Türkiye’de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Angelina Jolie Yeniden Evlat Edinmek İstiyor: Suriye’de Karar Kıldı!

Hayırsever çalışmalarıyla bilinen, Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği İyi Niyet Elçisi dünyaca ünlü oyuncu Angelina Jolie, evlat edinmesiyle de bir o kadar tanınıyor. Dünyanın en dikkat çekici ilişkisi ve evliliğini Brad Pitt ile gerçekleştiren Jolie’nin bu evlilikten de 3 biyolojik, 3 evlatlık çocuğu var. Son zamanlarda Jolie’nin Suriye’den bir çocuğu evlat edinmek istediği konuşuluyor. Angelina Jolie’nin resmi işlemleri tamamladıktan sonra durumu basınla paylaşacağı belirtildi. Yaşadığı ilişki ve evliliklerin genelde Jolie’nin dünyayı kurtarmaya çalışmak istemesi nedeniyle görüş ayrılığına düştükleri için bittiğinin belirtilmesi, Jolie’nin yardım amaçlı çalışmaları ve özellikle çocuklar konusundaki duyarlılığını ortaya koyuyor. Son olarak basında Angelina Jolie’nin Suriye’den bir çocuğu evlat edinmek istediği konuşulmaya başlandı. Jolie’nin yakın çevresinden bir isim Grazia dergisine “Angie birkaç yıldır yeni bir evlat edinmeyi düşünüyor. Birçok ülkeyi araştırdıktan sonra Suriye’de karar kıldı” açıklamasında bulundu. Angelina Jolie’nin resmi işlemleri tamamladıktan sonra durumu basınla paylaşacağı belirtildi. Brad Pitt ile yaklaşık 11 yıl süren ilişkileri boyunca, 3 çocukları olan çiftin, aynı zamanda 3 tane evlat edindikleri çocuğu var. Jolie, ilk kez 2002 yılında Kamboçyalı çocuğu Maddox’u evlat edinmişti. 2005 yılında ise 6 aylıkken Etiyopya’dan Zahara Marley’in annesi oldu. Ancak medyanın Zahara’nın annesini bulmasıyla biyolojik annesi çocuğunu geri istedi, fakat alamadı. Bu süreçte Pitt ve Jolie çiftinin çocuklarının ismi mahkeme kararıyla Jolie-Pitt olarak değişti. Çiftin biyolojik ilk çocuğu Shiloh-Nouvel’in dünyaya gelmesi kadar, Jolie’nin bebeğin doğum fotoğraflarını satarak yardım kuruluşlarına bağışlaması da tüm dünyada konuşuldu. Jolie, 15 Mart 2007’de Vietnam’dan 3 yaşındaki Pax Thien’i evlat edindi. 2008 yılında ise ikiz bebek doğurdu. Çocukların ilk resimleri yine magazine satıldı ve bu para Jolie/Pitt yardım kuruluşuna verildi. Tüm dünyada savaş ve mülteci alanlarındaki çalışmalara katılan Angelina Jolie, son olarak Haziran ayında Kuzey Irak’ın Duhok kentindeki mülteci kampını ziyaret etmişti.

(Haber Türk, 4 Temmuz 2018)

 

Suriye Hükümeti Mültecilere Eve Dönmeleri İçin Çağrıda Bulundu

Suriye hükümeti mültecilerin geri dönmesi için yaptığı çağrıda, teröristlerin büyük oranda başarıyla temizlendiğini söyledi. Yapılan bu çağrı, hükümetin yedi yıldır süren savaş sonrası artan özgüvenini yansıtıyor. Yetkililerin yurtdışındaki Suriyelilere ulaşmak için ilk kez yaptığı bu televizyon yayını ve görüşmeler resmi bir nitelik taşımaktadır. Suriye hükümet güçleri, Rusya ve İran’dan aldıkları büyük desteğin de etkisiyle geçtiğimiz günlerde, başkent Şam yakınındaki geniş alanları yeniden ele geçirdi. BM yetkililerinin beyanına göre güneyde 270 binden fazla insanın yerinden edildiği yeni bir saldırı düzenleniyor. Hükümet tüm isyancıları “terörist” olarak nitelendirdi. Ülkeden kaçan Suriyeli sayısı 5,6 milyonu aşmış durumda… Dışişleri Bakanlığı, ülke içinde yerinden edilmiş birçok kişinin evlerine döndüğünü ve mültecileri aynısını yapmaya çağırdığını söyledi. Birçok Suriyeli, evlerinin savaşta yok edildiğinden, askeri zorlamalardan ve hükümetin intikamından korktukları için geri dönemiyor.

(Gulf News, 4 Temmuz 2018)

 

Alman Krizinde Son Söz AB’nin!

Almanya Başbakanı Angela Merkel, kendisine istifayla rest çeken koalisyon ortağı CSU’nun Genel Başkanı ve İçişleri Bakanı Horst Seehofer ile mülteci politikaları konusunda uzlaştı. Merkel görüşmeleri sonrası yaptığı açıklamada “ikincil sığınmacı hareketleri” olarak nitelendirilen, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde bulunan sığınmacıların kontrol altına alınması konusunda uzlaşmaya varılmasından memnuniyet duyduğunu belirtti.

Onaya Bağlı

Merkel, “Çetin görüşmeler ve zor günlerden sonra gerçekten iyi bir uzlaşma bulunduğuna inanıyorum” dedi. Uzlaşı Almanya-Avusturya sınırında yeni bir “sınır poltikası” izlenmesini başka ülkelerin sorumluluğunda olan mülteci adaylarının Almanya’ya girişlerini engellenmesini öngörüyor. Bununla birlikte Almanya’da ‘transit merkezleri kurulması ve mültecilerin buradan ilk kayıt altına alındıkları ülkelere gönderilmeleri de planlanıyor. Ancak bu maddelerin uygulanması için diğer AB ülkelerinin de Almanya’dan gönderilecek mültecileri kabul edeceklerini onaylamaları gerekiyor. Anlaşmanın sağlanamaması ve mültecilerin bu ülkeyle mevcut olan anlaşma gereği Avusturya ile mevcut olan anlaşma gereğince, mülteci adayları sınır dışı edilecek.

Pazarlık Restle Başladı

İçişleri Bakanı Horst Seehofer, başka bir AB ülkesinde önceden kayıt altına alınan, Almanya’da daha önce iltica talebi reddedilen veya belgeleri olmayan sığınmacıların ülke sınırlarından geri çevrilmesini talep etmişti. İki liderin bir süreden beri uzlaşma sağlayamadığı konu Almanya’da hükümet krizine yol açmış, Seehofer Merkel’in başında bulunduğu CDU ile anlaşmamaları durumunda görevlerinden ayrılacağını duyurmuştu.

