Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

AB’deki Göç Anlaşmazlığı Konusu Haziran Zirvesinden Önce Tekrar Isınıyor

Avrupa Birliği ülkeleri, bozulmuş göç ve iltica sistemlerini nasıl düzeltecekleri konusunda ısrarcı davranıyor. Oldukça siyasi bir konu olan göç ile ilgili, haziran ayında liderlerin zirvesine bir anlaşma yapılması için bastırıyorlar.

Almanya gibi zengin hedef ülkeler ise, hiç kimsenin gelenlere ev sahipliği yapmadan tamamen kurtuluş yoluna giden anlaşma için baskı uyguluyorlar. En son teklif, sermayelerin Avrupa 'ya gelen sığınmacıların "adil paylarının" dörtte birini almayı engellemelerine izin verecek. Bunun yerine, denizden elle seçilmiş bir kişiyi getirebilir veya reddettikleri her birey için bir AB ev sahibine 30 bin avro teklif edebilirler. Ancak Polonya ve Macaristan, zorunlu göçmenlik kotalarına karşı duruyor ve görüşmelerde yer alan bir diplomat, bu fikrin “kesinlikle” kabul edilemez olduğunu söylüyor. Bunun yanı sıra, İtalya da dahil olmak üzere beş Akdeniz ülkesinin ortak raporu, acil olumlu etki olmayacağı gerekçesi ile reddetti. Onlara göre ana giriş ülkelerindeki yük bu yöntem ile hafiflemeyecekti.

Bir Kriz İçin Hazır Değil

AB, bloğun başka bir halk kitlesinin akını için hazır olmadığı konusunda uyarıyor. Genel varış rakamları o zamandan beri keskin bir düşüş göstermiş olsa da, birçoğu AB'ye girerken, özellikle de aşırı yüklü Yunan adaları üzerinden kayıt yaptırmadan Almanya'dan gelen verilere işaret ediyorlar. Almanya, Fransa ve diğer bazı devletler, normal olarak, Avrupa'nın durumunu daha iyi kontrol etmek için serbest dolaşım bölgesi olan bölgedeki acil sınır kontrollerini uygulamaya koyuldular. Konunun blok için ne kadar önemli olduğunu vurgulayan Avrupa Komisyonu yürütmesi, AB'nin dış sınırlarını korumak ve 2021-2027'deki göçü yönetmek için 41,7 milyar dolar ayırdı. Bu, önceki ortak bütçeden yaklaşık üç kat arttı. Ancak bir anlaşma hala zor görünüyor.

(Reuters, 8 Mayıs 2018)

 

Haziran Zirvesi Öncesi Göç Bloğu Bölündü

Son gelişmeler ile Macaristan ve Polonya’nın muhtemel göç planlarına devam etmesine karşın, İtalya ve diğer dört Akdeniz ülkesi eski iktidarın reddine itiraz etmektedir. Akımlar yoğunlaştıkça başta Avrupa olmak üzere, göçmenler daha iyi bir gelecek arayışı için yeni alanlara dağılmayı sürdürüyorlar. Ancak Polonya ve Macaristan zorunlu göçmenlik kotalarına katı bir biçimde karşı çıkıyor. Avrupa’nın iltica politikasını yeniden canlandırmayı ve reform yapmayı umut ederken karşılaşılan sert tutumlar Kuzey ve Güney cepheleri yaratıyor.

(Interdependent Balkan News Agency, 8 Mayıs 2018)

 

Mülteci Çocuklara Almanya’nın Değerleri Öğretilecek

Almanya’da Hıristiyan Birlik partileri, mülteci çocuklara Almanya’nın değer ve yükümlülüklerini öğretmek için ders verilmesini istiyor. Almanya’da Hıristiyan Birlik partilerinin Federal Meclis ve eyalet parlamentoları grup başkanları, mülteci çocuklarına Almanya genelinde ‘Değerler Dersi’ verilmesinin zorunlu kılınmasını talep ediyor. Rheinische Post gazetesinin haberine göre Bavyera ve Hessen eyalet başbakanları Volker Bouffier ve Markus Söder tarafından desteklenen girişimin Frankfurt’taki Birlik partileri eyalet parlamento grup başkanları buluşmasında imzaya açılması bekleniyor. Parlamento grup başkanlarının taslağında, “Almanya’da kalacak olanların entegrasyonu sadece toplumsal barışın korunması açısından ivedilik taşımaz. Bunun için dil öğrenme arzusunun yanı sıra mültecilere Alman hukuk devletinin değerlerini ve temel kurallarını öğretmek amacıyla bütün Almanya’da hukuk devleti sınıfları açılmalı ya da ‘Değerler Dersi’ verilmelidir” deniyor. Taslakta ‘dil ve değerler öğreniminin okula devam zorunluluğundan önce başlatılmasının entegrasyonun vazgeçilmez şartı olduğu’ ifadesine de yer veriliyor. Taslakta ayrıca, “Bu suretle mültecilerin Alman değerler ve hukuk devletinde yönlerini belirleyebilmelerinin, aynı zamanda da Alman hukuk devletinin çizdiği sınır ve yükümlülükleri öğrenmelerinin sağlanabileceği’ kaydedildi. Hıristiyan Birlik partileri parlamento grup başkanları toplantısına Başbakan Angela Merkel’in de katılması bekleniyor. Buluşmanın başlıca gündem maddesini mülteci ve göç politikaları oluşturuyor.

