Türkiye’de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Suriyeliler, Ülkelerinden Yapılan “Dönün” Çağrısına İnanmıyor

Ramazan Bayramını ülkelerinde geçirip, Türkiye’ye dönen Suriyeliler, ülkelerinin dışişleri bakanlığından birçok bölgenin terörden arındırıldığı belirtilerek, yapılan ‘dönün’ çağrısına inanmadıklarını söyledi. Suriyeliler, Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın, ülkeye dönecek kişileri öldüreceğini öne sürdü.

Ramazan Bayramı dolayısıyla Kilis’teki Öncüpınar Sınır Kapısı’ndan ülkelerine giden 52 bin 114 Suriyeli’nin Türkiye’ye dönüşü sürüyor. Halep’in Azez ilçesinden Babul Selam Sınır Kapısı’na gelen Suriyeliler, Öncüpınar Sınır Kapısı’na alınıp, işlemleri yapıldıktan sonra yurda giriş yapıyor. Ülkelerine giden Suriyelilerden 21 bini, Türkiye’ye dönerken, sığınmacıların 31 Temmuz’a kadar dönüş yapmaları gerektiği belirtildi.

Bayram sonrası Türkiye’ye dönen sığınmacılar, Suriye Dışişleri Bakanlığı’nca sığınmacıların ülkelerine geri dönmeleri için birçok bölgenin terörden arındırıldığı belirtilerek, yapılan çağrıya inanmadıklarını söyledi. Beşar Esad’ın, ülkeye dönecek kişileri öldüreceğini savunan bir Suriyeli, “7 yıldır insanları öldürüyorlar. Esad yalan söylüyor. Ülkesine dönekleri öldürecekler, kesecekler, hapse atacaklar. Allah Esad’ın belasını versin, Esad Müslüman değil. Esad iyi bir insan olsa 7 yıl boyunca vatandaşlarını öldürmez. Çok insan öldürdü, bebekleri katletti. Esad hala vatandaşlarını öldürüyor. Biz değil, kimse inanmıyor” dedi.

(Hürriyet, 5 Temmuz 2018)

 

Göç ve Sığınmacı Politikası: ‘Bu İnanılmaz Bir Skandal’

Milletvekilleri, AB liderlerinin 3 Temmuz’daki toplantıda AB’nin göç sorununa çözüm bulma konusundaki başarısızlıklarını eleştirdi. 28-29 Haziran tarihli toplantıda Göç ve İltica Politikası Zirvesi’nin sonuçlarını Konsey Başkanı Donald Tusk ve Komisyon Başkanı Jean-Claude Juncker ile görüştüler. Tusk, AB liderlerinin göç konusunda uzlaşma anlaşmasının bir parçası olarak, AB’nin yasadışı göçle mücadele için bir sonraki uzun vadeli bütçesini ve Libya kıyılarına daha fazla AB desteğinde görevlendirilmesini kabul etti. Yapılan öneriler korumanın yanı sıra AB topraklarında kontrol merkezleri oluşturulması ve Afrika için kalkınma fonlarının artırılması yönünde… Juncker, AB’nin sığınmacıları alım merkezleri kurmak için Kuzey Afrika ülkeleriyle birlikte çalışmasının gerekliliğini vurguladı. “Yeni-sömürgeci bir tutum izlenimi vermediğimizden emin olmalıyız. Afrika hakkında karar vermek bize düşmez. Afrika ile birlikte karar vermeliyiz. ” dedi. Parlamento, Kasım 2017’den bu yana AB ülkelerinin Dublin Kuralları reformunu kabul etmelerini beklemektedir. Bu kurallar reformu, Avrupa’daki sığınma sisteminin revizyonu için anahtar niteliğindedir. Böylelikle kurumlar arası müzakereler başlayabilir. Avrupa Parlamentosu milletvekilleri, Konsey’e, iltica mevzuatını düzeltmeleri ve Avrupa’ya ulaşmaya çalışan göçmen ölümlerine son vermek için gerçek bir siyasi irade gösterme çağrısında bulundular.

(EU Reporter, 5 Temmuz 2018)

 

Mülteci Anlaşmasının Ayrıntıları Belli Oluyor

Almanya Başbakanı Merkel, planlanan transit merkezlerde sığınmacıların sadece iki gün kalacağını açıkladı. CDU ve CSU’nun üzerinde uzlaştığı transit merkezlere karşı çıkan SPD, bu plana henüz onay vermedi. Almanya’da koalisyon ortakları Hristiyan Demokrat Birlik (CDU) ve Hristiyan Sosyal Birlik (CSU) partileri arasında yaşanan krizin ardından mülteci politikasında varılan uzlaşmanın ayrıntıları netleşiyor. CDU lideri ve Başbakan Angela Merkel, Pazartesi akşamı ARD televizyonunda yayınlanacak röportajında, CSU ile üzerinde uzlaşmaya varılan ve Almanya’da tartışma yaratan “transit merkezlere” ilişkin planlarını açıkladı. Başbakan Merkel, Avusturya sınırında kurulacak transit merkezlere gönderilen sığınmacıların en fazla iki gün polis kontrolü altında kalacağını vurguladı. Merkel, “48 saat ile yetinmek gerekiyor, anayasa bunu öngörüyor” dedi. Anayasaya göre bir insanın özgürlüğünün “en fazla 48 saat sınırlandırılabileceğini” hatırlatan Merkel, sığınmacıların bu süre içinde “diğer ülkeye gönderilmesinin sağlanması” gerektiğinin altını çizdi. Merkel, sığınmacıların bu süre içinde Avrupa Birliği (AB) içinde kayıtlı oldukları ülkeye gönderilememeleri halinde, normal bir mülteci kabul merkezine aktarılacaklarını ifade etti. CDU ve CSU arasında Pazartesi akşamı varılan uzlaşma, başka bir AB ülkesine kayıt yaptıran veya iltica başvurusunda bulunan mültecilerin Almanya’ya girişinin engellenmesini hedefleniyor. Bu çerçevede alınacak önlemler arasında Avusturya sınırındaki üç noktada “transit merkezlerin” kurulması öngörülüyor.

