Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

AB'ye İltica Başvuruları Azaldı

Avrupa Birliği ülkelerinde yapılan iltica başvurularında yılın ilk dört ayında geçen yılın aynı zaman dilimine göre yüzde 20 düşüş yaşandığı belirlendi. Avrupa'ya Balkan rotası üzerinden gelen mülteci sayısı artış göstermesine rağmen Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde yapılan iltica başvurularının sayısı düştü. Funke Medya Grubu Salı günü, AB üyesi devletlerin kendilerini ilgilendiren rakamları aktarmasıyla oluşturdukları AB ön uyarı ve önlem sistemi üzerinden elde edilen verileri yayınladı. Söz konusu verilere göre, 2018'in başlangıcından Nisan ayının sonuna kadar yaklaşık 176 bin sığınmacı ilk kez iltica başvurusunda bulundu. Bu, 2017 yılının aynı zaman dilimindeki rakamlara göre yüzde 20 daha az. Almanya'daki başvuruların da Avrupa geneliyle örtüştüğü kaydedildi. Alman Federal Göç ve Mülteciler Dairesi'nin (BAMF) istatistiklerine göre yılın ilk dört ayında iltica başvuruları aynı şekilde bir önceki yıla göre yüzde 20 oranında düşüş gösterdi. AB bünyesindeki mültecilerin çoğunlukla Suriye, Irak ve Afganistan'dan olduğu belirtildi. Ayrıca Venezuela'dan gelen sığınmacı sayısında kayda değer bir artış olduğu gözlendi. Protestan haber ajansı EPD'nin sorularını yanıtlayan Avrupa istatistik kurumu Eurostat, sözkonusu trendin doğru olduğunu teyit etti. Buna rağmen Eurostat sözcüsü, sözkonusu rakamların henüz "tam" olmadığını söyleyerek iltica başvurularının sayısının topyekün düştüğünü söylemenin doğru olmayacağını vurguladı.

(NTV, 6 Haziran 2018)

 

Gitmek ya da Gitmemek: Lübnan'daki Suriyelilerin İkilemi

2011'den bu yana, yaklaşık 20 milyonluk bir savaş öncesi Suriye nüfusunun 5,5 milyondan fazlası ülkesini terk etti ve 6.1 milyon yerinden edildi. Türkiye'de 3 milyondan fazla sığınmacı bulunmasına rağmen, 1 milyon ile 1,5 milyon arası komşu ülke Lübnan'a ve 650.000 sığınmacı da Ürdün'e doğru yol aldu. Avrupa'da ise yarım milyon Suriyeli mülteci yaşıyor. Suriye rejiminin savaşı kazanma yolunda olduğu düşünüldüğünde, mültecilerin geri dönmesi için ev sahibi ülkelerden giderek artan sayıda çağrı var. Bu çağrı Lübnan’dan başka hiçbir yerde bu kadar belirgin olmamıştı.

(Gulf News, 6 Haziran 2018)

 

Putin, Avusturya’da Konuştu: Avrupa, Göçmen Akınını Azaltmak İstiyorsa Suriyelilere Yardım Etsin

Avusturya’da resmi temaslarda bulunan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Viyana’nın Suriyeliler için düzenlenen insani programlara katılmak istediğini söyledi. Putin, göçmen akınını azaltmak isteyen Avrupa’nın, Suriyelilere yardım etmesinin bir gereklilik olduğunu ifade etti. Yeniden devlet başkanı seçilip mayısta yeni dönemine başlaması sonrası ilk yurtdışı gezisi için Avusturya'nın başkenti Viyana'ya giden Rusya lideri Putin, Avusturya Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen'in ardından Başbakan Sebastian Kurz'la yaptığı görüşmenin ardından da açıklamalarda bulundu. Kurz'la görüşmelerinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Putin, Avusturya'nın Suriyelilerin desteklenmesi için düzenlenen insani kampanyalarda rol almaya hazır olduğunu söyledi. Rus lider, "Suriye'de dahil olmak üzere komşu ülkelerden göçmen akınının azalmasını istiyorsa, Avrupa'nın insanların evlerine dönmesine yardım etmesi gerekiyor, onlara kendi ülkelerinde hayat kurmaları için yardım etmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı. Bu arada Putin ile Kurz görüşmelerinin sonucunda ülkeleri arasındaki vergi imtiyazının devam ettirilmesi ve her iki tarafın bakanlıkları arasında inovasyon alanında işbirliği yapılması da dâhil olmak üzere çeşitli anlaşmalar imzaladı. Rusya lideri Putin'in Avusturya ziyareti, yeni başkanlık döneminde yaptığı ilk yurtdışı gezisi olmasının yanı sıra son aylarda bir Batı Avrupa ülkesine yaptığı ilk seyahat.