SPD: Karşılıksız Çek

Koalisyon hükümetinin ortağı Sosyal Demokrat Parti Başkanı (SPD) Andrea Nahles uzlaşmanın diğer ülkelerden onay alınamaması halinde anlamsız olacağını belirtti. Nahles “Burada cevabı belirsiz çok soru var. Bu nedenle uzlaşmayı şu an bir karşılıksız çek olarak görüyorum” dedi.

“İnsanlık Nerede?”

Yeşiller Eş Başkanı Robert Habeck ise CDU ve CSU’nun 2015 yılında gündeme gelen bir fikri uygulamak istediklerini belirterek uzlaşıya karşı çıktı. Sol Parti Eş Başkanı Bernd Riexinger da açıklamasında “Transit merkezler fiilen kitlesel tutuklu kamplarıdır. İnsaniyet göz ardı ediliyor. SPD’nin tepkisi nerede?” ifadesini kullandı.

Avusturya: Harekete Geçeriz

Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz Almanya’da varılan uzlaşının uygulanması halinde ülkesinin güney sınırını korumak için ek önlemler almaya hazır olduğunu söyledi. Alınacak önlemlere değinmeyen Kurz, “Bu anlaşmayı, negatif sonuçları nedeniyle bizi harekete geçmeye zorlayacak bir plan olarak görüyoruz” dedi. Avusturya ordusu ve polisi 2 hafta önce sınırda mültecileri kontrol altına almaya yönelik bir tatbikat yapmıştı.

(Haber Türk, 4 Temmuz 2018)

 

BM Güvenlik Konseyi’nde Suriye Toplantısı

BM Güvenlik Konseyi’nin temmuz ayı dönem başkanı İsveç’in BM Daimi Temsilciliği’nden yapılan açıklamada, Suriye’nin güney batısında artan çatışmalar ve kötüye giden insani durumu görüşmek üzere perşembe günü toplanacağı duyuruldu. Toplanma talebi İsveç ve Kuveyt’ten geldi. Suriye’de tarafların sivilleri ve sivil altyapıyı korumada başarısız olduğuna işaret edilen açıklamada, gerginlik ve şiddetin azaltılmasına yönelik çabaların artırılması çağrısı yapıldı. BM, Suriye’nin güney batısındaki çatışmalar nedeniyle 750 bin kişinin hayatından endişe edildiğini sık sık tekrarlıyor. Ülkenin güneyinde gerginliği azaltma bölgesi sınırları içerisindeki Dera çevresinde yoğun hava saldırıları nedeniyle, 270 bin ila 330 bin kişinin yerinden edildiğini ve Ürdün sınırına doğru göç ettiğini açıklayan BM, Ürdün’e sınırlarını açma çağrısında bulundu. Öte yandan, Suriye rejimi ve destekçilerinin hedefindeki Dera ilinde askeri muhaliflerin, kalıcı ateşkesin oluşturulması için Rusya ile görüşmelerde bulunmak üzere, yeni bir heyet kurduğu açıklanmıştı. Rejim güçleri ve destekçileri, 20 Haziran’da ülkenin güneybatısındaki Dera’da askeri muhaliflerin kontrolündeki bölgeleri ele geçirmek için Rusya’nın hava desteğiyle askeri operasyon başlatmıştı. Dera’daki operasyonda, rejim ve destekçileri 317 kilometrekarelik bir alanda ilerleyerek bazı sivil yerleşimleri ele geçirmişti. Rejimin başlattığı askeri operasyonda 20 Haziran’dan bu yana en az 104 sivil hayatını kaybetmişti. Dera ve Kuneytra, Astana süreci garantörleri Türkiye, İran ve Rusya’nın Mayıs 2017’de oluşturduğu 4 gerginliği azaltma bölgesi içinde yer alıyordu. Rusya, ABD ve Ürdün, 2 ay sonra Dera ve Kuneytra’yı özel bir anlaşma kapsamına almıştı. ABD de bölgede desteklediği muhaliflere yardımlarını kesmişti.

(NTV, 4 Temmuz 2018)

 

Türkiye İdlib’e Karşı Eylem Planı Hakkında Suriye’yi Uyarıyor

Türkiye, Suriye hükümetinin Dera’daki isyancılara karşı yürüttüğü politikaya tepki olarak, muhaliflerin bulunduğu İdlib bölgesine karşı harekete geçmemesi için Şam’ı uyarıyor. Voice of America’ya ismi gizli kalmak koşuluyla konuşan, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığından üst düzey bir danışman, Şam’ın İdlib’e taşınması halinde Ankara’nın Şam’ın yanında olmayacağını açıkladı. Danışman, “İdlib bizim için kırmızı bir çizgi. Bilindiği gibi, güvenlik güçlerimiz orada konuşlandırıldı,” dedi. Türk kuvvetleri, Tahran ve Moskova ile yapılan anlaşmanın bir parçası olarak, Türkiye’nin sınırlarını aşan İdlib’de 12 askeri gözlemevi kurdu.

Gerilimi Düşürme Bölgesi

Astana sürecinde İdlib de Daraa gibi “de-escalation zone (gerilimi düşürme dölgesi)” olarak belirlendi. Ancak, Rus hava kuvvetleri tarafından desteklenen Şam kuvvetleri, isyan kontrolündeki bölgelerin sınırlarını sürekli olarak aştı. Türk Cumhurbaşkanlığı danışmanı, “Evet, gerilimi düşürme bölgelerini tanımakta zorlanıyoruz, gerilimi düşürme bölgelerinin saygı görmediğini görüyoruz,” dedi. Analistler, İdlib ‘e karşı herhangi bir tehditte, Suriyeli güçlerin Ankara için bir kâbus senaryosu oluşturabileceği konusunda uyarıyorlar. Bölgede yaygın olarak görev yapan eski üst düzey Türk diplomat Aydın Selcen “Türkiye İdlib’in yarısını idare ediyor. Türkiye’nin kontrolünde olan İdlib kentindeki bu bölgede 2 milyon insan yaşıyor. 12 Türk gözlemevi bu cihatçıları ve ailelerini ve Şam ile anlaşma yapmayacak olan Sünni unsurları koruyor” dedi. Selcen konuşmasına, “Türkiye bu yerleşimin taşmasını önlemek için kararlı bir yol izleyecek fakat o insanların Türkiye’den başka gidecek hiçbir yerleri yok. Türkiye bunun olmasını istemeyecek, çünkü olduğu takdirde, durum büyük güvenlik ve insani sorunlara yol açacaktır,” diye ekledi. Başkent Ankara’nın verilerine göre, Türkiye, şu an 30 milyon doları akın bir maliyetle 3,5 milyon Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yapıyor. Türkiye’de yaşanan sosyal gerilimlerin birçoğunun, yıllardır ülkede barınan çok sayıda mültecinin varlığına bağlı olarak yükseldiği bildiriliyor.

