Türkiye’de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Türklerin Sırasını Mı Aldılar? 9 Bin 500 Suriyeli Hacca Gidecek…

Türkiye’de yaşayan 9 bin 500 Suriyelinin, hacca gitmek için hazırlık yaptığı belirtildi. Merkezi Gaziantep’te bulunan Suriye Yüksek Hac Komitesi Müdürü Abdulhalık Derviş, bu yıl Türkiye’den 9 bin 500, Suriye’den ise 4 bin kişin hac görevini yerine getirmek üzere Suudi Arabistan’a gideceğini söyledi.

Uçakla Seyahat Edecekler

Derviş, hacı adaylarının işlemlerinin sürdüğünü belirterek, Suriye’den ve Türkiye’den gidecek olanların 3 Ağustos’tan itibaren Hatay, Gaziantep ve İstanbul havalimanlarından uçakla seyahat edeceklerini kaydetti.

Türklerin Kontenjanından Mı Gidecekler?

Öte yandan Suudi Arabistan hükümeti Türkiye’ye bu yıl 80 bin kişilik hac kontenjanı vermişti. Hacca gidecek 9 bin 500 Suriyelinin ise Türklere verilen kontenjandan mı yoksa ayrı bir kontenjandan mı gidecekleri konusunda henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

(Haber 3 Hilal, 6 Temmuz 2018)

 

Alanya’da Suriyeli Genç Tutuklandı, Bıçakladığı Kişi Ağır Yaralandı

Antalya’nın Alanya ilçesinde henüz belirlenemeyen nedenle tartıştığı kişiyi bıçakla ağır yaralayan Suriyeli, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Antalya’nın Alanya ilçesinde henüz belirlenemeyen nedenle tartıştığı kişiyi bıçakla ağır yaralayan Suriyeli, çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Olay, dün sabah saatlerinde İncekum Mahallesi’ndeki bir parkta meydana geldi. İddiaya göre, Suriye uyruklu Nurettin M. (21) ile Deniz Dikici (27) parkta kısa bir süre konuştuktan sonra henüz bilinmeyen bir neden dolayı tartışmaya başladı. Çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmesiyle Nurettin M. yanında bulunan bıçağı ile Dikici’nin vücudunun çeşitli yerlerinden bıçaklayarak olay yerinden kaçtı. Ağır yaralanan Dikici çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ambulansla Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülerek yoğun bakım ünitesinde tedaviye alındı. Olay sonrası çalışma başlatan Alanya Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler, Suriyeli saldırganı kısa sürede gözaltına aldı. Karakoldaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Nurettin M. Alanya Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi. Yoğun bakım ünitesinde tedavisi süre Dikici’nin durumu ise ciddiyetini koruduğu öğrenildi.

(Sputnik, 5 Temmuz 2018)

 

‘Suriyeli Sığınmacılar, Ürdün’e Girebilmek İçin Fabrika Yaktı’

Ürdün sınırında bulunan Suriyeli sığınmacıların, iki ülke arasındaki ortak serbest bölgede yer alan bir kibrit fabrikasını yaktığı ileri sürüldü. İsmini vermek istemeyen bir güvenlik kaynağı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Suriye ile Ürdün arasındaki serbest bölgede bulunan bir kibrit fabrikasının orada bulunan binlerce Suriyeli sığınmacı tarafından yakıldığını ifade etti. Kaynak, fabrikanın yakılma amacının, Suriyeli sığınmacılar tarafından kargaşa çıkarılarak Ürdün topraklarına girme gerekçesi olduğunu aktardı.

BM’den Ürdün’e ‘Sınırları Aç’ Çağrısı

Birleşmiş Milletler (BM), Suriye’den Ürdün sınırına göç edenlerin sayısının 320 bini geçtiğini belirterek, Ürdün’e sınırları açma çağrısında bulunmuştu. Ürdün Hükümet Sözcüsü Cumane Guneymat ise ülkesinin, BM’nin Suriyeliler için sınır kapılarının açılması talebini kabul etmediklerini açıklamıştı. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Guneymat, ülkesinin, çıkarlarına uymayan herhangi bir tehlikeden kaçınmak ve güvenliğin korunması amacıyla sınırların kapalı tutulması kararı aldığını ifade etmişti.

(Sputnik, 5 Temmuz 2018)

 

