Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Kilis'te Bayrama Giden Suriyeliler İzdihama Yol Açtı

Ramazan Bayramı'nı ülkelerinde geçirmek için online randevu alıp, Kilis'teki Öncüpınar Sınır Kapısı'na akın eden Suriyeliler izdihama yol açarken, geçenlerin sayısı 30 bini buldu. Kilis Valiliği'nin izniyle 13 Haziran tarihine kadar ülkelerine gitmek için online randevu alan 74 bin Suriyelinin Kilis'teki Öncüpınar Sınır Kapısı'ndan geçişi devam ediyor. Geceden sınıra gelip kurulan dev çadırlarda bekleyen Suriyeliler, sabahın erken saatlerinde bir anda işlem yapılacak noktaya akın etmeleri sonucu kısa süreli izdiham yaşandı. Görevlilerin gelmesiyle birlikte Suriyeliler, sıraya konulmasından sonra sabah saat 08.00'den itibaren ülkelerine geçişlerine izin verilmeye başlandı. İşlemleri tamamlanan Suriyelilerin geçişi sürerken, ülkesine geçenlerin sayısının 30 bini bulduğu belirtildi.

(Haber Türk, 4 Haziran 2018)

 

Lübnan’da Suriyeli Tartışması: Vatandaşlık Alanlar Rejim Destekçileri

Lübnan Cumhurbaşkanı Michel Avn tarafından imzalanan vatandaşlığa kabul tasarısı nedeniyle ülkede siyasi çekişme devam ederken, Suriye rejimine yakın olan eski üst düzey yetkililer ve savaş zenginlerine Lübnan vatandaşlığı verilmesi tartışmaları alevlendirdi. Konunun fitilini ateşleyen Eğitim ve Yüksek Öğrenim Bakanı Mervan Hammadi, Cumhurbaşkanı Avn’ı Suriye rejiminin suç ortağı olmakla suçlarken, Başbakan Saad Hariri’den arkadaşlarının ve müttefiklerinin sorularına cevap vermesini istedi.

Cumhurbaşkanı’ndan Bilgileri İnceleyin Talebi

Cumhurbaşkanı Avn, tartışmaları sonlandırmak ve kararnamenin yasal yollarla imzalandığını teyit etmek amacıyla, şu anki vatandaşlık tasarısı ile Lübnan vatandaşlığına geçen ve bu vatandaşlığı hak etmeyen kim varsa İçişleri Bakanlığı ve Kamu Güvenliği Genel Müdürlüğü’nce bilgilerinin incelenmesi talebinde bulundu.

Lübnan Vatandaşı Olan Suriyelilerin Resimleri Yayınlandı

Öte yandan yetkililer ve eylemciler, Suriye rejimine yakın olan ve Lübnan vatandaşlığına geçen kişilerin resimlerini dağıttılar. Lazkiye’de deniz taşımacılığı filosu sahibi olan ve eski Lazkiye Sanayi ve Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Faruk el-Cud, Mahir Esed’e yakın bir isim olan Samir Fevz ve eski Humus Valisi İyad Gazal, resimleri dağıtılanlar arasında en dikkat çeken isimler oldu. Suriyeli işadamları ve yatırımcılar olarak tanınan bu isimlerin resmi olarak bir listede yayınlanmaması nedeniyle bu kişiler hakkında uluslararası ve Arap ülkeleri tarafından yaptırımlar uygulanıp uygulanmadığı bilinmiyor.

(Şarku'l Avsat Türkçe, 4 Haziran 2018)

 

Lübnan’da Yeni Hükümetin İlk İşi Suriyeli Mültecileri Göndermek Olacak

Lübnan Meclis Başkan Yardımcısı Ili el-Farzeli, Suriyeli mültecilerin ülkelerindeki güvenli bölgelere gönderilmesinin, Lübnan’da kurulacak yeni hükümetin ilk işi olacağını açıkladı. Farzeli, “Hükümetin kurulmasından sonra 24 saat içinde mültecilerin ülkelerine geri dönmesi için ciddi bir çaba sarf etmeden rahat etmeyeceğiz. Uluslararası toplum aracılığıyla mümkün olan en kısa zamanda onları geri göndermek için bir yol varsa, buna karşı çıkmayacağız” dedi. Mültecilerin geri dönüşü konusunun tartışmaya açık olmadığını ve sonucu her ne olursa olsun bundan ödün verilmeyeceğini söyleyen Farzeli, ‘’Amacımız Suriyelilerin hızlı bir şekilde ülkelerine geri dönmesini sağlamak” ifadelerini kullandı. Farzeli Şark’ul Avsat’a yaptığı açıklamada, mültecilerin Lübnan’da kalmasına karşı olduklarını belirterek, mültecilerin dönüşü için Suriye rejimiyle müzakere yapılmasını reddedenleri de eleştirdi. Farzali, “Şam ile müzakereye itiraz edenler var. Önemli olan Suriyelilerin döneceğini söylemek değil, onların dönüşleri için çalışmalara başlamaktır’’ diye konuştu. Lübnan Kamu Güvenliği Dairesi Başkanı General Abbas İbrahim ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, Suriye rejimi ile temasların devam ettiğini ve göçmenlerin dönüşünün yakın olduğunu vurguladı. İbrahim söz konusu açıklamayı, Maruni Patriği Beşara Butrus er-Rai’nin Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’u mültecilerin dönüşü konusunda teşvik etmeye çağırmasından sonra yaptı. General İbrahim, mültecilerin Şeba’dan rejimin kontrolü altında bulunan Şam kırsalındaki Beyt Cin’e dönmesi gibi bir dönüşün mümkün olabileceğini ifade etti.

