Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

2 Bin 500’ü Aşkın Militan, İnsani Koridor Üzerinden Yermuk Kampı’ndan Ayrıldı

Rusya’nın Suriye’deki ateşkesi izleme merkezinin başkanı Yuriy Yevtuşenko, son 24 saat içerisinde 2 bin 556 militanın aile fertleriyle birlikte Beyt Sahm insani koridor üzerinden eski Yermuk Mülteci Kampı’ndan ayrıldığını duyurdu. Yevtuşenko, konuyla ilgili basın açıklamasında, “Ateşkesi izleme merkezi ve Rus askeri polis birlikleri tarafından 4 gündür yoğun güvenlik önlemleri altında Beyt Sahm insani koridor üzerinden eski Yermuk Mülteci Kampı’nın doğu bölgelerinden yasadışı silahlı örgütlere bağlı militanların ve aile fertlerinin tahliyesine devam ediliyor. Son 24 saat içerisinde bu insani koridor üzerinden 2 bin 556 militan, aile fertleriyle birlikte oradan ayrıldı” ifadelerini kullandı. Yevtuşenko, tüm militanların Suriye güvenlik güçlerinin, ayrıca Suriye Kızılayı’na ait ambulansların refakat ettiği otobüslerle Halep bölgesinin kuzeyine sevk edildiklerini kaydetti.

Tümgeneral Yevtuşenko,3 Mayıs’tan bu yana Yalda, Babbila, Sidi-Mikdat ve Beyt Sahm yerleşimlerinden 4 bin 500’ü aşkın militanın aileleriyle birlikte tahliye edildiklerini de sözlerine ekledi.

(Sputnik Türkiye, 7 Mayıs 2018)

 

Avusturya'da Sığınmacılara 'Toplama Merkezi' Zorunluluğu

Avusturya'nın Aşağı Avusturya eyaletinde iltica başvuruları reddedilen sığınmacılar, bu akşam itibarıyla eyalet yönetimi tarafından belirlenen "toplama merkezlerinde" yaşamak zorunda kalacak. Eyalet Sözcüsü Gottfried Waldhausl, Avusturya Devlet Televizyonu ORF’ye yaptığı açıklamada, bölgede iltica başvuruları kabul edilmemiş 405 sığınmacının, bu akşam itibarıyla çeşitli "toplama merkezlerinde" toplanacağını açıkladı. Waldhausl, sığınmacılar için eyaletin farklı bölgelerinde oluşturulan merkezlere gelmeyen sığınmacıların başta temel ihtiyaçları olmak üzere sağlık hizmetlerinden mahrum kalacağını ve geldikleri ülkelere geri dönmeleri için sürecin başlatılacağını söyledi. Eyalet parlamentosunda kabul edilen yasanın bu uygulamayı hayata geçirmelerine imkan tanıdığını savunan Waldhausl, gösteri ve protestoların engellenebilmesi için sığınmacı merkezlerinin nerede olduğuna ilişkin bilgi paylaşımında bulunmayacağını sözlerine ekledi.

Uygulamaya Tepkiler

Ülkede çeşitli sivil toplum kuruluşları Aşağı Avusturya eyaletinde hayata geçirilen uygulamaya sert tepki gösterdi. Sankt Pölten Piskoposluğu Katolik Eğitim Merkezi Başkanı Angela Lahmer-Hackl, uygulamanın aşağılayıcı ve insani değerlere aykırı olduğunu belirterek, "Bir Hıristiyan olarak kendi eyaletimde böyle bir uygulamanın hayata geçirilmiş olmasından dolayı utanç duyuyorum." ifadelerini kullandı. Hackl, eyalet yönetimine, uygulamanın durdurulması çağrısında bulunarak, “İltica bir insan hakkıdır.” şeklinde konuştu. Çocuklara yönelik çalışmalarıyla bilinen sivil toplum kuruluşu Kinderfreude Sözcüsü Christian Oxonitsch ise sığınmacıların bir merkezde toplanmasının insanlık dışı bir tutum olduğunun altını çizerek, “Bugün Avusturya’da insanlık adına kapkara bir gündür.” şeklinde konuştu.

(Anadolu Ajansı, 4 Mayıs 2018)

 

Almanya'da Mülteci Yurduna Baskın Tartışılıyor

Almanya'nın Ellwangen kentindeki bir mülteci yurdunda düzenlenen polis baskını tartışmalara neden oldu. Yurtta bir mülteci adayının sınır dışı edilmesi kararının ardından ayaklanma çıkmıştı. lmanya'da Ellwangen kentindeki mülteci yurdunda Togolu bir mülteci adayının geri gönderilmesi kararı alınmasının ardından yurtta çıkan olaylara polisin müdahalesi tartışılıyor. Polisin diğer mültecilerin Togolu mültecinin geri gönderilmesine karşı ayaklanmış ve yurtta şiddet olayları yaşanmıştı. Bu olaydan üç gün sonra yurda baskın düzenleyen polis 27 mülteciyi gözaltına aldı. Gözaltına alınan mülteciler arasında polise karşı koyanların da olduğu bildirildi. İltica yasası ile ilgili düzenlemeleri tartışmaya açan olayla ilgili Ellwangen kentinin bulunduğu Baden-Württemberg eyaletinin İçişleri Bakanı Thomas Strobl, mültecilerin geldikleri ülkelerde yanlış anlaşılmalara yol açılmaması için sınır dışı uygulamasının daha sert ve sonuç verici olması gerektiğini söyledi. Bazı eyaletlerin sınır dışı etme konusunda kararlı davranmadığını belirten Strobl, bütün eyaletlerden yasalara uyulmasını beklediklerini ifade etti. Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer de bu gibi direnişlere taviz vermeden ve yasaların gereğini yerine getirecek şekilde tepki gösterilmesini istemişti. Mültecilere yardım kuruluşları ise polis müdahalesini eleştirerek Perşembe günkü operasyonun orantısız olduğunu savundu. Mülteci Dostları grubundan rahip Rainer Wendt, "sınır dışı edilmesi kararlaştırılan Togolunun ağır suç işlemediğini ve ortadan kaybolmadığı için polis tarafından yurtta bulunabildiğini" söyledi. Polis Sendikası Başkanı Rainer Wendt bir gazeteye yaptığı açıklamada "suç işlediği kanıtlananların tutuklanmaları ve özgürlüğe kendi ülkelerine vardıktan sonra kavuşmaları gerektiğini" belirtti. Alman Polis Sendikası'nın Başkan Yardımcısı Jörg Radek ise İçişleri Bakanlığı'nın mülteciler ve geri gönderme işlemleri için planladığı merkezlerin "mülteciler arasındaki örgütlenmelere zemin hazırladığını" söyledi.