(Sputnik Türkiye, 6 Haziran 2018)

 

BM’den ABD’ye Çağrı: Mülteci Çocukları Ailelerinden Ayırma

Birleşmiş Milletler, ABD’ye güney sınırına gelen göçmen ya da mültecilerin çocuklarından ayrılması uygulamasından vazgeçilmesi çağrısı yaptı. BM İnsan Hakları Dairesi’nden yapılan açıklamada, Trump yönetiminin yasadışı göçün önüne geçilmesi için uyguladığı ‘sıfır tolerans’ politikasının ‘derin endişe’ yarattığı belirtildi. BM Sözcüsü Ravina Shamdasani, ABD’ye gelmek isteyenlerin adli takibe uğradığı, ellerinden alındığı için küçük çocuklarından ayrılmak zorunda kaldığına işaret etti. Shamdasani, “Aileleri ayırmak, aile yaşantısına keyfi ve gayrimeşru bir müdahaledir ve çocuk haklarını ciddi bir şekilde ihlal etmektedir. Caydırıcı olması için göçmenlerin gözaltına alınması, ailelerinden ayrılması, insan hakları standartları ve prensiplerine aykırıdır” dedi.

(Hürriyet, 6 Haziran 2018)

 

Trump Yine Göçmen Çocukların Ebeveynlerinden Ayrılmasına Demokratları Suçluyor

Amerika Birleşik Devletleri Cumhurbaşkanı Donald Trump, salı günü, ikinci kez göçmen çocukların ebeveynlerinden ayrılmasının suçunun Demokratlarda olduğunu iddia etti. Trump’ın salı sabahı attığı tweet’te; ‘‘Sınırdaki çocukları ailelerinden ayırmak, Demokratların geçirdiği kötü mevzuatın kusurudur. Sınır Güvenlik Yasaları değiştirilmeli ama Demokratlar birlikte hareket edemez!’’ ifadelerini kullandı. Chuk Schumer ise Trump’ın tweetine “Açıkça yanlış. Bu Donald Trump yönetiminin politikalarının doğrudan bir sonucudur. Sadece bu barbar politikayı sona erdirebilir” cevabını verdi. Donald Trump 26 Mayıs’ta attığı bir tweette ise çocukları ailelerinden ayıran korkunç kanunu sona erdirmek için Demokratlara baskı yapılması gerektiğini ve ABD’nin ‘Yakala ve Bırak’ politikasının yanı sıra zincirleme göç ve vizelerdeki kura yöntemlerine karşı çıkmak için bu baskının sürdürülmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bir duvar inşa etmeye devam etmeliyiz diyen Trump, Demokratları MS-13 çetesini korumakla suçlamıştır. Çocukları ABD'ye yasadışı yollardan girdikten sonra ebeveynlerinden ayrılmaya zorlayan bir yasa yoktur. Bunun yerine, Demokratlar ve hatta Trump'ın de başsavcısı generaline göre çocukları velilerden caydırıcı olarak ayıran ve mevcut durumla sonuçlanan yönetimin kendi sıfır tolerans politikası vardır. Başsavcı Jeff Sessions, geçtiğimi günlerde konu ile ilgili konuşmak için Hugh Hewitt’in Radio Talk Show’una katıldı. Sessions konuşmasında, insanların  çocuklarından ayrılmak istemiyorsa, onları yanlarında getirmemeleri gerektiğini vurguladı.

(New York Post, 5 Haziran 2018)

 

Hollanda'da Göçmen Karşıtı Örgüte Skandal İzin!