Mülteciler Konusu Ülkeyi İkiye Böldü

Lübnan’da hali hazırda 1 milyondan fazla mülteci bulunurken, ülke bu konuyla ilgili ikiye bölünmüş durumda. Özgür Vatansever Hareketi ve Hizbullah, Suriye’de Suriyelilerin geri dönebileceği güvenli alanlar olduğunu ve rejimle müzakerelere karşı olmadığını açıkladı. Rejimle ortak hareket etmeye ve mültecilerin gönderilmesine tepki gösteren Müstakbel Hareketi ise, güvenli bölge adımın Birleşmiş Milletler (BM) aracılığıyla atılması konusunda ısrarcı.

(Şarku'l Avsat Türkçe, 3 Haziran 2018)

 

Tunus'ta Kaçak Göçmen Teknesi Battı: 46 Ölü

Tunus açıklarında yasa dışı göçmen teknesinin batması sonucu 46 kişi hayatını kaybetti, 68 kişi de kurtarıldı. Tunus açıklarında yasa dışı göçmenleri taşıyan teknenin batması sonucu 46 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Tunus Savunma Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, ülkenin güneyindeki Sfaks kentinde bulunan deniz kuvvetleri, 46 yasa dışı göçmenin cesedine ulaştı, 7'si yabancı uyruklu 68 göçmen de kurtarıldı. Sfaks kentine bağlı Kerkene Adası'ndan 5 mil açıkta, 80'i Afrika asıllı yaklaşık 180 yasa dışı göçmeni taşıyan teknenin su alması sonucu battığı belirtildi. Açıklamada, deniz birliklerinin hava araçları, dalgıç ve teknelerle kayıp arama çalışmalarını sürdürdüğü kaydedildi. Tunus, İtalya kıyılarına yakın konumu nedeniyle, umuda yolculuk için Akdeniz'de tehlikeli yolculuğa çıkan yasa dışı göçmenlerin uğrak noktası olarak dikkati çekiyor. Arap Baharı isimli süreçten demokratik kazanımlarla çıkmayı başaran Tunus, devrimin vadettiği ekonomik beklentilerini karşılayamadı. Tunus'un güney ve iç kesimlerinde işsizlik oranlarının yüzde 25'in üzerinde seyretmesi ile birçok Tunuslu genç Akdeniz üzerinden yasa dışı yollarla Avrupa'ya gitmeye çalışıyor.

(Anadolu Ajansı, 3 Haziran 2018)

 

Yemen'de Sel Mülteci Kamplarına Zarar Verdi

Yemen'in kuzeyindeki El-Cevf ilinde etkili olan yağışlar nedeniyle meydana gelen selin, ildeki mülteci kamplarının önemli bir kısmını tahrip ettiği bildirildi. Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, bu sabah etkili olan yağış nedeniyle meydana gelen sel, Cevf ilinin merkezi olan El-Hazm kentinin doğusundaki mülteci kamplarının önemli bir kısmını tahrip etti. Kamplardaki derme çatma yapıların sel sularına kapıldığı, halihazırda etkisini sürdüren yağışlar sebebiyle söz konusu bölge ve çevresindeki mülteci kamplarının da tehdit altında olduğu kaydedildi. Sel nedeniyle can kaybının yaşanmadığı belirtildi.     

 Afetzedelere Yardım Çağrısı     

Öte yandan, Cevf ilindeki Sosyal İşler ve Çalışma Ofisinden yapılan yazılı açıklamada, selden zarar gören göçmenlere yardım yapılması çağrısında bulunuldu. Açıklamada, sivil toplum kuruluşlarından, sel sularının sürüklediği mülteci kamplarında zarar görenlere acil yardım yapmaları istendi. El-Mehra Valisi Racih Bakirayt, 30 Mayıs'ta sosyal medyadan yaptığı açıklamada, ülkenin doğusunda etkili olan Mekunu Kasırgası'nın ardından  şiddetli yağışlar sebebiyle meydana gelen selde 4 kişinin hayatını kaybettiğini, 2 kişinin de kaybolduğunu ifade etmişti. Kasırganın 25 Mayıs'ta etkili olduğu Mehra'da felaket nedeniyle kentteki altyapı sistemi ciddi şekilde zarar görmüştü. Kasırganın ardından başlayan şiddetli yağış nedeniyle bölgede su taşkınları meydana gelmişti. Yemen'in Sokotra Adası, Mehra, Hadramut, Şebve, Ebyen ve Aden kentlerinin yanı sıra Umman'ın güney bölgelerini de vuran Mekunu Kasırgası, etkili olduğu bölgelerde can ve mal kaybına neden olmuştu.  

(Akşam, 2 Haziran 2018

 