Ellwangen mülteci yurdunda kalan 490 yabancının 292'si polis kontrolünden geçirildi. Operasyon sırasında 26 mülteci adayının polisten kaçmaya çalıştığı, 11 mültecinin de pencereden atladığı açılandı. Operasyon sırasında 12 kişi hafif şekilde yaralandı. Birçok mültecinin üzerinden uyuşturucu madde ve sosyal yardım olarak ödenen meblağdan fazla para çıktığı açıklandı. Yurttaki bazı mülteciler hakkında soruşturma başlatıldı.

(Deutsche Welle Türkçe, 4 Mayıs 2018)

 

Arakanlı Müslümanların Kaçışları Devam Ediyor

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, Myanmar'ın Arakan eyaletinde ordu ve Budist milliyetçilerin saldırıları nedeniyle kaçışların sürdüğünü, yılbaşından bu yana 8 bin Arakanlı Müslümanın Bangladeş'e sığındığını açıkladı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK), Sözcüsü Andrej Mahecic, BM Cenevre Ofisi'nde düzenlenen basın toplantısında, Bangladeş'in Cox's Bazaar bölgesinde Arakanlı Müslümanların kaldığı kamplardaki 150-200 bin kişinin muson yağmurlarına bağlı sel baskınları ve heyelan riski altında olduğu uyarısında bulundu. Mahecic, BM'ye bağlı kuruluşların, hazirandan eylül ayına kadar devam eden muson mevsiminde Arakanlı Müslümanların temel ihtiyaçlarını karşılamak üzere zamana karşı yarıştığını vurguladı. Mayıs sonuna kadar sel baskını riski taşıyan kamplardaki 60 bin Arakanlı sığınmacı için 10 bin çadır göndereceklerini aktaran Mahecic, 1 Mayıs'ta bin 400 çadırı havayoluyla Cox's Bazaar'a ulaştırdıklarını ifade etti. Mahecic, BMMYK ve ortaklarının 880 bin Arakanlı sığınmacı ve 330 bin Bangladeşlinin acil temel ihtiyaçlarının karşılanması için 2018'de 950 milyon dolar yardım çağrısında bulunduğunu anımsatarak, "Mayıs itibariyle talep edilen fonun sadece yüzde 16'sı karşılanabildi." dedi. 25 Ağustos 2017'den sonra Arakan'dan kaçmak zorunda kalıp Bangladeş'e sığınan 700 binden fazla Müslümanın evlerine dönüşleriyle ilgili bir soru üzerine Mahecic, "Resmi olarak hiçbiri (Arakan eyaletindeki) evlerine geri dönemediği gibi eyaletten kaçışlar devam ediyor." diye konuştu. Mahecic, yılbaşından bu yana 8 bin Arakanlı Müslüman'ın Bangladeş'e, az sayıdaki Arakanlı Müslüman'ın da deniz yoluyla Endonezya'ya sığındığını kaydetti.

(Anadolu Ajansı, 4 Mayıs 2018)

 

İİT'in Arakan Sessizliğine Tepki

Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina, Myanmar'da zulüm gören Arakanlı Müslümanların güvenliğinin ve onurunun korunması konusunda İslam İşbirliği Teşkilatı'nın taviz vermemesi gerektiğini belirtti. Bangladeş Başbakanı Hasina, "Arakanlı Müslümanlar etnik temizliğe maruz kalırken, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) bu duruma göz yumamaz." dedi. Hasina, Bangladeş'in başkenti Dakka'da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 45'inci Dışişleri Bakanları Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada, "Peygamberimiz Hazreti Muhammed, bizlere zor durumdakilerin yanında olmamızı emretmiştir. Arakanlı Müslümanlar etnik temizliğe maruz kalırken, İİT bu duruma göz yumamaz." dedi. İİT'ye Bangladeş'e sığınan Arakanlı Müslümanların güvenli şekilde topraklarına dönmeleri için Myanmar'a baskı yapmaya devam etmesi çağrısında bulunan Şeyh Hasina, "Arakanlı Müslümanların da bizler gibi onurlu yaşama hakkı var." ifadesini kullandı.

Bangladeş’e Sığınanların Sayısı 700 Bini Aştı

BM'ye göre, 25 Ağustos 2017'den sonra Arakan'dan kaçmak zorunda kalarak Bangladeş'e sığınanların sayısı 700 bini aştı. Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayınladıkları uydu görüntüleriyle yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtladı. Arakanlıların topraklarına dönüşü için Myanmar ve Bangladeş hükümetleri arasında imzalanan anlaşma, yerinden edilenlerin durumlarını belgelendirmeleri mümkün olmadığı için uygulamada işlevsiz kalıyor. BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.

(Dünya Bülteni, 5 Mayıs 2018)

 

Kral Necaşi'nin Tavrı Göçmen Krizinde Dünyaya Örnek Olabilir

Etiyopyalı Müslüman tarihçi Dr. Adem Kamil Faris, Habeşistan'a hicret eden Müslümanlara Kral Necaşi'nin gösterdiği hoşgörü ve ilkeli duruşun günümüzde yaşanan göçmen krizi için iyi bir örnek olabileceğini söyledi. İslam tarihi üzerine çalışmalar yapan 59 yaşındaki Faris, AA muhabirine, hayatını Müslümanların Habeşistan'a (Etiyopya) yaptığı hicreti araştırmakla geçirdiğini anlattı. Ailesini kaybettikten sonra 7 yaşında Suudi Arabistan'a giden ve abisinin yanında büyüyen Faris, Mekke, Cidde ve Riyad'da eğitim gördü. Yaklaşık 28 yıldır Kral Necaşi ve dönemi üzerine çalışan tarihçinin çok sayıda makalenin yanı sıra bu alanda basılmış 5 kitabı bulunuyor.

(Haberler.com, 6 Mayıs 2018)

 

Seçim Öncesi Lübnan’ın En Büyük Açmazı Mülteci Krizi

Lübnan Cumhurbaşkanı Micheil Aoun dün yaptığı açıklamada, Birleşmiş Milletler’in düşüncesinden bağımsız olarak, Suriyeli mülteci krizine bağımsız bir çözüm bulmaya çalışacaklarını söyledi. 6 Mayıs’ta yapılacak olan milletvekili seçimlerini gözlemlemek için Lübnan’da bulunan Avrupa Birliği delegasyonuna konuşan Aoun, ülkedeki mülteci krizinin çözümü için hem BM’nin hem de AB’nin tercihlerini hesaba katmayacağını söyledi.

Lübnan’ın Güvenlik ve İstikrarı Buna Bağlı

Aoun, “Çünkü mülteci sorunu varoluşsal bir mesele ve Lübnan’ın güvenlik, istikrar, bağımsızlığı ve egemenliği ile ilgilidir.” ifadesini kullandı. Cumhurbaşkanı Aoun ayrıca bu hafta başında Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır ve Suudi Arabistan’ın diplomatlarıyla yaptığı görüşmede Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönmelerinin sağlanmasını istedi. Aoun mültecilerin Lübnan’a verdiği zararın sona ermesi için herkesin gayret göstermesi gerektiğini söyledi.

