Türkiye’de bir dönem “sizi ancak biz kurtarırız” diyen siyasiler için kullanılan “bizi kurtarma iddiasında olanlardan kurtarın” sözünün bugün Mehdi/Mesih iddiasında olanlar için de güncel olduğu anlaşılmaktadır. Bugün dünya gündemini oluşturan şahsiyetlere baktığımız zaman bunlardan üçünün Mehdi/Mesih iddiasında olduğu görülmektedir. En tanınmış Mehdi/Mesih Amerikan Başkanı Bush’tur. Bir diğeri bugünlerde onun azılı düşmanı İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ve sonuncusu ise Mehmet Ali Ağca’dır. Bu her üç şahsiyet de Mehdi/Mesih inancındadır ve dünyayı kurtaracakları yönünde güçlü bir inanca sahiptirler.

 

Iraklıları kurtarma ve onlara demokrasi getirme iddiasında olan, “Tanrı bana bu emri verdi” dediği ileri sürülen Başkan Bush’un 100 bin sivil Iraklının ve en az 3 bin Amerikalı askerin hayatına malolduğu, yine tam olarak Mehdi’yim demeye şimdilik cesaret edemese de Mehdi’nin gelişini hazırlayan iktidar olma iddiasında olan Ahmedinejad’ın bu gidişle yüzbinlerce İranlının hayatına malolabileceği ve son olarak da Papa ve İpekçi suikastleri sanığı Mehmetali Ağca’nın da dünyanın en tanınmış teröristlerinden birisi olduğunu düşünürsek bizi kurtarma iddiasında olan bu Mehdi/Mesih’lerden kurtulmamızın önemi daha iyi anlaşılmaktadır.

 

Dünyanın en büyük doğalgaz ve petrol yataklarının yerleştiği ülkelerden birisi olan İran’a Cumhurbaşkanı seçilen Mahmut Ahmedinejad Şii İran’da güçlü olan Mehdeviyat inancını yeniden gündeme getirerek kendisini Mehdi’nin gelişini hazırlayan iktidar olarak sunmakta ve buna yönelik eylemler içine girmektedir. Ahmedinejad’ın nükleer tutkusunun Jeoekonomik ve Jeostratejik boyutlarının yanı sıra bu boyutu ile de incelenmesi gerektiği düşünülmektedir.

 

Mehdi kelimesi, 'kendisine rehberlik edilen' veya 'hidayete eren-hidayete vesile olan' anlamına gelmektedir. Mehdeviyet inancında Şiilerce 'kayıp olduğu ve kıyamet günü geri döneceğine inanılan 12. İmam Mehdi'nin yeniden ortaya çıkışının sağlamayı amaçlayan bir ideolojiye sahiptir. Kaos ve nükleer silahlar bu gelişi hızlandırmak için son derece elverişli ortamlar olabilir.

 

Neo Conservatives (Yeni Muhafazakârlarlar) ile beraber Evanjelist inancın hızlı birer taraftarı olan Başkan Bush’un inancında da Mesih’in yeryüzüne döneceğine inanılmaktadır. Bu inanç  Protestanlığın bir alt koludur ve Scofield İncili'ni kabul eder. Bush’un bu inancına göre kıyamet kopmadan önce Hz. İsa'nın yeryüzüne ikinci kez inmesi gerekmektedir. Bunun için ise aynen Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın Mehdeviyat inancı gibi Başkan Bush’un Evanjelizm inancında da Hz. İsa’nın yeryüzüne ikinci kez gelişinin ortamı hazırlanmalıdır. Yunanca'da 'Müjde' anlamına gelen 'Evangelion'dan gelen bu isim İncilci tanımına denk düşmektedir. Başkan Bush da kendisini Hz.İsa’nın geleceği yer olduğuna inanılan Ortadoğu’yu o güne hazırlamakla görevli sanmaktadır. Bu sebeple de Ortadoğu yeniden şekillendirmektedir. Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi her ne kadar enerji yollarının güvenliği ve stratejik üstünlük elde etme ve dünya hakimiyeti gibi gerekçelere dayandırılsa da bir yönü ile aşırı dindar olan Başkan Bush’un ve onun Neo Con ekibinin Mesih inancı ile de ilintilendirmek gerekir.

 

Başkan Bush ve cumhurbaşkanı Ahmedinejad zaman zaman kendilerini bu hazırlayıcı rolde görürken, bazen hızlarını alamayarak kendilerinin de hatta Mehdi/Mesih olabileceklerini düşünmekte, konuşmalarında bunu ima etmektedirler. Ağca’ya gelince, bu zavallı teröristin Mehdi/Mesihliğinin temelinde 25 yıl arkasında kaldığı demir parmaklıkların O’na verdiği psikolojik-depresif etkilere bakmak gerekir. Diğer iki hemkarından farklı olarak Ağca herhangi bir ülkenin devlet başkanı değildir. Türk vatandaşıdır ve kendisinin dünya hükümdarı ilan etmiştir. Ancak Ağca çeşitli aflarla salıverilmesine hiç ses çıkarmılmayan PKK teröristlerinden, tecavüz suçlularından ve vatan hainlerinden çok daha fazla hapiste yatmasına rağmen yine de basınımızın bazı çevrelerinin bilinçli gazabından kurtulamayarak yeniden cezaevine dönmek durumunda kalmıştır. Böylece dünya üçüncü Mehdi/Mesihten şimdilik kurtulmuştur. Ama yaşlı dünyamızın iki Mesih/Mehdiye de dar geldiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple bu iddiada olanlardan birisinin önümüzdeki dönemde ortadan kaldırılması kuvvetle muhtemeldir.

 

Elbette ki, tarih sadece bu üç zavallının Mesih/Mehdi iddiasıyla sınırlı değildir. Daha önce de, Fazlullah Esterebadi’den Kadıyanlı Mirza Gulam Ahmed’e; Şeyh Celal Kalanderi’den Sabetay Sevi’ye; David Reubeni’den İskender Evranasoğlu’na kadar ve birçok Mesih/Mehdi gelmiş ve geçmiştir bu dünyadan. Bunların bir çoğunun halen ateşli taraftarının olduğu söylenmektedir. Tüm bu Mehdilerden, Mesihlerden farklı olarak Bush ve Ahmedinejad’ın Mesih/Mehdi iddiaları ve inançları dünyayı yeni bir savaşın ve hatta nükleer bir savaşın eşiğine getirme potansiyeline sahiptir. Her ne kadar yukarıdaki yazı bir anekdot mantığı içerisinde verilse de bugün yaşadığımız olaylara Jeostratejik, Jeoekonomik ve Jepolitik boyutların yanı sıra “inançsal” bir boyutun eklemlenmesi ve olaylar değerlendirilirken bu boyutun da göz önüne alınması gerektiği hususu bu vesileyle dikkatlere sunulmak istenmiştir.