Türkiye’de ve dünyada son günlerde göç, göçmen, mülteciler ve sığınmacılar konularında 5 Mart 2019 tarihinde gündemde öne çıkan başlıklar…

 

En Çok Suriyeli Gelin Aldık

Toplam evlilik sayısı 2018 yılında 553 bin 202 olarak görülürken, Türk ile evlenen yabancı gelin sayısı 22 bin 743 olarak saptandı. Bu gelinlerinde yüzde 15,7’sinin Suriyeli olduğu kaydedildi. Medya takibinin önemli kurumu Ajans Press, Türkiye’deki evlenme ve boşanma istatistiklerini konu alan araştırmayı inceledi. Ajans Press’in Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere, 2018 yılındaki toplam evlilik sayısı 553 bin 202 olarak görüldü. Bu evliliklerinde 22 bin 743’ü yabancı gelinler ile yapılırken, 4 bin 119’unun yabancı damatlar ile yapıldığı kaydedildi. Yabancı gelinlerinde yüzde 15,7’si Suriyeli olurken en çok oradan yabancı gelin alındığı belirlendi. Buna karşın en çok yabancı damadın Almanya’dan olduğu kayıtlara geçti. Türkiye’de en çok evlenmenin ise Kilis’te yapıldığı saptanırken buradaki kaba evlenme hızının binde 8,55 olduğu gözlendi.  PRNet ve Ajans Press’in gerçekleştirdiği medya araştırmasında, konu ile ilgili yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu.2018 yılının araştırmaya konu olan diliminde, evlilik ile ilgili 35 bin 114 haber çıkışı tespit edildi. Evlilik ilgili yazılı basına yansıyan haber başlıkları incelendiğinde, en çok konuşulan başlıkların evlilikte yaşanan sıkıntılar ve kadına karşı uygulanan şiddet ile alakalı olduğu görüldü.

(İHA, 5 Mart 2019)

 

Denizli’de İranlı-Polis Gerginliği

Denizli’de İranlı göçmenler ile polis arasında gerginlik çıktı. İl Göç İdaresi önünde kimlik kartlarını uzatmak isteyen mültecilere, polisin biber gazı sıktığı iddia edildi. BBC’ye kadar ulaşan iddialar hakkında resmi açıklama yapan Denizli Valiliği, o polisin görevden alındığını söyledi.

Denizli’de Fatih Mahallesi’nde bulunan İl Göç İdaresi geçici kimlik kartlarının sürelerini uzatmak için sıraya giren İranlı mülteciler ile polis arasında gerginlik çıktı. Kanada’ya ve Avrupa’ya geçişte Denizli’yi mesken tutan İranlılar tarafından görüntülenerek İngiltere’nin devlet kanalı BBC’ye servis edilen olayda iddiaya göre polisin sıraya girdiği halde İranlı mültecilere biber gazı sıktı. Darp iddialarının yapıldığı olayla ilgili resmi açıklama ise Denizli Valiliği’nden geldi.

Valilikten Açıklama Geldi

Yapılan açıklamada, “Bazı yayın organları ve sosyal medyada yer alan Denizli İl Göç İdaresi önünde yaşanan olay ile ilgili kamuoyunun aydınlatılması ve bilgilendirilmesi ile alakalı olarak aşağıdaki açıklamanın yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur.

Uluslararası Koruma Başvurusunda Bulunma ve Uluslararası Koruma Başvuru Sahiplerinin her Pazartesi günü Denizli İl Göç İdaresi Müdürlüğünde başvuruda bulunma ve kimlik yenileme işlemleri için sıra verilmektedir. Kimlik yenileme işlemleri için Denizli İl Göç İdaresi Müdürlüğünde sıra almak isteyen yaklaşık 450 kişinin bulunduğu bir ortamda oluşan arbedenin önlenmeye çalışılması sırasında meydana gelen olay ile ilgili inceleme ve soruşturma başlatılmış olup, ilgili polis memuru geçici olarak görevden uzaklaştırılmıştır” denildi.