Mülteciler Ülke Sorununu Tetikledi

Aoun’un üç ülkenin diplomatlarıyla yaptığı görüşme sonrasında cumhurbaşkanlığı tarafından yayınlanan açıklamada, “Lübnan’daki sosyal, ekonomik, eğitim ve güvenlik sorunu bu yerinden edilmenin bir sonucudur.” denildi. Lübnan’da 1.5 milyon kayıtlı Suriyeli mülteci olarak bulunuyor, ancak gerçekte çok daha fazla sayıda Suriyeli’nin Lübnan’da olduğu biliniyor. Suriyeli’lerin yanı sıra 400 bin kadar Filistinli mültecinin de kamplarda olduğu biliniyor.

4 Milyonluk Lübnan’da 3 Milyon Mülteci Var

Kayıtlı olmayanlarla birlikte 4 milyon nüfuslu Lübnan’da yaklaşık 3 milyon mülteci bulunuyor. Pazar günü 10 yıl aradan sonra yapılacak seçimde siyasi partiler değil adaylar kurdukları listeler içinde yarışacak. Seçimlerin  en belirleyici faktörü mülteci krizine olan politik çözüm yaklaşımları oluşturacak. Suriye’de iç savaşının başladığı 2011’den bu yana hükümet karşıtı protestoculara yapılan acımasız baskıların neticesinde yüz binlerce fazla Suriyeli hayatını kaybetti ve milyonlarca insan da yerinden edildi.

(International Press Agency Türkçe, 5 Mayıs 2018)

 

Ukrayna'daki İç Sığınmacıların Maddi Durumu Kötüleşti

Son 3 ayda Ukrayna’daki iç sığınmacıların maddi durumu kötüleşti. İç sığınmacıların yüzde 54’ünün (2017 yılının aralık ayında yüzde 44) parası sadece yiyeceğe yeterken, Sığınmacıların temel ihtiyaçlarını karşılarken bile tasarruf yapmak zorunda kaldığı belirtiliyor. Uluslararası Göç Örgütü Ukrayna Temsilciliğinin Mart 2018’de AB’nin maddi desteği ile yapılan “Ukrayna'da iç sığınmacıların durumu için ulusal izleme sistemi” konulu araştırma sonuçlarına göre, iç sığınmacılar arasında hane halkı başına mevcut aylık ortalama gelir 2 bin 239 grivna (yaklaşık 85 dolar). Bu rakam, bir önceki araştırmanın yapıldığı aralık ayındaki 2 bin 446 grivnadan biraz az. Ortalama aylık gelir, bu yılın mart ayında Ukrayna Sosyal Politika Bakanlığı tarafından 3 bin 215 grivna olarak hesaplanan fiili asgari geçim tutarının altında kalıyor.

Sığınmacı Ailelerin Aylık Geliri Ortalama 2 Bin Grivna

İç sığınmacı ailelerin dörtte birinin aylık gelirinin ortalama 3 bin grivna olduğu bildirilirken,  ailelerin neredeyse yarısının aylık gelirinin ise 3-7 bin grivna olduğu belirtiliyor. Ana gelir kaynakları ise maaş ve devlet yardımları. Ukrayna İşgal Edilen Bölgelerden ve İç Mültecilerden Sorumlu Bakan Yardımcısı Georgiy Tuka, özellikle kadınlar arasında konut ve işsizlik sorunlarının iç sığınmacıların en güncel sorunları olmaya devam ettiğini kaydetti. Devletin, iç mültecilere yardımlarını sürdürdüğünü kaydeden Tuka, bu yıl konut kirası için tazminat miktarının arttırıldığını, işgal edilen bölgelerdeki gençlerin Ukrayna’nın ana kısmındaki üniversitelerde eğitim almalarını sağlayan programların devam ettiğini, sığınmacıların konut sağlanması programlarının hayata geçirildiğini belirtti. Öte yandan iç sığınmacıların ihtiyaçları için bütçeden yeterli kadar kaynak ayrılmadığına da işaret eden bakan yardımcısı, örneğin yol onarımı için onlarca milyar grivna ayrılırken, mültecilerin ihtiyaçları için sadece 34 milyon grivna ayrıldığını ifade etti.

İç Sığınmacılar Yerel Seçimlerde Oy Kullanmalı

İç sığınmacıların birçok sorununun çözümünün yerel yönetimlerin tutumuna, toplumun etkinliğine de bağlı olduğunu kaydeden Tuka, bu nedenle iç mültecilerin sorunlarının çözümünü etkileyebilmeleri için onlara yerel seçimlerde oy kullanma imkanının verilmesi gerektiğine de dikkat çekti. Bu nedenle Ukrayna İşgal Edilen Bölgelerden ve İç Mültecilerden Sorumlu Bakanlığın iç sığınmacıların yerel seçimlerde oy kullanmasını sağlayacak bir yasa tasarısı hazırladığını söyleyen Tuka, ancak parlamentonun ilgili komitesinin söz konusu tasarıyı henüz incelemediğini belirtti. Araştırmaya göre, iç sığınmacıların istihdamı ile ilgili durum haziran 2017 yılından bu yana çok değişmedi. İç sığınmacıların yüzde 48'inin şu anda çalıştığı belirtilirken, yüzde 12’sinin aktif iş arayışı içerisinde olduğu, bunların yüzde 78’inin de kadınlar olduğu kaydedildi. Uluslararası Göç Örgütü Ukrayna Temsilciliğinin Program Menajeri Helga Pender, iş imkanlarının olmaması nedeniyle birçok sığınmacının tehlikeli bölgelere dönmek zorunda kaldığını ifade etti. Öte yandan Georgiy Tuka, insanların işgal edilen bölgelere geri dönmek zorunda kalmasının utanç verici olduğunu, bunun hükümetin insanlar için hiçbir şey yapmadığının bir göstergesi olduğuna dikkat çekti. Bunun yanı sıra yapılan araştırma pahalı ilaç ve hizmetlerin yüksek ücreti nedeniyle birçok iç sığınmacının sağlık hizmetlerinden yararlanamadığını gösterdi. Sağlık hizmetlerinin kullanılabilirliğinden memnun olan iç sığınmacıların oranının aralık 2017'deki yüzde 85'ten yüzde 62'ye düştüğü kaydedildi.

(Kırım Haber Ajansı, 5 Mayıs 2018)

 

Doğu Afrika’daki Mülteciler İçin Teknoloji Devrimi Nasıl Başlatılır?