(Hürriyet, 7 Mayıs 2018)

 

Doğuda Daha Az Ama Daha Eğitimli Yabancı Yaşıyor

Almanya'nın doğusundaki eyaletlerde, ülkenin batısındaki eyaletlere göre daha az ve daha iyi eğitimli yabancılar yaşarken, Almanya’nın doğusundaki yabancılar, batıdakilere kıyasla toplumda daha az kabul görüyor. Bu bilgi Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) konuyla ilgili yeni bir araştırmasının sonucu. Araştırmayı hazırlayan uzmanlardan OECD'nin Uluslararası Göç Departmanı’nda Kıdemli Göç Uzmanı Thomas Liebig, “Doğu Almanya'da her iki göçmenden bir tanesi yaşadığı yeri göçmenler için iyi bir yer olarak sayarken Batı Almanya'da ise bu fikri her beş göçmenden dördü benimsiyor” dedi. Araştırmaya göre Almanya’nın doğusundaki eyaletlerde daha az yabancı yaşıyor. Araştırmanın 2015 yılı verilerine dayandırdığı bulgularına göre Almanya’nın güneybatısındaki Baden-Württemberg'deki halkın yüzde 19,1'ini, ülkenin güneyindeki Bavyera'da nüfusun yüzde 15,7'sini ve ülkenin kuzeybatısındaki Aşağı Saksonya'da insanların yüzde 14'ünü yabancılar oluşturuyor. Ülkenin doğu eyaletlerinden Thüringen'de yabancıların oranı yüzde 5,9 iken Saksonya'da yaşayan yabancılar, eyaletin yüzde 6,3’ünü teşkil ediyor. Saksonya-Anhalt'ta da yabancıların eyalet nüfusundaki yerinin yüzde 6,4 olduğu aktarıldı.

Doğudaki Yabancılar Daha İyi Eğitimli

Araştırma aynı zamanda Almanya'daki yabancıların eğitim durumlarıyla ilgili bulguları da eyalet bakımından ortaya koydu. Düşük seviyede eğitime sahip yabancıların en yüksek olduğu eyalet Baden-Württemberg olarak ifade edildi. Burada yabancıların yüzde 34,5'i düşük eğitime sahipken, yüzde 65,5'i orta veya yüksek eğitim düzeyine sahip. Bavyera'da da yabancıların yüzde 28,5’i düşük eğitimliyken, geri kalan 71,5'i orta veya yüksek eğitim almış kişiler. Ancak bu rakam Almanya'nın doğusundaki eyaletlerde daha farklı. Thüringen’de yaşayan yabancıların yüzde 22,9'u düşük eğitim seviyesine sahipken orta ve yüksek eğitim düzeyine sahip yabancıların oranı yüzde 77,1. Küçük bir farkla bu oran Saksonya'da da geçerli. Eyalette yaşayan yabancıların yüzde 22,1'i düşük eğitimli insanlardan oluşurken geri kalan yüzde 77,9’ü orta veya yüksek düzeyde eğitim almış kişiler. OECD uzmanı Liebig, yabancılar konusunda doğu ile batı Almanya eyaletleri arasındaki farkın sebeplerinden birisinin Doğu Almanya'nın, Batı Almanya’nın 1950’li yıllardan bu yana Türkiye, İtalya, İspanya ve Yunanistan'dan aldığı işçi göçünü almaması olduğunu ifade etti.  Göçmenlerin daha yoğun yaşadığı bölgelerde yabancıların uyum konusunda daha az sorun yaşadıklarını belirten Liebig, bunun sadece Almanya’da özgü bir durum olmadığını, bütün dünyada da geçerli olan bir durum olduğunu söyledi. Liebig, aynı zamanda bu bölgelerdeki yabancıların kabul edilme oranlarının da daha yüksek olduğunu aktardı.