Göç Dalgası Büyüyor! Sayı 350 Bini Buldu

Esad rejimi ve destekçilerinin Suriye’nin Dera iline düzenlediği saldırılardan kaçıp Ürdün ve İsrail sınıra göç eden sivillerin sayısı 350 bini aştı. Suriye’de Beşar Esad rejimi ve destekçilerinin ülkenin güneybatısındaki Dera iline yönelik şiddetli saldırılarından kaçan sivillerin sayısı 350 bini geçti. Esad rejimi ve destekçilerinin 20 Haziran’da ülkenin güneybatısındaki Dera ilinde muhaliflerin kontrolündeki sivil yerleşimleri ele geçirmek için başlattığı operasyon nedeniyle ülkenin güneyinde Ürdün ve İsrail sınırına göçler devam ediyor. AA muhabirine bilgi veren Dera sivil savunma kaynakları, esad rejiminin saldırılarından kaçarak Ürdün ve İsrail sınırına gelen Suriyelilerin sayısının 350 bini aştığını bildirdi. Evlerini terk etmek zorunda kalan ve Ürdün’e geçmek isteyen Deralı siviller, sınır hattı yakınlarında barınma imkanı arıyor. Göç eden sivillerin büyük kısmı başlarını sokacak bir çadır dahi bulamıyor.  Çoğunluğu kadın ve çocuk yüz binlerce sivil, temiz su kaynaklarından yoksun yaşıyor.  Sınır hattında 45 dereceye varan aşırı sıcak ve çöl rüzgarları da sığınmacıların içinde bulunduğu koşulları zorlaştırıyor. Dera’da rejimin saldırılarından kaçarak kurdukları çadırlardan yaşam mücadelesi veren sivilleri, AA havadan görüntüledi.  Görüntüler, kurak çorak bir alanda derme çatma kurulan yüzlerce çadırı gözler önüne seriyor.  Dera’dan göç eden siviller, yardım kuruluşlarından destek bekliyor. Beşar Esad rejimi yaklaşık iki hafta önce İran milisleri ve Rus hava kuvvetlerinin desteğiyle ülkenin güneyinde muhalefetin kontrolündeki bölgelere yönelik askeri operasyonlarına başlamıştı. Güneydeki Dera’nın doğusundaki bazı bölgeleri ele geçiren rejim güçlerinden kaçan halk yakındaki Ürdün ve İsrail sınırında toplanıyor. Suriye İnsan Hakları Ağı (SNHR) birkaç gün önce, Esad rejimi ve destekçilerinin, Dera iline geçen ay başlattığı saldırılar nedeniyle 198 bin sivilin Ürdün ve İsrail sınırına göç ettiğini duyurmuştu. Söz konusu rapora göre, mayıs ayı ortasından itibaren başlayan saldırılar sonucu yüzlerce sivil hayatını kaybetmişti.

(Hürriyet, 6 Temmuz 2018)

 

Suriye’den İthal Edilen Patatesler İçin GMO’dan Açıklama: ‘Kimyasal Kalıntı…’

Patates fiyatlarının geçen seneye göre artış göstermesine önlem olarak Suriye’den patates ithal edildi. Bu ticaretin üzerin e Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Uğur Toprak’ın yaptığı açıklama ise korkutucu. Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Uğur Toprak, Suriye’den ithal edilen patatesler hakkında bir açıklama yaptı. Yapılan basın açıklamasında ise ithalatın çözüm olmadığı belirtilip tarım ve hayvancılık politikalarının yeniden gözden geçirilmesini istedi. Şube başkanı, kimyasal saldırıların yapıldığı iddia edilen Suriye’den patates ithal etme fikri hakkında oldukça tereddütte olduğunu belirtti. GMO adına açıklamada bulunan Toprak, patatesin dünyanın her bir yerinde üretilebilir bir gıda olduğunu ve Türkiye’nin en çok patates üreten 20 ülke içinde olduğunu belirtti. Ancak son beş yıla dikkat çekerek ekili alanların azaldığını da iddia etti. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Eşref Fakıbaba’nın patates hakkında yaptığı, “50 kuruştan satılırken ne ara 5- 6 TL’ye satılmaya başlandı anlayabilmiş değilim” açıklamasını hayretle karşıladığını belirterek sözlerine şu şekilde devam etti: “Ekili alanların giderek azalmasının yanında, özellikle küresel ısınma sonucu tarım topraklarının kuraklaşması, su kaynaklarının nüfus artışına oranla gittikçe azalması, tarımsal ve hayvansal ham madde fiyatlarını artıran diğer ekonomik etkenlerdir.” Bakan Fakıbaba’nın “Suriye dururken neden başka yerden alalım?” sorusuna ise Toprak, şu cevapları verdi: Söz konusu patateslerin ülkemize girmeden akredite bir kuruluş tarafından analizleri yapıldı mı?  Patateslerin yetiştirildiği bölgedeki toprak ve su analizleri yine akredite bir kuruluş tarafından yapıldı mı?  Gerek patateste gerekse toprak ve suda kimyasal kalıntı veya ağır metaller mevcut mu?  Yapıldığını umduğumuz analizlerin sonuçları kamuoyu ile ne zaman paylaşılacak? Yapılan açıklamanın sonunda Türkiye’yi gıdada dışa bağımlılıktan koruyacak politikaların uygulanması gereğine dikkat çekildi.