Muhalefet Kontrolü

Ancak, Ankara’nın İdlib’e karşı kararlı duruşunun arkasında yatan sebep sadece güvenlik ve insani faktörlerden kaynaklanmıyor. Türkiye Cumhurbaşkanlığı danışmanı, bu duruşun sebebinin, İdlib’in 2 milyondan fazla nüfusu olduğu ve artık daha fazla sığınmacı alınamayacağı için olmadığını ifade etti.  Ona göre, Suriye’nin muhalefet kontrolü altındaki bir bölgeye sahip olması muhalefetin Suriye’de temsili edilmesi açısından önem taşımakta.

Doğrudan Görüşmeler

Ankara’nın Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden uluslararası ilişkiler profesörü Hüseyin Bağcı, Suriye rejiminin Türkiye ile dolaylı olarak da konuşulduğunu fakat uzun vadede doğrudan konuşmanın daha iyi olacağını ifade etti. Ankara, Şam’ın İdlib’e karşı eylemde bulunması durumunda harekete geçmeyecektir. Bağcı konuyla ilgili olarak, “İdlib’de kesinlikle bazı problemler olacak, ancak Rus desteği olmadan Türkiye hiçbir şey yapamaz” dedi.

(Voice of America, 3 Temmuz 2018)

 

İran’dan Avrupa’ya “Sığınmacı ve Uyuşturucu” Tehdidi

İran İçişleri Bakanı Abdurrıza Rahmani Fazli ülkesine yaptırım uygulanmasının neticelerine değinerek Avrupa ülkelerini “sığınmacılar ve uyuşturucuyla” tehdit etti. İranlı Öğrenciler Haber Ajansı ISNA’ya göre, Dünya Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı İle Mücadele Günü münasebetiyle başkent Tahran’da düzenlenen toplantıda konuşan Rahmani Fazli, Afganistan’da yılda 9 bin tondan fazla uyuşturucu imal edildiğini, bununla birlikte sentetik uyuşturucuyla mücadele edilmezse dünya için büyük bir soruna dönüşebileceğini söyledi Suriye’den Avrupa’ya hareket eden sığınmacıları hatırlatan Fazli, “Suriye’de gördük. Bir miktar sığınmacının Avrupa’ya hareket etmesi ne kadar gürültü çıkarmıştı. Eğer ben, 24 saat gözümü kapatsam Batı ülkelerine 1 milyon sığınmacı gider.” dedi. İran’a yönelik yaptırımların arttırıldığı yıllarda Batı ülkelerinin ülkesinin uyuşturucuyla mücadele edebilmesi için gerekli desteği vermediğini dile getiren Rahmani Fazli, “Yaptırımları bahane ederek uyuşturucuyla mücadele etmemiz için gerekli teçhizatı vermediler. Bir uyarı olarak söylüyorum; İran 24 saat gözünü kapatsaydı İran sınırından Batı’ya 5 bin ton uyuşturucu geçerdi.” ifadelerini kullandı.

İran’ın Avrupa Diplomasisi

İçişleri Bakanı Rahmani Fazli’nin açıklamalarının İran yönetiminin Avrupa’da ABD’nin yaptırımlarını delme yönünde gerçekleştirdikleri temaslarıyla eş zamanlı yapılması dikkati çekti. Resmi temasları kapsamında İsviçre’de bulunan Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, dün akşam sözü edilen ülkedeki İranlılarla bir araya geldiği toplantıda, ABD’nin İran petrol ihracatını tamamen durdurmak istediğini söylemiş, “Bu ifadenin manasını kavrayamıyorlar, çünkü ABD yönetimi ‘İran’a bir damla petrol ihracat ettirmeyeceğiz’ demiş. Bu tüm bölge petrolünün ihraç edilemeyeceği anlamına gelmektedir. İran petrolü ihraç edilemezken bölge petrolünün ihraç edilmesi mümkün olabilir mi? Eğer bunu yaparsanız sonuçlarına da katlanırsınız.” açıklamasında bulunmuştu. Açıklama, Basra ve Umman Körfezleri arasında yer alan ve küresel petrol ticareti için kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndan gerçekleştirilen ihracatı “İran’ın engelleme tehdidi” olarak yorumlanıyor. Öte yandan Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, cuma günü, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini’nin başkanlığında nükleer anlaşmaya taraf 4+1 ülke mevkidaşlarıyla yapacağı toplantıda ABD sonrası nükleer anlaşmanın uygulanmasıyla ilgili konuları görüşmesi bekleniyor.

(Haber Türk, 3 Temmuz 2018)

 

5 Göçmen Çocuk Gözaltı Merkezlerindeki Zorla İlaç Tedavisini Şikayet Etti

Beş göçmen çocuk Trump yönetimine, federal hükümet tarafından gözaltına alınırken fiziksel ve duygusal istismara uğradıklarını iddia ederek dava açtılar. Yaşları 11 ile 17 arasında olan çocuklar, Los Angeles’taki ABD Bölge Mahkemesinde federal şikayette bulundular. Gözaltına alınma koşullarının güvensiz ve yasadışı olduğunu iddia ettiler. Çocuklar Ulusal Gençlik Kanunu (NCYL-National Center for Youth Law) ve İnsan Hakları Anayasa Hukuku Merkezi tarafından temsil edilmektedirler. NCYL Cuma günü yaptığı açıklamada “Hükümet çocukları uzun süre boyunca hapis koşullarında barındırmakta, rızaları olmadan onlara psikolojik ilaçlar vererek uyuşturmakta ve ailelerini inkar etmeye zorlayarak üzerlerinde travma yaratmaktadır” dedi. Dava bu kötü koşulların yanı sıra, Mülteci Yeniden Yerleşim Dairesi (ORR – Office of Refugee Resettlement) çocuklara anne baba onayı olmadan psikoterapik ilaçların verilmesine de odaklanmaktadır. Dava, Daniela Marisol adlı 16 yaşındaki sağır olan davacılardan birinin ailesinden ayrıldığında duygusal olarak travma geçirdiğini ve psikiyatri hastanesine yatırılmasını da konu alıyor. Bu süre zarfında çocuklara, rızası olmaksızın ‘atipik antipsikotikler ve antidepresanlar dahil olmak üzere ilaç verildiği iddia edilmiştir. Çocuklar, ORR’nin göçmen çocukların gözaltı kararını durdurmasını umut ediyor.