Yabancılarla Tecrübe Uyum Konusunda Önemli

Liebig, yabancıların yoğun olarak yaşadığı eyaletlerde göçmenlerin, daha az göçmenin yaşadığı eyaletlere göre daha fazla kabul görmelerinin sebeplerinden birisinin bu bölgelerdeki insanların yabancılarla daha fazla tecrübeye sahip olması olduğu ifade etti. Ancak Liebig’e göre tek sebep bu değil. Liebig, aynı zamanda yabancıların yoğun olarak yaşadığı eyaletlerde yabancılara çok yönlü bakılabildiğinden bahsetti. OECD uzmanı, konuyla ilgili Avrupa Birliği’nin kamuoyu araştırmalarından sorumlu kurumu Eurobarometre'nin özel bir araştırmasına atıfta bulundu. 2017’nin sonunda yapılan bu araştırmaya göre Berlin haricindeki Doğu Almanya eyaletlerinde araştırmaya cevap verenlerin neredeyse yarısı (yüzde 48'i) AB dışından gelen göçü "daha ziyade bir sorun” olarak görürken, yüzde 15'i bu tarz bir göçü "daha ziyade bir şans” olarak değerlendiriyor. Aynı araştırmaya göre Batı Almanya'da AB dışı göçü "sorun” olarak addedenlerin oranı yüzde 32 iken, “şans” olarak görenlerin oranı yüzde 25.

(Deutsche Welle Türkçe, 7 Mayıs 2018)

 

Esed, Mültecilerin Barındığı Yermük Kampı'nın Güneyinde 6 Kilometrekarelik Alanda İlerledi

Suriye'deki Beşşar Esed rejimi, Şam'ın güneyindeki Yermük Kampı'nın terör örgütü DEAŞ kontrolündeki kısmında 6 kilometrekarelik alanı ele geçirdi. Rejim güçleri, Şam'ın doğusundaki Doğu Guta'yı ele geçirdikten sonra yoğunluklu olarak Filistinli mültecilerin barındığı Yermük Kampı'na 19 Nisan'da başlattığı operasyonu sürdürüyor. DEAŞ ile yaşanan çatışmalar neticesinde ağır kayıplar veren rejim, kampın güneyinde ilerledi. Operasyondan önce kamp bölgesinde 8 kilometrekareyi kontrol eden DEAŞ'ın işgal alanı halihazırda 2 kilometrekareye düşmüş durumda. Söz konusu alanda DEAŞ işgali ve rejim ablukası altında yaşayan siviller, yoğun çatışmalardan etkileniyor. Rejim, sivillerin bölgeden çıkmasına izin vermiyor. Daha önceki saldırılarda onlarca Filistinli mülteci hayatını kaybetmişti. Şam’ın 8 kilometre güneyinde yoğun olarak Filistinli mültecilerin yaşadığı Yermük Kampı, 16 kilometrekare alana yayılmış bir yerleşim. Rejimin ilerlemesinden önce bölgenin batı kısmındaki 8 kilometrekarelik bölümü terör örgütü DEAŞ’ın, doğu kesimindeki 7 kilometrekarelik bölümü ise Özgür Suriye Ordusu'nun (ÖSO) kontrolündeydi. Yermük Kampı’nın kuzeyinde Esed rejimi ile DEAŞ arasında kalan 1 kilometrekarelik alanı ise rejim karşıtı silahlı gruplardan Heyet Tahrir Şam halen kontrol ediyor. Yaklaşık 5 yıldır Esed rejimi ve İran destekli grupların kuşatması altındaki Yermük’ün DEAŞ kontrolündeki bölgesinde rejimin ilerlemesinden önce çoğu Filistinli, 2 bin 500 aile yaşıyordu. Rejim, 29 Nisan'da Rusya aracılığıyla ÖSO ve Heyet Tahrir Şam ile tahliye anlaşmasına vardı. ÖSO bölgesinden tahliyelerin sonuna yaklaşılırken, Heyet Tahrir Şam bölgesinden tahliyeler henüz başlamadı.     

(Akşam, 7 Mayıs 2018)

 

Şam’ın Güneyinden Kuzeyine 4. Göç Konvoyu Yola Çıktı

Şam’ın güney kırsalındaki Yelda, Babbile ve Beyt Sahm beldelerinde bulunan muhalif savaşçılar ve ailelerini kapsayan dördüncü konvoy bugün yola çıktı. Suriye resmi haber ajansı SANA’ya göre silahlı muhalif ve ailelerini taşıyan 33 otobüsün beldelerden ayrılarak kuzeye gitmek için toplanma noktalarına doğru yola koyulduğunu bildirdi. Söz konusu beldelerden Beyt Sahm’da dün de denetimlerin ardından 63 kafile ayrılmıştı. Bu göçler Rus gözetimindeki Suriye hükümeti ve silahlı muhalifler arasında yapılan anlaşma uyarınca gerçekleştiriliyor. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR), üç beldeden şimdiye kadar 35 kafilenin yola çıkma hazırlığı yaptığını belirtti. Anlaşma gereği yapılan göçlerin devam ettiğini silahlı muhalifler ve aileleri için daha çok otobüs getirildiği ifade edildi.

