Türkiye'de ve dünyada göç, göçmen ve sığınmacılar konusunda gündemde öne çıkan başlıklar…

 

Akın Akın Gidiyorlar

Ramazan Bayramı dolayısıyla ülkelerine geçmek isteyen Suriyeliler için Kilis Valiliği’nce bu yıl ilk kez internet üzerinden randevu sistemi oluşturuldu. Suriyeliler, randevu sistemine kayıt yaptırarak, kendileri için belirlenen günde Öncüpınar Sınır Kapısı’na gelmeye devam ediyor. Sınır kapısında işlemleri tamamlanan Suriyelilerin geçişine izin veriliyor. Aşıları eksik olan 0- 15 yaşlarındaki çocuklarının da aşılandığı Suriyelilerin geçişi nedeniyle sınır hattında yoğunluk yaşandı. İnternet üzerinden randevu sistemine başvuru yapan 74 bin Suriyeli’den 20 bini aşkınının sınır kapısından geçiş yaptığı belirtildi.

(Hürriyet, 31 Mayıs 2018)

 

‘Artık Göçmen Değil, Avrupa’nın Yerlisiyiz’

İslam Toplumu Milli Görüş (IGMG) Genel Başkanı Kemal Ergün, yarım asırdan beri Batılı ülkelerde yaşayan Müslümanların artık bu toplumların bir parçası olduğunu vurgulayarak, “Yaşamış olduğumuz bu toplumda her türlü buhranın kaynağı Müslümanlar olarak tarif edilmesi bizleri rencide etmektedir” dedi. Almanya’nın Köln kentindeki IGMG Genel Merkezi’nde düzenlenen iftarda konuşan Ergün, Almanya ve Avusturya’da anaokulundaki çocuklara başörtüsünü yasaklama tartışmalarının, “Olmayan bir sorundan dolayı Müslümanların aklıyla alay etmek” olduğunu söyledi. Ergün, şöyle konuştu:

“Bizler yarım asırdan beri bu coğrafyada yaşıyoruz. Almanya’da Hollanda’da, kıtaların ötesinde yaşıyoruz. Artık göçmen değiliz, göçmen olarak da kendimizi tarif etmiyoruz, bu toplumun yerli unsurlarıyız, asli unsurlarıyız, bu ülkenin vatandaşlarıyız. Bu ülkenin vatandaşları olarak bizlerin sorunların merkezi olarak gösterilmesi Müslümanlar olarak bizi üzmektedir. Yaşamış olduğumuz bu toplumda her türlü buhranın kaynağının Müslümanlar olarak tarif edilmesi bizleri rencide etmektedir.”

Anaokulunda Öyle Bir Sorun Mu Var?

Almanya’da 14 yaşından önce, Avusturya’da anaokullarında başörtüsü yasağı getirilmesi tartışmalarını hatırlatan Ergün, “İnanın bu Müslümanların düşünceleriyle, akıllarıyla oynama, alay etme manasına geliyor. Müslümanların aklıyla alay ediliyor. Anaokulundaki bir kızın başörtüsü sorunu var mı? Anaokulundaki bir çocuğun başörtüsü meselesi mi var? Müslümanların zihinleriyle, inançlarıyla oynamak için bu tür meselelerin, bayatlamış konuların sürekli gün yüzüne çıkarılması bizi üzmektedir” ifadelerini kullandı.

(Hürriyet, 31 Mayıs 2018)

 

