelere örnek teşkil etmesi bakımından önemli olmuştur. Ukrayna ve AB arasında yıllardır süregelen bir politika neticesinde gelinen bu noktadan geri dönülmesinin AB genişleme politikalarını da etkilemesi beklenmektedir. Zira benzer önkoşulların, milli gerekçelerle reddedilmesi muhtemeldir ve orta yol bulma çabaları da AB’nin ‘birlik olma’ anlayışını tazeleyecektir. Bu bakımdan, Ukrayna’nın AB ve Rusya arasında hem tampon bölge hem de köprü olması bakımından taşıdığı stratejik önemi[6] AB’nin önkoşullar hususunda geri adım atmasının önünü açmaktadır. Bunun bir örnek teşkil ederek başka ülkelere de gerektiğinde benzer kolaylıkların sağlanabileceği şeklinde değerlendirilmesi mümkün olacaktır. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’nin AB ile ilişkilerini değerlendirirken Ukrayna örneğinin iyi irdelenmesi gerekmektedir.

 

Ukrayna’nın anlaşmayı yeniden görüşmek için istemiş olduğu 6 ay böylesine kritik bir kararın alınması bakımından kısa bir süre gibi görünse de, süreç için olumlu olabilecek politikaların uygulanması bakımından iyi değerlendirildiği takdirde verimli bir dönem de olacaktır. Yapılan açıklamalarda anlaşmanın tamamen reddedilmediği ve yeniden değerlendirmek üzere zaman istenmesi, anlaşmanın bazı özel durumlardan dolayı ertelendiği ve bu durumların değişmesi durumunda imzalanabileceği şeklinde yorumlanmasını mümkün kılmaktadır. Bu bakımdan ele alındığında AB’nin Ukrayna nazarında Rusya’ya karşı vaatlerinin daha güçlü olabilmesi için bazı ödünler vermesinin gerekebileceği çıkarımında bulunmak mümkün olacaktır. İlk akla gelen tavizlerden biri ise, 2011 yılında 7 yıla mahkum edilen Timoşenko’nun serbest bırakılması şartından vazgeçilmesidir. Bu nedenle Ukrayna- AB ve Rusya üçgeninde pazarlıkların henüz bitmediği gözlenmektedir. Ukrayna’nın AB ve Rusya ilişkileri bakımından oldukça aktif geçireceği bu sürecin iç politikasını da etkilemesi an meselesidir. Bu bakımdan, eldeki kuşun daldaki kuştan değerli olabileceğini düşünerek 2015’te yeniden iktidar olmayı hedefleyen hükümetin bu süreçte Rusya ve AB’nin olduğu kadar sokakların nabzını da iyi tutması ve deyimi yerindeyse “çok çalışması” gerekecektir.

 

Dipnotlar

 

[1] Ukraine Says Decision On EU is Tactical, Motivated By Economics, http://ca.reuters.com/article/businessNews/idCABRE9AL0AA20131122 (Erişim Tarihi: 22 Kasım 2013)

 

[2] EU Enlargement Chief Says Has Not Fully Given Up On Ukraine Pact, http://www.reuters.com/article/2013/11/22/us-ukraine-fuele-idUSBRE9AL0OX20131122, Erişim Tarihi: 23 Kasım 2013.

 

[3] Putin: EU Blackmailing Ukraine Over Halt in Trade Deal, http://rt.com/news/putin-eu-ukraine-blackmail-151/, Erişim Tarihi: 23 Kasım 2013.

 

[4] Yanukovych Tells Grybauskaite Kyiv Cannot Sign Agreement With EU Because Of Russian Pressure, https://www.kyivpost.com/content/politics/yanukovych-tells-grybauskaite-kyiv-cannot-sign-agreement-with-eu-because-of-russian-pressure-332299.html, Erişim Tarihi: 23 Kasım 2013.

 

[5] Tymoshenko Urges Ukrainians To Rally, http://www.hurriyetdailynews.com/tymoshenko-urges-ukrainians-to-rally.aspx?pageID=238&nID=58388&NewsCatID=353, Erişim Tarihi: 22 Kasım 2013.

 

[6] Sinan OĞAN, “Ukrayna’da Devlet Başkanlığı Seçimleri: Turuncu Devrimin Sonu”, TURKSAM- 17 Ocak 2010 http://turksam.org/tr/yazdir1898.html, Erişim Tarihi: 23 Kasım 2013.