Vatandaşların Sayısı 5 Bine Yükseldi

Üçüncü konvoy yaklaşık 65 otobüs ve arabadan oluşuyordu. Şam’ın güney beldelerindeki anlaşmayı reddeden silahlılar ve ailelerinden 2 bin 700 kişinin ülkenin kuzeyine taşındığı belirtildi. Üçüncü grubun da bölgeden ayrılmasıyla son 72 saat içerisinde söz konusu beldelerden kuzeydeki Afrin çevresine göç ettirilen vatandaşların sayısı 5 bine yükseldi. İlk kafile geçtiğimiz Cuma günü kuzeydoğudaki Halep kırsalına ulaşmıştı. Çeşitli kaynakların SOHR’a verdiği bilgiye göre İlk kafile Afrin’e taşındı. İkinci konvoyun da aynı yere aktarılması bekleniyor. Geçtiğimiz Çarşamba günü, anlaşamaya varmayı reddeden binlerce muhalifin isimleri kayıt altına alınmıştı.

(Şarku'l Avsat Türkçe, 7 Mayıs 2018)

 

Libya'daki Nijeryalı Sığınmacılar Gönüllü Olarak Ülkesine Dönüyor

Avrupa'ya gitmek için Libya'da bekleyen Nijeryalı sığınmacılardan bazılarının gönüllü olarak ülkesine döndüğü bildirildi. Nijerya Haber Ajansının (NAN) verdiği habere göre, Nijerya'nın Libya Maslahatgüzarı Illiya Fachano yaptığı açıklamada, son üç ayda bin 213 Nijeryalının gönüllü olarak döndüğünü belirtti. Fachano, Nijerya Federal Hükümeti ve Uluslararası Göç Örgütünün (IOM) iş birliğinde bazı vatandaşların ülkelerine döndüklerini ifade ederek, "Vatandaşlarımızın sağ salim evlerine dönmesi için IOM bize çok yardım etti. Ayrıca IOM, dönen vatandaşların rehabilitasyonu ve mesleki eğitim sağlanması için bizi destekliyor." dedi. Nijeryalı diplomat, yasa dışı yollardan Avrupa'ya göç etmenin tehlikelerinin artık Nijeryalılar tarafından farkına varılmaya başlandığına dikkati çekerek, yasa dışı göçün daha da azalmasını beklediklerini dile getirdi. Nijerya Ulusal Acil Yönetim Ajansı (NEMA) tarafından yayımlanan rapora göre, son bir yılda 9 bine yakın Nijeryalı, gönüllü olarak Libya'dan ülkesine döndü. Yaklaşık 186 milyon nüfusuyla Afrika'nın en büyük ülkesi Nijerya'da halk, ekonomik kriz nedeniyle zor şartlarda yaşam mücadelesi veriyor. Ülkenin kuzeydoğusunda terör örgütü Boko Haram'ın saldırıları da binlerce kişiyi göçe zorluyor. Avrupa'ya gitmek için Libya üzerinden Sahra Çölü ve Akdeniz'i geçmeye çalışan göçmenlerin bazıları insan kaçakçılarının eline düşüyor bazıları da çölde ya da denizde hayatını kaybediyor.

(Star, 7 Mayıs 2018)

 

Donbas’taki Savaş, Eğitimi de Vurdu

Birleşmiş Milletler (BM) Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Ukrayna’nın doğusundaki Donbas bölgesinde askeri çatışmaların başlamasından bu yana en az 700 okulun hasar gördüğünü bildirdi. UNICEF Basın Servisinden yapılan açıklamada, 200 bine yakın çocuğun “askeri eylemlerin devam ettiği militarize ortamda” eğitim görmeye mecbur kaldığı belirtildi.

 Birleşmiş Milletler (BM) Çocuklara Yardım Fonu’nun Ukrayna Temsilciliği Başkanı Giovanna Barberis, “Çocuklar, duvarlarında mermilerden kaynaklı deliklerin olduğu, pencerelerin ise kum dolu çuvallarla kapatıldığı okullarda eğitim görüyor. Bodrum katlarında bomba barınakları yapıldı, avlularda ise mermi parçaları duruyor” diye kaydetti. Askeri tesislerin anaokulu ve okullara 500 metrelik mesafede yerleştirildiği 8 vakanın tespit edildiği belirtilen açıklamada, ayrıca mevzilerin öğrencilerin eğitim gördüğü binalara sadece birkaç metre uzaklığa yerleştirilmesinin söz konusu olduğu da hatırlatıldı. Daha önce Ukrayna’nın doğusunda 2014’ten bu yana devam eden çatışmalardan dolayı 580 bin çocuk zarar gördüğü açıklanmıştı. Uluslararası örgütlerin verilerine göre, Ukrayna’da 1,5 milyon insan iç sığınmacı olduğu, bu sayının üçte birinin çocuklar olduğu ifade ediliyor. Ancak ülkede sadece 8 çocuğun “savaş çocuğu” statüsüne sahip olabildiği biliniyor.

