Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Macaristan'dan Avrupa'ya Göç Tepkisi

Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto, Avrupa'nın göç konusunda kendi çıkarlarını savunmak yerine Afrikalıların duruşunu savunduğunu öne sürdü. Bakan Szijjarto, 2 Mayıs'ta Fas'ın Marakeş kentinde düzenlenen 31 Avrupa ve 26 Afrika ülkesinin katıldığı Avrupa-Afrika Bakanlar Diyalog Konferansı'nda kabul edilen bildiriye tepki gösterdi. Bildiride göçün olumlu ve desteklenmesi gereken bir süreç olarak gösterildiğini iddia eden Szijjarto, bunun yeni bir göç dalgası başlatabileceğini öne sürdü. 57 ülkenin katıldığı konferansın bildirisini sadece Macaristan'ın kabul etmediğine dikkati çeken Szijjarto, ''Bildiriyi sadece Macaristan desteklemedi. Bildiriye göre Avrupa ülkeleri, Afrikalıların duruşunu destekliyor. Bu ise Rabat sürecinin tam tersi bir durum. Çünkü Rabat sürecinin amacı Avrupa'nın Afrika'ya yapacağı kalkınma yardımlarıyla göçü azaltmaktı.'' diye konuştu.

Szijjarto, bildirinin Macaristan'ın güvenlik çıkarlarına ters olduğunu ama ülkesinin yaklaşık 10 yıl önce başlayan Rabat sürecinin üyesi olmaya devam edeceğini kaydetti.

Macaristan'ın Sığınmacılara Karşı Aldığı Önlemler

Macaristan, sığınmacılara karşı alınan önlemler kapsamında Vişegrad Grubu'ndaki ortakları Çekya, Polonya ve Slovakya'nın desteğiyle sınırlarına asker ve polis takviyesi yapmıştı. Macaristan, sığınmacı akınını durdurmak amacıyla Sırbistan ve Hırvatistan sınırlarına dikenli tel örgü çekmiş, sınır bölgelerinde olağanüstü hal ilan ederek yasa dışı geçişler için uygulanan cezaları artırmıştı. Parlamentoda geçen yıl kabul edilen yasayla aralarında çocukların da olduğu sığınmacıların, iltica başvurusu süresince sınırda oluşturulacak kamplarda tutulması zorunlu kılınmış, ülke genelinde yakalanan sığınmacıların da tel örgülerle çevrili sınırdan Macaristan dışına çıkarılacağı duyurulmuştu. Sivil toplum kuruluşları ise Macar güvenlik güçlerini, ülkeye girmeye çalışan sığınmacılara şiddet uygulayarak Sırbistan'a geri göndermekle suçluyor. AB'nin sığınmacı krizine çözüm olarak sunduğu kota sistemi kapsamında bin 294 mülteciyi kabul etmesi öngörülen Macaristan, bu plana şiddetle karşı çıkıyor.  

(Anadolu Ajansı, 3 Mayıs 2018)

 

Lavrov: ABD, Suriye'de Çatışmaların Sürmesi İçin Tanf Yakınında Militanları Eğitiyor

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD'nin Suriye'de çatışmaların devam etmesi için ülkenin güneyinde kendi kontrolünde bulunan Tanf yakınında militanlara eğitim verdiğini söyledi. Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safadi ile görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Lavrov, "ABD'nin tek taraflı olarak kendi bölgesi ilan ettiği Tanf ve Rukban sığınmacı kampı çevresinde militanların eğitilmesi de dahil çok tuhaf şeyler oluyor. Bu eğitimin amacı, ateşkes anlaşmalarına rağmen militanların silahlı faaliyetlere devam etmesini sağlamak" ifadelerini kullandı.

ABD, Rukban Kampına İnsani Yardım Sevkiyatını Engelliyor

Lavrov, ABD'nin Rukban sığınmacı kampına insani yardım ulaştırılmasını engellediğini kaydetti. Lavrov, "ABD, çok uzun süre boyunca insani yardım konvoylarının Rukban kampına erişimini engelledi. Bunun için Suriye hükümetinin izin vermediğini öne sürdüler. Bu doğru değil. Suriye hükümetiyle insani kuruluşlar arasında tüm sorunlar çözüldü ancak ABD, insani yardımların kampa ulaştırılması için yeterli güvenlik garantisi vermiyor" diye konuştu. ABD'nin insani yardım konvoylarının kampın sınırına kadar getirilmesini, dağıtım işleminin ise kamp sakinleri tarafından bizzat yapılmasını önerdiğini aktaran Lavrov, ancak Doğu Halep ve Doğu Guta da dahil birçok kampta bu şekilde dağıtılan yardımların militanlar tarafından kullanıldığını veya üç katı fiyatına satıldığını gözlediklerini vurguladı. Dolayısıyla ABD'nin önerisinin bir çıkış yolu ve çözüm olmadığını belirten Lavrov, "Suriye'nin güneyinde, Lübnan sınırı yakınındaki durumun normale dönmesiyle ilgili tüm konuların bir bütün halinde ve birbiriyle bağlantılı olarak ele alınması gerektiğini bir kez daha vurgulamak istiyorum" diye ekledi.

