Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Trump'tan Meksika'ya “Göçmen Karavanı”nı Dağıtın Uyarısı

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump Honduras'tan yola çıkarak Meksika üzerinden ülkelerine giriş yapmak isteyen yaklaşık bin 150 kişilik bir göçmen grubunun dağıtılmasını istedi. Daha önceden Meksikalı yetkilileri uyaran Trump, 'karavan' olarak adlandırdığı grubun Amerika sınırına varmadan durdurulması gerektiğini, aksi taktirde Meksika ile yapılan serbest ticaret anlaşmasının riske gireceğini söyledi. Trump geçtiğimiz günlerde Meksika ve Kanada’nın sınır yasalarının çok güçlü olduğunu, ancak ülkesine ait kanunlarında yasalarının çok zayıf olduğunu dile getirmişti. Başkan Trump ayrıca ABD’ye daha fazla yasadışı göçün engellenmesi için Meksika sınırına birliklerin gönderileceğini söyledi. Trump’tan önce eski başkanlar George W. Bush ve Barack Obama, sınırda istihbarat, gözetim ve keşif desteği için Ulusal Muhafızlar’ı görevlendirmişti.

(Euronews Türkiye, 5 Nisan 2018)

 

Mülteciler İçin İade Merkezleri

Almanya'ya gelecek mültecilere yıllık üst sınır getirme konusunda kararlı olan Federal İçişleri Bakanı Horst Seehofer, şimdi de mültecileri geri göndermek amaçlı 'iade merkezi' kurmak için harekete geçti. Almanya'nın ilk mülteci iade merkezi sonbaharda hizmete girecek. Bakan Seehofer, iltica işlemlerinin hızla karara bağlanması için kurulmasını düşündüğü iade merkezlerine, mevcut polis teşkilatının iade merkezlerinin model oluşturacağını söyledi. Giessen kentindeki eski ABD üssünün iade merkezine dönüştürüleceği belirtildi.

(Sabah Avrupa, 5 Nisan 2018)

 

Almanya Boşnakları Sınır Dışı Ediyor

Berlin yönetimi, 3500 Boşnağı sınır dışı etme kararı aldı. İRNA'nın dün verdiği habere göre bu kişilerin Almanya'dan sınır dışı edilmesi ardından Bosna'nın Mostar kentinde bir ikamet beldesinde 30 gün boyunca kontrol altında tutulacak ve ardından Bosna'daki daha önce yaşadıkları bölgelere gönderilecekler. Bu kişiler AB ile Bosna Hersek arasında sağlanan bir anlaşma uyarınca yapılmaktadır. Anlaşma uyarınca 2013 ila 2017 yılları arasında Almanya'da suça karışmış Boşnakların ihracı uyarınca 5656 Boşnağın Almanya'dan sınır dışı edilmesine karar verilmiştir. Bosna, AB'nin yanı sıra Sırbistan, Karadağ, Makedonya, Türkiye, Arnavut ve Rusya ile de benzer anlaşma imzalamıştır.

(Pars Today Türkiye, 5 Nisan 2018)

 

Almanya'dan AB-Türkiye Mutabakatı Açıklaması

Alman hükümet Sözcü Yardımcısı Ulrike Demmer, Alman hükümetinin Avrupa Birliği (AB) ile Türkiye arasında sığınmacılar konusunda yapılan mutabakatın arkasında olduğunu söyledi. Demmer, Berlin'de düzenlenen basın toplantısında, AB-Türkiye mutabakatı konusunda Almanya’nın tutumunun değişmediğini belirtti. Şansölye Angela Merkel’in son olarak hem AB Lider Zirvesi’nde hem de Federal Meclis’te yaptığı konuşmada AB-Türkiye mutabakatı konusunda açıklamalar yaptığını anımsatan Demmer, “Alman hükümeti, daha önce olduğu gibi AB ile Türkiye arasındaki mutabakatın arkasında" dedi.AB Komisyonunun 14 Mart’ta Türkiye’ye ödenecek ikinci 3 milyar avroya ilişkin AB ülkelerine finansman teklifini sunduğunu belirten Demmer, AB’nin kendi içinde finansmanın şekli konusunda müzakerede bulunduğunu ifade etti.AB’de Suriyeli sığınmacılar için ikinci 3 milyar avronun ödenmesinin tartışılmadığını söyleyen Demmer, sadece bu miktarın nasıl ve ne şekilde ödeneceğinin ele alındığını kaydetti.

(NTV, 05 Nisan 2018)          

 

Viyana 6 Ay Daha Uzatmak İstiyor

Avusturya İçişleri Bakanı Herbert Kickl, ülkenin Macaristan ve Slovenya sınırlarında süren kontrollerin 11 Mayıs’tan itibaren 6 ay daha uzatılması gerektiğini bildirdi. Bakan Kickl, Avrupa Birliği (AB) Komisyonuna yönelik kaleme aldığı mektupta, son aylarda iltica başvurularının azalması ve yasa dışı yollarla ülkeye girmek isteyen göçmenlerin oranındaki düşüşe rağmen bölgede istikrarın henüz sağlanamadığını savunarak, sınır kontrollerinin uzatılmasının gerekliliğini vurguladı.  Sınır kontrollerinin bitirilmesinin insan kaçakçılarının faaliyetlerini yoğunlaştırmasına neden olacağı değerlendirmesinde bulunan Kickl, “Avusturya- Macaristan ve Avusturya-Slovenya arasındaki AB içi sınır kontrollerinin 11 Mayıs 2018’den itibaren 6 ay daha sürdürülmesi gerekiyor” dedi. Kickl, sınır kontrolleri esnasında seyahat eden insanlar başta olmak üzere yük taşıyan araçların mümkün olduğu kadar az etkilenmesi için çalıştıklarını aktardı. Schengen üyesi Almanya, Avusturya, Danimarka, İsveç ve Norveç, 2015’in sonuna doğru aşamalı olarak sınır kontrollerine başlamıştı. AB’nin en büyük başarısı olarak görülen Schengen’in askıya alındığı uygulama eleştirilse de 3 ayda bir uzatılmıştı.