(Kırım Haber Ajansı, 7 Mayıs 2018)

 

Iran, Nauru ve Somali Mültecileri ABD Tarafından Reddedildi

Mülteci Eylemi Koalisyonu Başkanı Ian Rintoul, pazartesi ve çarşamba günleri arasında yaklaşık 150 mültecinin randevu almasının planlandığını söyledi. İran ve Somali'den gelenlerin, çocuklu aileler ve bekâr kadınlar da dâhil olmak üzere reddedildiğini söyledi. Rintoul, bazı mültecilere güvenlik nedenleriyle reddedildiğini söylerken İranlı bir mültecinin dün ABD tarafından reddedildikten sonra Nauru hakkında intihar girişiminde bulunduğu haberini ekledi. Rintoul aynı zamanda Orta yaşlı kadının diğer mülteciler tarafından okyanustan çekilmesi gerektiğine inanıyor. Rintoul: "Trump, İranlılar ve Somaliler hakkında resmi bir yasağın bulunmadığını söylerken, ABD yönetiminin gayri resmi bir yasak getirdiğini açıkça görüyoruz. Bütün İranlıların reddedilmesi tesadüf değil." Yeniden yerleştirme anlaşmasının 2016 sonlarında açıklanmasından bu yana Nauru'dan yüz elli beş mülteci şimdiye kadar ABD'ye kabul edildi. Yaklaşık bininin adada kalması, kamplarda ve birçoğu Avustralya'da beş yıl süren toplumda yaşamakta olduğu tahmin ediliyor. Bu hafta, Avustralya içişleri bakanı Peter Dutton, ABD ve Malezya dışında, Avustralya'nın denizaşırı tutuklularının yerleşebileceği başka hiçbir üçüncü ülke olmadığını söyledi.

Muhalefet, hükümeti Yeni Zelanda'nın 150 mülteci alma teklifini dikkate almaya çağırdı, ancak Bay Dutton Yeni Zelandalıların Avustralya'ya vize olmadan girebilmesinin, Yeni Zelanda'nın teklifine katılarak Avustralya'ya daha fazla insan kaçakçılığını teşvik edeceğini savundu. Ancak göçmen bakanı Shayne Neumann buna katılmadı. Ona göre, "Bay Dutton, bakan olarak, başka ülkelerden gelen herhangi bir kişinin, insan kaçakçılığıyla ilgili özel hükümler içeren Göç Yasasındaki karakter temellerine dayanarak Avustralya'dan seyahat etmesine veya onları ülkeden çıkarmasına engel olabileceğini biliyor."

(Radio New Zeland, 8 Mayıs 2018)

 

Türkiye'de İki Bin Yahudi Portekiz Vatandaşlığı İçin Başvurdu

Türkiye'de yaşayan iki bin Sefarad Yahudisi Portekiz vatandaşlığına geçmek için başvuruda bulundu. Portekiz'in Ankara Büyükelçisi, vatandaşlık için farklı ülkelerden toplam 12 bin başvuru aldıklarını söyledi. Son iki yıl içerisinde Türkiye'den iki binden fazla Sefarad Yahudisi, Portekiz vatandaşlığına geçmek için başvuruda bulundu. Portekiz'in Ankara Büyükelçisi Paula Leal da Silva, Pazartesi günü yaptığı açıklamada, son iki yılda Portekiz vatandaşı olmak için dünyanın farklı yerlerinden başvuru yapan Sefarad Yahudilerinin sayısının toplam 12 binden fazla olduğunu belirtti. Portekiz vatandaşlığı için en fazla başvuru ise Türkiye'de yaşayan Yahudilerden geldi. Büyükelçi'ye göre Türkiye'de yaşayan iki binden fazla Sefarad Yahudisi son iki yıl içerisinde aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) üyesi de olan Portekiz'in vatandaşlığına geçmek için başvuru yaptı. Büyükelçi, Türkiye'de yaklaşık 17 bin Sefarad Yahudisinin yaşadığını tahmin ettiklerini söyledi. Sefarad Yahudileri, yaklaşık 500 yıl kadar önce gördükleri baskı nedeniyle günümüzde İspanya ile Portekiz'in yer aldığı İber Yarımadası'ndan ayrılmış ve özellikle İtalya, Balkanlar, Türkiye ile Kuzey Afrika ülkelerine göç etmişti. O dönemde göç edenlere kapılarını açan Osmanlı İmparatorluğu, Sefarad Yahudilerinin ülkede yerleşmesine izin vermişti. Seneler içerisinde Türkiye'deki sayıları azalan Sefarad Yahudileri özellikle 1948 yılında İsrail devletinin kurulmasının ardından İsrail'e göç etmişti. Lizbon yönetimi 2015 senesinde ülke dışında yaşayan Sefarad Yahudilerine Portekiz vatandaşlığına geçme olanağı tanıdığını açıklamıştı. Vatandaşlık için Portekizce dil yeterliliği aranmıyor. Türkiye'de yaşayan Sefarad Yahudilerinin kullandığı Ladino dili ise günümüzde neredeyse ölmek üzere.