Gerilimi Azaltma Bölgesinde Ürdün ve ABD İle İşbirliğine Devam Edeceğiz

Lavrov, bu kapsamda Rusya'nın Lübnan ve ABD ile Suriye'nin güneyindeki gerilimi azaltma bölgesinin işlerliğinin korunması için işbirliği yapmaya devam edeceğini belirtti.

(Sputnik Türkiye, 3 Mayıs 2018)

 

Arakanlı Müslümanlar İnsan Kaçakçılarının Kıskacında

Myanmar'daki zulümden kaçarak Bangladeş'e sığınan ve zorlu koşullarda yaşam mücadelesi veren Arakanlı Müslümanlar, insan kaçakçılarının eline düşme tehlikesiyle karşı karşıya. "Dhaka Tribune"ün haberine göre, insan kaçakçıları, Arakanlı Müslümanların, sığındıkları kamplardaki zor hayat şartlarından kaçarak kendileri ve aileleri için daha iyi bir gelecek kurma hayallerinden istifade ediyor. Doğruluğu henüz bağımsız olarak kanıtlanmamış, resmi olmayan bir kaynağa göre, Myanmar ordusunun operasyonlara yeniden başladığı 25 Ağustos 2017'den bu yana Arakanlı Müslümanların Bangladeş'te sığındığı kamplarda yaklaşık 40 insan kaçakçılığı vakası oldu. Arakanlı sığınmacıların insan kaçakçıları tarafından kamplardan kaçırılmaları riskini önlemeye öncelik veren Bangladeşli emniyet güçlerinin, tüm araçları ve çıkış noktalarını yoğun güvenlik kontrolü altında tuttuğu belirtiliyor. Basında yer alan haberlerde, Bangladeş'ten yasal olmayan yollarla Hindistan ve Nepal'e giden Arakanlı Müslümanların zor durumda olduğu belirtildi.

"Polis Beni Buraya Gönderdi, Ailemi ve Kardeşlerimi de Hapse Attı"

Hindistan'daki Arakanlı Müslümanlardan biri de 8 yaşındaki Nuri. Bangladeş'in Cox's Bazar bölgesinden iki kızla Kolkata kentinin Habra Bazar bölgesindeki bir bakımevinde kalan küçük kız, geçen yılın ortalarında ailesiyle Bangladeş'ten Hindistan'a geldiklerini söyledi. Myanmar'dan kaçtıktan sonra Bangladeş'in Patiya bölgesinde bir ev kiraladıklarını anlatan Nuri, Hindistan'ın Haydarabad kentinde yaşayan iki ablasının yanına gidebilmek için eniştesinin bir aracı bulduğunu belirtti. Nuri, sınırı geçtikten sonra polisin ailesini yakalayıp hapse attığını, kendisini de Bangladeşli diğer insan kaçakçılığı mağdurlarının kaldığı bakımevine gönderdiğini sözlerine ekledi. Nuri ve ailesiyle Haydarabad'a gelmek üzere yola çıkan 14 yaşındaki Bangladeşli Koli de bir aracının sınırı geçmelerine yardımcı olduğunu belirterek "Fakat sonra polis bizi yakaladı." diye konuştu. Koli, insan kaçakçısının kendisi ve kız kardeşinden yaklaşık 120 dolar, Arakanlı Nuri ve ailesinden yaklaşık 480 dolar aldığını söyledi. Hindistan'ın İçişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Kiren Rijiju'ya göre, Hindistan'da tahmini 40 bin Arakanlı Müslüman bulunuyor.Rijiju, ağustos ayında parlamentoda merkezi  hükümetin ülkede yasa dışı yaşayan Arakanlı Müslümanların belirlenmesi ve sınır dışı edilmeleri sürecinin başlatılmasını istediğini açıklamıştı. Bakan Rijiju, Hindistan'ın Arakanlıları ülkede tutma zorunluluğu olmadığını söylemişti. Daha önce de Myanmar'daki şiddet olaylarından kaçarak Bangladeş'e sığınan Arakanlı mülteci kadınların ve kız çocuklarının fuhuş şebekeleri tarafından para karşılığı cinsel ilişkiye zorlandığı ortaya çıkmıştı. BM'ye göre, yalnızca 25 Ağustos 2017'den sonra Arakan'dan kaçmak zorunda kalıp Bangladeş'e sığınanların sayısı 700 bini aştı. Uluslararası insan hakları kuruluşları, yayınladıkları uydu görüntülerinde yüzlerce köyün yok edildiğini kanıtladı. BM ve uluslararası insan hakları örgütleri, Arakanlı Müslümanlara yönelik şiddeti "etnik temizlik" ya da "soykırım" olarak adlandırıyor.

