31 Temmuz 2018 tarihinde Türkiye’de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

1’i Suriyeli 4 Şüpheliye Esrar Tutuklaması

Malatya’da merada Hint keneviri yetiştirdikleri ve esrar ürettikleri iddiasıyla gözaltına alınan 5 şüpheliden 4’ü tutuklandı. Valilikten yapılan açıklamaya göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Doğanşehir ilçesinin Yuvalı Mahallesi’ndeki merada Hint keneviri yetiştirildiğini tespit etti. Düzenlenen operasyonda, yetiştirdikleri Hint kenevirlerini aynı bölgede kurutmaya çalışan M.D, Ş.D, Z.Ş, H.Ş. ve Suriyeli M.E.Z. suçüstü yakalandı. Ekiplerce 7 kilo 200 gram kubar esrar ile 7 kök Hint keneviri ele geçirildi. Jandarmadaki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılardan M.D, Ş.D, H.Ş. ve M.E.Z. çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı, Z.Ş. ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

(Malatya Haber, 30 Temmuz 2018)

 

Suriyelilere Kurban Bayramı İçin Bayramlaşma İzni

Kilis Valiliği Kurban Bayramını ülkelerinde geçirmek isteyen Suriyeliler için 118 Ağustos tarihleri arasında ülkelerine gidebilecekleri, gitmen isteyen Suriyelilerin randevu almaları istendi. Kilis Valiliği Kurban Bayramını ülkelerinde geçirmek isteyen Suriyeliler için 118 Ağustos tarihleri arasında ülkelerine gidebilecekleri, gitmen isteyen Suriyelilerin randevu almaları istendi.

Kilis Valiliğinden yapılan açıklamada, Türkiye’de geçici koruma altında bulunan Suriyelilerin Kurban Bayramını ülkelerinde geçirmek isteyenlerinin Suriye’ye geçişleri sağlanacağı belirtildi. Açıklama şöyle sürdü, “ Geçici koruma statüleri sonlandırılmaksızın Türkiye’den Suriye’ye çıkış yapmak isteyen Suriyelilerin www.suriyedebayramlasma.com web adresinden randevu alarak geçişleri sağlanacaktır. Türkiye’den Suriye’ye çıkışlar, 1 18 Ağustos 2018 tarihleri arasında, 3 Eylül 2018 31 Aralık 2018 tarihleri arası ise dönüşleri sağlanacaktır. İhtiyaç duyulması halinde valiliğimizce söz konusu bayram izinleri kısmen veya tamamen durdurulabilecektir. Bayram izni kapsamında hangi kara hudut kapısından çıkış yapıldı ise dönüş de aynı kapıdan yapılacaktır. Her bir aile üyesi için ‘Başvuru Formları’ dolduracak ve bu formlar bayramlaşma izni kapsamında Suriye’ye çıkış isteyen her bir aile üyesi için ayrı ayrı almak üzere çıktısı ile birlikte geçici koruma kimlik belgeleri ve yol izin belgeleri ile birlikte formda yer alan tarihte Öncüpınar Kara Hudut Kapısına gelebileceklerdir. Geçici koruma kapsamında bulunan Suriyelilerin Türkiye’den Suriye’deki güvenli alanlara Azez, Mare, Soran, Aktarin, Çobanbey, Afrin, Cerablus ve El Bab çıkışları ve dönüşleri Başvuru Belgesi (internetten edinilecek), Yol İzin Belgesi (ikamet edilen Göç İdaresi İl Müdürlüğü), Kayıt Belgesi, Geçici Koruma Kimlik kartı ile sağlanacaktır.15 yaş altı çocuklar için aşı kartlarının yanında getirilmesi gerekmektedir” denildi.

(Haber Türk, 30 Temmuz 2018)

 

Nijer Diyanet İşleri Başkanı: Türkiye’nin Suriyeliler Konusunda Çok Önemli Tecrübeleri Var, İstifade Edeceğiz

Nijer Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Muhammed Mustafa Osman Dan Azoumi, Türkiye’nin Suriyeliler konusunda çok önemli tecrübeleri olduğunu, kendilerinin de bundan istifade edeceğini söyledi. İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfının daveti üzerine Şanlıurfa’ya gelen Azoumi ve beraberindeki heyet, vakfın merkez Haliliye ilçesinde bulunan ofisini ziyaret etti. Burada İHH Güneydoğu Anadolu Bölgesi Koordinatörü Behçet Atilla ile görüşen heyet, kentte ve bölgede kendi imkanlarıyla barındığı ifade edilen Suriyelilere yönelik yapılan yardım faaliyetlerine ilişkin fikir alışverişinde bulundu. Atilla, konuk heyete devletin ve vakfın Suriyeliler için sağladığı desteklere ilişkin sunum yaptı. Nijer heyeti, Şanlıurfa’da ve sınır ötesindeki Suriyelilere yardım ulaştıran Şanlıurfa İnsani Yardım Platformunu da ziyaret etti. Burada platform başkanı Osman Gerem ile görüşen heyet, platformun yardım politikaları hakkında bilgi aldı.