(Deutsche Welle Türkçe, 7 Mayıs 2018)

 

TRT World'den Barınma Merkezindeki Çocuklara Gazetecilik Eğitimi

TRT World’ün göçmen çocuklar arasında gazeteciliğe ilginin artmasını sağlamak ve geleceğin gazetecilerini yetiştirmek amacıyla, sosyal sorumluluk projesi "World Citizen" kapsamında düzenlediği "Gençler için Gazetecilik" isimli eğitim programının dördüncüsü Hatay'da gerçekleştirildi. Geçtiğimiz yıl Gaziantep’te, bu yıl ise Şanlıurfa ve Kilis’te düzenlenen eğitim programın dördüncü durağı ise Hatay Boynuyoğun Barınma Kampı oldu. Program kapsamında 68 çocuk, mesleğinde uluslararası tecrübeye sahip TRT World muhabir ve editörleri tarafından eğitime tabi tutuldu. Global bir medya ağı tarafından başlatılan ve çalışanlarının sahada olduğu bu sosyal sorumluluk projesi ile şu ana kadar 250 çocuğa ulaşıldı. Toplamda 3 gün süren eğitimler kapsamında mobil gazetecilik, hikaye anlatımı ve gazeteciliğin temelleri konu başlıkları ele alındı. Üretken hikaye anlatımı, dijital haber oluşturma, sosyal medya kullanımı ve haber güvenilirliğini doğrulama derslerinin ardından kamptaki orijinal hikayeleri yazmaya başlayan çocukların, film yapımı derslerine devam etmeleri de sağlanıyor. TRT World Dijital Departmanından Mohamed Taha, programcı Mariam Marakesh ve TRT Al Arabiya'dan Majdoleen Hossoon programa katılırken, TRT World’ün Washington DC ofisinden Ahmed Diab ise özel konuk olarak programda yerini aldı. TRT Genel Müdürü İbrahim Eren, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, bu ve benzeri çalışmalarla geleceğin gazetecilerini yetiştirmeye devam edeceklerini belirtti. Eren, Suriye'deki savaş nedeniyle evlerini, ülkelerini terk etmek zorunda kalan 3 milyondan fazla Suriyeli'ye ev sahipliği yapan Türkiye'nin sağladığı imkanlarla tüm dünya için örnek olduğunu ifade etti. Savaş nedeniyle binlerce çocuğun en temel haklarından mahrum bırakıldığını vurgulayan Eren, şunları kaydetti: "Çocuklar konusunda tüm kamu kurum ve kuruluşlarına büyük sorumluluk düşüyor. Biz de Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu olarak, sığınmacı çocuklar arasında gazeteciliğe ilgiyi arttırmak ve geleceğin gazetecilerini yetiştirmek amacıyla hayata geçirdiğimiz sivil girişim 'World Citizen' kapsamında 'Gençler için Gazetecilik-Journalism for Juniors-J4J' eğitim programları ile bu sorumluluğa katkıda bulunmaya çalışıyoruz. Geçtiğimiz yıl Gaziantep'te, bu yıl ise Şanlıurfa'da, Kilis'te ve şimdi Hatay'da eğitim programları ile deneyimli gazetecilerin bizzat alanda bulunduğu programlar ile yüzlerce genç ve çocuğa ulaşmış durumdayız. TRT olarak 'World Citizen' projesi ile küresel vicdana ilham olmaya devam edeceğiz."

(Anadolu Ajansı, 7 Mayıs 2018)

 