(The Hill, 3 Temmuz 2018)

 

İtalya’dan Avusturya’ya “Brenner Geçişi” Uyarısı

İtalya Dışişleri Bakanı Enzo Moavero Milanesi, Avusturya’nın “İtalya, Slovenya ve Macaristan ile olan güney sınırlarını korumak için önlemler alacağı” şeklindeki açıklamalarına ilişkin, “Avusturya’nın Brenner’i kapatmaya karar vermesi, bu (işbirlikçi) ruha aykırı olur. İtalya Dışişleri Bakanı Enzo Moavero Milanesi, Avusturya’nın “İtalya, Slovenya ve Macaristan ile olan güney sınırlarını korumak için önlemler alacağı” şeklindeki açıklamalarına ilişkin, “Avusturya’nın Brenner’i kapatmaya karar vermesi, bu (işbirlikçi) ruha aykırı olur.

İtalya’dan Avusturya’ya

İtalya Dışişleri Bakanı Enzo Moavero Milanesi, Avusturya’nın “İtalya, Slovenya ve Macaristan ile olan güney sınırlarını korumak için önlemler alacağı” şeklindeki açıklamalarına ilişkin, “Avusturya’nın Brenner’i kapatmaya karar vermesi, bu (işbirlikçi) ruha aykırı olur. Her kim böyle bir eylemde bulunursa sorumluluğu da üstlenmek durumunda kalır.” dedi. İtalyan ANSA ajansının haberine göre, Letonya’ya ziyarette bulunan İtalya Dışişleri Bakanı Enzo Moavero Milanesi, Avusturya’nın “güney sınırlarını korumak için önlemler alacağı” şeklindeki açıklamalarına ilişkin değerlendirmede bulundu. Avusturya’nın İtalya-Avusturya sınırındaki Brenner geçiş noktasını kapatmaya karar vermesi halinde, “sorumluluğu da üstlenmesi” gerektiğini belirten Milanesi, Avrupa Konseyi’nin göç konusunun bir Avrupa meselesi olduğunu ve ortak çaba gerektirdiğinin altını çizdiğini hatırlattı. Bu noktada iş birliği safhasına geçilmesi gerektiğine işaret eden Milanesi, “Ama Avusturya’nın Brenner’i kapatmaya karar vermesi, bu (işbirlikçi) ruha aykırı olur. Her kim böyle bir eylemde bulunursa sorumluluğu da üstlenmek durumunda kalır.” ifadesini kullandı.

Avusturya’nın “Güney Sınırlarını Koruma” Açıklaması

Almanya’da hükümetin sığınmacılar için “transit merkezleri” kurulması yönündeki kararının ardından Avusturya hükümeti de güney sınırlarını (İtalya, Slovenya ve Macaristan) korumak için önlemler alacağını duyurmuştu. Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, Almanya Başbakanı ve Hristiyan Demokrat Parti (CDU) Genel Başkanı Angela Merkel ile koalisyon ortağı Hristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) arasında sığınmacılar konusunda sağlanan uzlaşıya ilişkin, “Biz her türlü senaryoya göre hazırlık yapıyoruz ancak Avusturya’ya yük olacak hiçbir anlaşmayı kabul etmeyeceğiz.” Demişti. Avusturya İçişleri Bakanı Herbert Kickl de Almanya’nın sığınmacı akınını durdurmak için nasıl bir yol izleyeceğinin açıklanması gerektiğini belirterek, “Avusturya’ya zarar verilmesine müsaade etmeyeceğiz. Ülkenin güney sınırlarını korumak için önlemler alçağız.” şeklinde konuşmuştu.

Transit Merkezleri

Almanya-Avusturya sınırında yeni bir poltika izlenecek. Buna göre, başka ülkelerde kayıtlı mülteci adaylarının Almanya’ya girişlerinin engellenmesi hedefleniyor. Kurulacak transit merkezlerdeki mülteci adayları ise kayıtlı oldukları ülkelere gönderilecek. Geri göndermelerde diğer ülkelerle anlaşmalar göz önünde bulundurulacak. Üçüncü ülkelerle herhangi bir anlaşma bulunmuyorsa mülteci adayları sınır dışı edilebilecek.

(Anadolu Ajansı, 03 Temmuz 2018)

 

BM Genel Sekreteri Guterres’ten Mültecilere Ziyaret

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, uluslararası toplumdan yardım bekleyen Rohingya mültecilerini Bangladeş’teki Kutapalong mülteci kampında ziyaret etti. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ve Dünya Bankası Grubu Başkanı Jim Yong Kim, Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumdan yardım isteyen mültecileri Bangladeş’teki Kutapalong mülteci kampında ziyaret etti. Dünya Bankası Grubu Başkanı ve Guterres düzenledikleri basın toplantısında Bangladeş’e sığınan ve zor şatlarda yaşayan mültecilerle dayanışma içinde olduklarını dile getirdiler. Guterres, “Bu kampları kalbimiz burkulmadan ziyaret etmek imkansız, İnsan haklarının sistematik ihlali ile ilgili olarak muhtemelen en trajik hikayelerden biri. Myanmar’da bu kadar acı çekenler insanların şu anda zor şartlarda yaşaması gerektiği kabul edilemez” dedi. Rohingya krizinin gördüğü en kötü durumlardan biri olduğunu söyleyen Guterres, “Bugün hepimiz Rohingya’yız. Onlarla dayanışma içinde durmalıyız” dedi. Bangladeş hükümetine şükranlarını sunan Guterres, “Sınırlarını açtıkları için hükümete ve Bangladeş halkına şükranlarımızı sunuyorum. Dünyadaki sınırların çoğu kapanıyor. Bangladeş bu insanları cömertçe aldı ve onlara temel koruma ve destek sağladı. Ancak uluslararası toplum tarafından ifade edilen dayanışmanın Myanmar’daki Rohingya halkına yeterince verilmediğini söylemek gerekiyor” ifadelerini kullandı. Dünya Bankası Grubu Başkanı Jim Yong Kim ise Bangladeş’e 480 milyon dolarlık bir hibe sözü verdi.