(Hürriyet, 4 Nisan 2018)

 

İsrail 40 Bin Afrikalı Göçmene Tahammül Edemiyor

İsrail milyonlarca mülteciye ev sahipliği yapan komşu ülkelerin aksine, ülkelerindeki iç savaştan kaçan yaklaşık 40 bin Afrikalı göçmeni kovmanın yollarını arıyor. İsrail çevresindeki Türkiye, Lübnan ve Ürdün gibi milyonlarca göçmen ve mülteciye ev sahipliği yapan komşu ülkelerin aksine, sayıları yaklaşık 40 bin olan ve ülkelerindeki iç savaştan kaçan Afrikalı göçmenleri kovmanın yollarını arıyor. Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki aşırı sağcı koalisyon hükümeti geçen yıl söz konusu göçmenlerin sınır dışı edilmesini, kararı kabul etmeyenlerin ise hapse atılmasını öngören bir yasa çıkarmıştı. Yasanın geçtiğimiz aylarda uygulanmasıyla birlikte sınır dışı edilmeye direnen bazı göçmenler hapse gönderilmeye başlanmıştı ancak bu kişilerin açlık grevine başlaması üzerine İsrail Yüksek Mahkemesi sınır dışı uygulamasını durduran bir karar aldı. Bunun üzerine hükümet göçmenlerden "kurtulmanın" başka yollarını aramaya başladı. BM anlaşması bir kaç saat dayanabildi. Bu arayış kapsamında önceki gün Birleşmiş Milletlerle bir anlaşma yapılarak göçmenlerden 16 bin 250'sinin Batılı ülkelere gönderilme kararı alındı. Netanyahu önceki gün bu anlaşmayı kamuoyuna duyurdu ancak aradan henüz bir kaç saat geçmişken geri kalan göçmenlerin ülkede kalacak olmasına diğer koalisyon ortaklarının itiraz etmesi üzerine söz konusu anlaşmayı askıya aldığını açıkladı. Anlaşmaya itiraz eden koalisyon ortakları bu göçmenlerin tamamının sınır dışı edilmesini talep ediyor.

 Netanyahu: Afrikalı Göçmenler Terör Saldırısından Daha Kötü

İsrailli siyasetçilerin bu göçmenlere yönelik kullandığı dil de son derece ırkçı bir içerik taşıyor. İsrail Başbakanı Netanyahu geçen ay bu göçmenlerle ilgili skandal bir açıklamada bulunarak, Afrikalı göçmenlerin İsrail'e gelmesini "şiddetli terör saldırılarından çok daha kötü bir olay" olarak tanımladı. Tarihi Filistin toprakları üzerinde kurulan ve beş milyondan fazla Filistinliyi ülkelerinden sürerek mülteci konumuna düşüren İsraillilerin kendileri de aslında şuan yaşadıkları bu ülkeye başka ülkelerden göç ederek gelmiş Yahudi inancına mensup insanlardan oluşuyor.

Empati Yerine Irkçı Söylem

Tarihi Filistin topraklarında İsrail'in kurulmasının ardından, zulüm gördükleri gerekçesiyle yaşadıkları ülkeleri terk ederek buraya gelen bu insanların, Afrikalı göçmenlere karşı böylesine ırkçı bir tutum içerisinde bulunması da ayrı bir çelişki olarak değerlendiriliyor.

İsrail'e sığınan Afrikalı göçmenler gibi benzer zulümlere maruz kalarak tarih boyunca birçok sürgün yaşayan Yahudi toplumunun önde gelen siyasetçileri, bu göçmenlere empati ile yaklaşmak yerine tahammülsüzlük gösteriyor.

Sınır Dışı Edilmesine İtiraz Eden İsrailliler de Var

İsrail toplumu içerinde Afrikalı göçmenlerin haklarını savunarak sınır dışı edilmesine karşı çıkan kesimler de var. Bu kesimler zaman zaman Tel Aviv'de göçmenlere destek mitingleri düzenliyor ancak bunların toplum ve siyasetteki karşılıkları pek fazla değil. İsrailli bazı insan hakları savunucuları ile zorla sınır dışı uygulamasının dini değerlerine aykırı olduğunu düşünen Yahudi kuruluşları, hükümetin uygulamak istediği zorla sınır dışı yasasına karşı çıkıyor ancak özellikle sağ partilerin destekçileri yasa dışı göçmenlerin sınır dışı edilmesini istiyor. İsrail'de bu zorlayıcı yasa çıkmadan önce yaklaşık 20 bin kişi, İsrail'in "gönüllü çıkış programı" kapsamında son 4 yılda sınır dışı edildi.

İsrail'deki Afrikalı Göçmenler Kim?

İsrail'de tamamına yakını Eritre ve Sudan'daki savaş ve katliamlardan kaçan yaklaşık 40 bine yakın Afrikalı göçmen bulunuyor. İsrail hükümeti bunlara mülteci statüsü vermeyi reddediyor. Bu göçmenlerin büyük çoğunluğu Hristiyan, bir kısmı da Müslümanlardan oluşuyor. Çoğu 2006 ila 2012 yılları arasında Sina Yarımadası üzerinden geçerek İsrail'e ulaşmış. Birçoğu üçüncü bir ülkeye gitmeyi kabul etse dahi sonunda kaçtıkları ülkelerine geri gönderilmekten ve orada öldürülmekten korkuyor. İsrail 2014 yılına 242 km'lik elektronik tel örgü çekerek yeni göçleri engelledi.