SPD İle Henüz Uzlaşma Sağlanamadı

Ancak koalisyon ortaklarından Sosyal Demokrat Parti (SPD), “kapalı bir merkeze” karşı çıkarak, Birlik partilerinin (CDU/CSU) planlarını kesinlikle reddediyor. SPD Genel Başkanı ve Meclis Grup Başkanı Andrea Nahles, Çarşamba günü mecliste yaptığı konuşmada, “kapalı bir kampı kesinlikle reddediyoruz” demişti. Koalisyon partilerinin önde gelen isimleri Perşembe günü konuyu görüşmek üzere Berlin’de bir araya gelecek. Transit merkezlerde sığınmacıların sadece iki gün tutulması planlarının ise SPD ile uzlaşma konusunda bir köprü olabileceği belirtiliyor. CSU lideri ve İçişleri Bakanı Horst Seehofer de, NTV televizyonuna verdiği demeçte, SPD ile uzlaşma sağlanacağına inandığını belirterek, “Bu konuda kuşku duymuyorum” dedi.

Almanya Avusturya’yı İkna Etmek İstiyor

Koalisyon toplantısı öncesinde ise İçişleri Bakanı Seehofer’in planlarını görüşmek üzere Avusturya’nın başkenti Viyana’ya gideceği bildirildi. Seehofer, Almanya’nın ikili geri kabul anlaşması imzalamadığı ülkelere kayıtlı sığınmacıların transit merkezlere kabul edilmemesini istiyor. Seehofer’in planı, bu mültecilerin sınırdan geri çevrilmesini öngörüyor. Bu durumda, bu sığınmacılar Avusturya’da kalacak. Ancak Avusturya, Alman hükümetinin planlarına sıcak bakmıyor. Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz Avusturya’nın aleyhine olacak bir anlaşmaya imza atmayacaklarını açıklamıştı. Almanya İçişleri Bakanı Seehofer’in Perşembe günü Viyana’da yapacağı görüşmelerde de uzlaşma sağlanması beklenmiyor. İçişleri Bakanlığı sözcüsü, bu görüşmelerin yapılacak anlaşmaların önünü açmayı hedeflediğini ifade etti.

(Deutsche Welle, 4 Temmuz 2018)

 

AB, Türkiye’ye Göçmen Çocukların Eğitimi İçin 500 Milyon Euro Ödeyecek

Birliğin geçen hafta 3 milyar euroyu serbest bırakmasının ardından, bu kez de AB Parlamentosu çocuklar için bir adım attı. Avrupa Birliği Parlamentosu, Türkiye’deki mülteci çocukların eğitimi için 500 milyon euro ödenmesini onayladı. Türkiye’de bugüne dek AB fonları sayesinde eğitim öğretim olanaklarından yararlanan mülteci çocuk sayısı 300 binin üzerinde. Geçen haftaki kritik zirvede göç konusunu masaya yatıran AB liderleri, Türkiye’ye 3 milyar dolarlık yardımın onaylanmasına karar vermişti.

(Milliyet, 4 Temmuz 2018)

 

İspanya İtalya’dan Geri Çevrilen Kurtarma Botundaki 60 Göçmeni Karşıladı

İtalyan ve Maltalı yetkililer tarafından geri çevrilen göçmen kurtarma gemisi, dün Barselona’ya demirledi. Katalan Sivil Toplum Kuruluşu Open Arms içlerinde Filistinli, Kamerunlu ve Afrikalıların ve iki hamile kadının da olduğu 14 ülkeden 60 kişiyi kurtardı. Avrupa’nın büyük kısmını Akdeniz göçmenlerine kapatan Belediye Başkanı Ada Colau belediye binasına “Safe Passage Barcelona (Güvenli Geçiş Barselona)” yazılı bir pankartı asması, göçmenlerin memnuniyetle karşılandığını gösterdi.

(The Times, 5 Temmuz 2018)

 

Yetkililer Ailelerinden Ayrılmış Göçmen Çocuklar ve Ebeveynler İçin DNA Testi Yapıldığını Söyledi

Yeniden birleştirmelerle ilgili bilgi sahibi federal bir yetkilinin CNN’e yaptığı açıklamaya göre, DNA testi, ebeveynlerinden ayrılan çocukları yeniden birleştirmek için sürecin bir parçası olarak yürütülüyor. Yetkili güvenlik ve emniyetin her şeyden önemli olduğunu ve çocukların ebeveynleri olduğunu iddia edenlerin insan ticaretine maruz kalması veya kaçırılmasının ihtimaller dâhilinde olduğunu söyledi. “Bizim bilgimize göre ebeveyn doğrulama işlemini hızlandırmak ve doğrulanmış ebeveynler ile yeniden birleşme sağlamak için DNA testleri yapılmaktadır. Bunun başlıca sebebi çocukların refahıyla ilgili duyduğumuz endişedir” dedi. Yetkili, pratiğin ne kadar sürdüğünü, testin onay gerektirip gerektirmediğini ve DNA’nın bir veri tabanında saklanıp saklanmadığını paylaşmayacağını söyledi. Göçmenlere ve mültecilere ücretsiz ve düşük maliyetli hukuki hizmetler sunan Teksas’ta sivil toplum kuruluşu Eğitim ve Hukuki Hizmetler için Mülteci ve Göçmen Merkezi – RAICES’in (Refugee and Immigrant Center for Education and Legal Services) İletişim Direktörü Jennifer K. Falcon, bu hassas verilerin toplanmasının, hükümet tarafından çocuklar üzerinde kurulan baskıya ve gözetime izin verilmesinin can sıkıcı hareketler olduğunu dile getirdi. Falcon  “Bu, yönetimin beceriksizliğinin ve suçluluğun kabul etmesinin daha ileri bir kanıtıdır. Bu, daha evvel söylediğimiz noktayı doğrular. Ebeveynleri ve çocukları asla uygun şekilde kaydettirmediler,” dedi. Falcon ayrıca, aralarında henüz iki aylık da bulunan göçmen çocukların DNA testlerine rıza göstermelerinin mümkün olmadığını da belirtti. Örgüt, daha önce aileleri yeniden birleştirmek için yapılan DNA testini hiç duymadıklarını ve hareketi desteklemediklerini söyledi. Sağlık ve İnsan Hizmetleri Dairesi, geçtiğimiz hafta ailelerinden ayrılmış 2.047 çocuğun var olduğunu, ancak o zamana kadar ailelerinden ayrılan kaç çocuğun gözlem altında kaldığını belirtmeyi reddettiklerini söyledi.