(Denizli 24 Haber, 5 Mart 2019)

 

AB Geçen Yıl Türkiye’den 7 Bin Suriyeli Mülteciyi Aldı

AB ile Türkiye arasında imzalanan geri kabul anlaşması uyarınca 2018 yılında 5 bin sığınmacı Yunanistan’ı gönüllü olarak terk ederken, 322 sığınmacı ise Türkiye’ye sınır dışı edildi. Almanya’da Sol Parti Federal hükümete AB ile Türkiye arasında imzalanan mülteci geri kabul anlaşmasına dair soru önergesi verdi. Neue Osnabrücker Zeitung’un haberine göre Alman hükümetinin soru önergesine verdiği yanıta göre mülteci geri kabul anlaşması çerçevesinde 2018 yılında 5 bin sığınmacı Yunanistan’ı geri dönüş programı çerçevesinde gönüllü olarak terk etti. 322 sığınmacı ise Yunanistan’dan Türkiye’ye sınır dışı edildi. AB ise bunun karşılığında 7 bin Suriyeli mülteciyi aldı. Gazetenin haberine göre Alman hükümetinin verdiği rakamlar Avrupa Komisyonu’nun verilerine dayanıyor. Yunanistan’ın Alman hükümetine verdiği bilgilere göre Yunan adalarında bulunan “hotspot” olarak adlandırılan beş mülteci kayıt merkezinde 11 bin 752 sığınmacı bulunuyor. Sol Parti buradaki sığınmacıların bir kısmının “felaket koşullarda” yaşadığını belirterek eleştiriyor. Sol Parti’ye göre sığınmacılar açısından Türkiye’de de durum sorunlu. Alman hükümeti Türkiye İçişleri Bakanlığı’nın verdiği bilgilere atıfta bulunarak, 143 bin sığınmacının Türkiye’deki mülteci kamplarında kaldığını ifade ediyor. Birçok Suriyeli sığınmacı ise çalışmak amacıyla Türkiye’de büyük kentlere göç ediyor. AB Türkiye’de mülteci kamplarında kalmayan yaklaşık 1 milyon 500 bin Suriyeli sığınmacıya “Yabancılara Yönelik Sosyal Uyum Yardım Programı” (Emergency Social Safety Net) kapsamında ayda 20 Euro yardımda bulunuyor.  Sol Parti milletvekili Ulla Jelpke Alman hükümetinin AB-Türkiye mülteci anlaşmasını olumlu göstermeye çalıştığını söyleyerek, Alman hükümeti için önemli olan noktanın, sığınmacıların AB’ye gitmesinin engellenmesi olduğunu ifade etti. Jelpke, “Ancak gerçek şu, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların durumu memnuniyet verici olmanın çok uzağında” dedi. Türkiye ile AB arasında 2016 yılında imzalanan anlaşma uyarınca, Türkiye’den Yunanistan’a giden göçmenlerin Türkiye’ye iade edilmesine karar verilmişti. Bunun karşılığında AB, Türkiye’ye geri gönderilen her göçmen için Türkiye’deki kamplarda yaşayan bir Suriyeli mülteci almayı kabul etmişti. Avrupa Komisyonu Türkiye’den Yunanistan’a düzensiz göç edenlerin sayısında azalma olduğunu açıklamıştı.

(Deutsche Welle, 4 Mart 2019)

 

Brüksel’de Son Bir Yıl İçinde Bin Eylem Yapıldı; Türkiye Eylemleri Artışta

Avrupa Birliği’nin başkenti Brüksel’de halk eylemlerinin sayısı her geçen gün artıyor. 2018 yılında Brüksel’de protesto veya yürüyüş gibi gösterilerin sayısı 995’e ulaştı. 2010 yılında kaydedilen 560 eylem sayısı da böylece neredeyse ikiye katlandı. Öte yandan Türkiye, Venezuela ve Kongo için yapılmak istenen gösteri taleplerinde büyük artış gözlemlendi.

Türkiye İle İlgili Eylem Talepleri Artıyor

Brüksel belediyesi protesto gösterilerinin yüzde 80’inin Belçika’daki siyaset ve yaşam ile doğrudan ilgili olmadığını kaydetti. Bu eylemlerin bir bölümünün Venezuela, Kongo ve Türkiye’de yaşanan sorunlara dikkat çekmeyi hedeflediği belirtildi.

AB Kurumlarının Önünde Eylem Yaparak Dünyaya Sesini Duyurmak

Uluslararası basın kuruluşları ve Avrupa Birliği kurumlarının Brüksel’de bulunması eylemleri bu şehirde yapılmasının en büyük nedenlerinden. Son dönemde gerçekleşen gösteri başlıkları arasında mülteci meselesi, ırkçılık, iklim değişikliği, Sarı Yelekliler ve Cumartesi Anneleri bulunuyor. Brüksel’de eylem talepleri önce Belçika İstihbarat Kurumu tarafından inceleniyor, güvenlik konusunda sorun teşkil etmemesi halinde belediye başkanlarına bilgi veriliyor. Brüksel’de bir yıl içinde yasaklanan eylem sayısının ortalama üç veya dört olduğu belirtiliyor.