(Haber 3 Hilal, 6 Temmuz 2018)

 

Merkel’den İtiraf Gibi Sözler! ‘Türkiye’yi İhmal Ettik’

Almanya Başbakanı Merkel, mülteci krizine ortak çözümler bulmak için Berlin’de bir araya geldiği Macaristan Başbakanı Victor Orban ile anlaşamadı. Merkel, 2015’te Avrupa’ya mülteci akınından Avrupa’nın Türkiye’deki Suriyeli mültecilerle ilgilenmemesini sorumlu tuttu. Başbakan Merkel, Avrupa’da kaydı bulunan mültecilerin Almanya sınırlarından geri çevrilmesi için yaptığı ikili görüşmelerde Macaristan Başbakanı Victor Orban’ı kabul etti. Görüşmeden sonra ortak basın toplantısında konuşan Merkel, Macaristan Başbakanı Orban ile mülteci konusunda çok farklı görüşlerde olduklarını söyledi. 2015’te mültecilere kapıları açarak, Avrupa’ya mülteci akınına sebep olmakla suçlanan Merkel şöyle dedi: Ben 2015’i insani açıdan bir istisnai durum olarak gördüm. Biz Suriye’deki mültecilerin durumunu, Türkiye’deki mültecilerle ilgilenmeyi ihmal ettik. Türkiye ile mülteci sözleşmesi yaptık. Bunun karşılığında Türkiye’den mülteci almayı kabul ettik. Yoksa Türkiye bizimle sözleşme yapmazdı.”

Orban: Dünyamız Farklı

Merkel ile Macaristan Başbakanı Orban’ın basın toplantısı karşılıklı atışmalara sahne oldu. Merkel, “Göç konusunda Macaristan ve Almanya farklı görüşlerde. Maalesef Macaristan Başbakanı Venedik açıklamasını bizim gibi görmüyor. Bizim sorunumuz, Macaristan Dublin kurallarından kendisini sorumlu tutmuyor. Mültecilerin asıl Yunanistan’da kayıt altına alınması gerektiğine işaret ediyor.” Macaristan Başbakanı Victor Orban bu eleştirilere hemen karşılık verdi: Merkel’le dünyayı farklı gördüklerini söyleyen Orban, “Macaristan güney sınırına çit çekti. Biz Macaristan’a mültecilerin girişini engellemekle sadece Macaristan’ı değil, Almanya’yı da koruyoruz. Almanya’nın Macaristan’ı yeterli dayanışma göstermemekle eleştirmesi bizi çok üzüyor. Biz 8 bin askerle 24 saat sınırlarımızı koruyoruz. Bu, Almanya için çok açık bir destek. Çünkü sınırdan çevrilen mülteciler Almanya’ya gelemiyor.” Bunun üzerine Başbakan Merkel, karşılık verdi. Merkel “Biz Macaristan’ın AB’nin dış sınırlarını korumak için verdiği hizmeti takdir ediyoruz” dedi.

(Hürriyet, 5 Temmuz 2018)

 

Koalisyon Partileri Sığınmacı Politikasında Anlaştı

Almanya’da koalisyon partilerinin liderleri, sığınmacı sorunu konusunda yeni bir plan üzerinde anlaştı. SPD lideri Nahles, uzlaşılan planın, transit merkezler kurulmasını içermediğini söyledi. Almanya’da koalisyon ortakları arasında derin görüş ayrılıklarına neden olan ve hükümeti dağılma noktasına getiren sığınmacı politikaları konusunda partiler anlaşmaya vardı. CDU Lideri ve Başbakan Angela Merkel ile Almanya’nın sınırlarında daha sıkı kontroller uygulanması için baskı yapan kardeş parti CSU Genel Başkanı Horst Seehofer konuyu görüşmek üzere SPD Lideri Andrea Nahles ile Almanya’nın başkenti Berlin’de bir araya geldi. Görüşme sonrası kısa bir açıklama yapan SPD Lideri Nahles, hâlihazırda diğer Avrupa Birliği ülkelerinde kayıt edilmiş sığınma başvurusu sahiplerinin geri gönderilmesi sürecinin mevcut AB kuralları çerçevesinde hızlandırılması konusunda anlaştıklarını söyledi. Almanya’nın tek taraflı bir eyleme girişmeyeceğini sözlerine ekleyen SPD Lideri, üzerinde anlaştıkları planın, Avusturya sınırında transit merkezler kurulmasını içermediğini belirtti. İçişleri Bakanı ve CSU lideri Seehofer, anlaşmadan gayet memnun olduğunu açıkladı. Anlaşmanın içeriğine dair başka bir ayrıntı verilmedi.

Transit Merkezi Tartışması

CDU ile CSU’nun üzerinde anlaştığı ilk plan, Almanya’nın güneyindeki Avusturya sınırında sığınmacılar için transit merkezleri kurulmasını öngörüyordu. Yüzüncü gününü doldurmamış olan yeni hükümet içindeki en büyük anlaşmazlık konularından birini oluşturan plan, hâlihazırda diğer AB ülkelerinde kayıt altına alınmış sığınmacıların bu merkezlerde tutulmasını amaçlıyordu. Sığınmacıların daha sonra ise ilk kayıt altına alındıkları ülkelere geri gönderilmesi planlanıyordu. Ancak SPD, söz konusu merkezlerin sığınmacılar için insan haklarının ihlal edildiği birer gözaltı kampına dönüşmesinden endişe ediyordu. Almanya’nın sığınmacı sorununu çözmeye yönelik bu planını hayata geçirebilmesi için özellikle Avusturya ve İtalya gibi diğer AB üyesi ülkelerin de rızasını alması gerekiyordu.