‘Türkler Çok Misafirperver’

Prof. Dr. Muhammed Mustafa Osman Dan Azoumi, Türkiye’nin Suriyeliler konusunda dünyaya insanlık dersi verdiğini söyledi. Türkiye’de Suriyelilerin kendi evinde gibi ağırlandığına şahitlik ettiklerini belirten Azoumi, “Türkiye’nin Suriyeliler konusunda çok önemli tecrübeleri var, biz de Nijer hükümeti olarak bundan istifade edeceğiz. Türkler çok misafirperver ve çok sıcak kanlı, bunu bizzat görerek şahit olduk. Türkiye’ye mazlum ve mağdurlara desteklerinden dolayı teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

Hizmet Modellerini İnceliyorlar

İHH Güneydoğu Anadolu Bölgesi Koordinatörü Behçet Atila da heyetin Türkiye’nin Suriyelilere ilişkin yürüttüğü yardım faaliyetlerindeki tecrübesinden faydalanmak için kente geldiğini söyledi. Heyetin Türkiye’de yürütülen insani yardım çalışmalarına hayran kaldığını aktaran Atila, “Nijer heyeti, kamp dışında kalan Suriyelilere yönelik sunulan imkanlardan etkilendi. Kendi ülkelerine de komşu ülkelerden gelen sığınmacıların bulunduğunu ve onlara verilebilecek hizmet modellerini inceliyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’ne, İHH’ya ve Şanlıurfa İnsani Yardım Platformuna yürüttükleri hizmetlerden dolayı teşekkür ettiler” ifadelerine yer verdi.

(Sputnik Türkiye, 30 Temmuz 2018)

 

Kayıp Suriyeli Çocuk Bulundu

İstanbul Fatih’te kaybolan 6 yaşındaki Suriyeli çocuk polis ekiplerinin yoğun çalışması sonucu Gaziosmanpaşa’da bulundu. Sait Bardan isimli Suriye uyruklu bir kişi 29 Temmuz Günü 6 yaşındaki çocuklarını Fatih’te kaybettiklerini belirterek polise ihbarda bulundu. İhbar üzerine harekete geçen polis ekipleri kaybolan 6 yaşındaki Kalad Bardan’ın fotoğraflarını ekiplere dağıtırken, öte yandan güvenlik kameralarını incelemeye aldı. Güvenlik kameralarından 6 yaşındaki çocuğun Fatih’ten Edirnekapı istikametine yürüdüğü belirlendi. Çalışmalarını yoğunlaştıran ekipler, Gaziosmanpaşa’da kayıp çocuk bulunduğu bilgisi üzerine Gaziosmanpaşa Çocuk Büro Amirliği’ne yöneldi. Bulunan çocuğun Kalad Bardan olduğu anlaşılması üzerine aileye haber verildi. Yapılan işlemlerin ardından 6 yaşındaki çocuk ailesine teslim edildi.

(Sözcü, 31 Temmuz 2018)

 

Avustralya’da Bir Doktor Mülteci Ölümlerinin Artacağı Konusunda Uyarıyor

Avustralya’da bir doktor, Federal Hükümetin Queensland’ın sorgu yargıcının yaptığı sağlık hizmetlerini iyileştirme çağrısını göz ardı etmesi durumunda daha fazla mültecinin öleceği konusunda uyardı.

Mültecilere özel tahsis edilmiş doktorların başhekimi Barri Phatarfod, Coroner Terry Ryan’ın İranlı sığınmacı Hamid Khazaei’nin 2014 ölümüne ilişkin raporunun, Avustralya’nın göçmenler için tehlikeli sağlık koşullarının bir iddianamesini oluşturduğunu söyledi.

24 yaşındaki Khazaei, 2014 yılının Eylül ayında Brisbane’deki Mater Hastanesinde, Manus Adası’ndaki Avustralya sağlık merkezindeyken kesilen bacağının enfeksiyon kapmasıyla ölmüştü.

Doktor Ryan, Pazartesi günü ölümün önlenebilir olduğunu ve ölümün bir dizi iletişim ve klinik hatadan kaynaklandığını söyledi.

Doktor Phatarfod, hükümetin bakım standardını iyileştirmek için acil müdahalede bulunulması gerektiğini belirten Phatarfod, “Elbette, Hamid Khazaei’nin ölümünden sonra, Avustralya, erkeklerin, kadınların ve çocukların hayatlarını her gün riske atmaya devam ediyor.” dedi.

“Verecek çok şeyleri olan genç ve sağlıklı bir adam öldü, ve ölümü tamamen önlenebilirdi. Avustralya, Nauru ve Manus Adasında sağlık hizmetleri sunma şeklini acilen düzeltmeye çalışmadıkça, bu da olabilir ve yine gerçekleşecek.”

Doktor Ryan bir dizi öneri sunarak hükümeti, göçmenlik makamlarının onayını gerektiren tıbbi transferlere ihtiyaç duyması halinde öncelikle göçmenlerin klinik ihtiyaçlarını ortaya koyan yeni bir politikayı yürürlüğe koymaya çağırdı.

Koroner ayrıca, hükümeti hesap verebilir tutmak için denizaşırı merkezlerde ölen sığınmacılar için zorunlu soruşturmalar yapılması gerektiğini söyledi.

İçişleri Bakanlığı ise, bulguların gözden geçirildiğini belirtti.

(9news, 31 Temmuz 2018)

 

Mülteciler Zaatari Mülteci Kampı’nı Evleri Yapmak İçin Sanatı Kullanıyor

Ürdün’ün Zaatari Mülteci Kampı’nda harabe bir karavanın dışında tek başına oturan Mohamed Jokhadar,lekeli bir fincandan kahvesini yudumluyor ve anlatıyor.

Jokhadar,  dünyadaki pek çok mülteci gibi, bir zamanlar iç savaşın hüküm sürdüğü hayattan şiddetli bir şekilde kopmuş bir Suriyeli mültecidir. Bir mülteci kampında yaşamak, gerçekle yüzleşmek zorundaydı. “Burada olduğumu ve ayrılamayacağımı fark ettim” diyor.

Yırtık çadırların, geçici binaların ve kayıp umutların ortasında, Jokhadar yeni hayatını kucaklamayı ve kamptaki fırsatları yakalamayı seçti.

Bugün, sadece bir berber dükkânının sahibi değil, aynı zamanda kendi memleketinde ortaya çıkan dehşetle dalga geçen bir sanatçı olarak çalışıyor.