Endişeli Bekleyiş Sürüyor

Tamamına yakını başkent Tel Aviv'de ve buranın güneyindeki Holon Tutuklama Merkezin'de toplumdan soyutlanmış bir şekilde yaşayan Afrikalı göçmenler ise endişeli bir bekleyiş içerisinde. Tel Aviv'de isimlerinin açıklanmaması kaydıyla AA muhabirine konuşan bazı Afrikalı göçmenler, toplumun kendilerini asayişi bozmakla itham ettiğini ancak bunun gerçeği yansıtmadığını belirtiyor. Sudan'dan geldiğini belirten bir göçmen, bazı İsraillilerin Tel Aviv'in güneyindeki göçmen mahallerine gelerek buradaki Afrikalılara zaman zaman fiziksel saldırılarda bulunduğunu söyledi.  Tel Aviv'deki bu Afrikalı göçmenlerin çoğu başlarının belaya girebileceği endişesiyle kamerada görünmekten ya da gazetecilere konuşmaktan çekiniyor.

Hikayelerini AA'ya Anlatmışlardı

İsrail yönetimi tarafından hapis ya da sürgün arasında seçim yapmak zorunda bırakıldıkları zaman bazı göçmenler yaşadıklarını AA'ya anlatmıştı. Söz konusu kaçak göçmenlerden Eritreli Halofom Sultan, hayatı tehlikede olduğu için 7 yıl önce geride eşini ve 2 çocuğunu bırakıp ülkesinden kaçmak zorunda kalmış. Sultan, 3 bin 500 dolar ödediği insan kaçakçılarıyla birlikte önce ülkesinin o dönem savaşta olduğu Etiyopya'ya, oradan da iç savaşın hüküm sürdüğü Sudan'a gitmiş. Sudan'dan sonra kaçak göçmenler için iki seçenek bulunuyor. Bu seçenekler ise tehlikelerle dolu Sahra Çölü'nü geçip Libya üzerinden Avrupa'ya ya da Mısır üzerinden İsrail'e geçmek. İnsan kaçakçıları Sultan için ikinci rotayı seçmiş. Sultan, İsrail'e gelmek zorunda kalışını şu sözlerle ifade ediyor:

"Benimki İsrail'le Avrupa arasında bir seçim değildi, tek seçenek o sırada Sudan'dan çıkmak zorunda olmamdı. Bir şekilde İsrail'e ulaştım."

Toplum Değil Hükümet Ve Polis Nefret Ediyor

İsrail'deki birçok Afrikalı gibi ülkesindeki baskıdan kaçan 34 yaşındaki Sultan, üniversitede tarih okurken katıldığı hükümet karşıtı gösteri sonrası defalarca tutuklanmış, ölümle tehdit edilmiş. Sıkıntılı ve zorunlu göçlerle dolu tarihi sebebiyle İsrail'de kendisine sıcak yaklaşılacağını ümit etmiş ancak, İsrail yönetiminden kendi deyimiyle, "ayrımcılık ve nefret" görmüş. "İsraillilerin çoğu aslında sığınmacılara çok da karşı değil. Toplumda nefret görmüyorum" diyen Sultan, "Hükümette ve poliste bu nefreti görüyorum. Hükümetin desteklediği bazı insanlar sığınmacılara yönelik özellikle de siyahi Afrikalılara karşı nefret besliyor." dedi. İsrail meclisi (Knesset), Aralık 2017'de yasa dışı sığınmacıların ülkeden zorla çıkarılmasına izin veren yasayı geçirmişti. Daha sonra İsrail Yüksel Mahkemesi bu uygulamayı durdurmuştu. İsrail hükümeti şimdi ülkedeki göçmenleri bir şekilde sınır dışı etmenin yollarını arıyor.

(Anadolu Ajansı, 4 Nisan 2018)

 

BM'den AB Ülkesine Sığınmacı Uyarısı: En Azından Temiz Su Ver

Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde faaliyet gösteren insan hakları uzmanları, Fransa hükümetine ülkede bulunan az sayıda sığınmacı ve göçmenlere temiz su ve hijyen hizmeti sağlanması yönünde çağrıda bulundu. Güvenli içme suyu ve hıfzıssıhha konusunda BM Özel Raportörlüğü yapan Leo Heller'in öncülük ettiği BM uzmanları, ortak yazılı açıklama yaparak Fransa'nın ülkedeki sığınmacı ve göçmenlere karşı politikasını eleştirdi. Açıklamada, Calais, Grande-Synthe, Tatinghem, Angres et Dieppe sığınmacı kamplarıyla Fransa'nın kuzeyindeki diğer bölgelerindeki sığınmacı ve göçmenlerin yeterli sayıda acil barınak, temiz su, tuvalet ve çamaşırhaneden mahrum olduğunun altı çizildi. Calais kampında 900, Grande-Synthe'de 350 sığınmacının kaldığı, diğer kamplardaki sığınmacı sayısının ise bilinmediği aktarılan açıklamada, Fransa hükümetine ülkedeki sığınmacı ve göçmenlere daha fazla temiz su ve hijyen hizmeti sağlaması yönünde çağrıda bulunuldu. BM Özel Raportörü Heller, Fransa'ya tepki göstererek, "Grande-Synthe'deki spor merkezine kabul edilmeyenler de dahil olmak üzere Fransa'nın kuzey kıyısı boyunca göçmenler ve sığınmacılar insanlık dışı bir durumla karşı karşıya kalıyorlar, bazıları tuvaletleri olmayan çadırlarda yaşıyor ve kendilerini kirli nehirlerde veya göllerde yıkıyorlar." ifadelerini kullandı. Özellikle Calais Sığınmacı Kampı'ndaki kötü şartlar ve sığınmacılara karşı kötü muameleden dolayı BM uzun zamandır Fransız hükümetini eleştiriyor. Fransa'da daha önce Calais ve çevresindeki sığınmacı kamplarında su ve yemek verilmesi konuları tartışmalara neden olmuştu. Calais Belediye Başkanı Natacha Bouchart, mahkemenin sığınmacılara su verilmesi yönündeki kararının Danıştay tarafından onaylanması üzerine karara uymayacağını belirtmişti. Son olarak devletin üstlendiği bölgedeki sığınmacılara yemek ve içecek dağıtımı uygulaması gündeme gelmiş, ilk gün dağıtılan yemeği almaya sadece iki kişi gelmişti.