Doğu Afrika’daki düşük gelirli topluluklar için teknoloji, eğitim ve geçim kaynakları üzerinde devrim niteliği taşıyor. Samuel Hall ve Benjamin Haounsell’un görüşlerine göre bazı altyapı yatırımları bölgedeki mülteciler için önemli fırsatlar yaratacaktır. Rubonda, elverişsiz altyapı, kaliteli eğitime sınırlı erişim ve uzun vadeli istihdam sağlama konusunda çok az fırsata sahiptir ve düşük gelirli toplulukların bir diğer sorunu dış dünyaya açılamamaktır. İnsani Yenilik Fonu tarafından finanse edilen araştırma Mart-Aralık 2017 tarihlerinde Kuzey Kenya’daki Uganda Kakuma mülteci kampında, Nakivale’de gerçekleşti. Yaklaşık 2000 mülteci araştırmaya katıldı. Araştırmada kaliteli eğitime erişim en büyük sorun olarak belirlendi. İyi eğitimin daha iyi iş fırsatlarına yol açacağı belirgin olsa da, Doğu Afrika’da yaşayan mülteciler belirlenen kampın dışında çalışamıyorlar. Bu doğrultuda mülteci kampları ve kırsal yerleşimlerin ötesinde mülteci yaşamlarını kalifiye etmek üzerine çalışıldı. Araştırma teknoloji odaklı ilerledi. Bunun sebebi dizüstü bilgisayar veya cep telefonları ile teslim edilebilen çalışmalar oldu. Mülteciler böylece geleneksel sınıf ortamlarının dışında erişilebilir olabilir. ‘‘Bilgi ve iletişim teknolojisi’’ iş piyasasına erişimi sağlamak için önemli bir yol olarak sessizce gelişimini sürdürüyor. Başlangıçta 2013 yılında ABD’de kurulan Tunapanda 100’den fazla öğrencinin gelişimine destek oldu. Bu sistem bölgedeki mülteci ve düşük gelirli topluluklarda BİT becerilerini geliştiren ve artan sayıdaki sosyal girişimlerden sadece bir tanesidir. Teknolojik odaklı öğrenemeye olan inancın kanıtı, kadınlarda terzilik, erkeklerde marangozluk olarak karşımıza çıkmaktadır.

(News Deeply, 7 Mayıs 2018)

 

Yunan Sığınmacı Kampında Çocukların Sağlığı Tehlikede

Midilli Adası'ndaki sığınmacı kampında aşırı kalabalık, sağlık hizmetlerindeki yetersizlik ve kötü hıfzıssıhha koşulları, özellikle çocukların ve hamile kadınların sağlığını tehdit ediyor. Yunanistan'ın Midilli Adası'ndaki sığınmacı çocukların, Moria kampındaki elverişsiz sağlık şartları nedeniyle salgınlar dahil birçok hastalık tehlikesiyle karşı karşıya olduğu belirtiliyor. AA muhabirinin sorularını yanıtlayan sivil toplum kuruluşu yetkilileri ve sığınmacılara göre, aşırı kalabalık kampta sağlık hizmetlerindeki yetersizlik ve kötü hıfzıssıhha koşulları gibi sorunlar, özellikle çocukların ve hamile kadınların sağlığını tehdit ediyor. Kamp kapasitesinin iki katı kadar sığınmacının konaklamak zorunda kaldığı Moria'da, tuvalet ve banyoların kirliliği, kanalizasyon eksikliği, yetersiz temiz su ve kamp etrafındaki çevre kirliliği dikkati çekiyor.

Kızamık ve Hepatit E Tehlikesi

Kamp yakınında çocuklara yönelik mobil sağlık ocağı kuran ve günde yaklaşık 100 çocuğa hizmet veren Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) örgütünün faaliyet sorumlusu Amanda Godballe, kamptaki yaşam koşullarının endişe verici olduğunu söyledi. Godballe, temiz su ve hıfzısıhha imkanlarının kamptaki sığınmacı sayısına göre yetersiz olduğunu vurgulayarak, "Birçok çocuğun sindirim sistemi sorunlarıyla geldiğini görüyoruz. Birçok çocukta ishal vakası var. Ayrıca uyuz ve bitlenme gibi cilt hastalıkları görülüyor. Çok küçük bir alanda çok fazla insanın yaşamasından kaynaklanıyor." değerlendirmesinde bulundu. Kamptaki yoğunluktan dolayı salgın ihtimalinin de bulunduğuna dikkati çeken Godballe, "Şubat ayında kızamık salgını baş gösterdi. Yaklaşık on çocukta kızamık görüldü. Yunan makamlarıyla birlikte aşı kampanyası başlattık." diye konuştu. Godballe, salgın durumunda karantina imkanının neredeyse sıfıra yakın olduğuna işaret ederek, "Kızamık haricinde başka salgınlar da gerçekleşebilir. Örneğin, su ve hijyen yoksunluğunun yanı sıra çok kalabalık ortamda yaşam şartlarından kaynaklı Hepatit E salgını görülebilir." uyarısında bulundu.

"Çocuklarımın Sağlığı İçin Endişeliyim"

İki bebeğiyle yaklaşık iki aydır Moria kampında kalan 31 yaşındaki Suriyeli sığınmacı Dilba İbiş de çocuklarının sağlıklarından ve her gün çıkan kavgalar nedeniyle güvenliklerinden endişeli olduğunu dile getirdi. Sağlık olanaklarının oldukça sınırlı olduğundan yakınan İbiş, "Tüm gece öksürüyorlar. Doktora ulaşabilirsek bize verilen sadece bir hap. İshal olduklarında ise 'yemekler yüzünden' deyip geçiştiriyorlar." dedi.

3 Bin Kişilik Kampta 5 Bin 500'den Fazla Sığınmacı Var

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Midilli Temsilcisi Astrid Castelein, kapasitenin iki katı seviyesinde bulunan sığınmacı sayısının kamptaki temel sorun olduğunu belirtti. Castelein, 3 bin kişilik kampta 5 bin 500'den fazla sığınmacının zor şartlar altında barındığı bilgisini paylaşarak, "Geçen yılın aynı dönemine göre, sığınmacı geçişlerinde dört kat artış var. Bu kesinlikle endişe verici. Konaklama kapasitesi tamamen dolu. Moria ise aşırı kalabalık." dedi.

"Türkiye'ye İadelere Karşı Değiliz"

Moria'da güvenlik ve emniyet sorunlarının bulunduğuna işaret eden Castelein, kapasitenin dolması sebebiyle adalardan ana karaya sığınmacıların taşınması gerektiğinin altını çizdi. Castelein, Midilli'de sığınmacılara karşı yaşanan şiddet olaylarını değerlendirerek, "Ev sahibi halk ve sığınmacılar arasında bir gerilimin olduğunu gözlemliyoruz. Aşırı gruplar tarafından gerçekleştirilen tüm şiddet eylemlerini kınıyoruz." açıklamasında bulundu. İltica başvurularının çok zaman aldığına dikkati çeken Castelein, "AB-Türkiye mutabakatının kısmen uygulanabildiğini görüyoruz. BMMYK Türkiye'ye iadelere karşı değil. Mutabakatın tamamen uygulanması, sığınmacıların geri gönderilme ihtimallerinin farkında olmalarıyla, cesaret kırıcı bir etkiye yol açacaktır. İltica işlemlerinin hızlanmasını umuyorum." diye konuştu.