(Hürriyet, 6 Temmuz 2018)

 

Mülteciler, Birleşmiş Milletler-Myanmar Geri Dönüş Anlaşmasını Eleştirdi

Geçen yıl büyük bir ordu krizinden kaçarak Mynmar’dan Bangledeş’e yerleşen Arakanlı mülteciler Myanmar ile BM arasındaki geri dönüş anlaşmasını eleştiriyor. Haziran ayı başlarında BM Mülteci Ajansı ve BM Kalkınma Programı, Myanmar hükümetiyle Mültecilerin Bangladeş’e geri gönderilmesi ile ilgili bir mutabakat imzaladı. Anlaşma imzalandıktan sonra, Birleşmiş Milletler, Bangladeşli mültecilerin “gönüllü, güvenli, onurlu ve sürdürülebilir” geri dönüşü için şartlar yaratmayı “ilk ve gerekli adım” olarak nitelendirdi. Ancak anlaşmanın detayları gizli tutuldu. Bu durum Arakanlı mültecilerden ve insan hakları gruplarının eleştiri hedefinde oldu. Arakanlılar, vatandaşlık, hareket özgürlüğü ve geri dönüş için güvenlik konusunda sağlam garantiler istiyor. Bu doğrultuda gelecekteki anlaşmalarda fikirlerinin alınmasını isteyen Arakanlılar yapılan anlaşmanın dilinin çok belirsiz olduğunu söylüyorlar. (Voice of America, 5 Temmuz 2018)

 

Avusturya ve Almanya Akdeniz’i Sığınmacılara Kapatmakta Kararlı

Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, “Almanya ile Avusturya’ya yük olacak herhangi bir önlemin hayata geçirilmeyeceği yönünde fikir birliği içindeyiz. Avrupa’ya yasa dışı göçü durdurmak, özellikle sığınmacıların AB içindeki göç hareketliliğini engellemek için birlikte hareket edeceğiz.” dedi. Almanya İçişleri Bakanı ve Hıristiyan Sosyal Birliği (CSU) lideri Horst Seehofer, yasa dışı göç sorununu görüşmek üzere Avusturya’nın başkenti Viyana’da bir dizi temaslarda bulundu. Seehofer, Başbakan Sebastian Kurz, Başbakan Yardımcısı Heinz-Christan Strache ve İçişleri Bakanı Herbert Kickl ile bir araya geldi. Alman bakan ile görüşmesinin ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan Avusturya Başbakanı Kurz, her iki ülkenin yasa dışı göçle mücadelede hemfikir olduğunu, İtalya, Almanya ve Avusturya’nın içişleri bakanlarının, Akdeniz rotasını sığınmacılara kapatmak için görüşmelerde bulunmak üzere bir araya geleceğini açıkladı.

Akdeniz Rotası

Kurz, her üç ülkenin hedefinin, Akdeniz rotası üzerinden gelen göçmenlerin Avrupa’ya geçişlerinin durdurulması olduğunu ifade etti. Almanya’da hükümet ortaklarının yasa dışı göçle mücadeleye ilişkin sağladığı uzalaşının, Avusturya’ya olumsuz bir yansıması olmayacağını kaydeden Kurz, “Almanya ile Avusturya’ya yük olacak herhangi bir önlemin hayata geçirilmeyeceği yönünde fikir birliği içindeyiz. Avrupa’ya yasa dışı göçü durdurmak, özellikle sığınmacıların AB içindeki göç hareketliliğini engellemek için birlikte hareket edeceğiz.” dedi.

“Görüşmelerde Bulunacağız”

Almanya İçişleri Bakanı Seehofer de Avusturya ve Almanya’nın uzun yıllara dayanan tarihi dostluğuna işaret ederek, bu dostluk çerçevesinde sığınmacı sorununu görüştüklerini aktardı. Görüşmenin çok verimli geçtiğini anlatan Seehofer, “Önümüzdeki hafta içişleri bakanları toplantısının öncesinde Roma, Viyana ve Berlin olarak Avusturya’nın Innsbruck kentinde göçmenlere güney rotayı kapatmak için görüşmelerde bulunacağız.” diye konuştu.

“Çok Önemli Bir Katkı Sağlayacak”

Seehofer, Alman hükümetinin, İtalya ve Yunanistan ile yasa dışı göçün durdurulması için görüşmeler yapacağını kaydetti. Yunanistan ve İtalya’ya giriş yapmış ve bu ülkelerde mülteci başvurusunda bulunmuş sığınmacıların, Avusturya ve Almanya sınırda durdurulmaları durumunda nasıl bir adım atılacağını aktaran Horst Seehofer, “Bu kişiler transit merkezlerine alınacak, daha sonra Roma ve Atina’ya geri gönderilecek. Bu, yasa dışı göçü durdurmak için çok önemli bir katkı sağlayacak.” ifadelerini kullandı. Seehofer, en son AB Liderler Zirvesi’nde bir kişinin, herhangi bir üye ülkeye sığınmacı başvurusu yaptıktan sonra başka bir ülkeye geçmemesi hususunda fikir birliği sağlandığını kaydetti. Alman bakan, İtalya ve Yunanistan ile yapılacak görüşmelerin olumsuz sonuçlanması durumunda yeni önlemlerin hayata geçirilmesi için görüşmeleri sürdüreceklerini ifade etti.