Göç ve İslam karşıtı, ırkçı Batı'nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar (Pegida) örgütü üyeleri, Perşembe günü iftar saatinde Rotterdam'da Diyanet'e bağlı Laleli Camii önünde mangal partisi düzenleyerek, domuz çevirecek. Rotteram'daki Türk ve Müslüman örgütleri ise buna karşılık aynı saatlerde cami çevresinde çiçek bırakma eylemi yapacak. Hollanda'daki diğer büyükşehirler, aşırı sağcı Pegida'nın iftar saatinde cami önlerinde domuz çevirme girişimlerine izin vermemişlerdi. Ancak ülkenin ikinci büyük kenti Rotterdam'ın Fas kökenli Belediye Başkanı Ahmed Abutalib, Pegida'nın gösteri yapmasının yasalara aykırı olmadığı görüşünde. Abutalib, Türk ve Fas kökenli politikacıların ağırlıkta olduğu DENK Partisi'nin, gösterinin yasaklanmasını talebini reddetti. Müslüman bir aileden gelen Abutalib, gösteri yapmanın temel bir yasal hak olduğunu vurguladı, Pegida'nın de bu kapsamda gösteri düzenleyebileceğini belirtti. Rotterdam Belediyesi, DENK'in, gösteri sırasında caminin güvenliğinin sağlanması talebine de, "göstericilerin güvenliğini içermeyen tek taraflı bir talep olduğu gerekçesiyle" olumsuz yanıt verdi. Pegida üyeleri, Türkiye kökenli göçmenlerin yoğun olarak yaşadığı Rotterdam'ın güneyinde yer alan Laleli Camii önünde, Perşembe akşamı bir araya gelecek. Aşırı sağcı grup, iftar vakti mangal partisi düzenleyecek ve domuz çevirecek. Rotteram'daki Türk ve Müslüman örgütleri de aynı saatlerde cami çevresinde çiçek bırakma eylemi yapacak. "Hand in Hand (El ele) 010" adlı oluşumun öncülüğünde bir araya gelecek olan Pegida karşıtları, "nefretin kokusuna karşı çiçeklerden bir sevgi duvarı" oluşturacaklarını açıkladı. Pegida karşıtları, Laleli Camii'nin önündeki kaldırıma da tebeşirle ırkçılık karşıtı metinler yazacak. Hand in Hand 010 adlı oluşumdan yapılan açıklamada, Pegida'nın eylemi, "Müslüman topluma yönelik bir hakaret ve kışkırtma" olarak değerlendirildi. Pegida, Ramazan ayı boyunca Utrecht, Arnhem, Gouda, Lahey ve Rotterdam'daki camilerin önünde mangal partisi be domuz çevirme yapma kararı almıştı. Ancak Utrecht, Arnhem ve Gouda belediyeleri bu eyleme izin vermemişlerdi.

(Sabah, 5 Haziran 2018)

 

Fransa Mültecilere 400 Saat Fransızca Dersi Verecek

Başbakan Edouard Philippe salı günü yaptığı açıklamada, Fransa, mültecilere sundukları Fransız derslerinin sayısını 400 saate çıkarmalarını hedeflediğini söyledi. Ekstra dersler, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından reddedilen sığınmacıların ve kalanların daha fazla desteklenmesini amaçlayan göçmen reformlarının bir parçasıdır. Philippe entegrasyon sorusu için çalışmak üzere kurulan bakanlıklar arası bir komitenin toplantısında, özellikle dili öğrenmek için mücadele eden yeni gelenler için derslerin 600 saate yükseleceğini söyledi. "Fransa'da kalma hakkını verdiğimiz herkes için cumhuriyetimize layık" bir politikaya ihtiyaç duyduğunu da sözlerine eklerken bu planın ne kadar tutacağın dair bir görüş belirtmedi. Ekstra dil dersleri, Macron'un LREM partisinden bir hukukçu olan Aurelien Tache'nin bir raporda düzinelerce önlemin bir parçası olarak önerildi ve bunun 607 milyon avroya (710 milyon $) mal olacağını tahmin etti. Fransa ayrıca mültecilere verilen "yurttaşlık eğitimi" kurslarının 24 saatini, Fransız değerlerini ve iş, sağlık ve konut edinme gibi pratiklikleri açıklamak üzere tasarlandı. Yeni gelenler, mevcut 12 saatlik kursta fazlaca bilgi barajını bulabiliyor. Bunun yanı sıra, Philippe, özgürlük, kardeşlik ve eşitlik gibi temel Fransız değerlerinin anlaşılmasının "bir seçenek değil, bir zorunluluk" olduğunu söyledi. Göçmen ebeveynlere Fransızca dersleri sırasında ücretsiz çocuk bakımı da sunulacak, 18 yaşını doldurmuş gençler ise gençlerin müze gezileri ve diğer kültürel etkinliklere harcadıkları yeni 500 euro'luk "kültür geçişine" erişebilecekler. Philippe, göçmenlere iş bulma konusunda daha iyi yardım da sağlayacak tedbirlerin, Fransa'nın "ulusal ve sosyal uyumu"na bir yatırım olduğunu söyledi. 