Avusturya'da Sığınmacılara Destek

Viyana'da düzenlenen iftarında, iltica başvuruları reddedilen sığınmacıların iç savaşın sürdüğü Afganistan'a iade edilmesine tepki gösterildi. Avusturya'nın başkenti Viyana'da düzenlenen açık hava iftarında, iltica başvuruları reddedilen sığınmacıların iç savaşın sürdüğü Afganistan'a iade edilmesine tepki gösterildi. Sığınmacı yanlısı, ırkçılık karşıtı 12 sivil toplum kuruluşu tarafından oluşturulan "Güvende Ol" inisiyatifince düzenlenen iftar programına çok sayıda Avusturyalı katıldı. Avusturya İltica Koordinasyon Merkezi Sözcüsü Herbert Langthaler, iftar öncesi yaptığı konuşmada, 2017'de Avusturya mahkemelerinin Afganistan'da güvende yaşanabilecek bölgelerin olduğunu ileri sürerek, bu ülkeden gele sığınmacının ülkelerine geri dönebilecekleri yönünde karar aldığını, bu tarihten itibaren Avusturya'dan çok sayıda Afganın sınır dışı edildiğini anlattı. "Güvende Ol" oluşumunun sığınmacıların gerçek dışı gerekçelerle sınır dışı edilmelerini durdurmak için bir yıl önce kurulduğunu aktaran Langthaler, bugüne kadar çeşitli eylemler yaptıklarını, ramazan nedeniyle Afgan sığınmacıları desteklemek amacıyla açık hava iftarı düzenleyerek, "bu yanlış uygulamaya dikkati çekmek istediklerini" dile getirdi. Langthaler, Afganistan'ın hiçbir şekilde güvenli olmadığını vurguladı, hükümetin sınır dışı sürecini biran evvel durdurması çağrısında bulundu. İftar programına katılan Afganistanlı Esan Baturi de yaklaşık 7 yıldır Avusturya'da yaşamasına rağmen henüz mülteci statüsü elde edemediğini söyledi. Esan Baturi, ülkesinin güvenli olmadığı için Avusturya'ya geldiğini, güvenli bir ülkede normal insanlar gibi yaşamak istediğini, bu nedenle Afganistan'a geri dönmek istemediğini ifade etti.

(Time Türk, 2 Haziran 2018)

 

Hollanda’daki Suriyeli Mülteciler Yaşadıkları Psikolojik Travmaları Atlatamıyor

Hollanda'daki Suriyeli mültecilerle ilgili yapılan araştırmada mültecilerin yaşadıkları psikolojik travmaları halen atlatamadıkları tespit edildi. Hollanda'daki Suriyeli mülteciler, ülkelerindeyken ve savaştan kaçarken yolculukları esnasında yaşadıkları psikolojik travmaları halen atlatamadı. Sosyal ve Kültürel Planlama Bürosunun (SCP) farklı kurumlarla birlikte yaptığı araştırmaya göre, ülkede geçici süreliğine oturum verilen Suriyelilerin yüzde 41'inde psikolojik sorunlar devam ediyor. SCP'den yapılan açıklamada, araştırmanın ilk sonuçlarına göre 2014 ve 2016 yılları arasında geçici oturum alan 44 bin Suriyeli mültecide depresyon, kasvet ve sinirlilik belirtileri olduğu belirtildi. Mültecilerin yaşadığı psikolojik travmaların temel sebeplerinden birinin, savaştan kaçarken bir yıl süren yolculukları sırasında yaşadıkları kötü olaylar olduğu ifade edildi. Yolculuk esnasında mültecilerin yüzde 33'ünün kötü muameleye maruz kaldığı ve gasp edildiği kaydedilirken, büyük bir kısmının da insan kaçakçıklarına büyük ödemeler yapmak zorunda kaldığı aktarıldı. Ayrıca, Hollanda vatandaşlarında ortalama yüzde 13 olan psikolojik sorun oranının çok daha üstünde bir orana sahip Suriyeli mültecilerin tedavi imkanlarından çok daha az faydalandıkları vurgulandı. Mültecilerin, Suriye'deki savaş son bulduğu takdirde yüzde 20'sinin tekrar ülkesine geri dönmek istediği kaydedildi.

(Anadolu Ajansı, 1 Haziran 2018)

 

Nijerya'daki Mülteci Kamplarında Ramazan Bayram Havasında Geçiyor

Nijerya'da mülteci kampı sakinleri, tüm olumsuzluklara rağmen gelen yardımlar sayesinde Ramazan ayını bayram havasında geçiriyor. Nijerya'nın kuzeydoğusundaki çatışmalardan kaçarak başkent Abuja'daki mülteci kamplarına yerleşen yüz binlerce Nijeryalı, ramazan ayında gelen yardım ve ilgiden oldukça memnun. Terör örgütü Boko Haram'ın saldırılarından kaçan 2 milyondan fazla insan, evlerini terk ederek ülkenin başta Borno, Adamawa ve Yobe eyaletleri olmak üzere 13 eyaletinde bulunan 207 mülteci kampında yaşam mücadelesi veriyor. Başkent Abuja'da 31 farklı bölgede kurulan kamplarda ise yaklaşık 3 binden fazla mülteci yaşıyor. Hükümet ve sivil toplum kuruluşları, kampta kalanlara gıda, giyecek, barınak, sağlık ve eğitim imkanları için yardım ederken ramazan ayında yardımların artması kampta yaşayanların yüzünü güldürüyor. "Ramazan ayı bayram gibi geçiyor"

Borno eyaletinde Boko Haram örgütünün saldırılarından kaçarak Abuja'daki kampa yerleşen Ayşe Adamu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ramazanda yardımların arttığını ve bu nedenle bu ayda daha mutlu ve huzurlu olduklarını dile getirdi. Adamu, "Yaklaşık 5 yıldır burada yaşıyorum. Boko Haram saldırıları nedeniyle evimizi terk ettik ve zorlu bir yolculuğun ardından bu kampa yerleştik." dedi. Ramazan ayının diğer zamanlara göre daha kolay geçtiğini belirten Adamu, "Ramazan ayı çok şükür güzel gidiyor çünkü bu ayda bize çok yardım geliyor. Bize yardım getirenlerin hepsinden Allah razı olsun. Onlar sayesinde ramazan ayı bayram gibi geçiyor." ifadelerini kullandı. Adamu, mülteci kampındaki zorluklardan bahsederek, yardımlar sayesinde en azından çadır kurabildiklerini ancak yağmur ve fırtına nedeniyle çadırların devamlı yıkıldığını ifade etti. Adamu en büyük dileğinin ise çatışmaların sona ermesi ve gelecek ramazanı evinde geçirmek olduğunu sözlerine ekledi.