Suriyeli Öğrenciler YÖS'te Ter Döktü

Harran Üniversitesi (HRÜ) tarafından, Fırat Kalkanı Harekatı'yla özgürlüğüne kavuşan Suriye'nin Bab ve Cerablus ilçelerinde liseyi bitiren öğrencilerin üniversite hayallerine kavuşmalarına imkan sağlayan Yabancı Öğrenci Sınavı (YÖS) gerçekleştirildi. HRÜ'den yapılan açıklamaya göre, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Özgür Suriye Ordusu'nun desteğiyle yürütülen Fırat Kalkanı Harekatı ile teröristlerden temizlenerek güvenli hale getirilen Bab ve Cerablus'ta gençlerin eğitim hayatına katılmasına destek için harekete geçildi. Bu kapsamda Suriye'nin iki ilçesinde liseyi bitiren öğrencilerin üniversite hayallerine kavuşmalarına imkan sağlayan YÖS yapıldı. HRÜ bünyesindeki akademisyenler tarafından Türkçe, İngilizce ve Arapça olarak hazırlanan sorular, Cerablus'ta 14 salonda, Bab'da ise 26 salonda gerçekleştirilen sınavda adaylara yöneltildi. Yaklaşık 800 öğrencinin girdiği sınavda başarılı olanlar Türkiye'de belirlenen 60 üniversiteden birine kayıt yapma hakkı kazanacak. Açıklamada görüşlerine yer verilen HRÜ Rektörü Prof. Dr. Ramazan Taşaltın, Suriye'den Türkiye'ye gelemeyen öğrencilerin kendi memleketlerinde rahat bir şekilde sınava girmeleri için böyle bir yol izlediklerini belirtti. Üniversite olarak Türkiye'nin insani girişimlerine destek olmak istediklerini vurgulayan Taşaltın, şunları kaydetti: "Amerika, Suriye'ye 5 bin tır silah gönderdi, Türkiye 10 bin tır insani yardım gönderdi. Üniversite olarak ülkemizin bu insani girişimlerine destek olmak amacıyla oradaki gençlere umut kapısı olmak istedik. Eğitim kısmıyla ilgili çalışmalar yaparak o boşluğu doldurmak istiyoruz. Şu anda yaklaşık olarak 800 öğrenci sınava girdi. Biz inşallah bu hizmetlerimizi devam ettireceğiz."

"Bu Desteği Unutmayacağız"

Cerablus Yerel Meclisi üyesi Eğitim Komisyonu Başkanı Mustafa Casım da Türkiye'ye Suriyeli çocuklara gelecek sağladığı için teşekkür etti. Sınavın gerçekleştirilmesinden duyduğu memnuniyeti aktaran Casım, "Şu an çok mutluyuz. Bu mutluluk öğrencilerimizin gözlerinden okunuyor. Bölge halkları olarak Türkiye'nin bu desteğini asla unutmayacağız. Gelecekte daha iyi ilişkilerimiz olacak inşallah. Öğrencilerimize bu hakkı tanıyan Harran Üniversitesine teşekkür ederiz." ifadelerini kullandı.

(Haber Türk, 8 Mayıs 2018)

 

Amacımız Mültecilere Etkin Hukuki Yardım Sunabilmek

İzmir Barosu Adli Yardım Merkezi ile Göç ve İltica Komisyonu tarafından “göç ve mülteci hukuku” alanında çalışma yapacak avukatlara yönelik olarak düzenlenen iki günlük seminer sonlandı.A+A-Seminerin kapanışında konuşan İzmir Barosu Başkan Vekili Av. Mustafa Çetin, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin verilerine göre Türkiye’de sadece Suriyeli sığınmacıların 3.424.237 kişi olduğunu ifade ederek, yapılan çalışma ile sığınmacı / mültecilere etkin hukuki yardımın sunulmasının amaçlandığını söyledi. İzmir Barosu Adli Yardım Merkezi ile Göç ve İltica Komisyonu tarafından, adli yardım alanında göç ve mülteci hukuku alanında çalışma yapacak avukatlara yönelik iki günlük bir seminer düzenledi. İzmir Barosu Göç ve İltica Komisyonu üyesi avukatlar ile bu alanda çalışan sosyal hizmet uzmanları ve aktivistlerin eğitmen olarak katıldığı çalışmada otuz avukat yer aldı. Çalışmanın kapanışında konuşan İzmir Barosu Başkan Vekili Av. Mustafa Çetin, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin 27.12.2017 tarihli verilerine göre Türkiye’de sadece Suriyeli sığınmacıların sayısının 3.424.237 olduğunu ifade ederek Suriyeli sığınmacıların yanı sıra Afganistan, İran, Irak, Somali başta olmak üzere birçok ülkeden 342.500 kayıtlı mültecinin daha bulunduğunu söyledi. Bu sayıların kayıtsız sığınmacılarla birlikte çok daha yüksek olduğunu ifade eden Av. Mustafa Çetin, “amacımız sığınmacı/mültecilere etkin hukuki yardım sunabilmek” dedi. Bunun için İzmir Barosu Adli Yardım Merkezi ile Göç ve İltica Komisyonu’nun birlikte ve ayrı ayrı çalışmalar düzenlediğini sözlerine ekleyen Av. Mustafa Çetin, birlikte düzenlenen beş çalışmayla bu alanda çalışacak 240 avukata eğitim verdiklerini dile getirdi.