Fransa geçtiğimiz yıl 100.000 sığınma başvurusu aldı ve mülteci statüsünü yaklaşık 30.000 kişiye ulaştırarak 14.900'ünü sınır dışı etti. 2016 yılında Calais'deki kötü şöhretli "Jungle" kampı temizlenmiş olsa da, son aylarda Afganistan, Eritre ve Sudan'dan gelen birçok göçmen, Paris'teki kanallar boyunca kamp yapıyor.

(GDN Online, 6 Haziran 2018)

 

Fransa'nın Göç Politikası Çıkmazda

Suriye kaynaklı göç Avrupa’ya yöneldiği günden bu yana, Avrupa’da göç ve göç politikaları yeniden tartışma konusu haline geldi. En son Fransa’da kaçak bir göçmenin balkondan düşmek üzere olan bir çocuğu kurtarması ve bu davranışın Macron tarafından ödüllendirilmesi, Fransa’nın göç konusunda ikiyüzlü bir politika izlediği yorumlarına neden oldu. Mali kökenli göçmen Macron tarafından Elysée’de kabul edilmiş, kendisine vatandaşlık hakkı tanınmış ve hatta Paris itfaiyesinde iş verilmişti. Fransa’nın sert göç ve sığınmacı politikasını bilenler, bunun bir makyaj çalışması olduğunu söylüyor. Avrupa’da göç tartışmaları Suriyeli göçmenlerin Avrupa’nın kapılarını çalmasıyla, sadece demografik meseleler ve göç politikaları değil, göçün muhtemel sonuçları olarak entegrasyon politikası, birlikte yaşam, çok-kültürlülük ve daha da önemlisi İslam ve İslamofobi meseleleri de Avrupa’nın gündemini işgal etmeye başladı. Konunun uzmanlarından biri olan Amerikalı yazar ve gazeteci Christopher Caldwell göçün Avrupa’da bir kriz yarattığına ve İslam’ın Avrupa’yı değiştirmek üzere olan önemli bir faktör olduğuna işaret ediyor. 2009 yılında yayınladığı “Avrupa Devrimi: İslam Bizi Değiştiriyor” adlı eseri krizin bu mahiyetini ele alıyordu. Caldwell kitabında, Avrupa’ya gelen göçmenlerin çoğunun Müslüman olduğunu ve Avrupa kültürünü değiştirdiğini iddia ediyor. Müslüman nüfusun çok küçük bir azınlık oluşturduğunu ve böyle bir grubun Avrupa’yı değiştirme gücünün olamayacağını söyleyenlere yazar şu sözlerle cevap veriyor: “Göç kaçınılmaz bir şekilde, dünyaya özsel olarak farklı bakan kesimleri çatışma içine sokuyor. Göçmenler ister çalışmak amacıyla gelsinler ister baskı ve şiddetten kaçmak için, onların Batılı değerlere hayran olduklarını ve bunları içselleştireceklerini beklemek çok naif bir düşüncedir.” Amerikalı gazeteci Fransa ve Almanya ile alakalı olarak ise şu sözleri sarf ediyor: “Fransa laiklik konusunda ısrarlı ve yeni gelen göçmenlerin dinlerini özel hayatlarında yaşamasını bekliyor. Almanya göçmenlerle bir entegrasyon sözleşmesi imzalamak istiyor. Her iki ülkeye göre de yeni gelen göçmenler kadın ve eşcinsellerin hakları ve dini hoşgörü gibi Avrupai değerleri benimsemelidirler. Bu konularda sadece pazarlık yapmanın yeterli olacağı düşünülüyor. Hiç unutmamak gerekir ki bir toplumdaki kurallar demografik bakımdan güçlü olanlar tarafından belirlenir.” Bu sözlerinden anlaşılıyor ki yeniden tartışmanın başına dönüyoruz. Küçük bir Müslüman azınlık grup nasıl oluyor da Avrupa’yı ve değerlerini değiştirebiliyor. Eğer “bir toplumdaki kuralları demografik olarak güçlüler belirliyorsa” ve Avrupa’da Müslümanların toplam nüfusa oranı hemen hemen her ülkede yüzde 10’a bile ulaşmıyorsa, İslam Avrupa’yı nasıl değiştiriyor? Tüm anti-İslam çevreler bu soruya cevap vermekte zorlanıyorlar. Burada açıkça Avrupa geleneğine özgü bir “günah keçisi” arama teşebbüsünün olduğunu ya fark etmiyorlar ya da bile bile böyle bir teoriyi yaygınlaştırmak istiyorlar. Fransa seçimlerindeki en önemli konu: Göçmenler ve sığınmacılar Fransa’da seçimler sırasında beş adayın ilk televizyon konuşmasında öncelikli konu olarak göç gündeme gelmiş ve bu konuda keskin bir tartışma yaşanmıştı. Kamuoyu eğitim, güvenlik, sosyal güvenlik