(Akşam, 4 Nisan 2018)

 

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik: “Göç Sorunu Dinamik Olarak Sürmektedir”

Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, " Göç sorunu dinamik olarak sürmektedir. Bu konuda Türkiye’ye ilave fonlar sağlanması gerekir. IPA Katılım öncesi yardımlar vardır. Hem bize yargı bağımsızlığı veya benzeri konularda eleştiriyoruz sizi, ondan sonra tutuyorlar Avrupa Birliği ile bizim yargı organlarımız arasındaki projelere fonu kesiyorlar" dedi. Ömer Çelik, Dışişleri Komisyonu üyelerini bilgilendirdi. Çelik, 1945 sonrası Amerika’nın taahhüdünün çok taraflılık olduğunu hatırlatarak, "Şimdi ise uluslararası anlaşmalara sadakat azalıyor, milliyetçilik yükseliyor, dünya giderek daha az uluslararası, daha az düzenli ve daha az liberal hale dönüşüyor. Birleşik Krallığın Avrupa Birliği’nden ayrılma süreci Avrupa açısından bunun ne kadar etkili olduğunu ortaya koyuyor. Uluslararası sistemde siyasi ve ekonomik açıdan güç dağılımında eksen kayması yaşandığını görüyoruz. Sürekli ve istikrarlı bir şekilde ekonomik gücün Atlantik’ten Pasifik’e kaydığını görüyoruz" ifadelerini kullandı. Son yıllarda merkez siyasete güvenin kaybolduğunu söyleyen Çelik, Avrupa’da Brexit sürecinin, sığınmacı krizi, Brexit süreci, ABD-Avrupa Birliği krizi temel gündem olduğunu belirtti. Çelik, "Birlik tarihinde üye bir devletin ilk defa ayrılma yolunda adım atması, bütünleşmenin geri dönülmez biçimde sona erebileceği şekilden kaygı ortaya çıkardı. Bütünleşme geri dönülemez olarak görülüyordu. İngiltere’nin ayrılma kararı almasıyla bu algı tamamen yıkılmıştır. Geldiğimiz aşamada Avrupa Birliği’nin müzakerelerde şu ana kadar bir adım önde olduğunu görüyoruz. Birleşik krallık açısından her geçen gün daha sıkıntılı hal alıyor" şeklinde konuştu. Avrupa’da aşırı sağın merkez sağı ele geçirdiğini belirten Çelik, bunun Avrupa için tehlike olduğunu ifade etti. Çelik, Avrupa’da Konsey Başkanı, Komisyon Başkanı ve AB Konsey Başkanı’nın yenileneceğini belirterek, var oluşsal krizi avantaja çevirebileceklerini ifade etti. Çelik, "Avrupa’da ciddi bir liderlik sorunu var. Karar alma mekanizmaları çalışmıyor. Türkiye olan ilişki çifte standartlara dayalı bir ilişki var" diye konuştu. Varna Zirvesi’ne ilişkin olarak Çelik, "Yunanistan’ın gündemleştirdiği iki askerin Türkiye’de olmasıyla ilgili durum karşısında veya Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ege’deki eylemleri karşısında ilkelere bakmaksızın sadece mahalle dayanışması Yunanistan’a destek veriyor oluşu; birliğin siyasi ilkeler birliği durumuna zarar veren yaklaşımdır. Avusturya’nın Başbakanı Kurz, Türkiye üyelik müzakerelerin sonlandırılmasına ilişkin açıklama yapmıştır" ifadelerini kullandı. Çelik şöyle konuştu:

"Vize serbestisi konusunda kağıdımızı verdik. Ben daha sonra Timmermans ile görüştüm. Onlar bizim verdiğimiz kağıtla ilgili teknik bir heyeti Türkiye’ye gönderecekler. Onunla ilgili çalışmaya devam edeceğiz." AB Bakanı Çelik, Avrupa Birliği yardımlarının çoğunu uluslararası kurumlar vasıtasıyla yapıldığını belirterek, Avrupa Birliği uluslararası kurumlarla sözleşme yaptığını belirtti. Avrupa Birliği fonlarının eğitim ve sağlık konularında direkt olarak kullanılmasına yönelik çalıştıklarını kaydederek, "Göç sorunu dinamik olarak sürmektedir. Bu konuda Türkiye’ye ilave fonlar sağlanması gerekir. IPA Katılım öncesi yardımlar vardır. Hem bize yargı bağımsızlığı veya benzeri konularda eleştiriyoruz sizi, ondan sonra tutuyorlar Avrupa Birliği ile bizim yargı organlarımız arasındaki projelere fonu kesiyorlar" dedi.