Zaatari Mülteci Kampında Hayat

Mafraq Valiliği bünyesinde bulunan Zaatari Mülteci Kampı, ülkelerinde askeri çatışmadan kaçarak Jokhadar gibi Suriyelilere ev sahipliği yapmak üzere 2012’de açılmıştı. Bugün BMMYK’ya göre yaklaşık 80 bin Suriyeli mülteciye ev sahipliği yapıyor.

BMMYK’ya göre dünya çapında 68,5 milyon insan zorla göç ettirildi ve mültecilerin artan sayısının, ülke içinde yerlerinden edilmiş insanlar ve sığınmacıların daha çok Suriye’deki savaştan kaynaklanmaktadır.

Ancak Zaatari Mülteci Kampı artık bir zamanlarki gibi ıssız, karamsar bir yer değil. Sadece altı yıl içinde, sakinlerin yetenekleri, gayretleri ve gerçek bir cemaat inşa etme kararlılığı sayesinde, çorak bir araziden kalabalık bir metropole dönüşmüştür.

Zor Kararlar

32 yaşındaki Jokhadar ve ailesi, radikallerin bombardıman uçağı şehri ele geçirdikten sonra 2012 yılında Humus şehrinden evlerini terk etmeye zorlanmıştı.

İlk önce Suriye içinde taşındılar. “Suriye sınırına yakın bir bölgede Humus’taki durum sakinleşinceye kadar kalacağımızı düşündük” diyor. Ama bu hiç gerçekleşmedi.

Ocak 2013’te Jokhadar, karısı ve dokuz aylık kızı, Zaatari Kampı’na yürüyerek girdi. Yaşlı ebeveynleri, erkek kardeşi ve kayınbiraderi ve onun üç çocuğu Jokhadar’a eşlik etti. İki yıl sonra, Jokhadar’ın karısı kampta Jokhadar’ın oğlunu doğurdu.

“Bir mülteci kampında yaşamanın çok zor olacağını biliyordum” diyor. “Ama böyle bir durumda zor bir hayat ya da Tanrı korusun, ailenin bir üyesini kaybetmek arasında seçim yapmanız gereken bir noktaya ulaşırsınız.”

Stil Değişikliği

Suriye’de, Jokhadar ailesinin inşaat işinde çalışmaktaydı, ancak tutkusu her zaman sanattı. Beşinci sınıfta, sanat öğretmeni onu yaratıcı yanını kucaklamaya teşvik etmişti. “Bana kaderinde bir ressam olmak yatıyor demişti” diyor.

Jokhadar Homs’teki evinde her gün saatlerce resim yapmaya başladı; bazen gün batımından şafağa kadar. Resimleri zengin renklerle doluydu ve ilgi alanı, güzel ve umutlu yüzlerin portreleriydi.

Şimdi bir mülteci olarak, Jokhadar kendini üzüntülerini ve avuntularını sanatıyla aktarmayı seçiyor, savaşın tarzını ve renk paletini etkilediğini de sözlerine ekliyor.

“Sanatımla bir şey söylemek istedim, mesaj göndermek istedim” diyor. “Zor bir hayat sürüyordum ve resimlerim aracılığıyla bunu göstermek istedim.”

Kampta Jokhadar, okullardan birinde sanat öğretmeni olarak gönüllü olmaya başladı. Ancak, yaşamak için, Zaatari Kampına girdikten bir gün sonra bir berber dükkanı satın aldı. Her öğleden sonra orada çalışıyor, ama çalışmadığı zamanlarda elinde bir fırça ile çocuklara eğitmenlik yapıyor. Zaari Kampındaki tek sanat gönüllüsü Jokhadar da değil.

Paul Fean, genç mültecilerin beceri kazanmalarına ve ilişkiler geliştirmelerine yardımcı olmaya çalışan Norveçli Mülteci Konseyi’nin (NRC), Ürdün’deki gençlik uzmanı.

Jokhadar’ın ve onun öğrencilerinin mülteci kamplarında bulunan girişimci ve yaratıcı ruhu temsil ettiğini söylüyor.

Fean, “Mültecilerle çalışma deneyimim içinde,” kendileri, aileleri ve toplulukları için daha iyi bir gelecek yaratmak için güçlü bir motivasyon, ilgi ve istek buldum.Mültecilerin üzerinde çizebilecekleri çok fazla beceri ve potansiyel var” diyor. “Sadece fırsatlara ve desteğimize ihtiyaçları var.” diyor son olarak.

(CNN World, 31 Temmuz 2018)

 

Göçmenleri İfşa Etmek İçin Genç Fransız ve İtalyan Milliyetçileri Bir Araya Geldi

Valeurs Actuelles’e göre, 29 Temmuz Pazar günü, Generation Nation ve Lega Giovani, ortak bir eylem için İtalyan sınırı Menton’da bir araya geldi.

Göçmenlerin Fransa’ya göç ettikleri İtalyan sınırı Menton’da, Fransa ve İtalya’nın genç milliyetçileri “durumun kötüleşmesi”ni kınamak için birleştiler. Eskiden Ulusal Gençlik Cephesi olan Generation Nation ve Kuzey Ligi’nin Lega Giovanni’si, Avrupa Parlamentosu’nda yasadışı göçle mücadeleye katılarak daha büyük bir grup oluşturmak için bir araya gelmek istiyor. Lega Giovanni’nin sözcüsü Davide Quadri, “Biz arkadaşız, burada fikirlerin ve projelerin gerçek bir yansıması var” dedi.