(Hürriyet, 5 Temmuz 2018)

 

Mission Lifeline Gemisindeki 52 Sığınmacı Fransa’ya Geldi

Fransa İçişleri Bakanı Gerard Collomb, sivil toplum kuruluşu Mission Lifeline’a ait gemide bulunan sığınmacılardan 52’sinin Fransa’ya geldiğini bildirdi. Collomb, yaptığı yazılı açıklamada, Mission Lifeline’a ait gemide bulunan sığınmacılardan 52’sinin Fransa’ya ulaştığını ve bu sığınmacıların iltica haklarından faydalanacaklarını belirtti. Bakan Collomb, Fransa’nın bu sığınmacıları kabul ederek ülkesinin diğer Avrupa ülkeleriyle dayanışma içinde olduğunu gösterdiğini ifade etti. Mission Lifeline’nın Libya açıklarında kurtarılan 233 kaçak göçmeni taşıyan gemisi, bir hafta önce Malta’ya gelmişti. Hollanda bandıralı gemide bulunan göçmenlerin işlemleri tamamlandıktan sonra Malta, İtalya, Fransa, İrlanda, Lüksemburg, Portekiz, Belçika ve Hollanda arasında dağıtılması konusunda anlaşmaya varılmıştı. Gemi, iki hafta önce İtalya ve Malta arasında gerginliğe yol açmıştı. İtalya İçişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini, geminin Malta tarafından kabul edilmesi ve gemi mürettebatının gözaltına alınması gerektiğini ileri sürmüştü. Daha önce de göçmenleri taşıyan başka bir geminin kabulü konusunda İtalya’yla kriz yaşayan Malta tepki göstermişti. Salvini, geçen hafta da İtalya’ya gelmesi durumunda gemi mürettebatını “yasa dışı göçe yardım etmekten” yargılayacaklarını dile getirmişti.

(Hürriyet, 5 Temmuz 2018)

 

Suriyeli Berberler, Yerli Esnafı Zora Soktu

Suriyelilerin Türkiye’de sıkça yaptıkları mesleklerden biri de berberlik. İstanbul’da Berberler Odası’na kayıtlı 60 Suriyeli berber var ancak gerçekte sayılarının çok daha fazla olduğu belirtildi. Esnaf, Suriyelilerin Berberler Odası’nın belirlediği fiyat listesine uymamalarından şikayetçi. Sözcü’den Derin Gökçe’nin haberine göre, ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan Suriyeliler şirket açmaya devam ediyor. Kimi yasal yollarla bir iş yeri kurarken kimisi de hiçbir resmiyeti olamadan işyeri açıyor. Yasal olmayan iş yerlerinin en başında ise berberlik geliyor. İstanbul Umum Erkek Berberler Odası Başkanı Şükrü Akyüz Türkiye’deki berberliğin yasal çerçevelerle çizilmiş kuralları olduğunu ancak Suriyelilerin bu kurallara uymadığını ve bu yüzden sektör olarak çok büyük sıkıntı yaşadıklarını söylüyor. Akyüz, “İstanbul’da binlerce Suriyeli berber var. Hiçbirinin ne vergi levhası ne de bir belgesi var. Hepsi kaçak. Suriyelileri bizim berberler odasının uyguladığını kurallara da uymuyor. Örneğin bazı bölgelerde pazar günleri berberler kapalı oluyor ancak bu kişiler pazarları açıyor. Yerli üreticimizin işleri allak bullak oluyor” dedi. Bazı Türk vatandaşlarının Suriyeli berberlere gittiğini de belirten Akyüz, “Suriyeliler hiçbir vergi ödemediğinden fiyatları da ucuz oluyor. Bazı vatandaşlarda berber ücreti ucuz olduklarından dolayı bu tür yerleri tercih ediyor. Dolayısıyla yerli vatandaşımızın hayatta kalması ticaret yapması daha da zorlaşıyor” ifadesini kullanıyor. Akyüz, “Hangi berbere giderseniz gidin ilk şikayetleri Suriyeli berberler olacaktır. İnanın bize bu konuyla ilgili bir dokunsanız bin ah işitirsiniz. Çok şikayetçiyiz” dedi. Sadece İstanbul’da binlerce Suriyeli berber olduğunu söyleyen Akyüz, en çok Aksaray, Esenyurt, Bahçelievler, Bağcılar gibi semtlerde yoğunlaştıklarını söyledi.