(İhlas Haber Ajansı, 3 Temmuz 2018)

 

Kızılay Kampları, Gençlere Ücretsiz Tatil İmkanı Sunuyor

Türk Kızılayı Heybeliada Gençlik Kampı, Türkiye’nin dört bir yanından başarılı öğrenciler ile Sevgi Evleri’nde kalan, terör mağduru ve Kızılay Toplum Merkezi gönüllüsü 90 kız öğrenciyi ağırlayacak. Türk Kızılayı Heybeliada Gençlik Kampı, Türkiye’nin dört bir yanından başarılı öğrenciler ile Sevgi Evleri’nde kalan, terör mağduru ve Kızılay Toplum Merkezi gönüllüsü 90 kız öğrenciyi ağırlayacak. Haziran ve eylül ayları arasında birer haftalık programlar halinde 8 devrede gerçekleştirilen kampta öğrenciler, lider öğretmenler eşliğinde afete hazırlık, ilk yardım, iletişim ve takım çalışması, proje yazma ve Kızılay’ın çalışmaları konusunda bilgilendirici eğitimler alıyor. Gençler, halk oyunları, drama, görsel sanatlar, müzik, geleneksel sporlar, outdoor sporları, trekking ve yüzme etkinlikleriyle bir hafta boyunca hem eğleniyor hem de öğreniyor. İstanbul Heybeliada, Çamkoru Ankara ve Hasırca Eskişehir Türk Kızılayı Gençlik Kampları’na, 3 ay boyunca 81 ilden yaklaşık 7 bin genç katılacak. Ağustos’ta Heybeliada’da gerçekleşecek uluslararası devreye ise 190 ülkeden gençlerin katılması bekleniyor. Türk Kızılayı Yönetim Kurulu Üyesi Ercan Tan, kamplara ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, 81 ilden ve yurt dışından çocuklara Eskişehir, Ankara ve İstanbul’daki kamplarda bir haftalık eğitim verdiklerini söyledi. Öğrencileri 13-14, 15-16 ve 17-18 yaş grupları halinde misafir ettiklerini dile getiren Tan, “İlk defa şehirlerinden ayrılan, deniz gören, ailelerinden ilk defa uzakta kalan çocuklarımızla eğlenceli, bilgi ve eğitim veren güzel bir kampımız var. Çocuklarımız değişik eğitimler, faaliyetler görüyorlar, sosyalleşiyorlar, yeni arkadaşlar ediniyorlar, yeni yerler görüyorlar.” diye konuştu.

“Çocuklarımızı Afetlere Hazırlıyoruz”

Tan, kampta eğitmenler eşliğinde gençlere el sanatları, spor faaliyetleri, uluslararası Kızılhaç, Kızılay ve ilk yardım eğitimleri gibi çeşitli dersler verdiklerini anlattı. Yaz boyunca Heybeliada’daki kampta bin, Eskişehir’de 5 bin, Ankara’da ise bin 500 öğrenciye eğitim verdiklerine dikkati çeken Tan, şunları kaydetti:  “Amacımız buradan giden çocuklarımızın ilk yardımı öğrenmesini ve afetlere hazır bir şekilde yetişmesini sağlamak. Bu kamplarımız Kızılay’ın 84 yıllık bir faaliyeti. Birçok kaymakam, vali, iş adamı buralarda eğitimler görerek, şu anda ülkemizde görevler yapmakta. Halkımıza ne kadar çok yardımcı olabilirsek, eğitim verirsek ve bilinçlendirirsek Kızılay için de önemli olduğunu düşünüyoruz. Kampımıza herkesi davet ediyoruz. Bu kamplarımızda ne kadar çok çocuğumuza eğitim verirsek o kadar önemli.”

“Her Şehirden Bir Arkadaşım Olacak”

Kampa Konya’dan katılan lise öğrencisi Kamile Özel de gençlik kampına ilk defa geldiğini, burayı eğlenceli ve zevkli bulduğunu söyledi. Kampa dün geldiğini ve bir hafta boyunca buradaki çeşitli etkinliklere katılmak istediğini aktaran Özel, “Gelirken de zaten çok hevesli gelmiştim. Buradaki herkes liderlerim, görevliler çok iyiler. Bize her şekilde yardım ediyorlar. İlk yardım eğitimine katıldım. Dağcılık, ebru ve keçe yapımı eğitimlerine katılmak istiyorum.” dedi. Afyon’dan gelen 15 yaşındaki Şule Özcan ise kamp ortamını çok samimi bulduğunu belirterek, şöyle konuştu: “Amatör olarak bağlama çalıyorum. Biraz daha geliştirmek için müzik grubuna katıldım. Güzel etkinlikler var, hepsine katılmak istiyorum. Her şehirden bir arkadaşım olacak, bu gayet güzel. Yeni insanlar tanıyorum. Burada yaşça deneyimli liderler var, bize bir şeyler katacaklarını düşünüyorum.”

“Kızılay, Benim İçin Yardımlaşmayı İfade Ediyor”

Zilan Ölmez de Kızılay sayesinde Hakkari’den ilk defa İstanbul’a geldiğini ve kampı çok güzel bulduğunu belirterek, “Kızılay, benim için yardımlaşmayı ifade ediyor. Buraya geldiğim için çok sevinçliyim. Eğlenceli vakit geçireceğimi düşünüyorum.” diye konuştu. Savaş nedeniyle Suriye’den Türkiye’ye gelen 14 yaşındaki Nur Duaybis de Kahramanmaraş’taki mülteci kampında Kızılay’ın kurduğu Çocuk Dostu Alan’da gönüllü olarak kendi gibi savaş mağduru olan çocuklarla ilgilendiğini anlattı. Kampı çok beğendiğini ve yeni arkadaşlarla tanıştığını dile getiren Duaybis, basketbol oynamayı çok sevdiğini ve kamptaki basketbol etkinliklerinde yer almak istediğini söyledi. Suriyeli Yasemin Mahmud ise 4 yıldır Türkiye’de yaşadığını ve burayı çok sevdiğini dile getirerek, “Suruç’taki Kızılay Çocuk Dostu Alan’da gönüllü olarak çalışıyorum. Suriye’deki savaştan kaçan çocuklara yardım ediyorum. Gönüllü olarak gençlik kampına başvurdum ve katıldım. Burayı çok sevdim, yeni arkadaşlarla tanıştım.” şeklinde konuştu.

(Anadolu Ajansı, 3 Temmuz 2018)

 

Suriye Sınırına Sevkiyat Sürüyor

Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Suriye sınırındaki Kilis’e zırhlı araç, iş makinesi ve personel sevkiyatı sürüyor. Dünden itibaren farklı kentlerden Suriye sınırındaki Kilis’e askeri sevkiyat yapıldı. Gece boyu devam eden sevkiyat kapsamında kente ulaşan konvoylar, Suriye sınırındaki karakollara yönlendirildi. Konvoydaki bazı askeri araç ve personeller ise sınırın diğer tarafına gönderilerek Fırat Kalkanı Harekatı bölgesindeki üs noktalarına konuşlandırıldı.