(Anadolu Ajansı, 3 Mayıs 2018)

 

Birleşmiş Milletler, Rohingya Mültecileri İçin Eylem Çağırında Bulundu

Rakhine şehri 25 Ağustos 2017’den beri 670,000’ü aşkın etnik Müslüman’a ev sahipliği yapmakta. Mayıs ayı için Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Başkanı, Polonya büyükelçisi Joanna Wronecka, Birleşmiş Milletler’in harekete geçmesi gerektiğini vurguladı. Büyükelçinin açıklaması “İnsanların acı çektiklerine tanıklık ettiğimizde onlara yardım etmek zorundayız. Asıl soru nasıl yardım edeceğimizdir’’ şeklinde oldu. Wronecka buradaki kamp koşulları altında yaşamaya çalışmanın zorluğu ve Muson sezonu sebebi ile de riskli yağmurların koşulları daha fazla katılaştıracağını ekledi. Büyükelçi Güvenlik Konseyi’nin 14 Mayıs’ta konu ile ilgili bir brifing yapılacağını söyledi. Myanmar ve Bangladeş tarafından imzalanan geri dönüş anlaşmasına rağmen Birleşmiş Milletler geri dönüşün gönüllülük ile olması gerektiğini ve mültecilerin ne zaman hazırlarsa o zaman saygın bir yolla gidebileceklerini ifade ediyor.

(United News of India, 4 Mayıs 2018)

 

ABD’den Meksika’ya Gelen Sığınmacıların Sayısı Çok Fazla

ABD Başkanı Donald Trump'ın sert eleştirilerine rağmen, Orta Amerika'daki karavan göçmenlerinin sayısı geçen haftadan bu yana toplam 158'e ulaştı. Sin Fronteras'lı bir karavan organizatörü olan Alex Mensing'e göre, yetmiş adam, kadın ve çocuk, Perşembe sabahı erken saatlerde giriş sınırına ulaştı ve henüz bekleyen 62 sığınmacı daha var. ABD sınır görevlileri, San Diego'ya giden San Ysidro geçidinin yoğunluğundan ve kalanların sabırlı olması gerektiğinden bahsetmiş, bir seferde yalnızca küçük gruplara izin vermişti. ABD-Meksika sınır kapısında kervanın gelişine yanıt olarak, ABD Adalet Bakanlığı, 35 ilave asistan ABD avukatı ve 18 göçmen sınırını sınırın ötesine gönderdiğini açıkladı. Bu durum karşısında Trump, 2011 yılına karşı iltica taleplerinde on kattan fazla artış gösterdiğinden, insanların sığınma talebinde bulunmasını zorlaştırmak için yasaları katılaştırmak istiyor. Cumhurbaşkanının hem yasal hem de yasadışı göçmenlik konusundaki sert tavrı, çekirdek destekçilerinin çoğunu canlanmasına sebep oldu.

(Reuters, 4 Mayıs 2018)

 

Almanya'da Mülteci Yurduna Polis Baskını

Ellwangen kentinde, Togolu bir sığınmacının İtalya'ya gönderilmesine diğer sığınmacıların şiddet kullanarak karşı koyması üzerine mülteci yurduna polis baskını düzenlendi. Sığınmacı gözaltına alındı. Almanya'nın Ellwangen kentindeki mülteci yurdunda Çarşamba gece saatlerinden itibaren hareketli saatler yaşandı. Hakkında sınır dışı kararı bulunan Togolu bir sığınmacının İtalya'ya gönderilme kararına direnmesi ve mülteci yurdundaki diğer sığınmacıların da şiddet kullanarak Togolu sığınmacının polise teslim edilmesini engellemesi üzerine yurda polis baskını düzenlendi. Polis, 23 yaşındaki sığınmacının gözaltına alındığını açıkladı. Almanya'nın Baden-Württemberg eyaletindeki Ellwangen kentindeki operasyona yüzlerce polis ve özel tim katıldı. Togolu sığınmacının gözaltına alınması amacıyla yurda gece yarısı giden polislere sığınmacıların karşı koyması üzerine polis "durumun çok tehlikeli" olduğu gerekçesiyle yurttan ayrılmıştı. 150-200 kadar sığınmacının polis aracının etrafını çevirdiği ve polisleri sıkıştırdığı belirtiliyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer, "Misafirlik hakkının ayaklar altına alınamayacağının kendisi için çok açık" olduğunu söyledi. Seehofer, siyasi olarak Baden-Württember polisi ve güvenlik güçlerinin aldığı önlemlerin arkasında olduğunu belirtti. İçişleri Bakanı, bu tür öfke doğuran ayaklanmaların hukuki olarak "tüm sertlikle" kovuşturulması gerektiğini belirtti. Alman Polis Sendikası ise saldırganların sınır dışı edilmesini istedi. Sendika Başkanı Rainer Wendt, "Ellwangen'de polislere saldıran mültecilerin derhal sınır dışı edilmesi gerekiyor" dedi.

(Deutsche Welle Türkçe, 3 Mayıs 2018)

 

Midilli Adası'nın Sakinlerinden Sığınmacılara Protesto

Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın Midilli Adası'nda gerçekleştirdiği ziyaret esnasında yaklaşık 2 bin 500 kişilik bir grup, ada sakinlerini etkileyen mülteci sorununa karşı protesto eylemi düzenledi. Midilli Adası'nda, Suriyeliler başta olmak üzere son yıllarda sayıları giderek artan mülteciler yerel halkın tepkisine yol açıyor. Çipras'ın konuşma yaptığı binaya yürümek isteyen grup, polis otobüsleriyle kurulan barikatı aşmak isteyince güvenlik güçleri ile göstericiler arasında arbede çıktı. Polis otobüslerini sallayan gruba, Midilli'ye takviye olarak gönderilen çevik kuvvet ekipleri göz yaşartıcı gaz ile müdahale etti.