ve Avrupa Birliği gibi konularda liderlerin tartışmasını beklerken, açılıştaki aktüel sığınmacı krizi tartışması tüm tartışmanın akışını belirlemişti. Televizyon konuşmasında Le Pen saldırgan bir tutumla “Legal ve illegal göçün durdurulması” ya da “10 bin göçmenle sınırlandırılmasını” savunurken, sol kanat adayı Jean-Luc Melenchon bu öneriye şiddetle karşı çıkmıştı. Le Pen en çok Macron ile sekülerizm (ya da daha doğrusu laiklik) konusunda çatışma içine düşmüştü. Le Pen “burka” ve çok-kültürlülüğe karşı olduğunu belirttikten sonra, Macron’un henüz durumun vahametinin farkında olmadığını iddia etmişti. Beş başkan adayı içinde tek Avrupa yanlısı olan Macron, Fransa’nın Avrupa Birliği içinde kendine düşen sorumlulukları yerine getireceğini ifade etmiş ve göç konusunun Avrupa ölçeğinde birlikte kararlar alarak çözüleceğini vurgulamıştı. Peki, geçen zaman içinde ne oldu? Macron’un Fransası göç konusundaki sorumluluklarını üstlenebildi mi? Macron döneminde göç politikası Geçtiğimiz yıl cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra Macron katı bir göç politikası izleyeceğini açıklamıştı. Gözlemciler Macron döneminde izlenen politikayı, bugüne kadar izlenen en sert politika olarak yorumluyor. Fransız İçişleri Bakanı Gerard Collomb yaptığı açıklamada “Kabul edilen sığınmacıların şartlarının iyileştirileceğini, buna karşın yeni başvuran sığınmacıların ise işlemlerinin hızla yapılıp ülkelerine geri gönderileceğini” bildirmişti. Kendisiyle yapılan bir söyleşide “Almanya’nın kabul etmediği 300 bin sığınmacı bize gelmek istemektedir. Şimdi bunların hepsini alalım mı? Hayır, bu durumda Lyon ölçeğinde bir kent inşa etmemiz gerekir” şeklinde açıklamalarda bulunmuştu. 2018 yılının başında yaptığı bir açıklamada “Sınırları kapatmıyoruz; sıkı ama adil bir politika izliyoruz” derken içişleri bakanı göçle ilgili şu bilgileri kamuoyuyla paylaşmıştı: “Geçen yıl 100 bin kişi mülteci olarak başvurdu. 85 bin kişiyi içeri bırakmadık. Eğer bıraksaydık yılda 185 bin kişi alacaktık. Bu Rennes şehrinin nüfusu kadar insandan oluşmaktadır.” Fransa’da sadece mültecilerin sayısında bir artış söz konusu değil, aynı zamanda içeri alınan mültecilerin barındırılması da çok büyük bir problem. Giderek daha fazla mülteci, barınak olmamasından dolayı sokakta yaşıyor. Fransa’nın kuzeyinde bulunan Calais kentinde yüzlerce göçmen bir sanayi alanındaki ağaçların arasında yaşıyor. Paris’te mülteciler sokaklarda dolaşıyor ya da çadırlarda oturuyorlar. Fransa’nın göç ve entegrasyon politikası iflas mı etti? Mülteci konusu Fransa’da göçmen politikalarının önemli ve tartışmalı bir konusu olsa da göçmenlerle ilgili sorunlar bundan ibaret değil. Gözlemciler Fransa’nın hem mülteci hem de entegrasyon politikalarının iflas ettiğini söylüyor. Buna gerekçe olarak ise birçok genç göçmenin DEAŞ safında savaşmak i&cc
edil;in Suriye’ye gittiğini, banliyölerde öteden beri işsizlik, ayrımcılık ve polis denetiminden dolayı göçmenlerin rahatsızlık yaşadığını ve gereksiz laiklik-İslam tartışmalarıyla kamuoyunun gerildiğini belirtiyorlar. En son 300 aydın tarafından imzalanan bildiri, Müslümanlarla ilgili hoşnutsuzluğun başka bir boyutunu dile getiriyor. Aydınlar ve siyasetçiler antisemitizmin arttığını ve bunun da arkasında “aşırı” Müslümanların olduğunu savunuyorlar. Tüm bu yaşanan sorunlar dikkate alındığında, Fransa’nın göçmenler konusunda iyi bir sınav vermediği açıkça görülüyor. İçeride artan sorunlar daha az mülteci alınmasını gerekli kılarken, şu an alınan mülteciler bile sokakta yaşamak zorunda kalıyor. Bu durumda Fransa, Hollandalıların deyimiyle “gemi ile rıhtım arasında” sıkışmış görünüyor.