‘Türkiye’de Saç-Sakal Traşı 15, Suriye’de 5 TL’

Aksaray’da 1 yıldır berber dükkanı işleten Nadir Maosous, Suriye’de de bir berber dükkanı olduğunu söylüyor. Maosous, “Türkiye’de ayrı Suriye’de ayrı dükkanım var. Türkiye’de saç-sakal traş 15 lira… Suriye’de 5 lira… Burada 2 bin TL kira veriyorum. Suriye’de 100 TL veriyorum. Ayrıca burada işlerimiz çok güzel. Türk vatandaşlar çok geliyor. Vatandaş ne isterse aynısını yapıyorum anlaşma konusunda da bir sıkıntı yaşamıyoruz. Ayrıca Suriye’den aldığım kuaförlük belgem de var” dedi. Türkiye’de kirada yaşadığını ve Suriye’den 6 kardeş geldiğini söyleyen Maosous, “Burada kardeşlerimle birlikte kirada yaşıyorum. Biri tekstil sektöründe diğeri ise mobilya sektöründe çalışıyor. Aralarında tek patronluk yapan benim” ifadelerini kullandı.

İsmini vermek istemeyen diğer bir Suriyeli berber dükkanı sahibi ise İşlerinin çok iyi olduğunu, fiyatların uygun olmasından dolayı çok fazla müşteri geldiğini söylüyor. Gelen müşterilerle de iyi anlaştıklarını ve hiçbir sıkıntı yaşamadıklarını belirten dükkan sahibi, “İşlerimiz iyi, 1 Türk çalışanımız 5 Suriyeli çalışanımız var. Hepsi de işlerinde çok iyiler. Nasıl bir traş isterseniz harfiyen yapar. Hiçbir sıkıntı yaşamazsınız… Ayrıca tüm müşterilerimizde bizden çok memnunlar hiçbir konuda şikayetçi değiller” diye konuştu.

‘Hem Ucuza Çalışıyorlar Hem De Müşterilerin Dilinden Anlıyorlar’

Yine Aksaray’da berber dükkânı işleten Turgay Gül ise Suriyelilerden bıktıklarını ancak bir esnaf olarak da rekabet ettiklerini söylüyor. Gül, eskiden tüm çalışanlarının Türk olduğunu ancak son dönemde yoğunlaşan, Iraklı, Suriyeli ve Arap müşterilerinden dolayı çalışanlarının hepsinin Suriyeli olduğunu belirtiyor. Gül, “Şu an çalışanlarımın çoğu Suriyeli, hem daha ucuza çalışıyorlar hem de müşterilerimiz dilinden anlıyorlar. İki taraf da memnun. Ben de paramı kazanıyorum. Ancak şöyle bir durum var. Suriyeli ve Arap müşterileri memnun etmek çok zor. Türk vatandaşı tıraş ettiğimizde 20 dakika sürüyor. Suriyeli vatandaşı tıraş ettiğimizde 1.30 saat sürüyor. Beğenmezse de para vermiyor. Çok sıkıntı yaşıyoruz” dedi.

(Sputnik, 5 Temmuz2018)

 

Tehlikeli Gerginlik: Mahalleli Sokağa Döküldü

Gaziantep’te, Suriye uyruklu 60 yaşlarında ismi açıklanmayan kişinin parkta Down sendromlu 5 yaşlarındaki kız çocuğuna cinsel istismarda bulunduğu iddiası, mahalleyi ayağa kaldırdı. Suriyeli’nin evinin önünde toplanıp taş atarak linç girişiminde bulunan kalabalığa, polis biber gazıyla müdahale etti. Suriyeli aile, güçlükle mahalleden tahliye edildi. Valilik taciz edildiği ileri sürülen çocuğun tespiti için çalışmaların sürdüğünü duyurdu. Öte yandan sosyal medya yoluyla provakasyon yaptığı belirlenen 16 kişi için işlem başlatıldı. Olay, akşam saatlerinde Gümüştekin Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Suriye uyruklu 60 yaşlarında ismi açıklanmayan kişi, 5 Haziran Parkı’nda 5 yaşlarındaki Down sendromlu kız çocuğuna cinsel istismarda bulundu. Yine iddialara göre bunu görenlerin saldırdığı Suriyeli koşarak 10 metre mesafedeki evine girdi. Olayı kısa sürede haber alan mahalleli, Suriyeli ailenin evinin önünde toplanıp taşlarla saldırdı. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi. Polis, öfkeli kalabalığı sakinleştirmek için uzun süre çabaladı ancak eve taşlarla saldırıp, Suriyeli aileyi linç etmek isteyenler uyarılara aldırış etmeden tepkilerini sürdürdü.

Biber Gazlı Müdahale

Bunun üzerine polis, biber gazıyla kalabalığı dağıtmaya çalıştı. Ardından evin önüne yanaşan polis otosuna konulan Suriyeli adam uzaklaştırdı. Aracın arkasından taş atıp koşanlar güçlükle engellenirken, polis aracının da camı kırıldı. Çevik kuvvet ekiplerinin kalabalığı dağıtmasının ardından Suriyeli aile, zırhlı özel harekat aracına konularak mahalleden tahliye edildi.