Batı'da Hristiyanlar Göçmenlere Karşı Daha Az Hoşgörülü

Pew araştırmasına göre, Batılı Hristiyanlar, ülkelerinin kültürleri ve değerlerinin üstün olduğu görüşünü taşımaya yatkın. Batı'da Hristiyanların, göçmenlere ve Hristiyan olmayanlara karşı daha az hoşgörülü olduğu bildirildi. Pew Araştırma Merkezinin 15 ülkede yaptığı çalışma, kiliseye gitsin gitmesin Batı ülkelerindeki Hristiyanların, Müslümanlar, Yahudiler ve göçmenler hakkında olumsuz görüşler dile getirmeye, herhangi bir dine mensup olmayan Batılılardan daha meyilli olduğunu ortaya koydu. Yine Batılı Hristiyanların, ülkelerinin kültürleri ve değerlerinin üstün olduğu görüşünü taşımaya yatkın olduğu, etnik Avrupalıların "İslam'ın değerleri ve kültürleri ile uyumlu olup olmadığı konusunda farklı fikirlere sahip" göründüğü belirtildi. İngiltere'de kiliseye giden Hristiyanların yüzde 45'inin, gitmeyenlerin yüzde 47'sinin, "İslam, temelde değerlerimizle ve kültürümüzle uyumlu değil" önerisine katıldığı, Hristiyan olmayan İngilizlerde bu oranın yüzde 30'a düştüğü görüldü. Kiliseye giden Fransızların da neredeyse üçte ikisi (yüzde 72), atalarının "gerçek Fransız" olmasının önemli olduğunu dile getirdi. Hristiyan olmayan Fransızlarda buna önem verenlerin oranı yüzde 52, herhangi bir dine mensup olmayanlarda yüzde 43 oldu. Araştırma, Almanya ve İtalya dahil bazı Avrupa ülkelerinde göçmen karşıtlığının ve milliyetçi siyasi partilerin destek kazandığını, göçmen ve azınlık karşıtı söylemleri en az İsveçlilerin, en fazla İtalyanların dillendirmeye meyilli olduğunu gösterdi. İtalyanların yüzde 36'sı "Yahudiler, çektiklerini abartıyor" önermesiyle hemfikirken İsveçlilerde bu oran yüzde 11 oldu. Pew'in çalışması, hemen her ülkede Müslüman karşıtlığının, Yahudi karşıtlığının önüne geçtiğini de ortaya koydu. İtalyanların yüzde 43'ü, İngilizlerin yüzde 36'sı, Avusturyalıların yüzde 34'ü, Almanların yüzde 33'ü, ailelerine Müslüman bir üye katılmasını istemeyeceklerini dile getirdi. Araştırma, İtalyanların yüzde 30'unun, Belçikalıların yüzde 28'inin, Almanlar ve Avusturyalıların yüzde 24'ünün, Müslüman kadınların "dini inançlarını yansıtan biçimde giyinmelerine izin verilmemesi gerektiği" görüşünü savunduğunu gösterdi. Çalışma, 2017'nin nisan-ağustos aylarında Norveç, Danimarka, Almanya, Avusturya, Hollanda, İngiltere, İspanya, İtalya, İrlanda, Finlandiya, İsviçre, İsveç, Belçika, Portekiz ve Fransa'da 24 bin 599 kişiyle telefonla görüşülerek hazırlandı.

(Anadolu Ajansı, 30 Mayıs 2018)

 

Avusturya "AB'de Serbest Dolaşımı" Tartışmaya Açtı

Avusturya'da başbakan yardımcısı AB'de serbest dolaşım kuralının tartışmaya açılmasını istedi. Avusturya'daki sağ muhafazakâr koalisyon hükümeti göçü önleyici tedbirler alınacağını duyurmuştu. Avusturya Başbakan Yardımcısı Heinz-Christian Strache, Avrupa Birliği (AB) vatandaşlarına dilediği AB ülkesinde oturma ve çalışma serbestisi tanıyan yürürlükteki kuralın değiştirilmesinden yana olduğunu açıkladı. Serbest dolaşımın olumsuz sonuçlar da doğurduğunu ve istihdam piyasasında 'yerine geçme' rekabeti yarattığını belirten sağcı koalisyon ortağı Avusturya Özgürlükçü Partisi (FPÖ) Genel Başkanı yüksek vasıflı işgücünün daha ucuz işgücüyle ikame edilip işsizliğe mahkûm edilebildiğini söyledi. Serbest mal, sermaye ve hizmet dolaşımı gibi bireysel serbest dolaşım hakkı da AB'nin temel unsurlarından birini oluşturuyor. Strache bu kuralın günümüzün şartlarına uygun olmadığını ve "Doğu Avrupa'nın vasıflı işgücünü Batı Avrupa'ya çekmenin AB'nin gelişmesi açısından yararlı olup olmadığının tartışılması gerektiğini" söyledi. Heinz-Christian Strache, bu konuda en azından kısmen de olsa bütün tarafların yararına olacak ayarlayıcı çözümlere varılmasını önerdi. Avusturya Halk Partisi ile Avusturya Özgürlükçü Partisi ortaklığında kurulan koalisyonun hükümet programında AB'ye bağlılık vurgulanmakla birlikte Başbakan Sebastian Kurz ve Heinz-Christian Strache göçü frenlemekte ve Avusturya'yı göçmenler için cazip olmaktan çıkarmakta kararlı olduklarını duyurmuşlardı. Avusturya yılın ikinci yarısında Bulgaristan'dan Avrupa Birliği dönem başkanlığını devralacak.