Ada Sakinleri İçin En Büyük Sorun Mülteci Akını

Eylemciler, yaklaşık 9 bin mültecinin bulunduğu sığınmacı kampı Moria'nın boşaltılması çağrısında bulundu:

"Bizi etkileyen önemli bir göçmen problemiyle karşı karşıya kalmamıza rağmen, Çipras nasıl ekonomik büyüme hakkında konuşabilir? Burada kalmak zorunda kalan binlerce mülteci var, fakat bu kişiler yerel halk için sorun olmaya başladı. Öte yandan Türkiye’nin saldırgan tutumu karşında, büyüme gibi konuların konuşulması bana mantıklı gelmiyor."

“Mülteci sorunu nasıl çıktı? Bakın buradan bir kaç kilometre ötede, Yunanistan'ın doğusuna hala savaş devam ediyor. Ne yazık ki, savaş kapitalizmin oksijeni olduğu için bunlar oluyor ”

Çipras: Krizin Yönetiminde Hatalar Yaptık

Sığınmacı sorununun yanı sıra vergi artışlarına tepki gösteren ada sakinleri genel grev ilan etti. Hükümet olarak sığınmacı krizinin yönetiminde hatalar yaptıklarını kabul eden Çipras ise, "Bu durumdan memnun olmamız mümkün değil. Hem ada sakinleri hem de sığınmacılar açısından durum çok zor" dedi. Çipras, sığınmacı sorununun düzeltilmesi için bir dizi önlem alacaklarını belirterek, iltica başvurularının hızlandırılmasının birinci öncelikleri olduğunu söyledi. Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki göçmen mutabakatı öncesi Yunan adalarına günde ortalama 5 bin sığınmacının geçtiğini hatırlatan Çipras, "Bu anlaşma olmasaydı işler üç kat daha kötü olurdu." diye konuştu. Panos Kitsikopoulos, Euronews muhabiri: “Ada sakinleri yaptıkları grev ve eylemlerle yönetime güçlü bir mesaj göndermeyi hedefliyor. 2015’ten bu yana devam eden göçmen akını halkın tepkisine yol açtı, insanlar artık hükümetin vaatlerine inanmıyor ve sorunun çözümü için somut eylemler istiyor."

(Euronews Türkçe, 4 Mayıs 2018)

 

İsveç'te Öldürülen Sığınmacı Çocuğun Annesine Vize Verilmedi

Stockholm'de okulda bıçaklanarak öldürülen Afgan Mahmud Alizade'nin annesine oğlunun cenaze törenine katılması için vize verilmediği bildirildi. İsveç'in başkenti Stockholm'de okulda bıçaklanarak öldürülen 17 yaşındaki Afgan Mahmud Alizade'nin annesine oğlunun cenaze törenine katılması için vize verilmediği öğrenildi. Mahmud Alizade'nin ailesinin avukatı Viktor Banke, devlet televizyonu SVT'ye yaptığı açıklamada, oğlunun cenazesine katılmak için vize isteyen annenin talebinin geri çevrilmesini "insanlık dışı" olarak niteledi.

Lise öğrencisi Alizade'nin aralık ayında okulda bıçaklanarak öldürüldüğünü anımsatan Banke, İran'daki annesinin cenaze törenine katılabilmesi için defin işlemini beklettiklerini ifade etti.

Bakke, anneye vize verilene kadar cenazeyi defnetmeyeceklerini sözlerine ekledi.  Refakatsiz sığınmacı çocuk olarak 2016'da 15 yaşındayken İsveç'e gelen Alizade, iki sene tek başına hayat mücadelesi vermiş, aralık ayında devam ettiği okulda bıçaklanarak öldürülmüştü.

(Anadolu Ajansı, 3 Mayıs 2018)

 

Suriyeli Mülteci Raporu: “Hiçbir Ülke, Türkiye Kadar Sahip Çıkmadı”