Avukatlık Kanunu Hükümleri İle Bağlısınız

Mülteci ve sığınmacılar için görevlendirmelerin adli yardım listelerinden yapıldığını sözlerine ekleyen Av. Mustafa Çetin, görevlendirilen avukatların Avukatlık Kanunu hükümlerine göre işi sonuna kadar takip etmekle yükümlülüğü bulunduğunu söyleyerek “Adli yardım görevlendirilmelerinde bu hususların daima göz önünde bulundurulması, adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının gerçekleşmesini ve adli yardımın amacına ulaşmasını sağlayacaktır” dedi.  Adli yardımın amacının, bireylerin hak arama özgürlüklerinin önündeki engelleri aşmak ve hak arama özgürlüğünün kullanımında eşitliği sağlamak üzere, adalete erişimi kolaylaştırmak ve sosyal hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilmesine katkı sağlamak olduğunu dile getiren Av. Mustafa Çetin, bu sistemle aynı zamanda avukatlık ücretini ve yargılama giderlerini karşılama olanağı bulunmayanların avukatlık hizmetlerinden yararlandırılmasının amaçlandığını söyledi.  Çalışma sonunda katılan avukatlara İzmir Barosu Başkan Vekili Av. Mustafa Çetin ve İzmir Barosu Göç ve İltica Komisyonu Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Seyide Uludağ tarafından sertifikaları verildi.

(Medya Ege, 8 Mayıs 2018)

 

Kars'ta Pakistanlı 28 Kaçak Göçmen Yakalandı

Kağızman’da jandarma ekiplerince yapılan kontrollerinde Pakistan uyruklu 28 kaçak göçmen yakalandı. Sarıkamış Jandarma Komutanlığı’nca Kağızman-Karakurt arası yapılan yol emniyet ve güvenlik kontrolleri sırasında Kağızman’dan Karakurt’a doğru yolda yaya yürüyen bir gruba rastlandı. Jandarma ekiplerince durdurulan ve Pakistanlı oldukları anlaşılan 28 kişinin yapılan kimlik kontrollerinde, üzerlerinde herhangi bir belge ve pasaport olmadığı anlaşıldı. Türkiye’ye kaçak yollardan girdikleri tespit edilen göçmenler, Karakurt Jandarma Karakol Komutanlığı’na getirildi. Konuyla ilgili olarak Kars İl Göç İdaresi ile irtibata geçildi.

Pakistanlı olan ve Urduca konuşan göçmenler dertlerini jandarmaya anlatamazken, jandarma il Göç İdaresi Müdürlüğü’nden Urduca bilen tercümen talep etti. İl Göç İdaresi’nde Urducu tercüman olmayınca, Pakistanlı göçmenlerin, jandarmadaki işlemlerinin ardından sınır dışı edileceği öğrenildi.

(Milliyet, 7 Mayıs 2018)

 

Ege Denizi'nde 407 Mülteci Yakalandı

Sahil Güvenlik Komutanlığı'nda yapılan açıklamada, pazar gece yarısından itibaren 12 saat süren operasyonlarda, 5 bot ve 3 tekne ile Yunanistan'a ait Midilli, Sakız, İstanköy, Bulamaç adalarına geçmeye çalışan ve fırtınayla karşılaşan 407 yasa dışı göçmenin yakalandığı belirtildi. İzmir, Muğla, Balıkesir ve Antalya illerinden Yunan adalarına geçmek için bindikleri lastik bot ve eski teknelerle Yunanistan adalarına geçmek isteyen yasa dışı göçmenleri sahil güvenlik ekipleri kurtararak kıyıya geri getirdi.

(CNN TÜRK, 7 Mayıs 2018)

 

Edirne'de 329 Kaçak ve Sığınmacı Yakalandı

Edirne'de yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalışan 329 kaçak ve sığınmacı yakalandı. Alınan bilgiye göre, 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'na bağlı hudut askerleri ile İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, merkeze bağlı Bosnaköy ile Uzunköprü, İpsala ve Meriç ilçelerinde denetim yaptı. Denetimlerde Suriye, Cezayir, Filistin, Fas, Irak, Pakistan, Afganistan ve Bangladeş uyruklu 329 kaçak ve sığınmacı yakalandı. Kaçak ve sığınmacılar, işlemlerinin ardından Edirne Göç İdaresi Müdürlüğü'ne gönderildi.

(Milliyet, 7 Mayıs 2018)

 

Tekneleri Arızalanan 100 Göçmen Kurtarıldı

Mersin'de, deniz yoluyla Akdeniz üzerinden Avrupa'ya gitmek isteyen Suriye uyruklu 100 göçmen, tekneleri arızalanınca Sahil Güvenlik ekipleri tarafından kurtarıldı. Olay, Mersin Silifke'de meydana geldi. Ada açıklarında mahsur kalan göçmenlerin yardım istediği ihbarını alan Sahil Güvenlik, denizden ve havadan helikopterle harekete geçti. Bölgeye giden ekipler, açık denizdeki bir teknede arıza nedeniyle mahsur kalan göçmenlerle karşılaştı. Ekipler, 97'si erkek, 2'si kadın, 1'i çocuk 100 Suriyeli göçmeni kurtardı. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

(TRT Haber, 7 Mayıs 2018)