(CNN, 5 Temmuz 2018)

 

Paris’te Refakatsiz Sığınmacı Çocuklara Keyfi Muamele

İnsan Hakları İzleme Örgütünün raporu, Paris’e gelen refakatsiz sığınmacı çocukların sokaklarda yaşamaya mahkum edildiğini ortaya koydu. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Fransa’nın başkenti Paris’e gelen 18 yaşından küçük refakatsiz sığınmacıların kaderlerine terk edilerek sokaklarda yaşamaya mahkum edildiğini belirledi. Merkezi ABD’nin New York kentinde bulunan HRW, Paris’e gelen sığınmacı çocuklarının durumunu ele aldığı “Bu piyango: Paris’te refakatsiz sığınmacı çocuklara yönelik keyfi muamele” adlı raporunu yayımladı. Raporda, başkente gelen refakatsiz 18 yaşından küçük sığınmacıların kaderlerine terk edildiği ve sokaklarda yaşamaya mahkum edildiği vurgulandı. Kimliği olmayan çocukların yaşlarını belirlemek için Fransız yetkililerin yaptığı işlemlerin yeterli olmadığı ifade edilen raporda, sığınma hakkı kazanabilmesi için 18 yaşından küçük olması gereken çocukların yetişkin kabul edildiği aktarıldı. Raporda, yetkililerin bu nedenle sığınmacı çocuklara kalacak yer ayarlamadığı, kimliği olan sığınmacıların çoğunun da sığınma taleplerinin reddedildiği belirtildi. Raporda, ifadelerine yer verilen HRW Fransa Direktörü Benedicte Jeannerod, hatalı prosedürler nedeniyle çocuk sığınmacıların iltica dosyalarının keyfi sebeplerle tekrar değerlendirmeye alındığını ve karmaşık bir hukuki sürecin içine girdiklerini kaydetti. Jeannerod’in, sığınmacıların bu nedenle birkaç ay belirsizliğe sürüklendiğini açıkladığı raporda, Fransız yetkililerin refakatsiz sığınmacı çocuklara yardım etmemek için elinden geleni yaptığı vurgulandı. Raporda, sığınma talebi reddedilen çocukların reddedilme nedenlerinin ve çocukların yaşları belirlenirken kullanılan yöntemin yanlış olduğu ifade edildi. Raporda, son yıllarda Fransa’ya gelen refakatsiz çocukların sayısında ciddi artış olduğu vurgulandı. Raporda, Fransa’nın geçen yıl 2016’ya kıyasla yüzde 92’lik artışla 25 binden fazla refakatsiz sığınmacı çocuğu kabul ettiği bilgisi paylaşılırken, şubat ayında yaklaşık 400 çocuğun Paris sokaklarında yaşadığı kaydedildi. HRW’in 49 çocuk sığınmacıyla mülakat yaptığı kaydedilen raporda, örgütün doktor, avukat ve Fransız yetkililerle de görüştüğü ifade edildi. Fransa’da, Paris Belediye Başkanı Anne Hidalgo ve pek çok sivil toplum örgütü, hükümeti, sığınmacılara yönelik tutumu nedeniyle eleştiriyor. Ülkedeki sığınmacıların kötü muameleye uğraması, ilkel kamplardan tahliye edilenlerin geçici kamplara yerleştirilmesi ve buralardan da kısa süre sonra salıverilmesi de tepkilere neden oluyor. Fransa’da geçen yıl adli tutukluluk merkezlerine yerleştirilen sığınmacı sayısının 46 bin 800 olduğu, buraya yerleştirilen çocuk sayısının ise yüzde 70 oranında arttığı bildirilmişti.

(Time Türk, 4 Temmuz 2018)

 

‘Yasa Dışı Göç Meselesi Uluslararası Toplumun Tümünü İlgilendiriyor’

Libya UMH Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac, yasa dışı göç meselesinin yalnızca ülkesini değil, bütünüyle uluslararası toplumu ilgilendirdiğini bildirdi. Libya’da Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz es-Serrac, yasa dışı göç meselesinin sadece ülkesini değil, uluslararası toplumun tümünü ilgilendirdiğini belirtti. Serrac, Libya’nın başkenti Trablus’ta Başkanlık Konseyi’nde Uluslararası Göç Örgütü (IOM) Genel Direktörü William Lacy Swing ile görüşmesinin ardından yaptığı yazılı açıklamada, yasa dışı göç meselesinin yalnızca ülkesini ilgilendiren bir konu olmadığını, bilakis bütünüyle uluslararası toplumu ilgilendirdiğini ifade etti. Bu durumun genel bir iş birliği ve koordinasyon gerektirdiğini kaydeden Serrac, Libya’nın sürekli yasa dışı göç sorununa kapsamlı çözüm çağrıları yaptığına dikkati çekti. Sorunun yalnızca güvenlikle ilgili tarafına önem verilmemesi çağrısında da bulunan Serrac, yasa dışı göçe kaynak olan ülkelere gençlere iş imkânları sunan kalkınma projeleri oluşturulması için destek verilmesi gerektiğini belirtti. Serrac ayrıca başta insan ticareti yapan örgüt ve şebekelerle mücadele olmak üzere konunun her yönüyle çözülmesi için kapsamlı bir sistem geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. IOM Genel Direktörü William Lacy Swing de yasa dışı göç ve sığınmacı sorunuyla ilgili Libya’ya destek kapsamında Trablus’u ziyaret ettiğine dikkati çekerek, IOM’un tutumunun Serrac’ın tutumuyla örtüştüğünü kaydetti. Swing, IOM’un da Serrac gibi göçmenlere yurt edindirilmesine karşı çıktığını ifade etti. Siyasi kriz ve çatışmaların yaşandığı Libya, Avrupa’ya yasa dışı yollarla gitmek isteyen Afrikalıların önemli geçiş kapısı olarak dikkati çekiyor. Yerel ve uluslararası resmi kaynaklara göre, Libya’da 24 ülkeden göçmen bulunurken bunların yüzde 95’ini Afrikalılar oluşturuyor. Avrupa’ya gitmek için Libya üzerinden Sahra Çölü ve Akdeniz’i geçmeye çalışan göçmenlerin bazıları insan kaçakçılarının eline düşüyor, bazıları da çölde ya da denizde hayatını kaybediyor.