“Seçilmiş Yetkililer Durumun Kötüye Gitmesini Önlemek İçin Hiçbir Şey Yapmadılar”

Menton pazarında el ilanları dağıtıldıktan sonra, yüzlerce aktivist, Franco-İtalyan sınırında “Stop To Migration – Basta İmmigrazione” (Göçü Durdurun) başlıklı bir afiş yayınladı. “Bugün, Menton’da gümrük memurları çok az ve maddi imkânlar çok kritik. Bütün bunlar Nicolas Sarkozy’nin yönetiminde başladı. Geleneksel hakların seçkinleri göçmenlere karşı çıkmaya cesaret edemiyorlardı ve durumun kötüye gitmesine izin verdiler. Ciotti ve Christian Estrosi bu hükümete destek verdiler ve yine durumun kötüye gitmesini engellemek için hiçbir şey yapmadılar.

(Valeurs Actuelles, 30 Temmuz 2018)

 

Angela Merkel Anketlerde 12 Yılın En Düşük Seviyesinde

Yakın tarihli bir ankete göre, Angela Merkel’in koalisyonu, Almanya’da 12 yıldır hiç bu kadar az popüler olmamıştı.

Angela Merkel için Yüzde 29 Destek

Yaz mevsimi Angela Merkel için kolay değil. Uzun bir zaman önce, göç konusundaki koalisyonundaki derin anlaşmazlıklar nedeniyle hassas bir dönem geçirmiş olan Alman Şansölyesi, artık Almanların desteğini kazanamıyor. 29 Temmuz Pazar günü Bild gazetesinde yayınlanan bir anket ile açıklandı.

Almanya Hıristiyan Demokratik Birliği (CDU) Angela Merkel’in ve Bavyera’daki Hıristiyan Sosyal Birliği’nin (CSU) ittifakı şimdi sadece yüzde 29 olumlu görüş alıyor. Bu, koalisyonun 2006’dan beri düşmediği yeni bir seviye. Angela Merkel’in müttefikleri Federal Meclis’teki koltukların yüzde 56,3’ünü (399 milletvekili) temsil ediyor.

Bunun yanı sıra, diğer müttefik parti, Almanya Sosyal Demokrat Partisi (SPD)’nin oranı azalmakta ve ankete katılanların sadece yüzde 18’i tarafından olumlu değerlendirilmektedir. Almanya’nın Almanya için Alternatif (AFD) partisi yüzde 15’lik desteğini sürdürüyor, bunu Alman Yeşiller takip ediyor ve 2 puan yükselerek yüzde 14’e çıktılar.

Angela Merkel Göçün Tuzağına Düştü

Almanlar ve Angela Merkel’in politikası arasındaki azalan güvene ilişkin ana açıklamaların arasında Avrupa dışı göç meselesi merkezdeymiş gibi görünüyor.

Dahası, bu temada, koalisyon bir ay önce sallandı ve neredeyse bitmek üzere. Şansölye ve İçişleri Bakanı CSU’den Horst Seehofer arasındaki farklar daha sonra zirveye çıktı. İkincisi, Almanya, Avusturya ve İtalya İçişleri Bakanlıkları arasında siyasi bir anlaşma lehine olmuştu. Bu, Avrupa’daki yasadışı göçmenlerin gelişiyle mücadele çabalarını koordine etmek içindi. Angela Merkel’in aksine, İtalya’da Matteo Salvini, İçişleri Bakanı olarak geldiğinden beri popülerlik açısından çok daha iyi günler geçiriyor.

Bu kriz sırasında, Angela Merkel Alman göç politikasını sıkılaştırmak zorunda kaldı. Almanya’nın 1,5 milyondan fazla göçmeni karşıladığı 2015 ve 2016 yılları sona erdi. Ancak Alman toplumu için felakete yol açan sonuçları, şansölyenin imajını uzun süre lekeledi.

(Breizh-Info, 31 Temmuz 2018)

 

Göçmenler İki Hafta Bekledikten Sonra Kabul Edildi

Tunus bayrağını taşıyan ticari bir gemiyle Akdeniz’de kurtarılan kırk göçmen iki hafta bekledikten sonra gemileri Zarzis’e demir atabilecek.

Tunus makamları, “İnsani nedenlerden dolayı”, güney Tunus’taki Zarzis’e yanaşması iki haftalığına yasaklanan ticari bir gemide bulunan iki hamile kadını da içeren 40 göçmeni karşılamaya karar verdi. Cumartesi akşamı Başbakan Youssef Chahed’in Meclis’te İçişleri Bakanı’na güven oylaması adanmış bir oturumda yaptığı açıklamada, “İnsani nedenlerden dolayı 40 göçmeni memnuniyetle karşılayacağız.”

Tunus bayrağını taşıyan bir tedarik gemisi olan Sarost 5, Zarzis’te yaklaşık iki haftadır bekliyor. “Kararı vermek için bu gecikme yaşanmasına rağmen, mutlu ve rahatız” diyen Ali Hajji, geminin kaptanına, göçmenlerin “Çok yorgun olduklarını ve artık Tunus’a girmek istediklerini” belirtti. Kaptan, Zarzis Limanı’na demir atmak için yetkisini henüz almadı, ancak “Hükümet başkanının ilanından sonra uzun sürmeyecek” dedi.

Beş Gün Boyunca Sürüklendiler

Bu göçmenler Libya’dan çıkan şişirilmiş bir botta, Maltalı bir rölyef merkezi tarafından gönderilen gemi III tarafından tespit edilmeden önce beş gün denizde kayboldular. Tunuslu STK’lardan yapılan açıklamada, daha sonra İtalya, Fransa ve Malta sahil güvenliklerinin “en yakın limanların Tunus’ta bulunduğunu belirterek hayatta kalanları karşılamayı reddettiğini” belirtti. Sekiz kadın dâhil olmak üzere göçmenler sonunda Sarost 5 tarafından ele alındı.