(İhlas Haber Ajansı, 4 Nisan 2018)

 

TİKA'dan, Lübnan'daki Suriyeli Göçmenlere Destek

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA), Beyrut’un kuzeyinde Harisa’da bulunan ve zor koşullar altında yaşamlarını sürdürmeye çalışan 210 Suriyeli göçmen aileye yaklaşık 7,5 ton gıda ve 420 battaniye yardımında bulundu. Lübnan, ülke nüfusuna oranlandığında Suriye’deki savaştan etkilenen göçmen nüfusunun en fazla olduğu ülke durumunda bulunuyor. Lübnan’daki Suriyeliler ve 1960’lı yılların sonundan bu yana göçmen konumunda olan Filistinliler sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı bir konumdalar. İşsizlik, yoksulluk gibi önemli sorunların yanında eğitim, sağlık gibi temel hizmetlere ulaşmakta zorluk çeken göçmenler zor şartlarda yaşıyor. Geçimlerini çoğu zaman yardımlar sayesinde ya da çalışma izinleri olmadığı için ağır şartlarda, düşük ücretlerle hiç bir sosyal güvenceleri olmadan çalıştıkları işlerden elde ettikleri çok düşük gelirle güçlükle sağlıyorlar.

TİKA'dan , Yardım Kolisi Desteği

TİKA, bölgeye gerçekleştirdiği ziyaretler sırasında mültecilerin maruz kaldığı zor koşulları tespit ederek, Harisa’da yaşayan ailelerin geçimlerine bir nebze de olsa katkıda bulunmak üzere her aileye yaklaşık iki ay yetecek kadar gıda malzemesi ve battaniyelerden oluşan yardım kolileri desteğinde bulundu. Uzun vadeli, kalıcı ve sürdürülebilir projeler gerçekleştiren TİKA, insani yardım faaliyetleri ile birçok coğrafyada Türkiye’nin yardım elini ulaştırıyor. Lübnan’da Suriye’deki savaştan etkilenerek ülkelerinden ayrılmak zorunda kalan Suriyeli göçmenlere destek olmaya devam ediyor.

(Kırım Haber Ajansı, 05 Nisan 2018)

 

Komisyon Başkanı Uslu: “Afrin'e 300 Binden Fazla Suriyelinin Döneceğini Tahmin Ediyoruz”

Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları İnceleme Komisyonu'nun alt komisyonu olan Göç ve Uyum Komisyonu'nun Başkanı Ak Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, Zeytin Dalı Harekatı ile terör örgütü PKK/PYD'den temizlenen Afrin'e dönüşlerin başladığını belirterek, "Tahminimiz 300 binden fazla Suriyeli kardeşimizin de o bölgeye dönmesidir" dedi.

Atay Uslu'nun başkanlığını yaptığı Ak Parti, CHP, MHP ve HDP milletvekillerinden oluşan komisyon, Kahramanmaraş'ta çoğunluğunu Suriyelilerin oluşturduğu sığınmacılarla ilgili incelemelerde bulunmak üzere kente geldi. İlk olarak beraberindekilerle Vali Vahdettin Özkan'ı makamında ziyaret eden Atay Uslu, burada yaptığı açıklamada komisyon olarak hem yurt içinde, hem de yurt dışında incelmelerde bulunduklarını söyledi. Dünyada 400 milyondan fazla göçmenin olduğunu ve bunların 65 milyonunu sığınma veya korunma amacıyla başka ülkelere göçenlerin oluşturduğunu belirten Uslu, Türkiye'de şu anda dünyada en çok göç alan, mülteci alan ülke olduğunu hatırlattı.

Suriyelilerin İstihdam Oranının En Fazla Olduğu Yer Kahramanmaraş

Türkiye'de 3,5 milyonu Suriyeli, yaklaşık 4 milyon sığınmacının olduğunu belirten Atay Uslu, şöyle devam etti:

"Kahramanmaraş'ta 100 binin üzerinde Suriyeli ile yaklaşık olarak da 6-7 bin Iraklı kardeşimiz var. Biz Türkiye'nin farklı noktalarına gittik, farklı kampları inceledik, ama Maraş'ta farklı bir örneklik olduğunu hissettiğimiz için 'Bir de Maraş'ı görelim' dedik. Maraş'ta Suriyelilerin ve yabancıların istihdama katılım oranı çok daha yüksek. Burada Suriyelilerin ve diğer sığınmacıların çalışabildiklerini gördük. Hangi alanlarda çalışıyorlar, çalışırken nelerle karşılaşıyorlar, toplumun onlara bakışı nasıl, bürokrasinin, siyasetin onlara bakışı nasıl, bunu yerinde görelim diye Maraş'a geldik."

Fırat Kalkanı Bölgesine 150 Bin Suriyeli Döndü

Türkiye'nin göç sürecini ilk birkaç yılı kriz süreci olmak üzere 7 yıldır başarıyla yürüttüğünü, bundan sonra bu göç sürecini daha iyi yürütme noktasında yapılabilecekleri rapor haline getireceklerini kaydeden Uslu, "Afrin'de harekatımız devam ediyor, Fırat Kalkanı Bölgesi'nde güvenliği sağladık. O bölgeye de Suriyelilerin geri dönüşü, geçici koruma altındaki Suriyeli kardeşlerimizin dönüşü söz konusu. Onunla ilgili de stratejiler ortaya kondu. Yaklaşık olarak Fırat Kalkanı bölgesine 150 bin civarında Suriyeli kardeşimiz geriye döndü. İnşallah Afrin'deki bu süreç tamamlandıktan sonra oraya dönüşler başladı. Orayla ilgili de bu süreç hızlanacaktır. Tahminimiz 300 binden fazla Suriyeli kardeşimizin de o bölgeye dönmesidir. İnşallah Suriye'ye barış gelecek, barış geldikten sonra da bu kardeşlerimiz kendi ülkelerinde, kendi memleketlerinde, kendi evlerinde huzurlu ve bir şekilde yaşayacaklar diye düşünüyoruz" diye konuştu.