(Time Türk, 4 Temmuz 2018)

 

Mültecilerin % 93’ü Kamp Dışında Yaşıyor

Türkiye’deki Suriyeli sayısının 3.5 milyonu aştığını belirten Kızılayı Genel Başkan Yardımcısı Yorulmaz, yüzde 93’ünün kamp dışında yaşadığını söyledi. Yorulmaz “363 bin de farklı ülkelerden gelen göçmen var” dedi. Türk Kızılayı Genel Başkan Yardımcısı Dr. Naci Yorulmaz, Türk Kızılayı ve IFRC ortaklığında düzenlenen “İnsan Ticaretiyle Mücadele ve Güvenli Müdahale Yöntemleri Eğitimi” programında konuştu. Türkiye’nin Suriye’den aldığı dış göçün 3.5 milyonu aştığını dile getiren Yorulmaz, “Bunların sadece 216 bini kamplarda yaşıyor. Ayrıca Afgan, Irak, İran, Somali gibi farklı uluslardan 363 bin kişi ise koruma altında bulunuyor. Kamp dışındaki mülteciler ile kentsel ve kırsal alanlarda yaşayanlar, Türkiye’deki mülteci nüfusun yüzde 93’ünü oluşturuyor. Bu rakamlar, Türkiye’nin dünyanın en büyük mülteci barındıran ülkesi olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

‘Aileleri Birleştirdik’

Türk Kızılayı’nın Kızılay kart ve Toplum Merkezleri Programı ile milyonlarca kişiye ulaştığını dile getiren Yorulmaz şöyle devam etti:“Suriye krizinin başlangıcından bu yana yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Gıda veya barınma desteğiyle başladığımız çalışmalarımızı, çoğunlukla kentsel alanlarda yaşayan mültecilere psiko-sosyal destek, koruma, geçim ve sosyal uyum faaliyetleriyle genişlettik. 14 şehirdeki 15 Toplum Merkezi ile geçici koruma altındaki ve şehirlerde yaşayan sığınmacılara ve bölge halkına psiko-sosyal destek, mesleki eğitimler, yönlendirme ve koruma hizmetleri sunduk. Koruma hizmetleri kapsamında pek çok aileyi birleştirdik, çocukların eğitimlerini almasını sağladık, problemlerin çözülmesi için çalışmalar yürüttük.”Yorulmaz aldığı dış göçlerle Türkiye dünyanın en çok mülteci barındıran ülkesi olduğunu söyledi.

(Milliyet, 5 Temmuz 2018)

 

Avrupa Birliği’nin Geleceği Tehlikede

Almanya’da hükümetin küçük ortağı ve İçişleri Bakanı Seehofer, Başbakan Merkel’in tüm uyarılarına rağmen mülteci göçüne karşı sınırda ulusal önlemler alınması talebinde direndi. Başbakan Merkel, İçişleri Bakanı’nı, ‘ulusal önlem, Avrupa’da domino etkisine ve AB’nin dağılması tehlikesine yol açar’ diye ikaz etti. Ancak Seehofer, istifa tehdidiyle, ‘gerekirse hükümet dağılır’ diye Merkel’e şantaj yaptı. Merkel, hükümeti kurtarmak pahasına geri adım attı. İçişleri Bakanı’nın Almanya sınırında ‘mülteci transit merkezleri’ kurularak sınırdan geri çevrilmesi talebine sonunda “Evet” dedi. Kavga, sadece iki kardeş parti arasında derin yaralar açmakla kalmadı. Merkel’in ve Almanya’nın AB içindeki gücünü de zayıflattı.  İki kardeş parti arasındaki uzlaşmaya henüz hükümetin üçüncü ortağı SPD onay vermedi. Eğer SPD onay verirse; Almanya mülteci rotası Avusturya sınırında transit merkezleri kuracak, Gelen mülteciler bu kapalı merkezlerde tutulacak, Akdeniz’de ölümü göze alarak, İtalya’ya gelen ve oradan Avusturya üzerinden Almanya’ya giriş yapan mülteciler sınırdan geri çevrilecek. Almanya’nın uygulamaya koymak istediği yeni sınır politikasına Avusturya hemen tepki gösterdi. Avusturya Başbakanı Kurz, “Almanya böyle bir uygulamaya geçerse, biz de kendi sınırlarımızı kontrol altına alırız” dedi. Bu şu anlama geliyor; Avusturya, mülteci rotası güney sınırlarındaki İtalya ve Slovenya sınırlarında, özellikle Brenner’de sıkı kontroller başlatacak. Avusturya sınır polisi İtalya üzerinden gelen mültecileri geri İtalya’ya gönderecek. Avusturya’nın açıklamasına İtalya’dan cevap gecikmedi. İtalya İçişleri Bakanı Matteo Salvini, “Avusturya kendi sınırını kapatmak isterse, biz de kendi sınırımızı kapatırız” dedi. Tam bir domino etkisi. Sınır kontrollerinin başlaması, AB’nin temeli olan, serbest dolaşımı güvence altına alan Schengen’in sonu demek. Dün Alman Parlamentosu’nda bütçe tartışması vardı. Ancak bütçe tartışması hükümetle mülteci politikası üzerine bir hesaplaşmaya dönüştü. Aşırı sağcı parti AfD, Başbakan Merkel’in istifasını istedi. Merkel ise “Avrupa’nın varlığını göç sorunu belirleyecek” uyarısını yineledi. Ancak Almanya’nın kendi sınırında kontroller başlatması, Avrupa’nın kaderini belirleyen ilk adım olacak.