(Anadolu Ajansı, 4 Mayıs 2018)

 

Birleşmiş Milletler, Arakanlı Müslümanlar İçin 8,3 Milyon Dolarlık Yardım Çağrısında Bulundu

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Bangladeş'teki Arakanlı Müslümanlar ve ev sahibi halkın desteklenmesi için 8,3 milyon dolarlık yardım çağrısında bulundu. FAO'dan yapılan yazılı açıklamada, "FAO, halihazırda korunmasız konumdaki topluluğu daha da büyük bir riske sokacak kasırga sezonu ve muson yağmurlarının başlangıcında Bangladeş'teki yaklaşık 1,2 milyon Arakanlı Müslüman mülteci ve ev sahibi nüfus için 8,3 milyon dolarlık yardım çağrısı başlattı." ifadeleri yer aldı. Cox Bazar'da yerel nüfusun iki katı oranında yaklaşık 900 bin mülteci bulunduğuna işaret edilen açıklamada, bu denli büyük bir nüfusun zaten doğal kaynak, yiyecek, yakıt ve iş konusunda mücadele eden ev sahibi halkın üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğu kaydedildi.

"Herkese Yetecek Kadar İş ve Kaynak Yok"

Açıklamada ifadelerine yer verilen FAO'nun Bangladeş'teki Acil Durum Koordinatörü Peter Agnew, "Herkese yetecek kadar iş ve kaynak yok. Bu sebeple insanların geçimlerini eski haline döndürmek ve artan sosyal gerginliği hafifletmek için fırsatlar oluşturmamız gerekiyor. Aksi takdirde yakında kriz içinde ek bir kriz daha meydana gelecek." değerlendirmesinde bulundu. Yiyecek fiyatlarının arttığı, günlük yevmiyenin 6 dolardan 2 dolara kadar indiği, yakacak ve yiyecek için çok şiddetli bir mücadele olduğuna dikkat çekilen açıklamada, bu durumun ev sahibi toplum için zorluk oluşturduğu belirtildi. FAO'nun bugüne kadar 2018 yılı için acilen gerekli olan 9,8 milyon doların yalnızca 1,5 milyon dolarını elde ettiği vurgulanan açıklamada, "FAO, korunmasız nüfusun geçim kaynaklarını iyileştirmek ve korumak, sosyal gerginliği yatıştırmak, uzun vadede çevrenin ıslahı ve tarımsal üretim çabalarını iyileştirmeyi sağlamak için yardım çağrısında bulunuyor." ifadeleri kullanıldı.

(Anadolu Ajansı, 4 Mayıs 2018)

 

Fransa’da Sığınmacıların Saldırısında 2 Özel Kuvvet Polisi Yaralandı

Fransa’nın kuzeyindeki Calais kentinde taşlı ve sopalı yaklaşık 50 sığınmacının saldırısına uğrayan özel kuvvet polisinden 2 kişinin hafif yaralandığı bildirildi. BFM TV kanalının aktardığına göre olay, dün akşam Calais’teki sanayi bölgesinde, (İngiltere’ye geçmek isteyen sığınmacıların 2000’de kurduğu ve 2016’da tahliye edilen) ‘Jungle’ (Vahşi Orman) kampının ve yemek dağıtımı yapılan alanın yakınında meydana geldi. Haberde, aynı gün erken saatlerde özel kuvvet ekiplerinin yasadışı kurulan 2 göçmen kampını dağıtmak amacıyla operasyon düzenlediği ifade edildi. Saldırıya uğrayan polisler takviye kuvvet çağırmak zorunda kaldı. Polis saldırganlara karşı göz yaşartıcı gaz kullandı. Saldırganlardan hiçbiri gözaltına alınmadı.

Calais'te daha önce sayıları 10 bine yaklaşan sığınmacılar, hükümetin kararıyla tahliye edilerek Fransa'nın farklı bölgelerine dağıtılmıştı. Yetkililer, şu anda Calais'te 300-400 civarında sığınmacının olduğunu ve bunların yüzde 70'e yakınının 18 yaşın altındakilerden oluştuğunu kaydediyor.

(Sputnik Türkiye, 6 Mayıs 2018)

 

Libya Açıklarında 97 Kaçak Göçmen Kurtarıldı

Libya'nın Trablus kenti açıklarında 97 kaçak göçmenin kurtarıldığı bildirildi.

Libya Deniz Kuvvetleri Basın Ofisinden yapılan açıklamada, Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne (UHM) bağlı sahil güvenlik ekipleri tarafından Trablus açıklarında şişme bottaki 4'ü kadın 97 kaçak göçmenin kurtarıldığı ifade edildi. Kurtarılan göçmenlerden 2'sinin Tunus ve 29'nun Mısır uyruklu olduğu, diğerlerinin de farklı Afrika ülkelerinden olduğu kaydedildi. Trablus Deniz Üssü'nde göçmenlere gerekli tıbbi ve insani desteğin sağlandığı ve Tacura Göçmen Sığınma Merkezi'ne nakledildikleri belirtildi. Libya sahillerinde dün 80 kaçak göçmen kurtarılmıştı. Ülkedeki siyasi kriz ve iç savaşa rağmen Libya, Avrupa'ya yasa dışı yollarla gitmek isteyen Afrikalıların önemli geçiş kapısı olarak dikkati çekiyor.

(Time Türk, 6 Mayıs 2018)

 

İçişleri Bakanı Soylu’dan Mülteci Açıklaması

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Sakarya’nın Akyazı ilçesi Balballı Mahallesi’nde Abhaz gençlerinin 14 yıl önce ateşli silah ve alkolü yasaklayan büyüklerine teşekkür etmek için düzenlediği  ‘Abhaz Şurası’ etkinliklerine katıldı. Mahalle merkezinde gerçekleştirilen etkinlikte Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik, AKP Sakarya Milletvekili Mustafa İsen, CHP Sakarya Milletvekili Engin Özkoç, MHP Sakarya Milletvekili Zihni Açba, Sakarya Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu ve çok sayıda vatandaş yer aldı.