Afganların Denizde Ölmemeleri İçin Tedbirler Alınıyor

 Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Göç ve Uyum Komisyonu Başkanı Atay Uslu, son zamanlarda artan Afgan göçüyle ilgili şunları söyledi:

"Suriye krizinden önce en çok göç veren ülke Afganistan'dır. Hâlâ öyle ama Suriye'deki ciddi savaş koşullarından dolayı Suriye krizi bir anda ön plana çıktı. Afganistan'da ciddi bir otoritesizlik ve sıkıntı var, dolayısıyla Afganların dünyanın farklı yerlerine göç etme eğilimleri var. Türkiye'de Suriyelilerden sonra en çok bulunan sığınmacı sayısı Afganlar ve Iraklılar. Bunlar da zaman zaman mevsimlerin düzelmesiyle, çünkü daha çok bu tür sığınmacılar karayolunda yürüyerek mesafeleri aşmaya çalışıyorlar bu da yaz ve bahar döneminde oluyor. Bahar döneminde her zaman bu artış vardır. Biz, savaş nedeniyle Afganistan'dan başka ülkelere göç etmek isteyen sığınmacılara da kapımızı açıyoruz, daha önce de açtık, şimdi de açıyoruz. Gerçekten orada bir baskı varsa, onun neticesinde bize başvuru yaptıklarında biz onlara şartlı mülteci veya farklı statüler veriyoruz. Bugünlerde o arttı, ama şunu söyleyeyim, biz Afganistan için hedef ülke olduğumuz kadar, transit bir ülkeyiz de. Transit geçiş olarak da Türkiye'yi kullanıyorlar, Avrupa'ya geçmek için de kullanıyorlar. Biz, Akdeniz'de, Ege'de onlar boğulmasınlar, ölmesinler, yok olup gitmesinler diye de tedbirler geliştiriyoruz."

Sığınmacılar Hakkında Brifing Aldılar

Komisyon daha sonra valilik toplantı salonuna geçerek göç, sağlık, milli eğitim, emniyet, İŞKUR ile Aile ve Sosyal Politikler Müdürlüklerinin temsilcilerinden şehirde yaşayan sığınmacılar hakkında brifing aldı.

(Hürriyet, 4 Nisan 2018)

 

Suriyeli Çocuklar İçin 215 Okul Yapılacak

Türkiye'de yaşayan Suriyeli çocukların eğitiminin desteklenmesi amacıyla, MEB tarafından başlatılan ‘Eğitim Altyapısının Güçlendirilmesi’ projesi kapsamında 21 ilde açılacak 215 okul, 2 yıl içerisinde faaliyete geçecek. Milli Eğitim Bakanlığı’nca (MEB) yürütülen ve Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen ‘Eğitim Altyapısının Güçlendirilmesi’ projesi kapsamında, Mersin'deki bir otelde bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Dünya Bankası Sürdürülebilir Kalkınma Programı Lideri Tamara Sulukhia, MEB’in projede lider konumda olduğunu belirtti. Sulukhia, Dünya Bankasının da çalışmayı desteklediğini anlattı. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen 475 milyon avronun 150 milyonunun Dünya Bankası aracılığıyla proje kapsamında kullanılacağını söyleyen Sulukhia, "Bu proje Suriyeli çocukların örgün öğretime katılması adına yapılmış bir adım. Projeye destek veren birçok paydaş bulunuyor. Dünya Bankası olarak 12 ilde projeye 56 betonarme eğitim tesisi yaparak katkı veriyoruz" dedi. Proje direktörü Fatih Mehmet Oruç da Suriye'deki iç savaşın ardından Türkiye'nin, dünya çapında ses getiren mülteci krizini dikkate alarak hareket geçen en önemli ülke olduğunu belirtti. Türkiye'de 2018 itibarıyla yaklaşık 3,5 milyon Suriyelinin yaşadığına dikkati çeken Oruç, "Türkiye'de yaşayan Suriyelilerin 1 milyon 100 binini, eğitim çağı dediğimiz 5-18 yaş aralığındaki çocuklar oluşturuyor. Suriyeli çocukların eğitim sistemimize entegrasyonu için bakanlık olarak yoğun bir çalışma sürdürüyoruz" diye konuştu. Fatih Mehmet Oruç, projenin eğitim tesislerinin kurulması açısından önemine işaret ederek, şöyle konuştu:

"AB tarafından projeye verilen 473 milyon avroluk fon desteğiyle 21 ilde 215 eğitim tesisi kurulmaya başlandı. 215 okulun acil olması sebebiyle 60'ı prefabrik, 155'i de betonarme okul olarak yapılacak. Hedefimiz 2018-2019 eğitim yılında prefabrik okullarımızı, 2019-2020 eğitim yılında da betonarme okullarımızı hizmete geçirmek." Mersin Valisi Ali İhsan Su ise Türkiye'nin çok sayıda Suriyeli kardeşine kapılarını açtığını belirterek, "İnsanlık açısından önemli olan Suriyeli sığınmacıların hayatlarına devam ettirmeleri. Suriyeli kardeşlerimiz ülkelerine dönene kadar onların rahatlığını oluşturmak bizim görevimiz" dedi. Konuşmaların ardından katılımcılara, eğitim alanında yapılan çalışmaları yansıtan görüntüler izletildi.