(Hürriyet, 4 Temmuz 2018)

 

Suriyeli Sığınmacılar Sıhhat Projesi ile Şifa Buluyor

Mardin’de Suriyeli sığınmacılar, “Sıhhat Projesi” kapsamında kentte açılan iki Bab-ı Şifa Göçmen Sağlık Merkezi’nde şifa buluyor. Sağlık Bakanlığı ve Avrupa Birliğince yürütülen proje kapsamında, Mardin’in merkez Artuklu ve Kızıltepe ilçelerinde iki Bab-ı Şifa Göçmen Sağlık Merkezi kuruldu. Suriye’deki iç savaştan kaçarak kente yerleşen sığınmacılara birinci basamak koruyucu sağlık hizmeti verilen merkezlerde görev yapan doktor ve diğer sağlık görevlileri de yine sığınmacılardan oluşuyor. Sığınmacıların rahat bir şekilde sağlık hizmetine ulaştığı merkezlerin sayısının dörde çıkarılması hedefleniyor.

“Türkiye’de Verilen Sağlık Hizmetini Sığınmacılara Sunuyoruz”

Mardin İl Sağlık Müdürü Saffet Yavuz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Sıhhat Projesi kapsamında kentte yaşayan sığınmacılara sağlık hizmeti sunmak için iki merkez açıldığını söyledi.Bu merkezlerde Suriyeli 4 doktor, 2 hemşire ve 4 temizlik görevlisinin çalıştığını ifade eden Yavuz, Midyat ve Nusaybin ilçelerinde de birer göçmen sağlığı merkezi kurulacağını belirtti. Yavuz, “Türkiye’de verilen tüm koruyucu sağlık hizmetlerini ücretsiz bir şekilde Suriyeli göçmenlerimize sunuyoruz. Aşılarını, kanser taramalarını, bebek ve gebe izlenimlerini yapıyoruz. Bulaşıcı hastalıkları önlemek, kronik hasta takibini yapmak için gerekli hazırlık yapıldı. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından farksız sağlık hizmeti almaya devam ediyorlar.” dedi.

“Türk Devletine, Hükümete ve Millete Minnettarız”

Şam’dan gelen doktor Abdullah El Hatip, savaşın şiddetlenmesiyle Türkiye’ye sığındığını belirterek, Sıhhat Projesi kapsamında eğitim gördüğünü söyledi. Türkiye’ye kendilerine sunulan destekten dolayı hep dua ve teşekkür ettiklerini dile getiren Hatip, “Türk devletine, hükümete ve millete minnettarız. Burada çalışıyor, hastalara bakıyor, insanlara sağlık veriyoruz. Bize bu imkanı tanıdığı için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, hükümete, Sağlık Bakanlığına ve Türk halkına teşekkür diyoruz.” diye konuştu. Hatip, ülkesinde de sağlık hizmeti sunmayı hayal ettiğini anlatarak, savaşın devam etmesinden üzüntü duyduklarını aktardı. “Keşke bizim ülkemizde bu işi yapsaydık. Halkımıza orada tedavi verseydik ama maalesef orada savaş var. Burada şifa için sebep oluyoruz. İnşallah ileride bu savaş bitecek, oraya döneceğiz ve orada sağlık hizmeti vereceğiz. Bu sevdiğimiz mesleği orada sürdüreceğiz. Allah’tan hayırlısını istiyoruz. Burada herkes bize çok iyi davranıyor. Vatanımız gibi yaşıyoruz, hiçbir sıkıntı görmedim.” diyen Hatip, Türkiye’de büyük destek gördüklerini vurguladı. Hatip, Suriyeli sığınmacılara sağlık hizmeti vermeleri için eğitim gördüklerini belirterek, “Allah hepsinden razı olsun.” ifadesini kullandı.

“Sağlık Hizmetlerinden ve Türkiye’den Çok Memnunuz”

3 yıl önce Haseke kentinden Türkiye’ye gelen Emane Hedi, sağlık sorunları nedeniyle merkeze başvurduğunu söyledi. Suriye’de birçok yakınını kaybettiğini ve yaşadığı sıkıntıları gözyaşları içinde anlatan Hedi, “Savaştan kaçtık buraya geldik. Burada her şey çok güzel. Sağlık hizmetlerinden ve Türkiye’den çok memnunuz. Allah Erdoğan’dan razı olsun, ömrünü uzatsın, babası olmayana baba oldu. Kimseyi ayırmadan herkese yardımcı oluyor.” şeklinde konuştu. Suriyeli Hammude Kirvasi de çocuğunu merkezde tedavi ettirdiğini anlatarak, kendilerine bu imkanı sunan herkese teşekkür etti.

(Anadolu Ajansı, 4 Temmuz 2018)

 

Ürdün’den Suriyeliler İçin 2 Yeni Sınır Kapısı

Ürdün, Suriyeli sığınmacılara bugünden itibaren üç sınır kapısından insani yardım hizmeti vermeye başlayacak. Ürdün Hükümet Sözcüsü Cumana Ganimat, Suriye’nin Dera bölgesindeki saldırılardan kaçan Suriyeli sığınmacılara geçen cumartesi gününden bu yana yalnızca bir sınır kapısından hizmet verildiğini söyledi. İnsani yardım konusundaki yoğun ihtiyaç dolayısıyla bugün iki sınır kapısının daha açılacağını ve üç kapıdan hizmet verilmeye başlanacağı belirten Ganimat, söz konusu sınır kapılarının isimlerini paylaşmadı. Suriye’de rejimin Dera’daki saldırılarından kaçarak Ürdün sınırına gelen Suriyelilerin sayısının 270 bin ila 330 bine ulaştığı tahmin ediliyor. Rejim güçleri ve destekçileri, 20 Haziran’da ülkenin güneybatısındaki Dera’da askeri muhaliflerin kontrolündeki bölgeleri ele geçirmek için Rusya’nın hava desteğiyle askeri operasyon başlatmıştı. Dera’daki operasyonda, rejim ve destekçileri 317 kilometrekarelik bir alanda ilerleyerek bazı sivil yerleşimleri ele geçirmişti. Rejimin başlattığı askeri operasyonda 20 Haziran’dan bu yana 100’den fazla sivil hayatını kaybetmişti. Dera ve Kuneytra, Astana süreci garantörleri Türkiye, İran ve Rusya’nın Mayıs 2017’de oluşturduğu 4 gerginliği azaltma bölgesi içinde yer alıyordu. Rusya, ABD ve Ürdün, iki ay sonra Dera ve Kuneytra’yı özel bir anlaşma kapsamına almıştı. ABD de bölgede desteklediği muhaliflere yardımlarını kesmişti.

(NTV, 4 Temmuz 2018)

 

İtalya’dan Aylan İçin Anlamlı Hareket!