(Hürriyet, 5 Temmuz 2018)

 

FAO Eğitimleriyle Suriyeli Sığınmacılara İş Olanağı Sağlıyor

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), Suriyeli sığınmacıların yoğunlukta olduğu Gaziantep’te eğitim programları düzenleyerek Suriyeli gençlere iş olanağı sağlıyor. Reliefweb’in verilerine göre, FAO eğitimleri sayesinde bugüne kadar 900 kişi eğitildi ve katılımcıların çoğu iş buldu. FAO hedefini 2018’in geri kalanı için ilave 650 kişi için ikinci bir aşama planlandı ve mültecilerin yoğun olduğu illere de açılacaklarını belirtti. FAO tarafından eğitilen yüzlerce Suriyeli mülteci bu sayede fuarlara katılıp, özel sektör şirketlerine tanıtıldı ve geliştirdikleri ağlar aracılığıyla da iş buldu.

(Hürriyet, 5 Temmuz 2018)

 

Suriye’ye Askeri Sevkiyat Sürüyor

TÜRK Silahlı Kuvvetleri’nce farklı kentlerden Kilis’e gönderilen askeri araç ve personelin, Öncüpınar Sınır Kapısı’ndan Suriye tarafına geçişi, bugün de devam etti. Farklı kentlerdeki kışlalardan gönderilen askeri araç ve personelin yer aldığı konvoy, bu sabah Kilis’e ulaştı. Çekicilere yüklü obüs ve tankların da yer aldığı askeri konvoy, güvenlik önlemleri eşliğinde Öncüpınar Sınır Kapısı’na geldi. Askeri araçların bulunduğu konvoy, Suriye tarafına geçti. Askeri araçların, Zeytin Dalı Harekatı’nın sürdürüldüğü bölgede konuşlanarak görev yapacağı belirtildi.

(Hürriyet, 5 Temmuz 2018)

 

Özgürlük Heykeli’nde Trump Protestosu

New York Polisi yaptığı açıklamada, bir kadın protestocunun heykele tırmanarak çıktığı bölümden ikna edilerek indirildiğini duyurdu.

7 Protestocu Gözaltına Alındı

Özgürlük Heykeli’nin çevresinde günün erken saatlerinde 7 protestocunun gözaltına alındığını ve kadın protestocunun öğleden sonra pankart asma eylemini gerçekleştiren grupla ilişkisi olup olmadığının araştırıldığını ve soruşturmanın devam ettiğini açıkladı.

Trump’ın Göçmen Protestosu Eleştirildi

ABD Başkanı Donald Trump’ın göçmenlik politikalarını eleştiren bir grup protestocu, heykele, göçmenlik polisi ICE’nin kapatılmasını isteyen bir pankart astı. Polis pankartı asan 7 protestocuyu tutukladı.

Protestonun Ardından Kapatıldı

ABD’de 4 Temmuz Bağımsızlık Bayramı nedeniyle oldukça daha fazla yerli ve yabancı turistlerin ziyaret ettiği Özgürlük Heykeli protesto eylemlerinin ardından kapatıldı, içeride bulunan ziyaretçilerin de dışarı çıkartılarak adadan botlarla tahliye edildiği belirtildi.

(Time Türk, 5 Temmuz 2018)

 

Macaristan Sığınmacıları Geri Kabul Etmeyecek

Macar Haber Ajansı’nın (MTI) haberine göre, resmi ziyaret kapsamında Almanya’da bulunan Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer ile sığınmacı krizini görüştü. Başbakan Orban, Seehofer’e Macaristan’ın sığınmacı krizi konusunda duruşunun 2015’ten beri değişmediğini belirterek, Balkan rotası üzerinden Avrupa Birliği (AB) topraklarına ulaşan mültecilerin ilk olarak Yunanistan üzerinden AB’ye giriş yaptığını kaydetti. Macaristan’ın hiçbir şekilde sığınmacıları geri kabul etmeyeceğini açık bir şekilde Seehofer’e ilettiğini belirten Orban, ”Hiç kimseyi geri kabul edemeyiz ve kabul etmek de istemiyoruz. Yasadışı göçmenlerin Yunanistan’a geri taşınmasına ise her zaman hazırız.” ifadesini kullandı.

Macaristan’ın Sığınmacılara Karşı Aldığı Önlemler

Macaristan, sığınmacılara karşı alınan önlemler kapsamında Vişegrad Grubu’ndaki ortakları Çekya, Polonya ve Slovakya’nın desteğiyle sınırlarına asker ve polis takviyesi yapmıştı. Macaristan, sığınmacı akınını durdurmak amacıyla Sırbistan ve Hırvatistan sınırlarına dikenli tel örgü çekmiş, sınır bölgelerinde olağanüstü hal ilan ederek yasadışı geçişler için uygulanan cezaları artırmıştı. Parlamentoda geçen yıl kabul edilen yasayla aralarında çocukların da olduğu sığınmacıların, iltica başvurusu süresince sınırda oluşturulacak kamplarda tutulması zorunlu kılınmış, ülke genelinde yakalanan sığınmacıların da tel örgülerle çevrili sınırdan Macaristan dışına çıkarılacağı duyurulmuştu. Sivil toplum kuruluşları ise Macar güvenlik güçlerini, ülkeye girmeye çalışan sığınmacılara şiddet uygulayarak Sırbistan’a geri göndermekle suçluyor. AB’nin sığınmacı krizine çözüm olarak sunduğu kota sistemi kapsamında 1294 mülteciyi kabul etmesi öngörülen Macaristan, bu plana da şiddetle karşı çıkıyor.

(NTV, 5 Temmuz 2018)

 

Ürdün Halkından Suriyeli Sığınmacılara Yardım Kampanyası

Ürdün halkının başlattığı kampanya kapsamında toplanan insani yardım malzemeleri Suriye’nin güneyindeki sığınmacılara gönderilmek için hazır. Ürdünlülerin, Suriyeli sığınmacılara destek için yaklaşık 15 gün önce başlattığı yardım kampanyası kapsamında, gıda ve sağlık teçhizatından oluşan insani yardım malzemeleri, Suriye sınırı yakınındaki Er-Remse kentindeki El-Huccac Meydanı’nda toplandı. Kampanya görevlilerinden Emced ez-Zeyebet, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Suriye halkına yardımın insanlık vazifesi olduğunu belirterek, “Ürdün’ün dört bir yanından gelen sağlık ve gıda malzemelerini topluyoruz.” dedi. Kampanyanın öncülerinden Kamil ez-Zaabi de Er-Remse kentinde başlattıkları yardım çalışmalarının daha sonra Ürdün geneline yayıldığını söyledi.