(Hürriyet, 4 Nisan 2018)

 

Fransa’nın Mülteci Nefreti Uluslararası Krize Neden Oldu

Fransa’nın Alp Dağları’nı aşarak gelen mültecilere yönelik gayriinsani politikaları İtalya ile diplomatik bir krize neden oldu. Geçtiğimiz Cuma günü Beş silahlı Fransız polisi geçtiğimiz İtalya’nın Bardonecchia şehrinde İtalya sınırını bir kilometre ihlal etti. Fransız polisinin hedefinde bir sivil toplum kuruluşu tarafından bir tren istasyonunda işletilen kliniğe girdi. Alp Dağları’nı geçmeye çalışan ve bu sebeple ölüm riski ile karşı karşıya olan göçmenlerle ilgilenen “Rainbow for Africa” isimli sivil toplum örgütü Fransız sınır devriye birliklerinin İtalya sınırını geçip Nijeryalı bir göçmeni kliniğe getirdiklerini ifade etti. Söz konusu göçmenin uyuşturucu ticareti yaptığından şüphelenen polisler göçmene idrar testi yaptırdı.

İtalya çok kızdı

Fransız polisinin kendi topraklarında izinsiz uygulama yapmasını yetki aşımı olarak gören İtalya’da Dışişleri Bakanlığı Fransa Büyükelçisi’ni açıklama yapmaya çağırdı. Konu hakkında açıklama yapan Bardonecchia Belediye Başkanı Francesco Avato “Üzgünüm çünkü bu şekilde davranmamaları gerekiyordu. Kristal dükkanına giren filler gibi davrandılar. Özellikle de kristal dükkanı onların değilken böyle bir davranışa hakları yoktu. Görevlerini Fransız topraklarında ve başka yerlerde ifşa edebilirlerdi ama bu kadar hassas merkezde değil. Bu merkezde işlerin huzur içinde yapılması gerekiyor” ifadesinde bulundu. Fransa hükümeti ise yapılan açıklamayla kontrollerin resmi izin alınarak yapıldığını iddia etti.

(Yek Vücut, 4 Nisan 2018)

 

Erzurum'da Kaçak Göçmenlerde Salgın Endişesi

Erzurum’a kaçak yollardan gelen çoğunluğu Afganistan uyruklu kaçak göçmenlerin sayısı bir günde bine ulaştı. Sağlık kontrolü amacıyla hastanelere gönderilen göçmenlerin bazılarında bulaşıcı hastalık tespit edildiği öğrenilirken, polisler de eldiven ve maskelerle görev yapıyor.

İran üzerinden yasa dışı yollarla insan tacirleri tarafından Türkiye’ye getirilen kaçak göçmenlerin önüne geçilemiyor. Başta İstanbul, Ankara ve İzmir olmak üzere batı illerine gitmek için Erzurum güzergahını kullanan kaçak göçmenlerin sayısı ilk üç ayda 10 bine yaklaştı. Bugün ise yaya olarak Ağrı-Doğubayazıt üzerinden gelen kaçak göçmenlerin sayısı bini aştı. Polis kontrol noktalarında ve yollardan alınan göçmenler, otobüslere bindirilerek polis merkezlerine götürüldü.

Karakollar ve Hastanelerde Salgın Korkusu

Her gün yüzlerce kaçak göçmenle ilgili işlemlerin yapıldığı polis merkezi amirlikleri ve hastaneler de adeta alarm veriyor. Polis merkezlerine işlemlerini halletmek için giden birçok vatandaş yaşanan ağır koku ve yoğunluktan dolayı işlemlerini ertelemek zorunda kalıyor. Diğer yandan göçmenlerle bizzat ilgilenmek zorunda kalan polisler de hastalıklara karşı eldiven ve maskelerle görev yapıyor. Polis merkezlerindeki işlemlerinin ardından sağlık kontrolü amacıyla çeşitli hastanelere gönderilen göçmenlerin bazılarında ise bulaşıcı hastalık tespit edildiği öğrenildi. Hastanelerde de adeta bir trajedi yaşanırken olası salgın korkusu yaşanıyor.

Emniyetten Özel Talimat

Erzurum Emniyet Müdürlüğü tarafından da hassasiyetle takip edilen kaçak göç, emniyeti harekete geçirdi. Erzurum İl Emniyet Müdürü Mehmet Aslan tarafından tüm birimlere, şehrin muhtelif yerlerindeki kaçak göçmenlerin yakalanması talimatı verildi. Otogar, havaalanı, tren garı, otoyollarda ve kentin muhtelif yerlerinde hassasiyetle çalışan polis ekipleri, adeta kaçak göçmen avına çıktı. Göçmenleri karakollara ve hastanelere taşımak için kullanılan otobüsler de zaman zaman yetersiz kaldı. Takviye otobüsler için Erzurum Büyükşehir Belediyesi ve çeşitli kurumlardan otobüsler istendi.

3 Ayda 2017 Yılını Aştı

Yetkililer alarma geçse de kaçak göçmenlerin sayısı her geçen gün artmaya devam ediyor. 2018 yılının ilk üç ayında yakalanan kaçak göçmenlerin sayısı 2017 yılını geride bıraktı. Geçtiğimiz sene içerisinde toplamda 5 bin 13 kaçak göçmen yakalanırken 2018 yılının ilk üç ayında rakam 10 bine yaklaştı. İşlemlerin ardından göçmenlerin gönderildiği Aşkale Geri Gönderme Merkezi de yoğunluktan tıka basa doldu.