Mülteciler Ramazan Ayında Rahat Nefes Alıyor

Abuja'da bulunan kamp koordinatörü İdris İbrahim-Halilu, ramazan ayında sivil toplum kuruluşları başta olmak üzere birçok yerden yardım geldiğini belirterek, bu ayda insanların bir süreliğine de olsa rahat nefes aldıklarının altını çizdi. Kamplardaki başlıca sorunların gıda ve eğitim olduğunu ifade eden İbrahim-Halilu, kamplarda genelde kadın, çocuk ve yaşlıların barındığını, onların da çalışıp para kazanamadığı için açlıkla karşı karşıya kaldığını söyledi. İbrahim-Halilu, kampta kalan çocukların büyük kısmının da eğitim hakkından mahrum kaldığını belirterek şöyle konuştu:

"Burada kolera, sıtma gibi bulaşıcı çocuk hastalıklarına oldukça sık rastlanıyor. Kampalardaki çocukların yüzde 80'i okula gidemiyor. Kalan 20 ise birkaç STK yardımıyla öyle böyle okuyorlar. Burada okul kurmuştuk, ders vermek için dışardan gönüllü öğretmenler geliyordu ama zamanla yol paralarından dolayı gelmeyi bıraktılar ve şu an sınıflar bomboş."

(Anadolu Ajansı, 1 Haziran 2018)

 

Almanya Mülteciler İçin Tazminat Alacak

Avrupa Birliği'nin (AB), Almanya'ya, 2013 yılından bu  yana ülkeye gelen yüz binlerce mülteci için yaklaşık 4,5 milyar avro (5,26 milyar  dolar) tazminat ödeyeceği bildirildi. Haberde, AB'nin, büyük bölümü Ortadoğu'daki çatışma bölgelerinden  mülteci olarak gelen ve kalan AB üyesi olmayan her kişi için Almanya'ya 2 bin 800  avro ödeyeceği kaydedildi.

 Paranın, AB'nin ekonomik açıdan kırılgan bölgeleri desteklemek için  kullandığı yapısal fondan gelmesi bekleniyor.

(Milliyet, 1 Haziran 2018)

 

Fransız Meclisi'nde Arakan Konferansı

Fransa Ulusal Meclisi'nde Arakanlıların durumu hakkında uluslararası konferans düzenlendi. Fransa Ulusal Meclisi'nde Arakanlıların durumunun ele alındığı uluslararası konferans düzenlendi. Fransa-Bangladeş Dostluk Grubu Başkanı Milletvekili Daniele Obono'nun himayesinde Ulusal Meclis'te düzenlenen konferansta Myanmar'da zulme uğrayan Arakanlılar ve Bangladeş'e sığınan 1 milyondan fazla Arakanlının durumu ele alındı. Konferansın açılışında konuşan Obono, "Myanmar'da ve Bangladeşte yaşayan Arakanlıların durumu, insani krizden öte bir durum. Bu konferansın amacı Arakan hakkında Fransız parlamenterleri, araştırmacıları, insan hakları ile ilgilenen tüm kamuoyunu bilgilendirmektir. Analizler ve bilimsel çalışmaların yanında sahada edinilen kişisel tecrübelerle de konuya açıklık getirmektir." dedi. İktidardaki Cumhuriyet Yürüyüşü (LREM) Partisi milletvekili Jean François Mbaye ise konferansa katılmaktan memnun olduğunu ve Arakanlıların sorunlarının konuşulduğu bir toplantıda olmanın gururunu yaşadığını kaydetti. Ulusal Meclis Dışişleri Komisyonu üyesi de olan Mbaye, daha önce bir görev çerçevesinde parlamenterlerle Bangladeş'te sığınmacı kamplarını ziyaret ettiğini belirterek, "Arakanlıların maruz bırakıldığı kurumsal bir ırkçılık ve ayrımcılık sisteminden etnik temizliğe uğradığı sisteme geçildi ve bunu asla sineye çekmeyeceğiz." dedi. Mbaye, fakir ve imkanları kısıtlı bir ülke olan Bangladeş'in Arakanlı sığınmacılara kapılarını açarak 1 milyon kişiyi kabul ettiğini hatırlatarak, bu davranışın takdir edilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Mbaye, Fransa'nın Myanmar ordusu üzerinde baskı uygulaması gerektiğini ve bunu da savunma sanayisi ve askeri işbirliğini askıya alarak gösterebileceğini kaydetti. Aynı baskının Avrupa Birliği tarafından da gösterilmesi gerektiğinin altını çizen Mbaye, "Ayrıca askeri materyal satışı hakkında ambargoya da sıkı takip ve kontrol gerekmektedir." şeklinde konuştu. Son dönemde tüm uluslararası kamuoyunun dikkatini çevirdiği Myanmar'ın "Nobel Ödüllü" lideri Aung San Suu Çii'nin demokrasi, insan hakları, barış gibi kelimelerle anıldığını ve olumlu bir imaj verildiğini kaydeden Mbaye, "Sanırım biz O'nun asıl hedeflerinin ne olduğu konusunda yanıldık. Bunu düşünüyorum çünkü olup bitene baktığımda O'nun Myanmar ordusunun yaptıklarını gizlemek için paravan görevi üstlendiği konusunda soru işaretlerim var. Dürüst olalım." dedi. Arakan Platformu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Balcı da konferansın son oturumanda yaptığı konuşmada, Arakan krizi hususunda Türkiye'nin deneyimini paylaşmak, hükümet, insani kuruluşlar, sivil ve entellektüel toplumun Arakan konusunda neler yaptıklarını anlatmak için burada olduğunu söyledi. Türkiye'nin yardımlarının siyasi çözüm, insan hakları ve insani yardım alanlarında gerçekleştiğini hatırlatan Balcı, Arakan'da insani trajedi yaşandığını anımsatarak, "Arakanlılara yapılan bir etnik temizlik olduğunu kabul etmeliyiz." dedi. Balcı, Türkiye'nin bu insani felaketin sonlanması için uluslararası ortakları ile beraber çalışmalar yürüttüğü vurguladı. Arakan sorununun uluslararası bir sorun olduğunu hatırlatan Balcı, uluslararası toplumun Arakanlıların yaşadığı insani trajediyi durdurması gerektiğini belirtti. Balcı, uluslararası ortakları ile çalışmayı kabul etmemesi durumunda Myanmar hükümetine de yaptırımların uygulanması gerektiğinin altını çizdi. Balcı, Arakanlıları çeşitli alanlarda desteklemek adına geçen yıl Ankara'da "Arakan-Rohingya Platformu" oluşturdukları bilgisini paylaştı. Konferansta Nobel Barış Ödüllü İranlı hukukçu Şirin İbadi ve Bangladeş Ulusal Meclis Başkanı Shirin Shamin Chaudury de birer konuşma yaptı.