Daha iyi yaşam koşulları için savaştan ya da açlıktan kaçarak, deniz yoluyla Avrupa’ya ulaşmak isteyen sığınmacıların ilk duraklarından olan İtalya’da anlamlı bir girişim başlatıldı. Sivil toplum kuruluşları Libera ve Gruppo Abele, bu yolculuk sırasında adeta bir mezarlığa dönüşen Akdeniz’de, kendilerini taşıyan derme çatma teknelerin batması sonucu yaşamlarını yitiren umut yolcularını unutmadı. Son olarak Libya açıklarında batan bir teknede, aralarında kırmızı tişört giyen üç çocuğun da olduğu 100’ün üzerinde sığınmacının ölmesinin ardından “İnsanlığın kanayan yarasına son vermek için kırmızı bir tişört giy” adlı çağrı yapıldı. 7 Temmuz Cumartesi gününü kapsayan çağrı, sığınmacılarla dayanışma ve Avrupa’nın dikkatini bu drama çekmeyi hedefliyor. Söz konusu sivil toplum kuruluşlarının başkanı olan don Luigi Ciotti, “kırmızı”nın, 2016 yılında DHA muhabiri Nilüfer Demir’in cansız bedenini fotoğrafladığı Alan Kürdi’nin giydiği tişörtün de rengi olduğunu hatırlatarak şu açıklamalarda bulundu: “Aylan’ın bu fotoğrafı, tüm dünyayı duygulandırmış ve utandırmıştı. Kırmızı, aynı zamanda Libya açıklarında boğularak can veren o üç çocuğun tişörtlerinin de rengiydi. Hepimiz kırmızı birer tişört giyerek denizde hayat kurtarmanın önemine dikkat çekmiş oluruz.” Modern Avrupa’nın, özgürlük, eşitlik ve kardeşlik anlamına geldiğini ifade eden Ciotti, “Bir gün duralım ve sadece bir gün kırmızı bir tişört giyinelim, aynen insanlık mirası olan bu çocuklar gibi” dedi. Avrupa’da sığınmacı akını son yılların en büyük tartışma konusu olurken, İtalya’daki popülist ve göçmen karşıtı aşırı sağcılardan oluşan yeni hükümet, bunu daha da alevlendirmişti. Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Matteo Salvini, göçmenleri taşıyan gemilere limanları kapatınca büyük tepki çekmişti.

(Haber Türk, 4 Temmuz 2018)

 

Akdeniz’de Altı Ayda 1400 Sığınmacı Öldü

Bu yılın başından itibaren Akdeniz üzerinden Avrupa’ya kaçmak için yola çıkan 1405 mülteci hayatını kaybetti. Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) Cenevre’de yaptığı açıklamada, rakamın şu ana kadar tahmin edilenin yüzde 40 üzerinde olduğu vurgulandı. Bu rakamlara 19 ve 20 Haziran’da meydana gelen faciaların da dahil olduğu belirtildi. Berlin’deki IOM veri analiz merkezinden Julia Black, sadece bu iki günde en az 215 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi.

Son 4 Günde 300 Kişi Boğuldu

Cuma günü Libya’nın başkenti Trablus’un kuzeyi açıklarında mültecileri taşıyan bir balıkçı teknesinin alabolara olması sonucu 104 kişi hayatını kaybetti. Pazar günüyse Trablus’un doğusunda benzer bir facia meydana geldi, 114 kişi yaşamını yitirdi. IOM istatistiğinde yer almanyan son trajedideyse Pazartesi günü yaşandı ve yine Libya açıklarında bir şişme bottaki 104 kişiden, 63’ü boğularak öldü. Göçmen örgütleri temsilcilerine göre, İtalya’nın limanlarını özel kurtarma gemilerine kapattığı geçen Haziran, Avrupa’ya kaçışlar sırasında son beş yılda en fazla ölüm vakasının yaşandığı ay oldu. BM verilerine göre Haziran’da 692 sığınmacı daha, güvenli bölgelere kaçış yolculuğunda hayatını kaybetti. Uluslararası Göç Örgütü’nün (IOM) Libya Sorumlusu Othman Belbeisi, Libya açıklarındaki ölüm vakalarının alarm verici boyuta ulaştığını söyledi. Libya özellikle Afrika’dan Avrupa’ya deniz yoluyla ulaşmak isteyen mültecilerin kaçış rotası üzerinde bulunuyor. Othman Belbeisi, insan tacirlerinin, Avrupa’nın Akdeniz’de mültecilere yönelik politikalarını sertleştireceği yönündeki artan söylemleri nedeniyle, sığınmacıların endişelerini kendi çıkarları için kullandığını belirtiyor. Malta’da yetkililer geçen günlerde Sea Watch 3 adlı Alman mültecileri kurtarma gemisinin limandan ayrılmasına izin vermedi. Gemi Kaptanı Pia Klemp, “Bizim limandan çıkışımız engellenirken, pek çok kişinin boğularak hayatını kaybetmesi utanç verici bir suç” dedi. Bir diğer Alman yardım gemisi Sea Eye Örügüt’ne bağlı Seefuchs’a da limandan çıkış izni verilmedi. Avrupa’ya Akdeniz üzerinden farklı rotalar kullanarak ulaşan kaçak gömenlerin sayısındaysa ciddi bir düşüş yaşandı. IOM’a göre bu yılın Temmuz ayında Avrupa’ya ayak basan sığınmacıların sayısı 45 bin 808’de kaldı. Geçen yılın aynı döneminde bu sayı 100 bin 923’tü. İstatistiğe yansıyan verilere göre İtalya’ya ulaşan mültecilerin sayısı da azaldı. Buna karşın Yunanistan ve İspanya’ya ulaşanların sayısında artış gözlendi. Rapora göre İtalya’ya 1 Temmuz’a kadar ulaşan miltecilerin sayısı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 80 azalarak 16 bin 585 oldu. Yunansitan’da ise bu sayı yüzde 50’lik bir artışla 13 bin 507, İspanya’da da yüzde 140’lık bir artışla 15 bin 426’yı buldu.

(Hürriyet, 4 Temmuz 2018)

 

Fransa’da Tutuklu Sığınmacı Çocukların Sayısı Yüzde 70 Arttı

Çok sayıda dernek tarafından hazırlanan adli tutukluluk merkezlerindeki sığınmacıların durumu hakkında raporun detayları basın toplantısında kamuoyuyla paylaşıldı. Bu merkezlerde sığınmacılara destek amacıyla çalışmalar yürüten 6 derneğin hazırladığı yıllık raporda, Fransa’nın sığınmacıları çeşitli nedenlerle gözaltına alma, tutuklama ve sınır dışı etme faaliyetleri bakımından diğer Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden açık ara önde olduğu belirtildi. Raporda, 2017’de 304 sığınmacı çocuğun adli tutukluluk merkezlerine yerleştirildiği, bunların yarıdan fazlasının 6 yaşın altında, yüzde 20’sinin ise iki yaşından küçük olduğu kaydedildi. Bu rakamın 2015 sonunda 106 olduğu ifade edilen raporda, çocukların tutulduğu merkezlerin fiziki durumu ‘içler acısı’ olarak tanımlandı.