(Milliyet, 4 Nisan 2018)

 

Çeşme Otoyolu Gişelerinde Kaçak Göçmen Operasyonu

İzmir'in Çeşme ilçesine 3 hafif ticari araçla gelen, yasa dışı yollarla Yunanistan'ın Sakız Adası'na geçmek isteyen 43 Suriyeli ile 3 organizatör, otoyol gişelerinde polisin operasyonuyla yakalandı.Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Çeşme Grup Amirliği ekipleri, dün bir grup göçmenin yasa dışı geçiş için kente geleceğini öğrendi. Harekete geçen ekipler, otoyolun Çeşme girişindeki gişelerde, 3 hafif ticari aracın sürücüsünü durdurdu. Araçların kapılarını açan ekipler, balık istifi Suriyelilerle karşılaştı. Ekipler, organizatör olduğu belirlenen araçtaki H.O., A.Ü ve T.Ö.'yü gözaltına aldı. 14'ü çocuk 43 Suriyeli ile 3 organizatör emniyete götürüldü. Suriyelileri işlemlerinin ardından İzmir Göç İdaresi Müdürlüğü'ne gönderildi. Organizatörler ise bugün adliyeye sevk edildi.

(Hürriyet, 05 Nisan 2018)

 

Göçmen Kaçakçılığı Operasyonunda 21 Tutuklama

Muğla merkezli toplam sekiz ilde düzenlenen göçmen kaçakçılığı operasyonunda yakalanarak adliyeye sevk edilen 36 organizatörden 21'i tutuklandı. Muğla Emniyet Müdürlüğü Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Şube Müdürlüğü (GİM) ile KOM Şube Müdürlüğünün koordinesinde, Milas KOM Grup Amirliğince Muğla merkezli 8 ilde eş zamanlı operasyon yapıldı. Muğla başta olmak üzere İzmir, İstanbul, Tokat, Amasya, Çanakkale, Edirne ve İzmit’te yapılan operasyonlarda suç örgütünün tamamen deşifre edilmesine yönelik olarak çeşitli tarihlerde 17 göçmen kaçakçılığı olayına suçüstü yapıldı ve toplamda 450 göçmen kaçmak üzereyken organizatörleri ile birlikte yakalandı. Yakalamalar kapsamında 20 organizatöre adli işlem yapıldı. 17 şüpheli tutuklanarak cezaevine gönderilirken, 3'ü ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Soruşturmanın tamamlanması maksadıyla 29 Mart 2018 tarihinde gerçekleştirilen eş zamanlı operasyonlarda ise aranan 16 şüpheli yakalanarak adli makamlara sevk edildi. Terör örgütü PKK/PDY'ye üye oldukları iddiasıyla aranan 2 kişinin de yurt dışına kaçmak üzereyken yakalandığı operasyon kapsamında mahkemeye sevk edilen organizatörlerden 4'ü daha tutuklanarak cezaevine konuldu.

(CNN Türk, 4 Nisan 2018)

 

Ayvacık'ta 17 Kaçak Yakalandı

Çanakkale’nin Ayvacık ilçesi sahilinden, Yunanistan’ın Midilli Adası’na tekneyle gitmeye çalışan 17 kaçak göçmen, Sahil Güvenlik Komutanlığı ekiplerince yakalandı. Müsellim Boğazı’nda devriye görevi yapan Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, bu sabah saat 08.00 sıralarında Babakale Burnu mevkiinde, kıyıdan 1 mil açıkta bir grup kaçak göçmenin fiber tekne ile Yunanistan’ın Midilli Adası'na doğru gittiğini tespit etti. Sahil Güvenlik TCSG 109 Bot Komutanlığı ekibinin durdurduğu teknede, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu Afganistan ve Suriye uyruklu 17 kaçak göçmen yakalandı. TCSG 109 Botu ile Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesi açıklarına getirilen kaçak göçmenler, daha sonra, KB 4301 Botu ile Küçükkuyu Sahil Güvenlik Karakolu’na taşındı. Kaçaklara burada giyecek ve yiyecek yardımı yapıldı. Yasal işlemlerin ardından kaçak göçmenler, Ayvacık ilçesindeki Yabancıları Geri Gönderme Merkezi’ne gönderildi.

(Hürriyet, 4 Nisan 2018)

 

Erzurum'da 300 Kaçak Göçmen Yakalandı

Kaçak göçmenler, polis merkezlerindeki işlemlerinin ardından Aşkale ilçesindeki Geri Gönderme Merkezine teslim edilecek. Erzurum'da, Afganistan ve Pakistan uyruklu 300 kaçak göçmen yakalandı. İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş ile Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, kuzey çevreyolu, Nenehatun rampası mevkisi ve şehirlerarası otobüs terminali yakınında kaçak göçmenler olduğu ihbarı üzerine bölgeye gitti.

Ekipler, bu bölgelerin yanı sıra gün boyunca kent genelindeki çeşitli adreslerde yaptıkları kontrollerde kaçak olarak yurda giren Afganistan ve Pakistan uyruklu 300 kişiyi yakaladı. Otobüslerle kent merkezindeki Gölbaşı ve Gürcükapı polis merkezlerine götürülen kaçak göçmenlerin işlemlerine başlandı. Kaçak göçmenler, buradaki işlemlerinin ardından Aşkale ilçesindeki Geri Gönderme Merkezine teslim edilecek. İran'dan kaçak olarak Ağrı'ya, buradan da Erzurum'a geldikleri belirlenen göçmenlerin, batı illerine gitmeyi amaçladığı öğrenildi.

(Milliyet, 4 Nisan 2018)

 

Edirne'de 176 Kaçak ve Sığınmacı Yakalandı

Edirne'de yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalışan 176 kaçak ve sığınmacı yakalandı.

Alınan bilgiye göre, 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'na bağlı hudut askerleri ile İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, merkeze bağlı Orhaniye, Bosnaköy, Yenikadın ile İpsala ve Meriç ilçelerinde denetim yaptı. Denetimlerde, yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalışan Filistin, Irak, Pakistan, Afganistan, Bangladeş ve Suriye uyruklu 176 kişi yakalandı. Kaçak ve sığınmacılar, işlemlerinin ardından Edirne Göç İdaresi Müdürlüğü'ne gönderildi.

(Milliyet, 4 Nisan 2018)