(Time Türk, 1 Haziran 2018)

 

Libya’da İnsan Kaçakçıları 12 Sığınmacıyı Öldürdü

BM, Libya’da insan kaçakçılarının Eritre, Etiyopya ve Somali’den gelen 12 sığınmacıyı öldürdüğünü duyurdu. Birleşmiş Milletler (BM), Libya’da insan kaçakçılarının 12 sığınmacıyı öldürdüğünü, onlarcasını da yaraladığını bildirdi. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Sözcüsü William Spindler, BM Cenevre Ofisi’nde düzenlenen basın toplantısında, Libya’da insan kaçakçılarının esir aldığı ve kaçmaya çalışan yaklaşık 200 Eritre, Etiyopya ve Somali vatandaşından 12’sini öldürdüğünü, onlarcasını da yaraladığını söyledi. Sözcü Spindler, olayın 23 Mayıs’ta başkent Trablus’a 180 kilometre uzaklıktaki Bani Walid kasabasında meydana geldiğini aktardı. Hayatta kalanların ifadelerine göre kaçmaya çalışan sığınmacıların vurulduğunu belirten Spindler, bazı sığınmacıların 3 yıldır esaret altında çeşitli işkencelere maruz kaldığını ifade etti. Spindler, Libya makamlarının insan kaçakçılarının elinden kaçmayı başaran 140 kişiyi Trablus’un 28 kilometre güneyindeki resmi gözaltı merkezine götürdüğünü kaydetti. BMMYK olarak hayatta kalanlara psikolojik destek de dahil insani yardımda bulunduklarını anlatan Spindler, grup içerisinde birçok refakatsiz çocuğun kimliklerini tespit ettiklerini belirtti. Spindler, Bani Walid ve yakınlarında hala pek çok mültecinin esir tutulduğuna inandıklarını kaydetti. Uluslararası Göç Örgütü (IOM),Sözcüsü Joel Millman ise Libya ve Somali hükümetinin iş birliğiyle Avrupa Birliği’nin de desteğiyle Libya’da güç durumdaki 150 Somalili mültecinin ülkelerine dönmesini sağladıklarını söyledi. Millman, IOM verilerine göre Libya’da 660 bin mültecinin tespit edildiğini, fakat gerçek sayının 1 milyonu bulabileceği uyarısında bulundu. ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley, 21 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, BM Güvenlik Konseyi’nin Libya’da insan kaçakçılığına karışan altı kişiye yaptırım uygulamayı düşündüğünü ancak konseyin henüz bu isimler üzerinde fikir birliğine ulaşamadığını belirtmişti.

(Basın İlan Kurumu İnternet Sayfası, 1 Haziran 2018)

 

Rohingya Mülteci Krizi, Bangladeş’teki Cox’s Bazar’ın Biyolojik Çeşitliliğini Tehdit Ediyor

Yakılacak odun için ağaç kesen mülteciler nedeniyle 2.000 hektarlık orman alanı ortadan kalktı. Bangladeş hükümeti, 1.000.000 mültecinin yeni ada Bhashan Char'a kaydırılmasından sonra yeniden ağaçlandırmaya başlamayı planlıyor. Inter Sector Coordination Group (ISCG) tarafından hazırlanan bir rapora göre, dört futbol sahasına eşdeğer 2 bin hektarlık orman alanı, Cox's Bazar, Bangladeş civarında, Rohingya mültecilerinin odun ihtiyacı için ağaçları kesmesi nedeniyle ortadan kayboldu. Rapor, içme suyu kuyularının yüzde 86'sının fekal maddeden ecoli bakterileriyle kontamine olduğunu ekledi. Cox's Bazar'daki çevre ofisi müdür yardımcısı Saiful Islam, orman tahribatının “aşırı” olması nedeniyle, bölgenin biyolojik çeşitliliği tehlikeye girmiş durumda, dedi. Hükümet, 100.000 Arakanlının Bengal Körfezi'ndeki Bhashan Char adasına taşındıktan sonra bir ormanlaştırma planı uygulayacağını söylüyor. Uluslararası Doğa Koruma Birliği'nin (IUCN) yöneticisi Rakibul Amin, ormansızlaşma nedeniyle, Cox's Bazar'ın biyoçeşitliliğinin ciddi bir tehdit altında olduğunu vurguladı. Hazırlanan raporda, yakacak odun bağımlılığını azaltmak için bazı yardım kuruluşlarının alternatif yakıt kaynakları için düzenlemeler başlatıldığı belirtildi.