Merkezi Belçika'nın başkenti Brüksel'de bulunan Uluslararası Kriz Grubu (ICG), Türkiye'deki Suriyeli mültecilerle ilgili bir rapor yayımladı. Raporda, dünyanın hiçbir ülkesinin, mağduriyet yaşayan Suriyelilere Türkiye kadar sahip çıkmadığı belirtildi. Raporda ayrıca, Türkiye'nin 3,4 milyon Suriyeliyi entegre etmek için önemli adımlar attığı ve bu kadar çok sayıda mülteciyi barındırırken korkulandan çok daha az toplumsal tepkinin ortaya çıktığı belirtildi. Dünyanın değişik yerlerindeki 60'tan fazla önemli ihtilaf üzerine çalışmalar yapan Brüksel merkezli bağımsız düşünce kuruluşu Uluslararası Kriz Grubu, 'Türkiye'deki Suriyeli Mülteciler: Kentsel gerilimleri azaltmak' konulu bir rapor yayımladı. 2011 yılında başlayan iç savaştan bu yana 11 milyondan fazla Suriyelinin evini terk ettiği, 5 milyonunun ise mülteci olarak Suriye dışına kaçtığı belirtilen raporda, "Ancak hiçbir ülke bu mağduriyeti yaşayan insanlara Türkiye kadar sahip çıkmadı. Türkiye, Aralık 2017 itibarıyla yaklaşık yüzde 46'sı kadın olmak üzere 3.4 milyon kayıtlı Suriyeli mülteciye ve 300-400 bin civarında kayıtsız Suriyeliye ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca, Türkiye'de 450 binden fazla Suriyeli olmayan, genellikle Irak, Afganistan ve İran'dan gelen mülteci bulunmaktadır" denildi.

Suriyeliler, 330 Milyon Dolarlık Yatırımla 6 Bin Şirket Kurdu

Türkiye'de bulunan Suriyelilerin yaklaşık yüzde 20-30'unun okuma yazma bilmediği ifade edilen raporda, "ABD merkezli Building Markets isimli düşünce kuruluşunun Haziran 2017'de yapmış olduğu bir çalışmaya göre, Türkiye'deki Suriyeliler 2011 yılından bu yana 330 milyon dolardan fazla yatırım yaparak, 6 binden fazla kayıtlı şirket kurmuştur. Aynı çalışmada bu işletmelerin, çoğunluğu daha önce kayıt dışı sektörde çalışmış olan ortalama 9,4 Suriyeliyi istihdam ettiği belirtilmiştir. Aralık 2017 itibarıyla Türkiye'de Suriyelilere ait kayıtlı yaklaşık 8 bin işletme bulunmaktadır" denildi. Raporda ayrıca, Türkiye'de mültecilerin yoğun yaşadığı ilçelerde Suriyelilere yönelik toplumsal tepki ve olumsuz algıların arttığı belirtildi. Ankara'nın uluslararası ortakları ile işbirliği içinde bu toplumsal gerginlikleri azaltmak ve şiddet olaylarının önüne geçmek amacıyla Suriyelilerin uzun vadeli entegrasyonunu teşvik edecek stratejiler geliştirmesi gerektiği vurgulandı.

Yatıştırıcı ve Önleyici Mekanizmalar Geliştirilmeli

2016'nın aynı dönemine kıyasla 2017'nin ikinci yarısında, Suriyeli mülteciler ile bağlantılı toplumsal gerginlik olaylarının yaklaşık üç kat arttığına dikkat çekilen raporda, Suriyeliler ile Türkiye vatandaşlarının işgücüne katılım ve sosyal yardımlara erişim alanlarında rekabet içinde olmasının, özellikle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropollerin bazı ilçelerinde Suriyelilere yönelik olumsuz algıyı körüklediği kaydedildi. Türkiye'deki 3,4 milyondan fazla Suriyelinin, ülkedeki bazı toplumsal ve siyasi fay hatlarının derinleşmesine yol açtığı vurgulanan raporda, "Ankara ve uluslararası partnerleri, Suriyelilerin uzun vadeli entegrasyonuna yönelik çalışmalar yürütürken, diğer yandan Türkiye vatandaşlarının endişe ve şikâyetlerini dikkate almalıdır. Gerginliklerin yaşandığı ilçelerde yatıştırıcı ve önleyici mekanizmalar geliştirilmelidir" denildi.

Türkiye Önemli Bir Sorumluluk Üstlendi

Türkiye'nin, son 6 yılda 3,4 milyondan fazla Suriyelinin ülkede barınmasına imkân sağlayarak önemli bir sorumluluğu üstlendiği belirtilen raporda, özellikle 2017'de Suriyelilere yönelik toplumsal tepkilerin artması ile birlikte kimi yerlerde şiddete dönüşen gerginlikler yaşandığı kaydedildi. 2016'nın aynı dönemine kıyasla 2017'nin ikinci yarısında, Suriyeli mülteciler ile bağlantılı toplumsal gerginlik ve adli olayların sayısının yaklaşık 3 kat arttığına dikkat çekilen raporda, "Bu olaylarda 2017 yılında 24'ü Suriyeli olmak üzere en az 35 kişi yaşamını yitirdi. Yerel halk, kamu hizmetlerine ve yardımlara erişim konusunda Suriyelilere öncelik verildiğine inanmaktadır" denildi.