(Euronews, 4 Mart 2019)

 

Belçika’dan Teröre Karşı İkiyüzlü Tutum

Belçika terör konusunda yine ikiyüzlü tutum sergiliyor. DEAŞ’a kapıları kapatan Belçika, PKK’ya iltimas gösteriyor. Belçika’da terör konusunda kafa karışıklığı yaşanıyor. Brüksel Temyiz Mahkemesi, DEAŞ üyeleriyle evli Belçika vatandaşı iki kadın ile çocuklarının hükümet tarafından getirilmesini yasaklarken, Belçika Yargıtay’ı ise Genel İstihbarat ve Güvenlik Servisi’nin (ADIV) iki defa olumsuz rapor verdiği bir PKK’lının eşine vatandaşlık verilmesi yönünde karar aldı. Terör örgütleri arasında ayrımcılık yapılması, yaşanan tutarsızlık ve ikiyüzlü tutum tepkilere neden oldu. İlk karar DEAŞ terör örgütüne yönelik Brüksel Temyiz Mahkemesi’nde verildi. Mahkeme Belçika’nın göç ve mülteci işlerinden sorumlu Sağlık Bakanı Maggie De Block’un, terör örgütü YPG/PKK’nın kontrolündeki kamplarında kalan DEAŞ’lı Belçika vatandaşlarının hükümet tarafından ülkeye geri getirilmesine ilişkin karara itirazını ele aldı. Temyiz Mahkemesi, daha önce Brüksel Sulh Mahkemesi’nin Belçika vatandaşı Talyana Eielandt (26) ve Büşra Abouallal (25) adlı kadınlar ile 6 çocuğunun YPG/PKK’nın kontrolündeki kamptan ülkeye geri getirilmesine ilişkin verdiği kararı bozdu.

(İHA, 4 Mart 2019)

 

Kolları Kesilmiş Şekilde Bulunan Genç Kız Cinayetinde Suriyeli Aile Detayı!

ATV ekranlarında yayınlanan Müge Anlı ile Tatlı Sert programında, 1 yıl 9 aydır aranan genç kızın cansız bedeni ayağı ve kolları kesilmiş şekilde su kuyusunda bulundu. Ölen genç kızın annesi, cinayeti eski kiracı Suriyeli ailenin işlemiş olabileceğini iddia etti. ATV ekranlarında yayınlanan Müge Anlı ile Tatlı Sert programında, 1 yıl 9 aydır aranan genç kızın cansız bedeni ayağı ve kolları kesilmiş şekilde su kuyusunda bulundu. Ölen genç kızın annesi, cinayeti eski kiracı Suriyeli ailenin işlemiş olabileceğini iddia etti.

Dantel Modeli Almak İçin Evden Çıkmış

İddialara göre Semira 31 Mayıs saat 14 gibi amcasının evine yengesine dantel modeli almaya gitmiş bir anda ortadan kaybolmuştu. Yengesi Semira’nın eve geldiği anca daha sonra nereye gittiğini göremediğini eve gitmek için çıktığını söyledi. Evden çıktıktan sonra gidebileceği 3 yol olan Semira o günden sonra haber alınamadı. Semira’nın kaybından yaklaşık 1 yıl 9 ay sonra ise amcasının evinin yanında bulunan bir su kuyusunda bir kadın cesedine rastlandı. Aile ise su kuyusundan çıkan cesedin Semira’nın olduğunu düşünüyor. Kuyuların yanında bulunan iki evde Semira’nın akrabalarına ait. Kuyunun sahibi Ahmet Bey. Ahmet beyin oğlu Muhittin Bey kuyunun ağzının açık olduğunu fark ediyor sonra ne olduğuna bakmak için gittiğinde ise kuyusunda çuval içinde bir kadın cesedi buluyor.

“Suriyeli Aile Yapmış Olabilir”

Semira’nın amcasının açıklamasına göre cesedin bir ayağı ve iki kolu yok. Cesedin üstünden çıkan kıyafetler ise Semira’nın kıyafetlerine çok benziyor. Programa katılan Semira’nın annesi Adile Arslan ve kız kardeşi Ayşegül Arslan ise su kuyusundan çıkan cesedin Semira olabileceğini düşünüyor. Ama iddiaların ise ardı arkası kesilmiyor. Semira’nın imam nikahlı eşinden başka bir görüştüğü kişinin daha olduğu ortaya çıktı. İddialara göre ise bu görüşmeden rahatsız olan aile bireylerinden birinin Semira’yı öldürmüş olabileceği iddia ediliyor. Annenin diğer bir şüphelendiği kişide daha önce kiracı olarak kalan Suriyeli bir aile. Yapılan DNA testinden sonra ise kesin sonuç açıklanacak. Olay ile ilgili soruşturma devam ediyor.

(Haberler.com, 4 Mart 2019)