(Arab News, 4 Haziran 2018)

 

İtalya İç İşleri Bakanı Matteo Salvini: İtalya ‘‘Avrupa’nın Mülteci Kampı Değil.’’

Matteo Salvini, “yasal olmayanlar için iyi zamanların sonu geldi.” dedi. Avrupa Birliği bakanları yüksek düzey birlik toplantılarında, tartışmalı Dublin Regülasyonları yakın zamanda tartışıyor olacak. İtalya’nın yeni İçişleri Bakanı Matteo Salvini, Pazar günü Pozzalo’da destekçileriyle bir araya gelerek onlara hükümetin ‘sağduyulu’ davranarak İtalya’yı durdurması gerektiğini ve Sicilya’nın, ‘Avrupa’nın mülteci kampı’ olmasının önüne geçilmesi gerektiğini söyledi. Dunlin Regülasyonu sebebiyle, İtalya sığınmacı başvurularının ağır yükünü omuzlamış ve söz konusu grupların kabulü ya da reddi konusunda sorumluluk alması istenmişti. Salvini şunları söyledi;

“İtalya ve Sicilya Avrupa’nın mülteci kampı olamaz. Yasal olmayanlar için iyi zamanların sonu geldi, çantalarınızı toplamaya hazır olun.”

“Yasal olmayan göçün bir iş olduğu konusunda hiç kimse benim kesin kararlarımı elimden alamaz.  Benim fikrime göre, bu insanların memleketlerine para harcayıp yatırım yapmak daha makul ve bu konuda özgürce çalışabilecek hiçbir sivil toplum kuruluşu da yoksa daha ne diyeyim ki…”

“Hükümetimiz göç konusunda sert davranmamalıdır fakat sağduyulu davranmalıdır.”

Yemin ettikten sonra Salvini, bakanlık uzmanlarına “ulaşan mülteci sayılarının nasıl azaltılacağını ve ülkeden yeniden ihraç sayısının nasıl artırılacağını” sordu.

Yerel Halk Göçmen Karşıtı Duruşu Protesto Etti

Salvini aynı zamanda İtalya’nın yeni koalisyon hükümetinin başbakan yardımcısı olarak, sonraki ay düzenlenecek olan oylamalar için parti adayları adına destek toplamak için seçim turuna çıktı. Bazı Sicilyalılar Salvini’nin, Akdeniz’den kaçak botlar aracılığıyla mülteci taşıyan kurtarma botlarının ve pek çok geminin yanaştığı rıhtımın olduğu ‘‘sıcak bölge” olarak tabir edilen göçmen bölgelerine yaptığı ziyareti protesto etti. Protestocular ‘‘Hoşgeldiniz Mülteciler’’ yazılı pankart açarak ‘‘Salvini, Evine Dön’’  ve ‘‘Salvini Utanmalısın’’  şeklinde sloganlar attılar. Pozzallo Belediye Başkanı Roberto Ammatuna, Salvini&rsrsquo;nin adanın ‘‘Avrupa’nın mülteci kampı olması’’ söylemini reddetti ve ‘‘işte kumsalları turistlerle dolu adamız.’’ dedi.

Dublin Düzenlemesine Yönelik Potansiyel Reformlar

 Avrupa Birliği içişleri bakanları, Salı günü, Dublin düzenlemesine yönelik potansiyel reformları görüşmek üzere toplanacak. Salvini, 5 Yıldız Koalisyonu için İtalyan parlamentosunda güven oylaması nedeniyle katılmayacağını söyledi. Daha önce, bu kuralın Akdeniz ülkelerine adaletsiz bir yük getirdiğini ve “yönetimde, sayılarda ve maliyetlerde bariz bir dengesizlik” yarattığını söyledi.

(Deutsche Welle, 3 Haziran 2018)

 

Birleşmiş Milletler- Güney Sudan Mültecileri İçin Yardım Çabaları Kritik Şekilde Paraya İhtiyaç Duyuyor

Üst düzey Birleşmiş Milletler mensubunun söylediğine göre, Güney Sudan’dan kaçmaya çalışan milyonlarca insana yardım etme çabalarını, yaklaşık 800 dolarlık kritik bir bütçe açığı gibi bir sorunla Afrika’yı en büyük mülteci kriziyle karşı karşıya bırakarak boşa çıkarıyor.