Avrupa Birliği’nin Reddi

STK’lar “İtalyan, Malta ve Fransız hükümetlerinin tavrını” kınadılar ve Tunuslu yetkilileri onları karşılamaya çağırdılar. Aynı zamanda aşırı sağcı bir lider olan İtalya İçişleri Bakanı Matteo Salvini, göçmen teknelerinin gelişini sistematik olarak reddetti. Malta adası genellikle kara sularında veya tıbbi acil durumlarda kurtarılan göçmenleri kabul eder. Geçtiğimiz ay Fransa, gemi yakınlarda olmasına rağmen, İtalya ve Malta tarafından reddedilen 650 göçmene ev sahipliği yapmayı reddetti. Sonunda gemiyi karşılayan İspanya oldu. Tunus, Avrupa Birliği’nin 28 üye ülkesinin Brüksel’deki bir Avrupa Konseyi’nde kararlaştırdığı göçmen kabul merkezleri veya “Avrupa dışındaki iniş platformları” için olası yer olarak belirtilen ülkeler arasında yer alıyor.

(Europe1, 29 Temmuz 2018)

 

Hindistan Göçle Mücadele Ederse, Milyonlarca Kişi Vatandaşlığını Kaybedebilir

Hindistan hükümeti, Pazartesi günü kuzeydoğu eyaletinde yaşayan ve dört milyonu dışarıda bırakan, vatandaşların taslak listesini çıkardı ve buradaki etnik azınlıkların tutuklanması veya sınır dışı edilmesine ilişkin endişelerini dile getirdi.

Liste, Bhutan ve Bangladeş ile sınırları olan Assam eyaletindeki vatandaşlık kayıtlarını güncellemek için birkaç yıl önce başlatılan uzun bir sürecin bir parçası. Assam’daki yetkililer, hareketin kısmen Bangladeş’ten devlete sızan denetlenmemiş göçmenlere işaret ettiğini öne sürerek bu işlemi haklı çıkardılar.

Ancak pek çok kişi, güncellemenin Müslüman göçmenleri orantısız bir şekilde bölgede bıraktığını, bu sebeple azınlıklara karşı ayrımcılığın önünü açacağını düşünüyor. Protestoların engellenmesi amacıyla Assam’daki güvenlik önlemleri sıkılaştırıldı.

(The New York Times, 30 Temuuz 2018)

 

Casado, İspanya’nın Politik Tartışmalarının Merkezine Göçü Koymaya Çalışıyor

İspanya’da yeni muhalif lider Pablo Casado, muhalefetin muhafazakar duruşunu kırıyor.

“İspanya’nın gelecekte daha güçlü olması için Afrikalı göçmenleri emmesi gerektiği” fikrine katılmadığı ifade eden Casado, İspanya’nın, Avrupa Kıtası’na yapılan göçler konusunda bir öncelikli bir güzergah ve varış noktası olduğunu ekledi.

Birleşmiş Milletler rakamlarına göre, İspanya’ya bu yıl 24 bin kayıt dışı göçmen giriş yaptı. Pablo Casador’un açıklamalarını analiz eden uzmanlar, İspanya’da göç konusunun politize edilmemesi gerektiği hususunda bir fikir birliği olduğunu düşünüyor.

(Financial Times, 30 Temmuz 2018)

 

Ege Denizi’nde Batan Bottaki Göçmenleri Tur Teknesi Kurtardı

Muğla’nın Bodrum ilçesinden yasa dışı yollarla Yunanistan’ın Kos Adası’na geçerken bindikleri lastik bot batan Suriyeli ve Iraklı göçmenler ölümle burun buruna geldi. 1’i hamile kadın 10 Suriyeli kaçak göçmen, tur teknesi personeli tarafından kurtarıldı.

Turgutreis Alihoca Burnu’ndan 5 metrelik lastik bota binen 3 Suriyeli ve 7 Iraklı kaçak göçmen kıyıdan yaklaşık 1 mil açıldıktan sonra bot battı. Lastik botun su alarak batmasıyla ölüm kalım mücadelesi vermeye başlayan kaçakların imdadına o sırada bölgeden geçen günlük tur teknesi “Amiral Turgutreis”teki personel yetişti. Aralarında iki çocuk ve hamile bir kadının da olduğu kaçaklar için tur teknesinin kaptanı Vakkas Dost, denize teknedeki can simitlerini attı. Daha sonra denize atlayan tekne personeli Sercan Koca ve Yunus Durmaz, ölümle burun buruna gelen kaçakları kurtararak tekneye çıkardı. Tur teknesinde bulunan turistler ise yaşananları korku dolu gözlerle izledi. Tekneye alınan Suriyeli ve Iraklı kaçaklar, Turgutreis Sahil Güvenlik Bot Komutanlığına getirildi. Burada sağlık durumları kötü olan hamile kadın ile bir erkek ambulansla Bodrum Devlet Hastanesi’ne götürüldü. Tekne çalışanı Sercan Koca, hiç tereddüt etmeden denize atladığını ifade ederek, “Teknede seyir halinde gidiyorduk, bölgeye doğru bir baktık insanlar var suyun içinde. İlk önce sörfçü falan sandık ama yaklaştığımız zaman onların hani suda boğulmamaya çalıştıklarını fark ettik, çocukları fark ettik. O an gördük tabii biz de çok üzüldük. Çok büyük bir panik vardı, can pazarı vardı gerçekten. Yaklaşınca hemen suya atladım, direkt çocukları görünce ağlıyorlardı, çok üşümüşlerdi, donmuşlardı zaten. Tekneye aldıktan sonra gördük hallerini, baya üzüldük. 10 kişi varlardı, hepsini teker teker aldık, hatta aldıktan sonra eşyalarını falan aldık. Çok üzüldük yani, çok kötü bir görüntüydü ama sağ salim onları çıkarttığımız için gerçekten yani sonunda mutlu olduk. Sonra polisimize, Sahil Güvenliğimize teslim ettik” dedi.