Ürdünlü Küçük Kız Oyuncağını Hediye Etti

Yardım malzemelerini taşıyacak kamyonların sınıra yakın bölgede beklediğini kaydeden Halid el-Fahiri ise “Yardımların tamamı Ürdün halkı tarafından hazırlandı. Suriyelilere bir şey göndermek isteyen Ürdünlü küçük bir kız kendi oyuncağını bağışladı.” diye konuştu. Ürdün halkı söz konusu yardım kampanyasını yaklaşık 15 gün önce kendiliğinden başlatırken, Ürdün hükümeti geçen cumartesi, yardımların El-Haşimi Yardım Kurumu tarafından koordine edileceğini duyurmuştu. Ürdün yönetimi, önceki gün rejim güçleri ve destekçilerinin Dera’daki saldırılarından kaçan Suriyeli sığınmacılar için insani yardım hizmeti verilmesi amacıyla açtığı sınır kapılarının sayısını üçe yükseltmişti. Suriye’de rejimin Dera’daki saldırılarından kaçarak Ürdün sınırına gelen Suriyelilerin sayısının 270 bin ila 330 bine ulaştığı tahmin ediliyor. Rejim güçleri ve destekçileri, 20 Haziran’da ülkenin güneybatısındaki Dera’da askeri muhaliflerin kontrolündeki bölgeleri ele geçirmek için Rusya’nın hava desteğiyle askeri operasyon başlatmıştı. Saldırılarda 200’den fazla sivil ölmüştü. Dera ve Kuneytra, Astana süreci garantörleri Türkiye, İran ve Rusya’nın Mayıs 2017’de oluşturduğu 4 gerginliği azaltma bölgesi içinde yer alıyordu. Rusya, ABD ve Ürdün, iki ay sonra Dera ve Kuneytra’yı özel bir anlaşma kapsamına almıştı. ABD de bölgede desteklediği muhaliflere yardımlarını kesmişti.

(Time Türk, 5 Temmuz 2018)

 

Dündar: Suriyeliler, Türkiye’deki Düzene Uymalı

Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, Çarşamba Mahallesi’nde geçtiğimiz gün Suriyeliler tarafından çıkarılan olayları hatırlatarak, Suriyelilerin Türkiye’deki toplumsal düzene uymaları gerektiğini söyledi. Merkez Osmangazi ilçesi Çarşamba Mahallesi’nde geçtiğimiz gün bir grup Suriyelinin kıraathane basarak 3 kişiyi pala ile yaralaması, ardından mahalledeki Türkler ile Suriyeliler arasında yaşanan kavga, Osmangazi Belediyesi Meclisi toplantısında ele alındı. Konu ile ilgili bir açıklama yapan Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, “Çarşamba ve Altıparmak bölgeleri Suriyelilerin yoğun yaşadığı yerler. Geçtiğimiz gün Çarşamba Mahallesi’nde yaşanan olay polisiye bir olay. Bizim o bölgede düzeni sağlamak noktasında belediye olarak herhangi bir eksiğimiz yok. O bölgedeki Suriyeli vatandaşlar ile sık sık görüşmeler yaparak buradaki düzene ayak uydurmaları noktasında ikazlarda bulunduk ve bulunmaya devam ediyoruz. Suriyelilerin kendilerine has bir yaşam tarzı var. Genellikle gündüzleri uyuyup, geceleri de geç saatlere kadar çalışmayı tercih ediyorlar. Ancak Suriyeli vatandaşların bu ülkenin yaşam tarzlarına ayak uydurmaları gerekiyor. Bu konuda da gerekli uyarıları yapıyoruz. Bizler nasıl toplumsal düzene uyuyorsak, onlar da uyacaklar. Suriyelilere karşı herhangi bir ayrıcalık söz konusu değil” dedi.

(Hürriyet, 5 Temmuz 2018)

 

Göçmenler Arasındaki Anlaşma AB’deki Siyasi Krizi Çözebilir Mi?

Avrupa Birliği dışında kaçak göçmenler için kamplar oluşturuldu. Bu karar Brüksel’deki zirveyi takiben AB ülkelerinin liderleri tarafından alındı. Ancak uzmanlar, bilerek iltica hakkına sahip olmayan göçmenlerin hala Avrupa Birliğine yasadışı olarak girecekleri konusunda uyarıyorlar. 15 saat süren tartışma sonucunda, Avrupalı liderler göç sorunuyla ilgili bir anlaşmaya vardılar. AB topraklarında mültecilerin dağılımı için temelde yeni kurallar benimseme ihtiyacı Roma’da ses buldu: İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, göçmenlere ilişkin AB zirvesinin nihai anlaşmasının İtalya’ya uymaması halinde veto hakkını kullanmakla tehdit etti. Politikacı, görevinin Dublin anlaşmasının gözden geçirilmesi gerektiğini düşündüğünü, buna göre mültecilerin kaderinin tüm sorumluluğunun geldikleri ülkeye ait olduğunu da ekledi. Bu nedenle, İtalya, göçmen krizinin başlangıcından bu yana büyük maliyetler üstlenmiştir, çünkü Afrika’dan gelen göçmenlerin önemli bir kısmı burada bulunmaktadır. Şimdi AB temsilcileri, Ankara ile ortak programın yeni bir aşamasını başlatmayı kabul ettiler. Türkiye, mali destek karşılığında AB topraklarına yasadışı yollardan giren tüm sınır dışı mültecileri kabul edecek. Avrupa Birliği, mülteci statüsüne haklarını kanıtlamış tüm yasal Suriyeli göçmenleri almaya karar verdi. Ayrıca, göçmenlerin yasa dışı taşınması için yeni su ve kara yollarının oluşturulmasına karşı mücadele edilmesine ve Dublin anlaşması reformuna devam edilmesine karar verildi. Yeni yeniliklere göre, Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Göç Örgütü’nün yardımıyla mültecilerin kabul edilmesi için Avrupa Birliği dışında bir kamp kurmaya karar verildi. Bu tür platformların Ortadoğu ve Afrika ülkelerinde ortaya çıkabileceği varsayılmaktadır. AB temsilcilerinin, bir mültecinin Avrupa’da sığınma alabilmesinin bir değerlendirmesini yapmaları planlanıyor. İnsan hakları savunucularına göre, bu tür kampların faaliyet göstereceği dışsallık ilkesi göçmenler için olumsuz sonuçlar doğurabilir. “Uluslararası bir yardım kuruluşu olan OXFAM’in temsilcisi Florian Oehl “AB’de zaten göçmenler için merkezler var. Ama olması gerektiği gibi çalışmıyorlar. İnsanlar korkunç koşullarda yaşıyorlar,” dedi. Onunla aynı fikirde olan Moskova Devlet Üniversitesi İktisat Fakültesi Nüfus ve Nüfus Ekonomisi Laboratuarı başkanı M.V. Lomonosov Olga Chudinovskikh “Kampların nasıl organize edileceği ve nasıl bir teknoloji kullanılarak oluşturulacağı henüz belli değil” dedi. Chudinovskikh’e göre, büyük ölçüde, bilgi çalışmaları yapılmalı, böylece insanlar yasal düzenlemeleri atlayarak AB’ye gelmek için beklemeyecekler. Ancak uzun zamandır yürürlükte olan AB’de mültecilere yönelik yasalar kabul edildi.