“Biz Size İyilik Yapıyoruz”

Bakan Soylu, yaptığı konuşmada Yunanistan üzerinden Avrupa’ya geçen mülteci sayısının günlük ortalama 8 bin 500’den 61’e düştüğünü belirterek, “İsterseniz açalım kapıları, Yunanistan üzerinden bakın günde 8 bin 500 Suriyeli kardeşimiz Yunanistan’ı geçiyor oradan Avrupa’yı geçiyordu. Bugün bu sayı 61, günde ortalama 61’dir. Biz size iyilik yapıyoruz. Yaptığımız iyiliğin farkında olun. Dünyanın hangi noktasına giderseniz gidelim bu ülkenin bayrağını görmedim daha, bu millet gösteriyor, bu aziz millet gösteriyor. Hayatımın hangi noktasında olursa olsun, çocukluğumdan beri inandığım bir şey vardır. Hacı Bayram-ı Veli’ye ihtiyacı vardır” dedi.

(Sözcü, 6 Mayıs 2018)

 

Türkiye'deki Suriyeliler En Çok Almanya'ya Yerleşti

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre, Türkiye'den 2 bin 733 Suriyelinin Almanya'ya yerleştirildiği öğrenildi. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre, geçen yıl hem "genel yerleştirme" hem de "birebir" prosedürü kapsamında Türkiye'den çıkış yapan geçici koruma kapsamındaki Suriyelilerin en fazla Almanya'ya yerleştiği bildirildi. Uluslararası koruma başvuru sahibi ya da geçici koruma kapsamındaki yabancıların mülteci statüsü elde etmek veya uzun süreli oturma izni alabilmek amacıyla başka bir ülkeye yerleştirilmesine "yeniden yerleştirme" deniyor. Valilikler bünyesinde kurulan komisyonlarca yeniden yerleştirme kriterlerine göre belirlenen özel ihtiyaç sahiplerine ilişkin bilgiler Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne iletiliyor. Genel Müdürlük tarafından uygun olarak değerlendirilen kişi bilgileri, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine (BMMYK) bildiriliyor ve BMMYK tarafından yerleştirme ülkelerine sunuluyor. Ülkeler tarafından kabul edilen kişilere ait bilgiler Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne gönderiliyor ve bu kişilerden uygun görülenlerin çıkışlarına izin veriliyor. Bununla birlikte 18 Mart Bildirisinden sonra normal yerleştirme prosedürünün dışında Türkiye-AB arasında birebir yerleştirme prosedürü başladı. Bu kapsamda belirlenen isimler AB ülkelerine sunuluyor ve Genel Müdürlükçe uygun görülenlerin çıkışları gerçekleştiriliyor. Hem "genel yerleştirme" hem de "birebir" prosedürü kapsamında yerleştirme ülkeleri tarafından kabul edilerek Türkiye'den başka ülkelere yerleştirilen geçici koruma kapsamındaki Suriyeli sayıları açıklandı. Bu kapsamda, geçen yıl Türkiye'den çıkış yapan geçici koruma kapsamındaki Suriyeliler 2 bin 733 kişi ile en fazla Almanya'ya yerleşti. Almanya'yı 2 bin 128 kişiyle Hollanda, bin 64 kişiyle ABD, 845 kişiyle Finlandiya ve 790 kişiyle Fransa izledi. Geçen yıl yaklaşık 12 bin kişi Türkiye'den başka ülkelere yerleştirildi.

27 Bin Suriyeli Başka Ülkelere Yerleştirildi

2014-2018 yılları arasında belirlenen kotalar çerçevesinde ülkelere yerleştirilen 27 binin üzerindeki Suriyelinin dağılımı da belirlendi. Buna göre, 4 yıl içinde Türkiye'deki Suriyelilerden 6 bin 148'i Kanada'ya, 4 bin 829'u Almanya'ya, 3 bin 900'ü ABD'ye, 2 bin 609'u Hollanda'ya ve bin 699'u İngiltere'ye gönderildi.

(Anadolu Ajansı, 4 Mayıs 2018)

 

Eskişehir'de 17 Bin Sığınmacı Yaşıyor

Anadolu Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi tarafından ’Türkiye’de Göç Yönetimi: Aktörler ve Uygulamalar’ paneli gerçekleştirildi. Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdür Yardımcısı Öğretim Görevlisi Zekiye Doğan’ın başkanlığında gerçekleşen panelde konuşmacı olarak Yaşar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Elemanlarından Dr. Öğr. Üyesi Ayselin Yıldız, Eskişehir Tepebaşı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürü Tolga Gülmez ve Eskişehir Göç İdaresi Uluslararası Koruma Grup Başkanı Murat Arslan yer aldı. Öğrenci Merkezi Salon 2009’da düzenlenen paneli öğretim elemanları, Eskişehir’e bağlı farklı mahallelerden pek çok muhtar ve öğrenciler takip ederken göç nedenlerinden göçmen sayılarına kadar pek çok konuya değinildi.

“17-18 Bin Civarında Farklı Ülkelerden Pek Çok Sığınmacımız Var”

Bilinenin aksine Türkiye’ye sadece Suriye’den değil birçok farklı ülkeden bir göç dalgası olduğunu vurgulayan Zekiye Doğan, Eskişehir’in de istasyon kentlerinden birisi olması nedeniyle en çok sığınmacı barındıran illerden bir tanesi olduğunu aktardı. Doğan yaptığı açıklamada, “An itibariyle ülkemizde yoğun bir göç dalgası var. Farklı farklı ülkelerden. Hepimiz sanki sadece Suriye’den bir göç varmış gibi düşünüyoruz ama çok farklı ülkelerden Irak’tan Afganistan’dan İran’dan ve aklımıza gelmeyecek ülkelerden Kongo, Somali, Etiyopya da dahil olmak üzere. Afrika ülkeleri dışında başka başka ülkeler de dahil olmak üzere ciddi bir göç dalgası var. Eskişehir de istasyon kentlerden bir tanesi. Bu münasebetle şehrimizde şu anda 17-18 bin civarında az önce sözünü ettiğimiz farklı ülkelerden pek çok sığınmacımız var. Biz arzu ettik ki bu panelle katılımcılara kim kimdir, kimlerin ne hakkı var, ne tip sorumlulukları var gibi konularda bir bilgilendirme yapalım” ifadelerini kullandı.