Çocukları kurtaran tekne personeli Yunus Durmaz ise yaşadığı anları şöyle anlattı:
“Çok korkmuştu, ben ufak bir kız çocuğu vardı onu aldım. Onu getirirken annesine sesleniyordu anne anne diye. Ben onu anlıyordum, çünkü annesi de Türkçe biliyordu, ‘Önce çocuğumu alın, çocuğumu kurtarın, benim için önce çocuğum önemli’ filan yaptı. O şekilde önce çocuğu getirdim ben tekneye, sonra çocuk hala duyuyordum sesini, kız çocuğuydu, hala annesine kavuşmak için, annesinin yanına gitmek için çaba gösteriyordu benim kucağımda. O şekilde annesini aldıktan sonra herkese sordum, başka bir insan var mı, aranızda sizden başka biri var mı diye sorduktan sonra hiç kimse ‘yok’ dedi. Biz de rahatladık. Bu şekilde teknemize herkes düzenli bir şekilde aldık getirdik. Sonra da herkes mutluydu, sularını verdik, içti rahatladılar. Biraz karınları açtı, yemekte verdik. Bu şekilde limana getirdik. Sahil Güvenlik Komutanlığı geldi bizden teslim aldı” ifadelerini kullandı.

Tekne kaptanı Vakkas Dost da ilk defa böyle bir manzara ile karşılaştıklarını ve sağ salim Türk Sahil Güvenlik ekiplerine teslim ettiklerini söyledi.

(NTV, 31 Temmuz 2018)

 

Kırklareli’de 57 Kaçak Göçmen Yakalandı

Kırklareli’de, yasa dışı yollarla yurt dışına kaçmaya çalışan 57 kaçak göçmen yakalanırken, onlara organizatörlük yapan 2 kişi de tutuklandı.

Edinilen bilgiye göre, Kırklareli İl Jandarma Komutanlığı ekipleri, Türkiye’nin sınır kapısı Bulgaristan’a ulaşımın sağlandığı Dereköy Sınır Kapısı ile Demirköy ilçesinde yasa dışı yollardan Avrupa’ya gitme hazırlığında olan 4 farklı grubu tespit etti. Jandarma ekipleri, düzenledikleri operasyonlarda Irak, ve Pakistan uyruklu 57 kişiyi yakaladı. Yakalanan yabancı uyruklu göçmenlere organizatörlük yaptığı iddiasıyla gözaltına alınan L.G. ve N.Ş. çıkarıldığı mahkemece tutuklanıp cezaevine gönderildi.

57 kaçak göçmenin ise işlemlerinin tamamlanmasının ardından Kırklareli Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi.

(İHA, 30 Temmuz 2018)

 

Davutlar’da 44 Kaçak Göçmen ve 1 İnsan Kaçakçısı Yakalandı

Kuşadası’nda bağlı Davutlar açıklarında sahil güvenlik ekiplerinin gerçekleştirdiği iki ayrı operasyonda yasa dışı yollardan yurt dışına kaçmaya çalışan 11’i çocuk, 6’sı kadın toplam 44 kaçak göçmen ile bir insan kaçakçısı yakalandı. Edinilen bilgiye göre, Kuşadası Sahil Güvenlik Bot Komutanlığı’na bağlı ekiplerinin gerçekleştirdiği ilk operasyonda Kuşadası Körfezi’nde görevli sahil güvenlik uçağı tarafından Kuşadası Körfezi Davutlar açıklarında lastik bir bot içerisinde kaçak göçmenler tespit edildi. Sahil güvenlik botu tarafından durdurulan lastik bot içerisindeki 15’i Afganistan ve 11’i Filistin uyruklu olmak üzere toplam 26 kaçak göçmen yakalandı. Sahil güvenlik ekiplerinin yine Davutlar açıklarında gerçekleştirdiği ikinci operasyonda da lastik bot ile kaçmaya çalışan 18 Filistin uyruklu kaçak göçmen ile göçmenlerin yasa dışı yollardan kaçışına yardımcı olan Türk uyruklu bir insan kaçakçısı ele geçirildi. Sahil Güvenlik ekiplerinin iki operasyonda ele geçirdiği 11’i çocuk, 6’sı kadın toplam 44 kaçak göçmen sağlık kontrolünden geçirildikten sonra ifadeleri alındı. Yasa dışı yollardan Yunanistan’ın Sisam adasına kaçmaya çalışan kaçak göçmenler, işlemlerinin tamamlanmasının ardından il göçmen bürosuna teslim edilirken, Türk vatandaşı insan kaçakçısı ise göçmen kaçakçılığı suçundan adliye sevk edildi.

(İHA, 30 Temmuz 2018)

 

Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’dan Suriyeli Mülteci Açıklaması

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Moskova’nın Batı ülkeleri ile Suriyeli mülteciler konusunda ortak bir fikir çerçevesinde hareket etmeye hazır olduğunu söyledi. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, bugün yaptığı bir açıklamada Rus Genelkurmay Başkanı Vladimir Gerasimov ile birlikte yaptığı Paris ziyareti sırasında Batılı meslektaşları ile Suriyeli mülteciler konusunu görüştüğünü belirtti. Lavrov, Suriyeli mülteciler meselesinde Batı ile ortak bir çözüm planı takip edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Bu konuda hemfikir olmak istiyoruz” ifadesini kullandı. İHA’nın haberine göre açıklamada, Esad rejiminin Suriye’nin güneyinde ve Şam’da etkinliğini artırmasından sonra artan göçler sebebi ile Suriyeli mülteciler meselesinin öneminin daha da arttığı kaydedildi.