Göç Sorunlarının Sonuçları

Şu anda, Brüksel’de kabul edilen anlaşma beklentileri karşılamaktadır. Ülkeler kendi topraklarında göçmen kabul kamplarına ev sahipliği yapmaya hazır olmadığını ifade etmiştir. Mısır Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ahmed Abu Zeid, devletin kendi topraklarında göçmenler için kamp kurmayacağını söyledi. Federal Almanya Cumhuriyeti Başbakanı’na göre, Avrupa’nın geleceği, üye devletlerin göç sorununu çözüp çözemeyeceğine bağlıdır. Ancak uzmanlar, Angela Merkel’in kendi iç politik pozisyonlarını güçlendirme şansının olduğuna inanıyor. Angela Merkel ile muhalifleri arasındaki göç konusundaki çelişkileri açıklayan Peter Fedosov, 2 milyondan fazla konuk işçinin Almanya’ya geldiğini belirtti. Gelen göçmenler ülkenin ekonomik büyümesine önemli bir katkı sağladılar ve daha sonra Alman toplumuna başarılı bir şekilde adapte oldular.

(RT,  1 Temmuz 2018)

 

Şanlıurfa’da Suriyeli Çocuklar İçin Ana Sınıfı Açıldı

Şanlıurfa’da Suriyeli çocuklar için Eyyübiye Halk Eğitimi Merkezi’nde anasınıfı açıldı. Gap İdaresi ve Unicef işbirliğinde yürütülen bir eğitim projesi kapsamında okul öncesi çağındaki 54 Suriyeli çocuk eğitime başladı. Eyyübiye Halk Eğitimi Merkezi’nde açılan ve materyal ihtiyacı proje ortaklarınca karşılanan üç ayrı sınıfta eğitim gören çocukların bilişsel gelişiminin yanı sıra dil gelişimine de katkı sağlanması amaçlanıyor.

“46 Yaş Arası 54 Çocuk Eğitim Görüyor”

Proje hakkında bilgi veren Eyyübiye Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Necati Taş, “Eyyübiye Halk Eğitimi Merkezi olarak Gap İdaresi ve Unicef ortaklığında yürütülen bir okul öncesi eğitim projesi için yaz boyunca devam edecek üç sınıf açtık. 46 yaş arasındaki 54 Suriyeli çocuk burada eğitim görüyor. Sınıflardaki materyaller Gap İdaresi ve Unicef tarafından karşılandı. Amacımız bu çocukların gelişimine katkı sunmak. Bunun yanında güzel Türkçe öğrenmelerini sağlamayı da amaçlıyoruz. Kurum olarak onlara tüm desteği sağlıyoruz” dedi.

Taş, Gençleri Yaz Kurslarına Katılmaya Davet Etti.

Eyyübiye Halk Eğitimi Merkezi’nde, okul öncesi eğitim projesinin yanında devam eden birçok kursun olduğuna dikkati çeken Taş, “Kur’anı Kerim, yüzme ve diğer sportif faaliyetler alanında da kurslarımız sürüyor. Yazı verimli geçirmek, değerlendirmek isteyen tüm gençlerimizi bu kurslarımıza katılmaya davet ediyorum. Eyyübiye Halk Eğitimi Merkezi olarak üzerimize düşen görevi yerine getirmek için büyük bir çaba içerisindeyiz” diye konuştu.

(HaberTürk, 4 Temmuz 2018)

 

Suriyeliler Arasındaki Silahlı Kavgada Sokaktaki Çocuk Yaralandı

Şanlıurfa’da Suriyeli iki grup arasında çıkan silahlı kavga nedeniyle evinin önünde oyun oynayan bir çocuk yaralandı. Alınan bilgiye göre, merkez Haliliye ilçesinin Süleymaniye Mahallesi’nde henüz sebebi öğrenilemeyen bir nedenle Suriyeli iki grup arasında tartışma çıktı. Kavgaya dönüşen olayda taraflar yanlarında taşıdığı silahlarla birbirlerine ateş açtı. İki grubun yara almadığı kavgada evinin önünde oyun oynayan 12 yaşındaki Mahmut Pakır’a ise seken mermiler isabet etti. Yakınları tarafından çağrılan ambulansla Mehmet Akif İnan Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Pakır, tedavi altına alındı.