Bölgesel mülteci koordinatörü ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) mülteci temsilcilerinin Güney Sudan Özel Danışmanı olan Arnauld Akodjenou bir röportajında, beş yıldır süren iç savaş kadınları ve özellikle de çocukları çok şiddetli etkilediğini ve cinsiyet temelli şiddetin de bugün önemli bir endişe kaynağı olduğunu söyledi. Bir önceki başkan yardımcısı Riek Machar ve Başbakan Salva Kiir arasındaki husumetten ortaya çıkan  ve 2013 yılında patlak veren olaylar sebebiyle yaklaşık 2,5 milyon kişi yerinden oldu. Bu siyasi krizi çözme girişimleri başarısız oldu ve BM Güvenlik Konseyi geçtiğimiz Perşembe günü Temmuz ortası gibi Güney Sudan’daki bazı yaptırımları yenilemek için oylama yaptı. Akodjenou, yaptığı açıklamasında, “İnsanların yaşadığını görebileceğiniz bir acı vardır, hayat kurtarıcı yardım, yiyecek, barınak ve suyla başlamaktadır, şu an çok zorlu bir andayız” dedi. Akodjenou, ihtiyaç duyulan 835 milyon dolardan sadece 64 milyon dolarının toplanabildiğini belirtiyor. İstatistiklerin gösterdiğine göre, Almanya, ABD ve Japonya programın en büyük bağışçıları durumunda. Akodjenou, BMMYK’nın, kamplardaki tecavüz mağdurlarına ek güvenlik önlemleri ve danışma hizmetleri sağlayarak cinsiyet temelli şiddetle mücadele ettiğini ifade ediyor. Geçtiğimiz yıl Güney Sudan’ın başkenti Juba’da BM tarafından yapılan bir araştırmada, çatışmaların başlamasından bu yana bölgedeki kadınların yaklaşık yüzde 70’inin tecavüze uğradığını ortaya koydu. Akodjenou, “hiçbir kız çocuğunun ve kadının, mülteci olarak yaşamış olduklarından sonra bu durumun üstüne tek başına gitmemesi gerektiğini” belirtiyor. BM’ye göre, Güney Sudan’daki şiddetin yılsonuna kadar on binlerce insanın ölümüne ve üç milyondan fazla insanın göç etmesine sebep olması bekleniyor. Kadınlar ve çocuklar, Uganda, Etiyopya, Kenya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Sudan'a yayılmış olan yerinden edilmiş nüfusun yüzde 85'ini oluşturuyor.

(The Jordan Times, 4 Haziran 2018)

 

Sığınmacılardan İsrail'e Tepki

Şanlıurfa'da yaşayan Suriyeli sığınmacılar, İsrail'in Filistinlere uyguladığı zulmü protesto etti. Şanlıurfa'da yaşayan Suriyeli sığınmacılar, İsrail'in Filistinlere uyguladığı zulmü protesto etti.

Suriye Ulusal Akım Derneği ve Şanlıurfa İHH İnsani Yardım Derneğince Balıklıgöl yerleşkesinde cuma namazının ardından düzenlenen etkinlikte, Suriyeli sığınmacılar ile aralarında sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de bulunduğu yüzlerce kişi, Filistin bayrağını açtı. Gruptakiler sık sık "Kahrolsun İsrail", "İsrail'in başkenti cehennemdir", "Filistin halkı yalnız değildir" sloganları atarak tekbir getirdi. Şanlıurfa İHH İnsani Yardım Derneği Başkanı Behçet Atilla, grup adına yaptığı açıklamada, Kudüs'ün hiçbir zaman İsrail'in başkenti olmayacağını söyledi. Müslümanlara birlik ve beraberlik çağrısında bulunan Atilla, "Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi 'Kudüs bizim kırmızı çizgimizdir. Kudüs ümmetin ve Filistin'in başkentidir.' Eğer İsrail'in başkentini merak edenler varsa cehennemin dibidir. İsrail diye bir devlet yoktur. İsrail işgalcidir, işgalcilerin de başkenti olamaz. Ümmet var oldukça Kudüs savunulacak. Bu ümmetin Selahattinleri Kudüs'ü koruyacak." dedi. Suriyeli uyruklu Abdulillah Dıhham da zulme uğramış Suriyeli sığınmacılar olarak İsrail'in Filistin'e uyguladığı zulmü protesto ettiklerini dile getirdi.

(Milliyet, 1 Haziran 2018)

 

Suriyeli Yetim Çocuklar İftarda Buluştu

Dünya Şehit Çocukları Vakfı tarafından verilen iftara, Hatay'ın Antakya ilçesindeki 2 bin Suriyeli yetim çocuk ile aileleri katıldı. Yardımeli Derneği, 200 yetime kıyafet yardımı yaptı. Dünya Şehit Çocukları Vakfı tarafından iç savaş dolayısıyla ülkelerini terk ederek Hatay'a sığınan Suriyeli 2 bin yetim çocuk ile ailelerine iftar verildi. Vakıf Başkanı İsmail Yıldırım, Antakya'daki Dünya Şehit Çocukları Eğitim Merkezi bahçesinde düzenlenen iftarda yaptığı konuşmada, vakıf olarak Hatay'da 5 yıldır yaklaşık 2 bin Suriyeli yetim çocuğa ve ailelerine hem sosyal hem de eğitim alanında yardımda bulunduklarını kaydetti.Yardımlarının bundan sonra da süreceğini ifade eden Yıldırım, herkesin yaklaşan Ramazan Bayramı'nı kutladı. İftara Yayladağı Kaymakamı Ömer Faruk Yüce de katıldı.

Yetimlere Bayramlık

Diğer bir etkinlikte ise Yardımeli Derneği, Hatay'da yaşayan Türk ve Suriyeli 200 yetime bayramlık kıyafet dağıttı. Derneğin İl Temsilcisi İdris Alp, gazetecilere yaptığı açıklamada, ramazan sonuna kadar kıyafet yardımı yapacakları yetim sayısının 500 olacağını söyledi.