(Anadolu Ajansı, 05 Haziran 2018)

 

Belçika Mülteci ve Göç Bakanı Francken: Sığınmacı Sorunu Çözülmezse AB Dağılır

Belçika Mülteci ve Göç Bakanı Theo Francken, "Kendi sonumuzu hazırlıyoruz. Eğer sığınmacı sorunu çözülemezse, Avrupa Birliği birkaç yıla kadar dağılır" dedi. Lüksemburg'da gerçekleştirilen Avrupa Birliği (AB) İçişleri ve Adalet Konseyi toplantısı öncesinde açıklama yapan Belçika Mülteci ve Göç Bakanı Theo Francken, yasa dışı sığınmacı akınının durdurulması halinde Belçika'nın gerekli tavizleri vermeye hazır olduğunu belirtti.

"Avrupa bir ev ve 3 yıldır hangi odada kimin kalacağını tartışıyoruz. Ancak öncellikli olarak evin ön ve arka kapısını kapatmalıyız" diyen Francken, AB'de sığınmacı konusundaki tartışmaların gerçek sorunları ele almadığını savundu. Francken, sığınmacı sorununu çözmek için "Avustralya modelinin" benimsenmesi gerektiğini söyleyerek, böylelikle yasadışı sığınmacı akının tamamen durdurulacağını ve yasal yollardan gelen sığınmacılara kapıların açılabileceğini ifade etti. AB ve Türkiye arasında imzalanan 18 Mart sığınmacı mutabakatına benzer bir anlaşmanın Tunus ile imzalanması gerektiğini savunan Francken, böylelikle Libya'dan gelen sığınmacıların tekrar Tunus'a gönderilebilmesi için imkan ortaya çıkacağını söyledi. Francken, yasadışı sığınmacılara "tüm kapılar kapanmadan" AB üyelerinin dayanışma göstermeyeceğini belirterek, "Kendi sonumuzu hazırlıyoruz. Eğer sığınmacı sorunu çözülemezse, AB birkaç yıla kadar dağılır" diye konuştu.

(TRT Haber, 5 Haziran 2018)

 

Almanya’dan Estonya’ya Seçilen Mülteciler İçin Geri Dönüşler Başladı

İki aileyi kapsayan 13 mülteci arasında yer alan seçilmiş mülteciler, Almanya’dan uluslararası koruma sağlandıktan sonra Endonezya’ya gitmek üzere ayrıldı. Estonya tarafından koruma sağlanan başka bir Suriye vatandaşı da Mayıs ayında ülkesine geri döndü. 2017 yılının farklı zamanlarında Estonya’yı terk eden üç aile toplamda 13 kişiden oluşuyor.  Üprus-Tali'ye göre, tıpkı Estonya'nın tüm daimi sakinleri gibi Estonya'ya geri gönderilen uluslararası korumadan yararlananlar, nüfus kayıtçısına göre ikamet ettikleri belediye ile bağlantılıdır. Bakan, uluslararası korumadan yararlanan bir kişinin, altı aylık bir süre içinde toplamda 90 günden fazla olmamak üzere Estonya'dan uzaklaşma hakkına sahip olduğunu da sözlerine ekledi. Bu sınırın aşılması halinde, hükümetin uluslararası koruma yararlanıcısına yaptığı tüm ödemelerin kesileceği bildirildi. Bakanlık yetkilisi, "Estonya’ya geri döndükten sonra, yardımların ödenmesi devam edebilir, ancak bunun için ilgili makamlara başvurulmalıdır" dedi. Estonya, AB üye ülkeleri tarafından 2015 yılında kabul edilen göçmen plan çerçevesinde 98 yetişkin ve 108 çocuk da dâhil olmak üzere 206 mülteciyi kabul etti. Kabul edilen 206 ülkeden 141'i Yunanistan'dan, 59'u Türkiye'den ve 6'sı İtalya'dan geldi.