‘Herkesi Biraz Daha Duyarlı Olmaya Davet Ediyorum’

Pakır, AA muhabirine yaptığı açıklamada, evlerinin yakınlarında çıkan kavganın kısa sürede büyüdüğünü belirterek, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Bir anda silahlar sıkılmaya başladı nereden geldiğini bilmediğim mermiler ayaklarıma isabet etti. Ayak bölgemdeki 5 farklı noktada yara oluştu. Çok şükür daha büyük bir bela başıma gelmedi. Sıyrıklarla böylesi bir olaydan kurtulduğum için şükrediyorum. Herkesi biraz daha duyarlı olmaya davet ediyorum.” Öte yandan polis ekiplerinin müdahale ederek sonlandırdığı kavgaya karıştıkları iddiasıyla da 5 kişi gözaltına alındı.

(Sputnik, 5 Temmuz 2018)

 

Ege Denizi’nde Yasa Dışı Geçişler

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmak isteyen 30 yabancı uyruklu yakalandı. Kuşadası açıklarında devriye faaliyetlerini sürdüren Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, lastik bot içerisinde kaçak göçmenlerin olduğunu tespit etmesi üzerine bölgeye hareket etti. Durdurulan bottaki 13’ü çocuk 30 yabancı uyruklu, sahil güvenlik botuna alındı.

Çoğu Suriyeli sığınmacı olan yabancı uyruklular, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne gönderildi.

(Haber Türk, 5 Temmuz 2018)

 

Van’da 6 Ayda 3 Bin 173 Kaçak Şahıs Yakalandı Yakalanan 98 Organizatörden 33’ü Tutuklandı

Van İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince yürütülen çalışmalar sonucunda, ilk 6 ayda 3 bin 173 kaçak şahıs ile 98 organizatör yakaladı. Van İl Jandarma Komutanlığından yapılan açıklamada, göçmen kaçakçılığı ile mücadele kapsamında yılın ilk 6 ayı içerisinde 163 olaya müdahale edildiği belirtildi. Bir önceki yıla göre artış olduğuna dikkat çekilen açıklamada, yasadışı yollardan para kazanmak isteyen insan tacirlerine yönelik de etkin mücadelenin azimle devam edeceği vurgulandı. Açıklamada, “2018 yılının ilk 6 ayı içerisinde yapılan faaliyetler neticesinde, 163 göçmen kaçakçılığı olayına müdahale ederek, 3 bin 173 yabancı uyruklu şahıs ile birlikte bu göçmenlere aracılık eden ve yasadışı yollardan para kazanmak isteyen 98 organizatör yakalanmış olup, 33’ü çıkartıldığı adli makamlarca tutuklanmıştır. Ayrıca göçmen kaçakçılığı olaylarında kullanılan 59 araç hakkında yasal işlemler başlatılmış olup, araç şoförlerine ve araç sahiplerine 272 bin 636 TL trafik para cezası ve idari para cezası uygulanmıştır” denildi.

(Haber Türk, 5 Temmuz 2018)

 

Elazığ’da 60 Yabancı Uyruklu Yakalandı

Elazığ’da Afganistan uyruklu 60 kaçak göçmen yakalandı. İl Jandarma Komutanlığına bağlı ekipler, kent genelinde son 10 gün içerisinde gerçekleştirilen yol arama ve kontrol faaliyetleri sırasında araziye ve yol kenarlarına bırakılmış şekilde 60 kaçak göçmeni gözetim altına aldı.

İnsan tacirleri tarafından İstanbul’a götürülmek üzere Van’dan kentte getirilen göçmenlere jandarma ekipleri yemek ve su ikramında bulundu. Yakalanan yabancı uyruklu kişilerin, jandarmadaki işlemlerinin ardından Elazığ Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildiği öğrenildi.

(Haber Türk, 4 Temmuz 2015)

 

Hudeyde’den Göç Edenlerin Sayısı 121 Bini Aştı

Birleşmiş Milletler (BM), Hudeyde kentinde yaşanan çatışmalardan kaçarak güvenli bölgelere sığınan Yemenlilerin sayısının 121 bini aştığını duyurdu. BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisinin (OCHA) Hudeyde’de insani yardım alanında çalışan gruplarla iş birliği yaparak hazırladığı raporda, kentten göçlerin devam ettiği ve haziran ayı başından bu yana bu sayının 121 bini geçtiği ifade edildi. Söz konusu kişilerin 17 bin 350 aileye mensup olduğu bilgisi de paylaşıldı. Raporda, 10 binden fazla aileye mensup yaklaşık 80 bin kişiye gıda ve acil durum malzemesi gibi hayati önemi bulunan yardımlar yapıldığı kaydedildi. Son birkaç gündür yaşanan kısmi sükûnetin ardından Hudeyde’de havalimanı ile Hudeyde-Sana yolu yakınlarında hava saldırıları olduğu, dün de Zebid bölgesine yoğun hava saldırısı düzenlendiği belirtildi. İnsani yardım alanında çalışanların Hudeyde’de olduğuna değinilen raporda, yardım konvoylarının çok fazla sıkıntıyla karşılaşmadan kente girip çıktığı bildirildi. Raporda, kent içinde halen pek çok yolun trafiğe kapalı olduğu, Hudeyde’nin birçok bölgesine ulaşmak için müzakereye ihtiyaç duyulduğu aktarıldı.

Çocukların Yarısı Okula Gidemiyor 

Raporda, göç nedeniyle öğrencilerin sadece yarısının okula gidebildiği, kent içinde de pek çok Yemenlinin yer değiştirdiğinin tespit edildiği ancak güvenli olmaması nedeniyle bu kişilerin bulundukları bölgelere ulaşılamadığı vurgulandı. Kentte sağlık sektörünün durumuna da yer verilen raporda, güvenlik zafiyeti nedeniyle 7 sağlık kurumunun kapatıldığı ya da geçici olarak faaliyetine ara verildiği ifade edildi. Yemen hükümet güçleri, Hudeyde kenti ve limanını Husilerden almak için 13 Haziran’da koalisyon güçlerinin desteğiyle operasyona başlamıştı. Bu kapsamda ilerleyişini sürdüren hükümet güçleri, 19 Haziran’da Hudeyde Uluslararası Havalimanı’nın tamamında kontrolü sağlamıştı.

(Hürriyet, 5 Temmuz 2018)