“Odada Bir Fil Var ve Hiçbirimiz O Fili Tam Olarak Tarif Edemiyoruz”

Ülkedeki göç durumunu “Odada bir fil var ve hiçbirimiz o fili tam olarak tarif edemiyoruz” ifadeleriyle özetleyen Anadolu Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi Müdür Yardımcısı Zekiye Doğan göçün nedenlerine de değindi. Doğan, “Göçün pek çok nedeni var. Bunların bir tanesi daha iyi yaşam koşulları aramak. İlla savaşlar olması gerekmiyor. İnsanlar Almanya’ya, Amerika’ya ya da diğer Avrupa ülkelerine neden gidiyor Türkiye’den? Daha iyi yaşam koşullarına sahip olacağı için göç edebiliyorlar. Ama şu an karşı karşıya olduğumuz durum bu naiflikte değil tabi. Ortadoğu’da ya da Afrika’da yaşanan çok ciddi savaşlar var. Kimileri bunun 3. Dünya Savaşı olduğunu söylüyor. Bu savaşlar sonrasında insanlar hiç arzu etmedikleri halde yaşadıkları ülkelerden kopup başka ülkelerde yaşamak zorunda bırakılıyorlar. Bunlardan bir tanesi ve şu an en önemli ülkelerden bir tanesi Türkiye. Türkiye şu an özellikle Ortadoğu ve Orta Asya ülkelerinden çok ciddi bir miktarda nüfusu barındırmakta sığınmacı olarak. Ama burada tekrar ediyorum biz bugün panelimize dinleyici olarak çok farklı yerlerden kişileri davet ettik. Bunların içerisinde muhtarlarımız, din görevlilerimiz, sağlık görevlilerimiz, okul müdürlerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, üniversitemizde bu konuda çalışanlarımız, öğrencilerimiz ve hatta lise öğrencilerimiz var. Dolayısıyla arzumuz o ki bu yaptığımız panel, bundan sonra yapacağımız başka toplantıların ilki olsun ve bu ilk toplantımız tabiri yerindeyse odadaki fili tarif etmek üzerine olsun. Yani odada bir fil var ve hiçbirimiz o fili tam olarak tarif edemiyoruz. Biz Stratejik Araştırmalar Merkezi olarak buna talip olduk” şeklinde konuştu.

“Örnek Gösterilen Şehirlerden Biri Eskişehir”

Düzenlenen panele konuşmacı olarak katılan Yaşar Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Elemanlarından Dr. Öğr. Üyesi Ayselin Yıldız ise "Eskişehir, en yüksek şartlı mültecinin bulunduğu yerlerden biri. Çok farklı uyruktan kişiler de var. Afganistan, Pakistan özellikle Afrika ülkelerinden gelen çok fazla milletten kişi bu şehirde hep birlikte yaşıyor. Bizlerin gözlemlediği kadarıyla da çok büyük sosyal çatışmaların olmadığı, bu kadar yüksek sayıların bir arada nispeten dünyadaki diğer örneklere göre aslında huzur ve barış içinde yaşadığı örnek gösterilen şehirlerden biri Eskişehir" dedi.

(Milliyet, 6 Mayıs 2018)

 

Suriyeli Sığınmacılar Meslek Öğrenirken Para da Kazanacak

Suriye’deki iç karışıklıklardan kaçarak Hatay’ın Yayladağı ilçesinde yaşamaya başlayan Suriyeli sığınmacılar, Kalkınma Bakanlığı ve Hatay Valiliği desteğiyle Yayladağı Kaymakamlığı tarafından açılan ayakkabıcılık atölyesinde meslek sahibi oluyor. ’Altın bilezik’ sahibi olan sığınmacılar, ürettikleri ayakkabıları satarak ev ekonomilerine katkıda bulunacak. Suriye’deki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan ve Yayladağı ilçesindeki konteyner kent ile evlerde kalan Suriyeli Türkmenlerin meslek öğrenmesi için Yayladağı Kaymakamlığı tarafından kentte yaygın mesleklerden biri olan ayakkabıcılık üzerine proje hazırlandı. Projenin, Kalkınma Bakanlığı ve Hatay Valiliği’nin destekleriyle Sosyal Destek Programı’na (SODES) kabul edilmesinin ardından ilçedeki boş bir depo atölyeye dönüştürüldü. İçerisinde, ısıtma fırınından, dikiş makinesine, kesme ve yapıştırma aletlerine kadar gerekli her şeyin kurulduğu atölyede yaklaşık 1 yıl önce eğitim başladı. 25 sığınmacıyla başlayan kursta öğrenci sayısı bugünlerde 100 kişiye ulaşmış durumda. Sığınmacılar 6 ay sürecek kurs sonunda hem kalfa olarak yetişecek hem de bu sürede yapılan ayakkabıları satarak para kazanacak. Projeye ilişkin bilgi veren Yayladağı Kaymakamı Ömer Faruk Yüce, Suriyelilerin ekonomik hayata kazandırılması ve erkek ayakkabı üretiminde sektöre ara eleman yetiştirmek amacıyla projeyi hazırladıklarını ifade ederek, "Hatay erkek ayakkabı üretiminde ülkemizde en önemli şehir. Bizim sektörün temsilcileri sektörün ara elamanı ihtiyacından yakındıklarını söylüyorlardı. Biz de ilimizin bu potansiyeline esasında cevap vermek maksadıyla ilçemizde bu atölyeyi SODES Projesi kapsamında Valimizin destekleriyle başlatmış bulunmaktayız. Öğrencilerimiz 6 aylık dönemlerden mezun oluyorlar ve sektörde ara elamanı olarak çalışmaya başlıyorlar” dedi. Suriyeli Usta Öğretici Şerif Atmacaoğlu ise proje sayesinde gençlerin meslek sahibi olduğuna dikkat çekerek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne teşekkür etti. Suriyeli Kursiyer Adil İşler de “Allah razı olsun Türkiye’den, Türk milletinden, devletinden, Allah razı olsun” diye konuştu.

(İhlas Haber Ajansı, 7 Mayıs 2018)

 

Sığınmacı Çocuklar Uçurtma Şenliğinde Buluştu

İstanbul'da yaşayan sığınmacı çocuklar, Uluslararası Mülteci Hakları Derneği'nce (UMHD) gerçekleştirilen uçurtma şenliğinde bir araya geldi. Maltepe Sahil Etkinlik Alanı'ndaki şenlikte, oyunlar oynayıp, uçurtma uçuran çocuklar, gönüllerince eğlendi. UMHD Sosyal Çalışmalar Birimi Başkanı Sümeyye Nur Düzcan, ilk kez gerçekleştirdikleri etkinlikle 500 sığınmacı çocuğu bir araya getirip, onları mutlu etmenin sevincini yaşadıklarını söyledi. Hava muhalefetine rağmen çocukların uçurtma şenliğine ilgi gösterdiğini aktaran Düzcan, "Çocukların ısrarı üzerine yağan yağmura rağmen uçurtmaları uçurduk." dedi. Özbekistan, Doğu Türkistan, Mısır ve Suriye'den gelen sığınmacı çocukların şenliğe katıldığını ifade eden Düzcan, "Çocuklarımız, şişme oyun parkında oynadı. Kimisi dans etti, kimisi top oynadı, kimisi ise ip atladı. Çocuklar gönüllerince eğlenirken bizler de onlara eşlik ettik." diye konuştu. Sığınmacı çocukların ülkelerindeki zorluklar nedeniyle göç ederek Türkiye'ye geldiğini hatırlatan Düzcan, şunları söyledi: "Bunlar, ülkelerinde zorluk yaşadıktan sonra buraya gelmiş ve bizim çocuklarımızın standartlarına ulaşmamış çocuklardır. Gerek ekonomik gerek psikolojik olarak bizim kolaylıkla ulaşabildiğimiz imkanlardan mahrum kalan çocuklardır. Bundan dolayı bir balon, bir top alarak şenlikte buluşmak bizim için çok basit gelse bile onlar için aslında çok kıymetli. Havanın yağmurlu olması nedeniyle ekiplerle iletişime geçerek şenliği ileri bir tarihe ertelemek istedik. Fakat çocukların hiçbiri bunu kabul etmedi. Yağmura rağmen geldiler. Bizde onların sayesinde buradayız." Uçurtma şenliği, çocuklara çeşitli ikramlarda bulunulmasıyla sona erdi.