(Haber Türk, 30 Temmuz 2018)

 

BM Türkiye Mukim Koordinatörü Sollorano: Türkiye, Mülteci Konusunda Yüce Gönüllülük Gösterdi

BM Türkiye Mukim Koordinatörü ve UNDP Mukim Temsilcisi Sollorano, ‘Ülkelerini terk etmek zorunda kalan Suriyeliler komşu ülkelere sığındı. En çok mülteci kabul eden Türkiye oldu. Türkiye bu anlamda büyük bir yüce gönüllülük gösterdi.’ dedi.

Birleşmiş Milletler (BM) Türkiye Mukim Koordinatörü ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Mukim Temsilcisi Irena Vojackova Sollorano, Türkiye’nin savaş mağduru Suriyelilere sahip çıkmasına ilişkin, “Türkiye bu anlamda büyük bir yüce gönüllülük gösterdi. Bunun yanında BM’nin sahip olduğu bütün sözleşmelere uygun bir şekilde davrandı. Zulümden kaçan insanlara kapılarını açtı ve buranın da onların bir evi olduğunu gösterdi.” dedi. Sollorano, AA muhabirini yaptığı açıklamada, Suriye’de iç savaşın 8’inci yılına girdiğini ve bu durumdan milyonlarca insanın doğrudan ya da dolaylı olarak etkilendiğini söyledi.
Ülkelerini terk etmek zorunda kalan Suriyelilerin komşu ülkelere sığındığını belirten Sollorano, “Bu ülkeler arasında en çok mülteci kabul eden Türkiye oldu. Hem de milyonlarca insanı kabul etti ve en önemlisi onları bir yük olarak görmedi, aksine kucak açtı, yemeğini paylaştı. Bu çok etkileyici.” dedi.

“Türkiye Yüce Gönüllülük Gösterdi”

Sollorano, BM bünyesinde bulunan yardım kuruluşlarının mültecilere ve onların sığındığı ülkelere yardım ettiğini ve bunun devam edeceğini kaydetti. Türkiye’nin tarih boyunca mültecilere gönülden kucak açtığına dikkati çeken Sollorano, şunları kaydetti: “Türkiye bu anlamda büyük bir yüce gönüllülük gösterdi. Bunun yanında BM’nin sahip olduğu bütün sözleşmelere uygun bir şekilde davrandı. Zulümden kaçan insanlara kapılarını açtı ve buranın da onların bir evi olduğunu gösterdi. Biz de BM olarak elimizden gelen desteği vermeye çalışıyoruz, Türkiye’nin bu yüce gönüllülüğünü devam ettirmesi için. Bizler de dünya çapındaki donörlerden destek almaya çalışıyoruz ki hem bize hem de Türkiye’ye, onlarda yardımcı olabilsin diye. Özellikle bünyesinde mülteci barındıran ülkelere daha çok yardım etmeyi hedefliyoruz.” Sollorano, Türkiye’de bulunan Suriyelilerin ülkelerine dönmeye başladığını ve bu konuda da onlara yardımcı olan Türkiye’ye teşekkür ettiğini sözlerine ekledi.

(Star, 30 Temmuz 2018)

 

Edirne’de 371 Göçmen Yakalandı

Edirne’de, yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmak isteyen 371 göçmen yakalandı.

Alınan bilgiye göre, İl Jandarma Komutanlığı ekipleri ve 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı’na bağlı hudut askerleri, merkeze bağlı Yenikadın, Bosnaköy köyü ile İpsala ve Meriç ilçelerinde denetim yaptı. Denetimlerde Irak, İran, Fas, Libya, Filistin, Afganistan, Pakistan, Bangladeş, Nepal ve Cezayir uyruklu 371 kişi yakalandı. Göçmenler işlemlerinin ardından Edirne Göç İdaresi Müdürlüğü’ne teslim edildi.

(Anadolu Ajansı, 30 Temmuz 2018)

 

Van’da 485 Göçmen Yakalandı

Göçmen kaçakçılığı ile mücadele kapsamında devam eden faaliyetler sonucunda dört ilçede toplam 485 yabancı uyruklu göçmen yakalandı. Van İl Jandarma Komutanlığı ekiplerince göçmen kaçakçılığı ile mücadele kapsamında devam eden faaliyetler sonucunda Gevaş, Çaldıran, Tuşba ve Saray ilçelerinde yurda yasa dışı yollardan giriş yapan 485 yabancı uyruklu göçmen yakalandı.

5 Organizatör Gözaltına Alındı

Göçmen kaçakçılığı olayları ile ilgili olarak 5 organizatörün gözaltına alındığı ve olaylarda kullanılan 3 araca ise el konulduğu ifade edilirken, yakalanan yabancı uyruklu göçmenlerin işlemlerinin bitmesini müteakip Van Geri Gönderme Merkezine teslim edileceği belirtildi.

(İHA, 30 Temmuz 2018)

 

Suriyeli Ailenin Evinde Yangın Çıktı

Afyon sokakta bulunan bir dairede henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Suriyeli bir ailenin oturduğu evde çıkan yangında içeride mahsur kalan bir kişi itfaiye tarafından kurtarıldı.

Afyon sokakta iş merkezlerinin bulunduğu bölgedeki bir apartmanın en üst katında yangın çıktı. Suriyeli ailenin kiraladığı evde çıkan yangın kanepenin alev almasıyla büyüdü. Alevler tüm daireyi sarınca çocukları ile birlikte kendilerini dışarı atmayı başaran aile büyük bir panik içerisinde çevredekilerden yardım istedi. İçeride bir kız çocuğunun kaldığını fark eden aile gözyaşlarına boğuldu. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri yaklaşık 20 dakika içerisinde yangını söndürürken içeride mahsur kalan kız çocuğu da kurtarıldı. Yangının sigara izmariti yada elektrik kaçağından çıkmış olabileceği  düşünülürken kesin nedenin yapılacak olan araştırmadan sonra netlik kazanacağı öğrenildi.