“370 Bin Çocuk, Eğitim Müesseselerine Kayıtlı Değil”

Türkiye toplumunun Suriyeli mültecilere gösterdiği merhamet ve misafirperverlik duygusunun yerini endişe ve kaygıya bırakmaya başladığı belirtilen rapordu şu ifadelere yer verildi: "Özellikle etnik, mezhepsel veya ideolojik olarak dışlanmış olduğunu hisseden toplumsal kesimler, aynı zamanda Suriyelilerle işgücü rekabeti algıladığında gerilim ve olumsuz algı şiddet olaylarına zemin hazırlayabiliyor. Hükümet, uluslararası aktörler desteğiyle Suriyeli çocuklara eğitim imkânı sağlanmasında çok önemli adımlar atmıştır. Buna rağmen, eğitim çağındaki yaklaşık bir milyon Suriyeli çocuktan 370 bin kadarı herhangi bir eğitim müessesine kayıtlı değildir. Yaklaşık 230 bin çocuk, aşamalı olarak kapatılmaya başlanan geçici eğitim merkezlerine gitmeye devam etmektedir."

Çözüm Muhtarlar

Suriyelilere ilişkin olumsuz algıların çoğunun kulaktan dolma ve yanlış bilgilere dayandığı kaydedilen raporda, "Türkiye vatandaşları ve Suriyeliler arasından güvenilir kişilerin mahallelerde anlaşmazlıkları çözmek için arabuluculuk yapmalarına ve yerel halk ile mülteciler arasında sürtüşmelerin çıkmasını önleyebilmelerine imkan sağlanması gerekmektedir. Muhtarlar, genellikle yerel halk ile mülteciler arasındaki gerginlikleri tespit etmek ve yönetmek için daha avantajlı konumdadır. Muhtarlar, hangi grupların daha zor durumda olduğunu ve gerilimin nerede tırmandığını ilk tespit edebilenler oluyor. Bu nedenle, onların erken uyarı yapacak şekilde görevlendirilmeleri gerektiği aşikardır. Çok sayıda mültecinin yaşadığı mahallelerde muhtarlar kendilerine yardımcı olacak Suriyelileri çalıştırabilmelidir. Bu sayede anlaşmazlıkların hallolması ve tehlikeli olabilecek durumların öngörülebilmesi mümkün olabilir. Suriyelilerin kendi kanaat önderleri de kaymakam ve belediye başkanlarına yardımcı olabilir" ifadeleri kullanıldı.

Türkiye Önemli Adımlar Attı

Raporun sonuç bölümünde, Türkiye'nin yaklaşık 3.4 milyon Suriyeliyi entegre etmek için önemli adımlar attığı ve bu kadar çok sayıda mülteciyi barındırırken beklenenden veya korkulandan çok daha az toplumsal tepkinin ortaya çıktığı belirtilerek, "Ankara'daki politika yapıcıların yerel düzeyde mültecilerle ilgili gerilimi azaltmayı amaçlayan mekanizmalar ve kamuoyuna yönelik yatıştırıcı kamu iletişimi stratejileri geliştirmesi gerekmektedir. Türkiye toplumunun Suriyeli mültecilerin büyük bir kısmının uzun vadede kalıcı olacağı gerçeğine alışması gerekmektedir. Mesele, mültecileri ülkenin sosyal dokusuna katıp katmamak değil, nasıl katılacaklarını belirlemektir."

(Hürriyet, 4 Mayıs 2018)

 

Türkiye'deki Suriyeliler En Çok Almanya'ya Yerleşti

İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü verilerine göre, geçen yıl hem "genel yerleştirme" hem de "birebir" prosedürü kapsamında Türkiye'den çıkış yapan geçici koruma kapsamındaki Suriyeliler en fazla Almanya'ya yerleşti. Uluslararası koruma başvuru sahibi ya da geçici koruma kapsamındaki yabancıların mülteci statüsü elde etmek veya uzun süreli oturma izni alabilmek amacıyla başka bir ülkeye yerleştirilmesine "yeniden yerleştirme" deniyor. Valilikler bünyesinde kurulan komisyonlarca yeniden yerleştirme kriterlerine göre belirlenen özel ihtiyaç sahiplerine ilişkin bilgiler Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne iletiliyor. Genel Müdürlük tarafından uygun olarak değerlendirilen kişi bilgileri, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğine (BMMYK) bildiriliyor ve BMMYK tarafından yerleştirme ülkelerine sunuluyor. Ülkeler tarafından kabul edilen kişilere ait bilgiler Göç İdaresi Genel Müdürlüğüne gönderiliyor ve bu kişilerden uygun görülenlerin çıkışlarına izin veriliyor. Bununla birlikte 18 Mart Bildirisinden sonra normal yerleştirme prosedürünün dışında Türkiye-AB arasında birebir yerleştirme prosedürü başladı. Bu kapsamda belirlenen isimler AB ülkelerine sunuluyor ve Genel Müdürlükçe uygun görülenlerin çıkışları gerçekleştiriliyor. Hem "genel yerleştirme" hem de "birebir" prosedürü kapsamında yerleştirme ülkeleri tarafından kabul edilerek Türkiye'den başka ülkelere yerleştirilen geçici koruma kapsamındaki Suriyeli sayıları açıklandı. Bu kapsamda, geçen yıl Türkiye'den çıkış yapan geçici koruma kapsamındaki Suriyeliler 2 bin 733 kişi ile en fazla Almanya'ya yerleşti. Almanya'yı 2 bin 128 kişiyle Hollanda, bin 64 kişiyle ABD, 845 kişiyle Finlandiya ve 790 kişiyle Fransa izledi. Geçen yıl yaklaşık 12 bin kişi Türkiye'den başka ülkelere yerleştirildi.