(Anadolu Ajansı, 6 Mayıs 2018)

 

Antalya'dan Yunanistan'a Geçmeye Çalışan 38 Kişi Yakalandı

Antalya'da, yasa dışı yollarla Yunanistan adalarına geçmeye çalışan Suriye uyruklu 38 kişi yakalandı. Sahil Güvenlik ekiplerince yapılan çalışmada, yabancı uyruklu bir grubun Kaş ilçesinden kaçak yollarla Yunanistan'a gitmek için botla denize açıldığı tespit edildi. Harekete geçen ekipler, dur ihtarlarına uymayan bottakileri yakaladı. Sahil Güvenlik botuna alınan Suriyeliler, Kaş Devlet Hastanesinde sağlık kontrolünden geçirildi. Yakalananlar, Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti ile Mücadele Şube Müdürlüğüne gönderilecek.

(Anadolu Ajansı, 5 Mayıs 2018)

 

Göçmen Kaçakçılarına Dev Operasyon

İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Şube Müdürlüğü ekipleri, insan kaçakçılarına yönelik operasyon düzenledi. Ekipler, 6 ay önce insan kaçakçılığı yapan bir şebekenin üyelerini teknik ve fiziki takip altına aldı. Çeteyi takip eden polis, yapının tahmin edilenden daha büyük olduğunu ortaya çıkardı. Gazete Haber Türk'ten Müslim Sarıyar'ın haberine göre, araştırmalarda şebeke elebaşının A.D. olduğu, Türkiye ve Avrupa’nın en büyük göçmen kaçakçıları arasında yer aldığı belirledi. Çalışmalar yoğunlaştırılırken, terör örgütleri FETÖ ve PKK’ya üye olduğu ifade edilen bazı isimleri de Avrupa’ya kaçırmaya çalışan organizatörlere ara operasyonlar düzenlendi. Baskınlarda, yurtdışına çıkarılmaya çalışan 4 FETÖ üyesi ve 1 PKK üyesinin de aralarında bulunduğu 137 kişi yakalandı. Daha önce yurtdışına çıkarılan 1 DHKP-C’li ise Türkiye’ye geri getirildi. Şebekenin alt birim yöneticilerinden “Ayı Mahmut” lakaplı Mahmut Y. de gözaltına alındıktan sonra tutuklandı.

Cezaevinden Yönetti

Polisin teknik takibi sırasında ilginç bir bilgiye de ulaşıldı. Göçmen kaçakçılığı baronu A.D.’nin, cezaevindeki alt birim yöneticilerden Mahmut Y.’ye talimat verdiği ortaya çıktı. Mahmut Y.’nin de çeteyi cezaevinden telefonla yönettiği öğrenildi. Polisin incelemesinde ilginç bir detay daha belirlendi. Şebekenin göçmenlere sahte pasaport teslim etmek için 87 yaşındaki İ.B.’yi kullandığı anlaşıldı. Ekiplerin takip ettiği İ.B.’nin her gün şınav ve mekik gibi ağır sporları yapması, polisleri bile şaşırttı. Kaçakçılarla mücadele eden ekipler, çalışmaların tamamlanmasının ardından operasyon kararı aldı. İstanbul ve Diyarbakır’da 67 adrese eşzamanlı baskın düzenlendi. Aralarında göçmen baronları A.D., S.B, Z.Ö. ve S.E. ile 87 yaşındaki kurye İ.B.’nin de bulunduğu 61 şüpheli gözaltına alındı. Operasyonda 422 pasaport, 146 kimlik, 26 ehliyet, 1 sahte polis kimliği, 435 bin 500 TL tutarında çek, 424 bin TL para, 245 bin Euro, 219 bin dolar, pasaport yapımında kullanılan mühür ve hologram ele geçirildi.

(Haber Türk, 5 Mayıs 2018)

 

İzmir'de 324 Göçmen Sınır Dışı Edildi

İzmir'de, Harmandalı Geri Gönderme Merkezi'nde işlemleri tamamlanan Afganistan uyruklu 324 düzensiz göçmen tarifesiz uçak seferiyle sınır dışı edildi. Yasa dışı yollarla Türkiye'ye girdikten sonra kolluk kuvvetlerince yakalanarak İzmir Valiliği İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edilen Afganistan vatandaşı 324 kişinin sınır dışı işlemleri tamamlandı. Çiğli ilçesinde bulunan Harmandalı Geri Gönderme Merkezinden jandarma ekiplerince alınan Afganlar bindirildikleri 10 otobüsle İzmir Adnan Menderes Havalimanı'na götürüldü. Polis ekiplerinin de güvenlik önlemi aldığı havalimanında üst ve valiz aramaları yapılan göçmenler daha sonra tarifesiz uçuşla Afganistan'ın başkenti Kabil'e gönderildi.

(Milliyet, 5 Mayıs 2018)

 

Kırklareli'de 37 Kaçak Göçmen Yakalandı

Kırklareli’de, yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmak isteyen 37 kaçak göçmen yakalandı.

Edinilen bilgiye göre, Kırklareli İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Kofçaz ve Demirköy ilçelerinde yurt dışına kaçmaya çalışan 4 grubun olduğu bilgisine ulaştı. Harekete geçen ekipler yaptığı operasyonla, Afganistan, Irak, İran ve Suriye uyruklu toplamda 37 kaçak göçmen yakaladı. 37 kaçak göçmen, Kırklareli Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi.

(Milliyet, 6 Mayıs 2018)

 

Ayvalık'ta 49 Göçmen Yakalandı

Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde; yasa dışı yollarla Yunanistan’ın Midilli Adası’na gitmek isteyen 49 Suriye uyruklu göçmen yakalandı. Alınan bilgiye göre, Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı helikopter, Yumurta Adası açıklarında şişme botla Midilli Adası’na doğru yol alan kaçak göçmenleri fark etti. Tespit edilen göçmenler, Dikili TCSG 18 Bot Komutanlığınca, Ayvalık Sahil Güvenlik İskelesine getirildi. Burada insani yardım yapılan yabancı uyruklular, işlemlerinin ardından Göç İdaresi yetkililerine teslim edildi.

(Milliyet, 5 Mayıs 2018)