(Bizim Sivas, 30 Temmuz 2018)

 

Bu Yaz İspanya’da Yaşanan Göç Dalgasının Sebebi Nedir?

EuroNews’in haberine göre Fas’tan deniz yoluyla İspanya’nın Endülüs bölgesine geçen kişilerin sayısında artış gözlendi.

Libya ve İtalya arasındaki göç rotasının sıkı bir şekilde tutulması, batıya doğru artan bir göç hareketine sebep oldu ve bu hareket İspanya’yı Avrupa’nın en büyük destinasyonlarından biri haline getirdi.Bu yıl Ocak ve Temmuz ayları arasında İspanya’ya gelen göçmen ve mülteci sayısının üç katına çıkarak 20.900’e ulaştı.30 Temmuz Pazartesi Günü yeni Pedro Sánchez hükümeti ana giriş kapısını kontrol etmek için acil durum planı yapacaklarını açıkladı. Plajlara gelenlerin belirlenmesi, kimlik tespiti ve insanların sığınmacı statüsüne uygun olup olmadığının saptanması için 30 milyon avroluk yatırım yapılacaktır. İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande-Marlaska bu hafta sonu mültecilerin en fazla bulunduğu yerlerden biri olan Algeciras’ı ziyaret etti ve yaşanan bu durum için önceki Halk Partisi Hükümetini suçladı. Ayrıca, “Göç, bir Avrupa sorunudur” , “bu yüzden bir Avrupa çözümüne ihtiyaç var. Göç bizi hazırlıksız yakalayan bir şey değildi, zaten planlanmış olmalıydı” ifadelerine yer verdi.

(Euro News, 30 Temmuz 2018 )

 

İngiliz Milletvekilleri Brexit Sonrası İçin Göçü Tartışma Çağrısında Bulundu

Financial Times’ın haberine göre, İngiliz milletvekilleri göçü kontrol etme seçeneklerini Avrupa Tek Pazarı’nda dikkate almadılar ve başarısız oldular. Milletvekilleri, hükümetin Brexit sonrası göç politikalarını ele alma sürecini inceleyen kritik bir raporun yayınlandığını açıkladı. Salı günü yayınlanan bir raporda, Avrupa Parlamentosu’nun İçişleri komitesi, bakanları konuyla ilgili ulusal bir tartışmayı başaramadıkları için eleştirdi.

Theresa May, Brexit müzakerelerindeki ‘kırmızı çizgileri’ nden birinin, serbest dolaşımının sonlandırılması olduğunu söyledi.

Komite başkanlığını yürüten İşçi Partisi Milletvekili Yvette Cooper, milletvekillerinin “ölçülü bir tartışma” ve göçmenlik seçenekleriyle ilgili istişareler çağrısında bulunduğunu söyledi.

Komite ayrıca, İngiltere hükümetinin net göçünü yılda 100.000’in altına düşürme hedefinden vazgeçmesini önerdi.

İçişleri Bakanlığı, ‘kontrollü ve sürdürülebilir göç’ konusunda kararlı olduklarını ve gelecekteki göç sistemi için “bir dizi seçenek” tasarladıklarını söyledi.

(Financial Times, 30 Temmuz 2018)

 

İspanya Dışişleri Bakanı Kitlesel Göç İddialarını Yalanladı

The Guardian’ın haberine göre, İspanya Dışişleri Bakanı Josep Borell göç konusunun dikkatli bir şekilde ele alınması gerektiğini belirtti.

İspanya Dışişleri Bakanı Borell, ülkesinin kitlesel göçü yaşadığı yönündeki iddiaları reddetti, bunun yerine konuya farklı bir bakış açısı çağrısında bulundu ve Avrupa’nın düşük doğum oranını telafi etmek için “yeni kana” ihtiyaçları olduğunu savundu.

Geçen hafta 600 kişi Fas’ı İspanya’nın Ceuta yerleşim bölgesinden ayıran çitlere akın ederek Avrupa sınırını geçti ve bu durum sınırda polis memurlarıyla mülteciler arasında soruna yol açtı. Ancak Josep Borell pazartesi günü yaptığı açıklamada, İspanya’daki göç sorununun Orta Doğu’da mültecilere ev sahipliği yapan ülkelerle kıyaslanmaması gerektiği belirtti ve Ürdünlü mevkidaşı Ayman Safadi ile yaptığı görüşme sonrasında konuşan Borell, “ kitle” kelimesini değersizleştiriyoruz dedi.

Düzensiz göçün doğası nedeniyle korkuya neden olduğunu söyleyen Borrell, durumun aslında endişe edilecek düzeyde olmadığını ifade ederek “şu anda Ürdün’deki 1,3 milyon Suriyeli mülteciye kıyasla 600 kişi kitlesel değildir.” dedi.

Borrell ayrıca, Sivil Toplum Örgütleri’nin İspanya’ daki pek çok göçmen kabul merkezinin kapasitesini doldurduğuna dair yaptığı uyarılarına rağmen, son gelenlerin kontrol altında olduğunu söyledi. Ayrıca göçün, Avrupa’nın düşük doğum oranına sahip birçok ülkesine yardımcı olabileceğini de öne sürdü.

“Avrupa’nın demografik evrimi, gitgide yaşlanan bir kıtaya dönüşmek istemiyorsak yeni bir kana ihtiyacımız olduğunu ortaya koyuyor” diyen Bakan Borell bu yeni kan ihtiyacının ülkesindeki mevcut kapasiteden gelmeyeceğini de ekledi.

(The Guardian, 30 Temmuz 2018 )