“İdam İsteriz” Sloganları

Gözaltına alınan taciz şüphelisi emniyete götürülürken, ailesi ise güvenlik gerekçesiyle başka yere yerleştirildi. Mahalledeki gerginlik uzun süre devam ederken, vatandaşlar ’İdam isteriz’ sloganları attı.

Tedbir Alındı

Evin çevresinde güvenlik tedbirlerini sürdüren ekipler, vatandaşları da sakinleştirerek evlerine dönmelerine istedi. İl Emniyet Müdürü Faruk Karaduman da olay yerine gelerek vatandaşlarla görüştü. Bu arada, yaşanan gerginlik sırasında darbedilen bir Suriyeli, ambulansla Dr. Ersin Arslan Devlet Hastanesine kaldırıldı.

Valilik: Tespit Çalışmaları Sürüyor

Gaziantep Valiliğinden, kız çocuğuna yönelik istismar iddiasıyla ilgili Suriye uyruklu Şüphelinin gözaltına alındığını ve adli tahkikat başlatıldığı bildirildi. Valilik basın bürosundan yapılan yazılı açıklamada, saat 19.00 sularında Şahinbey ilçesine bağlı Hoşgör Mahallesi’nde bir parkta 60 yaşlarındaki R.C. adlı Suriyeli şüphelinin bir grup tarafından küçük bir kız çocuğuna yönelik istismar iddiasıyla darbedildiği ihbarı alındığı belirtildi. Açıklamada şunlar kaydedildi: “Olay yerine sevk edilen ekiplerimiz tarafından R.C. adlı şüpheli gözaltına alınarak adli tahkikat başlatılmıştır. İstismar edildiği iddia edilen çocuğun tespitine yönelik çalışmalar devam ediyor.”

Provakasyon Gözaltıları

Öte yandan istismar iddiasıyla ilgili sosyal medya yoluyla halkı kaos ortamına sürüklemeye çalıştığı belirlenen 16 şüpheli hakkında yasal işlem başlatıldığı bildirildi. Valilikten yapılan ikinci yazılı açıklamada, Şahinbey ilçesi Hoşgör Mahallesi’nde gözaltına alınan şüpheli R.C’nin, çocuğa yönelik istismar iddiası üzerine darbedilmesiyle olayların başladığı belirtildi. Açıklamada, “Gözaltına alınan şüpheli R.C. adlı şahsın çocuğa yönelik istismar iddiasıyla darbedilmesiyle başlayan olayı bahane ederek sosyal medya yoluyla halkı kışkırtarak toplumu kaos ortamına sürüklemeye çalıştığı tespit edilen 16 şahıs hakkında yasal işlem başlatılmıştır.” ifadesine yer verildi.

(Hürriyet, 5 Temmuz 2018)

 

Nusaybin’de Göçmen Sağlığı Merkezi Hizmet Vermeye Başladı

Mardin’in Nusaybin ilçesinde Göçmen Sağlığı Merkezi kuruldu. Sağlık Merkezi, Nusaybin Kaymakamı ve Belediye Başkanvekili Ergün Baysal, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Hidayet Bakaç, Başkan Yardımcıları Uzm. Dr. Tuğba Çalışkan, Ahmet Doğan ve Nusaybin İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Emin Ay’ın katılımıyla düzenlenen törenle hizmete açıldı. Merkezin 08.0017.00 saatleri arasında Suriyeli vatandaşlara sağlık hizmeti vereceği belirtildi.

(Haber Türk, 6 Temmuz 2018)

 

Suriyelilerin Yaşadığı Mahallelerde Güvenlik Önlemleri Artırıldı

Gaziantep’te bir çocuğun taciz edildiği iddiasıyla bazı kişilerin sokaklara çıkarak Suriyelileri hedef alıp iş yeri, ev ve araçlara saldırması sonrası polis, Suriyelilerin yaşadığı bölgelerde güvenlik önlemlerini artırdı. Polis, sosyal medya yoluyla toplumu kışkırtmaya çalıştığı ileri sürülen 16 kişi hakkında yasal işlem başlattı. Gaziantep’te 60 yaşlarında bir şahsın Suriyeli çocuğu taciz ettiği iddiasıyla gece vatandaşlar sokağa çıkarak, ellerinde sopa ve taşlarla Suriyelilere ait ev, iş yeri ve araçlara saldırmış, öfkeli vatandaşlar Suriyelilere ait bazı iş yerlerindeki tabelaları da sökerken, bölgeye çok sayıda polis ekibi sevk edilmişti. Gaziantep Valiliğinden, gerginliğe neden olan taciz iddiaları ile ilgili yapılan açıklamada, “Bugün saat 19.00 sıralarında Şahinbey İlçemiz Hoşgör Mahallesindeki parkta 60 yaşlarındaki (R.C) adlı şüphelinin bir grup vatandaş tarafından “küçük kız çocuğuna yönelik istismar” iddiasıyla darp edildiği ihbarı alınmıştır. Olay yerine sevk edilen ekiplerimiz tarafından (R.C) adlı şüpheli şahıs gözaltına alınarak adli tahkikat başlatılmış olup, istismar edildiği iddia edilen çocuğun tespitine yönelik çalışmalar devam etmektedir” denildi.