(Anadolu Ajansı, 2 Haziran 2018)

 

Antalya Açıklarında Göçmenleri Taşıyan Sürat Teknesi Battı: 7'si Çocuk 9 Ölü

Antalya'nın Demre ilçesi açıklarında sürat teknesinin batması sonucu 9 göçmen hayatını kaybetti. Antalya'nın Demre ilçesi açıklarında sürat teknesinin batması sonucu yaşamını yitiren 7'si çocuk 9 kişinin kimlikleri belirlendi. Sahil Güvenlik Komutanlığından yapılan açıklamaya göre, gece 02.22'de Kekova Geyikova Adası'nın güneybatısında 2,5 deniz mili uzaklıkta bir grup düzensiz göçmenin bulunduğu sürat teknesinin tehlikede olduğu veya batmış olabileceği bilgisi alındı. Bunun üzerine bir sahil güvenlik korveti, 4 sahil güvenlik botu, bir sahil güvenlik uçağı ve bir sahil güvenlik helikopteri bölgeye sevk edildi. Sahil güvenlik unsurlarınca, hava vasıtalarıyla tespit edilen 3'ü erkek, biri kadın 4 göçmen kurtarıldı. Bölgeye yakın seyreden balıkçı teknesi tarafından bir kişi (erkek) ve sabah saatlerinde de sahil güvenlik unsurlarının arama çalışmalarında bir kişi (erkek) daha kurtarıldı.  Kekova'ya götürülerek 112 Acil Servis personeline teslim edilen göçmenler, Demre Devlet Hastanesinde tedavi altına alındı. Arama kurtarma faaliyetleri sonucu 7'si çocuk 9 göçmenin cansız bedenleri denizden çıkarıldı. Demre Devlet Hastanesi morguna kaldırılan cenazeler, otopsi için Antalya Adli Tıp Kurumuna gönderildi. Faciada yaşamını yitirenlerin Derin (13), kardeşleri Dildar (10), Şiar (8), Dicver (8) ve Emine Raşit (3) ile Mehmet (14), Hüseyin (45), Elif (35) ve Zehra Bilal (10) olduğu tespit edildi. Ekipler ve balıkçılar tarafından kurtarılanların da faciada 5 çocuklarını kaybeden İdris Raşit ve eşi Zeynep Osman ile Gıyas Vahod (24), Mahmut Alus (30), Ahmet Şerif (34) ve Mahmud Zeydan (40) olduğu öğrenildi.

"Adli Tahkikat Sonucu Daha Detaylı Bilgilere Ulaşılacak"

Demre Kaymakamı Murat Uz, gazetecilere yaptığı açıklamada, gece 02.30 sıralarında göçmenlerin bulunduğu teknenin battığı ihbarı üzerine sahil güvenlik ekiplerinin hemen olay yerine intikal ettiğini söyledi. Sabaha kadar süren arama kurtarma faaliyetleri sonucu 9 kişinin cansız bedenlerine ulaşıldığını belirten Uz, şöyle konuştu:

"Diğer 6 Suriyeli sağ kurtarıldı. Çok acı bir olay. Bir anne ve babanın 5 çocuğu birden hayatını kaybetmiş durumda. Şu anda adli tahkikat devam ediyor. Zannediyorum, adli tahkikat sonucu bu işi organize edenler veya bu işin içinde olanlarla ilgili daha detaylı bilgilere ulaşılacak. Kurtarılan son yaralıyı Kekova Adası açıklarında denizde yüzerken arama kurtarma faaliyeti yapan dalış teknesi buldu."

Faciada 5 Çocuklarını Kaybettiler

Faciadan kurtulan ancak 5 çocuklarını kaybeden İdris Raşit ve Zeynep Osman çifti, hastanede gözyaşlarına hakim olamadı. Raşit, "Canım da gitti, malım da gitti, çocuklarım da gitti. Hiçbir şeyim kalmadı. Allah bize güç versin, Allah'tan sadece bunu istiyorum." diye konuştu.

"Türk Askeri Geldi, Bizi Kurtardı"

Hatay Kırıkhan'dan geldiklerini belirten Raşit, "Bizi tekneye attılar. 'Gidin' dediler. Teknede kaptan ve her şey var zannediyordum ancak kimse kullanmayı bilmiyordu. 10 dakikalık yolda 2 saat denizde kaldık. Sonunda tekne battı. Sonra Türk askeri geldi, bizi kurtardı. Türk askeri olmasaydı ben de gidiyordum, eşim de gidiyordu. Kimse kalmayacaktı." ifadelerini kullandı.

(Anadolu Ajansı, 3 Haziran 2018)

 

Kırklareli'nde 28 Kaçak ve Sığınmacı Yakalandı

Kırklareli'nde, yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmak isteyen 28 kaçak ve sığınmacı yakalandı. Alınan bilgiye göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Bulgaristan'a ulaşımın sağlandığı Dereköy Sınır Kapısı yolunda yasa dışı yollardan Avrupa'ya gitme hazırlığı yapan grubu tespit etti.  Jandarma ekipleri tarafından Pakistan ve Suriye uyruklu 28 kişi yakalandı.

Jandarmadaki işlemlerinin ardından kaçak ve sığınmacılar, Kırklareli Göç İdaresi Müdürlüğü'ne teslim edildi.

(Milliyet, 2 Haziran 2018)

 

Edirne'de 225 Kaçak ve Sığınmacı Yakalandı

Edirne'de yasa dışı yollardan yurtdışına çıkmaya çalışan 225 kaçak ve sığınmacı yakalandı.

Alınan bilgiye göre, 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'na bağlı hudut askerleri, Edirne'nin İpsala ve Meriç ilçelerinde denetim yaptı. Denetimlerde Suriye, Pakistan ve Bangladeş uyruklu 225 kaçak ve sığınmacı yakalandı. Kaçak ve sığınmacılar, işlemlerinin ardından Edirne Göç İdaresi Müdürlüğü'ne gönderildi.

(Milliyet, 1 Haziran 2018)