27 Bin Suriyeli Başka Ülkelere Yerleştirildi

2014-2018 yılları arasında belirlenen kotalar çerçevesinde ülkelere yerleştirilen 27 binin üzerindeki Suriyelinin dağılımı da belirlendi. Buna göre, 4 yıl içinde Türkiye'deki Suriyelilerden 6 bin 148'i Kanada'ya, 4 bin 829'u Almanya'ya, 3 bin 900'ü ABD'ye, 2 bin 609'u Hollanda'ya ve bin 699'u İngiltere'ye gönderildi.

(Time Türk, 4 Mayıs 2018)

 

Suriyeli Kadınlar Çocuklarıyla Türkçe Okuma Yazma Seferberliğine Katıldı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından başlatılan Okuryazarlık Seferberliği kapsamında, Hatay'ın Yayladağı ilçesindeki kamplarda kalan Suriyeli kadınlar, çocuklarıyla Türkçe öğreniyor. Yayladağı Halk Eğitim Müdürlüğünce iki farklı noktada açılan kurslarda eğitim gören kadınlar, haftanın 3 günü çocuklarıyla katıldıkları kurslarda Türkçe dersi görüyor. Kurs Öğretmeni Gamze Yurtseven, AA muhabirine, kursa katılanların çoğunun eşinin Suriye'deki iç savaşta hayatını kaybettiğini söyledi. Öğrencilerinden çok memnun olduğunu ve okuma yazmayı çok çabuk öğrendiğini belirten Yurtseven, kendisinin aynı zamanda aile danışmanı olduğunu, kurs dışındaki zamanlarda da aileleri rehabilite etmek ve az da olsa tebessüm ettirebilmek için psikolojik destek verdiğini sözlerine ekledi.

Derslere Çocuklarıyla Katılıyorlar

Suriyeli kadınlardan 30 yaşındaki Visal Göğcek, açılan kurs sayesinde okuma yazmayı öğrendiğini ve bu yüzden çok mutlu olduğunu ifade etti. Türkmen olduğu için Türkçe konuşabildiğini fakat okuma yazması olmadığını anlatan Göğcek, şöyle konuştu: "Bayırbucak Türkmeniyim, 6 yıl önce evlendim. Suriye'de savaş çıkınca bombaların altında kaçtık ve Türkiye'ye sığındık. Eşimle sadece 1,5 yıl evli kaldık. Oğlum Reşit 4,5 aylıkken kocam Türkmendağı'nda şehit oldu. Oğlumu bırakacak kimse olmadığı için kursa beraber gidiyoruz. Oğlum da Türkçe yazmayı ve konuşmayı yavaş yavaş öğreniyor. Açılan bu kurs sayesinde Türkçeyi öğrendik. Allah Türk devletinden razı olsun." Sığınmacılardan 30 yaşındaki Fatma Alon da 4 yaşındaki kızı Hayat ile Türkçe ve okuma yazma öğrendiklerine işaret ederek kendilerine sahip çıktıkları için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan başta olmak üzere tüm Türkiye'ye teşekkür ettiğini kaydetti.

(Anadolu Ajansı, 4 Mayıs 2018)

 

Sığınmacı Çocuklardan MKE Ankaragücü'ne Ziyaret

Sığınmacı çocuklar, Spor Toto 1. Lig'den Süper Lig'e yükselen MKE Ankaragücü takımının antrenmanını ziyaret etti. Başkent kulübünden yapılan açıklamaya göre, Avrupa Birliği'nin finansal desteği ve UNICEF'in ortaklığıyla Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD) tarafından yürütülen proje kapsamında sığınmacı çocuklar, Beştepe Tesisleri'nde sarı-lacivertli teknik ekip ve futbolcularla buluştu. SGDD'nin Altındağ'daki Al Farah Çocuk ve Aile Destek Merkezi'nde kalan 12 çocuk, sarı-lacivert atkılar takarak futbolcularla antrenman sahası girişinde tek tek tokalaştı. Çocuklar ayrıca teknik direktör İsmail Kartal'a çiçek verdi.

(Haber Türk, 4 Mayıs 2018)

 

Cezayirli Kaçaklar Tren İstasyonunda Yakalandı

Alınan bilgiye göre, Edirne'de bir ihbarı değerlendiren polis ekipleri, İstanbul'dan gelen yolcu treninde denetim yaptı. Aramada, yasa dışı yollardan yurda girdiği belirlenen Cezayir uyruklu 13 kişi yakalandı. Kaçakların yasa dışı yollardan Yunanistan'a geçme hazırlığı yaptığı belirlendi. Pasaport kontrolünün ardından kaçaklar, Edirne İl Göç İdaresi Müdürlüğü'ne teslim edildi.