(ERR News, 5 Haziran 2018)

 

Tunus Açıklarında Batan Göçmen Teknesinde Ölü Sayısı 60’a Yükseldi

Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), dün gece saatlerinde yayınladığı açıklamada, mültecileri taşıyan bir teknenin önceki gün Tunus açıklarında batığını ölü sayısının 60’a yükseldiğini duyurdu. UNHCR Tunus Temsilciliği Başkanı Lorena Lando, “Tunus’un Sfakes kentindeki Habib Burgiba hastanesine taşınan 60 kurbanın 48’i Tunus vatandaşıydı” dedi. İnsan kaçakçıları son zamanlarda Tunus’u bir çıkış yeri olarak kullanmaya başladı. Daha önce Avrupa’ya gitmek isteyen yasa dışı göçmenleri Libya sahillerinden Avrupa’ya götüren kaçakçılar, Libya’da sahil güvenlik önlemlerinin artması üzerine rotalarını Tunus’a çevirdi. Yasadışı göçmen sayısında artış devam ediyor. UNHCR’ye göre, 30 Nisan’dan bu yana bin 910 yasadışı Tunuslu göçmen İtalya sahillerine ulaştı. Geçen yılın aynı aralığında ise bu sayı 231’di. Güvenlik kaynakları, önceki gün Karkanna açıklarında batan mülteci teknesinde 180 kişinin bulunduğunu bildirdi. Olaydan sağ kurtulmayı başaran göçmenler, teknenin batacağını ve sahil güvenlik kuvvetlerine yakalanacaklarını anlayan kaçakçıların tekneyi terk ettiğini ifade etti. Tunus ve diğer Afrika ülkelerinin büyük çoğunluğunda yaşanan işsizlik nedeniyle birçok kişi Tunus sahillerinden İtalya’nın güneyindeki Sicilya Adası’na ulaşmak amacıyla Akdeniz’e ulaşıyor. “İtalya, mülteci kampı olmayacak” İtalya’da geçtiğimiz Cuma günü yemin ederek göreve başlayan yeni Başbakan Matteo Salvini, “İtalya, bundan sonra Avrupa’nın mülteci kampı olmayacak” dedi. Salvini, hükümetin İtalya’ya mülteci akımını durdurmak ve mültecileri ülkelerine göndermek için gerekli icraatları yapacağını sözlerine ekledi.

(Şarku'l Avsat Türkçe, 06 Haziran 2018)

 

35 Bin Suriyeli, Bayram İçin Ülkesine Gitti

Ramazan Bayramı'nı ülkelerinde geçirmek için Kilis'in Öncüpınar Kapısı'ndan geçiş yapan Suriyelilerin sayısı, 35 bini buldu. Ramazan Bayramı'nı ülkelerinde geçirmek için internet üzerinden randevu alan Suriyeli sığınmacılar, Kilis'teki Öncüpınar Sınır Kapısı'nda işlemlerini yaptırarak, sınırı geçiyor. Otobüslerle sınırı geçip, Suriye tarafına giden Suriyelilerin sayısı ise 35 bine ulaştı. Bayramı ülkesinde geçirmek için başvuran 74 bin Suriyelinin geçişi ise bayrama kadar devam edecek.

(Haber Türk, 6 Haziran 2018)

 

Didim'de 23'ü Çocuk 43 Kaçak Göçmen Yakalandı

Didim’de yasadışı yollardan yurt dışına kaçmaya çalışırken yakalanan 43 göçmenin 23’ü çocuk çıktı. Edinilen bilgiye göre, Didim’in Tuz Burnu mevkiinin kuzeyinde bir grup kaçak göçmenin lastik bir botla yasadışı yollardan Yunanistan’ın Sisam Adası’na kaçmaya çalıştığı yolunda ihbar alan Sahil Güvenlik ekipleri, kaçak göçmenle görevlendirilen Sahil Güvenlik uçağı ile tespit etti. Uçak tarafından deniz üzerindeki bulunduğu nokta tespit edilen kaçak göçmen botu Sahil Güvenlik botu tarafından durduruldu. Bot içerisinde bulunan 23’ü çocuk, 14’ü kadın toplam 41 kaçak göçmen gözaltına alındı. Sağlık kontrolünden geçirilip, ifadeleri alınan 37’si Suriye, 6’sı Afganistan uyruklu kaçak göçmenler il göçmen bürosuna teslim edildi.