Provokatörlere Yasal İşlem

Suriyelilerin yaşadığı bölgelere sevk edilen polis ekipleri gece boyu nöbet tutarken, benzer olayların yaşanmasını önledi. Ekipler gündüz de bu bölgelerde geniş güvenlik tedbirleri aldı. Yaşananlar nedeniyle Suriyelilerin işlettiği dükkanlar ise bugün kepenklerini açmadı. Yaşanan gerginliğin ardından sosyal medya hesaplarından halkı kışkırtmak isteyen kişilere yönelik soruşturma başlatıldı. Polis olaylarla ilgili 16 kişi hakkında yasal işlem başlattı. Valilikten yasal işlemlerle ilgili yapılan açıklamada, “Şahinbey İlçemiz Hoşgör Mahallesindeki parkta 05.07.2018 Perşembe günü bir grup vatandaşımızın İl Emniyet Müdürlüğümüz ekiplerince gözaltına alınan şüpheli (R.C) adlı şahsı “çocuğa yönelik istismar” iddiasıyla darp etmesiyle başlayan olayı bahane ederek, sosyal medya yoluyla halkı kışkırtarak toplumu kaos ortamına sürüklemeye çalıştığı tespit edilen (16) şahıs hakkında yasal işlem başlatılmıştır” denildi.

(Milliyet, 6 Temmuz 2018)

 

Almanya’dan 12 Bin Sığınmacı Ülkesine Döndü

Almanya’da hükümetin başlattığı girişimle mali yardım alarak gönüllü olarak ülkesine dönen sığınmacıların sayısının 12 bin olduğu belirtildi. Alman hükümetinin ülkesine gönüllü olarak dönme kararı alan sığınmacılar için başlattığı “StarthilfePlus” adlı yardım programından yararlananların sayısı açıklandı. Federal İçişleri Bakanlığı’nın Sol Parti’nin soru önergesine verdiği yanıta göre yardım programının başlatıldığı 2017 Şubat ayından bu yılın Nisan sonuna dek yaklaşık 12 bin sığınmacı mali yardım alarak ülkesine döndü.

En Fazla Başvuru Iraklı Sığınmacılardan

2017 yılında ülkesine dönmek için yardım programına başvuranlardan 10 bininin talebi kabul edildi. En fazla başvuru Iraklı sığınmacılardan geldi. Onları bin 307 başvuru ile Rusya, 951 başvuru ile Afganistan vatandaşları izledi. Hükümet bu programla Almanya’da iltica başvurusu kabul edilme ihtimali düşük sığınmacıları ülkelerine dönmeye teşvik etmeyi hedefliyor.

Hükümet 40 Milyon Euro Ayırmıştı

Programdan yararlanan yetişkin sığınmacılara 800 – bin 200 euro ödeniyor. 12 yaşın altındaki çocuklar ise bu miktarın yarısını alabiliyor. Almanya’yı terkedecek aile dört kişiden fazlaysa o zaman 500 euro ekstra ödeniyor. Sığınmacılar iltica başvuru süreçleri sonlanmadan bu yardım programına başvururlarsa bu durumda en yüksek miktar olan bin 200 euro yardım alabiliyor.

Bin 585 kişi yararlandı

İçişleri Bakanlığı’na göre şu ana dek bu durumdaki bin 585 kişi programdan yararlandı. İltica başvurusu reddedilen ve bu karara hukuki olarak itiraz etmeyerek ülkesine dönme kararı alanlara ödenen miktar ise 800 euro. Alman hükümeti bu yardım programı için 2017 yılında 40 milyon euro bütçe ayırmıştı.

(Deutsche Welle, 5 Temmuz 2018)

 

Muş’ta 88 Yabancı Uyruklu Kaçak Şahıs Yakalandı

Muş İl Emniyet Müdürlüğü ekiplerince yapılan çalışmada sonucunda 88 yabancı uyruklu kaçak şahıs yakalandı. Muş Valiliğinden yapılan açıklamada, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince Korkut ilçesinde yapılan çalışmalar sonucunda 3 aracın durdurulduğu belirtildi. Açıklamada, “3 aracın içinde 74 Afganistan, 14 Pakistan uyruklu olmak üzere toplam 88 yabancı uyruklu kaçak şahıs yakalanmıştır. Araç sürücüsü olan 3 şüpheli şahıs hakkında ‘Göçmen Kaçakçılığı’ suçundan adli işlem başlatılmış olup, yabancı uyruklu şahıslar ise İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edilmiştir. İlimizde her türlü suç ve suç oluşumlarına karşı kesintisiz mücadelemiz sürdürülecektir” denildi.

(Milliyet, 6 Temmuz 2018)