90 Güne Çıkarılacak

Adli tutukluluk merkezlerinde tutulan sığınmacıların sınır dışı edilmek üzere ilkel şartlarda bekletildiği vurgulanan raporda, parlamentoda azami adli tutukluluk süresinin 45 günden 90 güne çıkarılmasını öngören bir yasa tasarısının görüşüldüğü kaydedildi.

Bu değişikliğin Fransa’nın insan hakları ve özgürlükler alanında dünya çapında edindiği ‘şöhrete’ ters olduğu dile getirildi.

Bir Kişi İntihar Etmişti

Fransa genelinde sayıları 25 olan adli tutukluluk merkezlerinde tutulan çocukların durumuna dair eleştiriler son dönemde arttı. Sığınmacılara destek çalışmaları yürüten Cimade derneği, yaptığı açıklamada, şubatta Paris yakınlarındaki Mesnil-Amelot adli tutukluluk merkezinde oda sıcaklığının 10 santigrat derecenin altında olduğunu belirterek, İçişleri Bakanı Gerard Collomb’a hitaben, “Sayın Collomb, insanlık dışı duruşunuzu asla unutmayacağız” ifadesini kullanmıştı. Aralık 2017’de ise Marsilya’da sınır dışı edilmeyi bekleyen 23 yaşındaki bir Arnavut sığınmacı, adli tutukluluk merkezinde kendini asarak yaşamına son vermişti.

(Hürriyet, 4 Temmuz 2018)

 

ABD’de Trump Karşıtı Gösterilerde 30 Kişi Gözaltına Alındı

ABD’nin Philadelphia şehrinde Trump’ın göçmen politikasını protesto etmek amaçlı Center City sokaklarında toplanan bir grup kalabalığın polisle çatışması sırasında biri ağır 5 kişinin yaralandığı belirtildi. Philadelphia polisi, kendilerini polis merkezinin demir parmaklıklarına zincirlemek isteyen 30 kişinin gözaltına alındığını açıkladı. ABD’nin diğer eyaletindeki protesto gösterileri 8. gününde de devam etti. Ancak gösterilere katılımın ilk güne kıyasla daha düşük olduğu belirtildi.

(TRT Haber, 4 Temmuz 2018)

 

Otomobilin Çarptığı Suriyeli Öldü

Antalya’nın Serik ilçesinde yolun karşısına geçmeye çalışan Suriyeli Faris Abdulalhakim (21) otomobilin çarpması sonucu yaşamını yitirdi. Kaza, dün akşam Serik- Antalya karayolunun Kayaburnu mevkisinde meydana geldi. H.D.’nin kullandığı 07 YSS 13 plakalı otomobil, yolun karşısına geçmeye çalışan Suriyeli Faris Abdulalhakim’e çarptı. Refüje fırlayan Faris Abdulalhakim ağır yaralandı. İhbar üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri Faris Abdulalhakim’in yaşamını yitirdiğini belirledi. Abdulalhakim’in cenazesi yapılan incelemenin ardından otopsi için morga konuldu. Polis otomobil sürücüsü H.D.’yi gözaltına aldı.

(NTV, 4 Temmuz 2018)

 

Suriyeli İşçi Plastik Öğütücüsünde Feci Can Verdi

Adana’da plastik öğütücüsünü temizlerken içine düşen Suriye uyruklu bir kişi, başka bir Suriyeli işçinin onu fark etmeyip makineyi çalıştırması sonucunda feci şekilde can verdi. Alınan bilgiye göre, gece saatlerinde Sarıçam İlçesindeki Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan bir plastik fabrikasında olay meydana geldi. 20 yaşındaki Halef Alacra çalıştığı fabrikada, plastik öğütücüsünü temizlerken bilinmeyen bir nedenle içeresine düştü. Başka bir Suriyeli işçi arkadaşının öğütücüye düştüğünü fark etmeyip makineyi çalıştırması üzerine Alacra feci şekilde can verdi. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekiplerinin yaptığı incelemenin ardından, Alacra’nın cenazesi otopsi için Adana Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı. Öte yandan, makinayı çalıştıran ismi açıklamayan Suriyeli işçi gözaltına alındı.

(İhlas Haber Ajansı, 4 Temmuz 2018)

 

Çeşme Açıklarında 49 Kaçak Göçmen Yakalandı

İzmir’in Çeşme ilçesi açıklarında, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya çalışan 49 kaçak göçmen yakalandı. İzmir’in Çeşme ilçesi açıklarında, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkmaya çalışan 49 kaçak göçmen yakalandı. Alınan bilgiye göre, Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, Alaçatı açıklarında lastik bot içerisinde bir grup düzensiz göçmen olduğu bilgisi üzerine bölgeye hareket etti. Yunanistan’a yasa dışı yolla geçmeye çalışan bottaki 17’si çocuk 49 kaçak göçmen yakalandı. Kaçak göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.

(Anadolu Ajansı, 3 Temmuz 2018)

 

Kuşadası’nda 12’si Çocuk 26 Kaçak Göçmen Yakalandı

Kuşadası Körfezi’nde sahil güvenlik ekiplerinin düzenlediği iki ayrı operasyonda 12’si çocuk, 7’si kadın toplam 26 kaçak göçmen yakalandı. Edinilen bilgiye göre, Kuşadası’na bağlı Davutlar sahilinden kaçak göçmenlerin yasa dışı yollardan Yunanistan’ın Sisam adasına kaçmak üzere denize açıldığı ihbarı alan Salih Güvenlik ekipleri, yaptıkları operasyonla lastikt botu durdurdu. Lastik bot içerisindeki 4’ü Afganistan, 3’a İran uyruklu 2’si kadın, 4’ü çocuk 7 kaçak göçmen gözaltına alındı. Kuşadası Sahil Güvenlik Bot Komutanlığı’na bağlı ekiplerin 2. gerçekleştirdiği operasyonda ise sahil güvenlik mobil radarı tarafından Kuşadası önlerinde kaçak göçmen taşıyan bir lastik bot tespit edildi. Sahil güvenlik ekipleri tarafından durdurulan lastik bot içerisindeki 11’i Suriye, 5’i Afganistan, 1’i İran, 1’i Eritre ve 1’i Somali uyruklu kaçak göçmenler yakalandı. 5’i kadın, 8’i çocuk toplam 19 kaçak göçmen sahil güvenlik komutanlığına getirildi. Sahil Güvenlik ekipleri tarafından iki ayrı operasyonda yakalanan toplam 26 kaçak göçmen sağlık kontrolünden geçirilip, ifadelerinin alınmalarının ardından il göçmen bürosuna teslim edildi.

(İhlas Haber Ajansı, 3 Temmuz 2018)