(Anadolu Ajansı, 4 Mayıs 2018)

 

Gün Ağarınca Gerçek Ortaya Çıktı

Yunanistan’a yaklaşık 2 kilometre mesafede bulunan Karaağaç Mahallesi’nde bulunan Zafer Tangör futbol sahası kenarında sabahlayan mülteci grup, sabahın ilk ışıklarıyla beraber, bölgede mahalle sakinleri tarafından göründü. Karaağaçlı vatandaşlar tarafından olay yerine çağrılan polis ekipleri, söz konusu grup üzerinde yaptığı aramada, serbest dolaşım kimliklerinin olduğunu tespit etti.

Bin 600 Dolar Para Verdik

Mülteci grup içerisinde bulunan Abdishakur İbrahim Awale, İHA’ya yaptığı açıklamada, Somali’den yola çıktıklarını ve bir yıl önce Burdur ve Isparta’ya ulaştıklarını söyledi. Daha sonra İstanbul’da bir organizatör aracılığıyla Yunanistan’a geçirilme vaadiyle kandırıldıklarını ve kişi başı yaklaşık 200, toplamda ise bin 600 dolar para verdiklerini iddia etti. Yunanistan’a geçirildiklerini belirterek, organizatörün yanlarından ayrıldıklarını anlatan grup, kandırıldıklarını söyledi. Öte yandan, Türkiye’de serbest dolaşım izinleri bulunan grubun, Edirne otogarından İstanbul’a döndüğü belirtildi.

(Haber Türk, 4 Mayıs 2018)

 

Hatay'da 46 Kaçak Göçmen Yakalandı

Hatay’ın Samandağ ilçesi körfez açıklarında yasa dışı yollardan geçiş yapmaya çalışan 46 kaçak göçmen yakalandı. Samandağ ilçesi Çevlik Balıkçı Barınağı’nın 40 kilometre açıklarında tekne içerisinde 46 Suriye uyruklu kaçak göçmenin tespit edilmesi üzerine Sahil Güvenlik İskenderun Grup Komutanlığı Sahil Güvenlik Botu ile müdahale edilerek kurtarıldı.

Çevlik Limanı’na intikal ettirilen 21’i çocuk 46 göçmen, burada yapılan sağlık muayenelerinin ardından, Hatay İl Göç İdaresine teslim edildi.

İskenderun Kaymakamı Recep Soytürk, ilçede başta kolluk kuvvetleri ve istihbarat birimleri olmak üzere, tüm kamu kurum ve kuruluşlarla vatandaşların güven, huzur ve sükunu için özveri ve uyum içerisinde görev ifa edildiğini, bugüne kadar gerçekleştirilen operasyonlar ile yürütülen çalışmaların aynı kararlılık ve ciddiyetle devam edeceğini söyledi.

(Milliyet, 4 Mayıs 2018)

 

İzmir’de 113 Kaçak Göçmen Yakalandı

İzmir’in Dikili ilçesinde yasa dışı yollardan Yunan adalarına geçmeye çalışan toplam 113 kaçak göçmen yakalandı.  İzmir’in Dikili ilçesi Madra Çayı açıklarında Sahil Güvenlik botu tarafından saat 01.10’da tespit edilen hareketli lastik bot durduruldu ve içerisindeki 26 Afganistan, 9 Suriye, 8 Angola, 4 Güney Afrika, 3 Senegal, 3 Gabon, 1 Gine, 1 Cezayir uyruklu olmak üzere toplam 55 düzensiz göçmen yakalandı. Aynı gün saat 06.15’te ise görevli Sahil Güvenlik helikopteri tarafından, yine İzmir’in Dikili ilçesi Bademli önlerinde hareketli lastik bot içerisinde bir grup düzensiz göçmen tespit edildi. Görevlendirilen Sahil Güvenlik botu tarafından bahse konu lastik bot içerisindeki 55 Suriye, 3 Irak uyruklu olmak üzere toplam 58 düzensiz göçmen yakalandı. 43’ü de çocuk olan kaçak göçmenler işlemleri için gerekli makamlara sevk edildi. 

(İhlas Haber Ajansı, 3 Mayıs 2018)

 

Akhisar'da Minibüste 37 Pakistanlı Kaçak Yakalandı

İstanbul-İzmir Karayolu'nun Akhisar ilçe merkezi girişinde yol kontrolü yapan jandarma ve polis ekipleri, bu sabah sürücüsünün tedirgin davranışları üzerine şüphelendikleri 34 DL 6920 plakalı minibüsü durdurdu. Minibüste yapılan aramada 37 Pakistanlı kaçak göçmeni yakalandı. Minibüs sürücüsü Murat Özdemir gözaltına alındı. İfadesinde minibüsün kendisine ait olmadığını ileri süren Özdemir, "Bana İstanbul'dan bu kişileri İzmir'e götürmem için bilgi verildi. İzmir'e ulaştığımızda beni arayacaklardı ve yolcuları o kişilere teslim edecektim. Yurt dışına kaçıp kaçmayacakları konusunda, benim bir bilgim yok" dedi. Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Murat Özdemir, tutuklandı. Pakistanlı kaçaklar ise kimlik tespitlerinin ardından İzmir İl Göç İdaresi'ne teslim edildi.

(Doğan Haber Ajansı, 3 Mayıs 2018)