(Milliyet, 5 Haziran 2018)

 

Edremit'te Botları Sürüklenen 51 Kaçak Göçmen Kurtarıldı

Balıkesir'de, yasa dışı yollarla Yunanistan'ın Midilli Adası'na geçiş yapmak için denize açılan ve botları arıza nedeniyle sürüklenen 51 kaçak göçmen, Sahil Güvenlik Komutanlığı'na bağlı ekipler tarafından kurtarıldı. Edremit ilçesi Altınoluk Mahallesi Mıhlı mevkiinden Yunanistan'ın Midilli Adasına gitmek isteyen 21'i çocuk, 10'u kadın, 20'si erkek toplam 51 kaçak göçmen lastik bot ile denize açıldı. Kaçakların denizden 1 mil açıldıktan sonra motoru bozulan bot sürüklenmeye başladı. Kaçaklar bölgede devriye görevi yapan Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı 'TCSG 6' Bot Komutanlığı ekipleri gece yarısı saat 02.00 sıralarında tespit edilip, kurtarıldı. Küçükkuyu'daki Sahil Güvenlik Karakolu'na getirilen kaçaklara burada eşofman, ayakkabı, gıda paketi ve su verildi. Kaçaklar, işlemlerinin ardından Ayvacık Yabancılar Geri Gönderme Merkezi'ne teslim edildi.

(Doğan Haber Ajansı, 6 Haziran 2018)

 

Suriyeli Mülteci, Denizden 13 Saat Sonra Kurtarıldı

Antalya’daki tekne faciasında suya düşen Suriyeli mültecinin kurtarılma görüntüleri ortaya çıktı. Suriyeli mülteci, düştüğü denizden 13 saat sonra kurtarıldı. Antalya'nın Demre ilçesinde önceki gün saat 02.22'de, içinde göçmenlerin bulunduğu sürat teknesinin tehlikede olduğu veya batmış olabileceği bilgisi alındı. Bunun üzerine Sahil Güvenlik Korveti, 4 Sahil Güvenlik Botu, Sahil Güvenlik uçağı ve Sahil Güvenlik helikopteri bölgeye sevk edildi. Sahil Güvenlik ekiplerince yapılan arama kurtarma faaliyetleri sonucunda havadan yapılan incelemeyle tespit edilen 3 erkek ve 1 kadın kurtarıldı. Bölgeye yakın seyreden bir dalış teknesiyle de 1 erkek kurtarıldı. Kurtarılan Suriyeli Mahmut Alus (30), İdris Raşit (38), Ahmet Şerif (34), Zeynep Osman (33) ve Mahmut Zeydan (40) Demre Devlet Hastanesine götürülerek tedaviye alındı.

9 Kişi Hayatını Kaybetti

Kurtarılanların, teknede 1415 kişi oldukları yönündeki ifadeleri üzerine kayıp olduğu değerlendirilen 1 kişinin bulunması için yapılan çalışmalar sonucunda Giyas Vahod (24) sağ olarak kurtarılıp, hastaneye kaldırıldı. Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerinin çalışmaları sonucunda Derin Raşit (13), Dildar Raşit (10), Şiar (8) ile Dicvar Raşit (8) isimli ikizler, Emine Raşit (3), Mehmet Bilal (14), Hüseyin Bilal (45), Elif Bilal (35) ve Zehra Bilal'in (10) cansız bedenleri sudan çıkarıldı. Öte yandan tekneden suya düşerek kaybolan 1 erkek mültecinin kurtarılma görüntüleri ortaya çıktı. Bölgede faaliyet gösteren bir dalış teknesindeki şahıslar tarafından kurtarılan mültecinin ismi henüz öğrenilemedi.

(Haber Türk, 5 Haziran 2018)

 

Kuşadası Körfezi’nde 41 Kaçak Göçmen Yakalandı

Kuşadası Körfezi’nde yasadışı yollardan yurt dışına kaçmaya çalışan 41 kaçak göçmen yakalandı. Edinilen bilgiye göre, Kuşadası Körfezi’nde havadan devriye görevi yapan Sahil Güvenlik helikopteri tarafından Gümüldür önlerinde kaçak göçmen botu tespit edildi. Yasadışı yollardan Yunanistan’ın Sisam Adası’na kaçmaya çalışan göçmenler, sahil güvenlik ekiplerinin aldığı önlem nedeniyle geri dönerek, Gümüldür sahilinden karaya çıkmaya çalıştı. Sahil Güvenlik ekiplerinin Gümüldür Jandarma Karakol Komutanlığı ile yaptığı ortak çalışmayla Suriye uyruklu 41 kaçak göçmen yakalandı. İfadeleri alınan kaçak göçmenler, İl Göçmen Bürosuna teslim edildi.

(İhlas Haber Ajansı, 05 Haziran 2018)