(NTV, 30 Mayıs 2018)

 

Macaristan Göçmen Yasasına Müdahale Eden BM'ye Tepki!

Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanlığı, dün parlamentoya sunulan ''Soros'u durdur'' adıyla bilinen yasa tasarısını geri çekmesi çağrısında bulunan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komisyonuna (UNHCR) tepki gösterdi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, UNHCR'nin son yıllarda birçok defa Macar hükümetine ''saldırdığı'' iddia edilerek, Macaristan hükümeti için Macarların güvenliğinin her zaman ilk planda olduğu bildirildi. UNHCR'nin sığınmacıların cezalandırılmamasını ve sorunsuz bir şekilde ülkeler arası yolculuk yapmalarını istediğini savunan Macar hükümeti, düzensiz göçmenlere ulusal güvenlik sorunu olarak baktığını, ülke sınırlarını koruduğunu ve bunu riske atacak girişimlere izin vermeyeceğini vurguladı. UNHCR dün yaptığı açıklamada, Macar hükümetinin parlamentoya sunduğu ''Soros'u durdur'' isimli yasa tasarısının mültecilere yardımcı olmaya çalışan sivil toplum kuruluşların çalışmalarını ciddi bir şekilde etkileyeceğini belirtmiş, Macar hükümetine söz konusu tasarıyı geri çekmesi çağrısında bulunmuştu.

Soros'u Durdur Yasası

Macaristan'da yasa dışı göçle mücadele kapsamında hazırlanan ''Soros'u durdur'' adıyla bilinen yasa tasarısı 29 Mayıs'ta Adalet Bakanı Laszlo Trocsanyi tarafından meclise sunulmuştu. Tasarıya göre Macaristan'a ''güvenli'' bir ülke üzerinden ulaşan bir sığınmacı, Macaristan'da iltica başvurusu yapamayacak. Yasa dışı göç ile mücadele konusunda polise ciddi rol verilmesi öngörülen tasarıya göre, yasa dışı göçü organize eden veya yasa dışı göçmenlere iltica hakkı alması için yardımcı olan kişiler hapis cezasına çarptırılabilecek.

Macar Hükümeti ve Soros Krizi

Sığınmacı karşıtı tutumuyla bilinen Macaristan hükümeti, Macar asıllı Amerikalı iş adamı George Soros'u, finanse ettiği sivil toplum kuruluşları aracılığıyla yılda 1 milyon sığınmacıyı Avrupa'ya taşımaya çalışmakla suçluyor. Macar hükümeti, geçen aylarda ülke genelinde Soros karşıtı kampanya başlatmıştı.

Soros Başbakan Orban'a da Burs Vermişti

Hükümetteki Fidesz partisinin birçok milletvekilinin yanı sıra Başbakan Orban da Soros'un desteklediği vakfın bursu ile eğitim görmüştü. Orban, söz konusu burs ile 1989'da Oxford Üniversitesi Pembroke College'de İngiliz Liberal Felsefe Tarihi okumuştu.

(Haber Türk, 30 Mayıs 2018)

 

Balkanlar'da Yeni Sığınmacı Rotası İddiası

Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz:- 'Balkanlarda yeni bir sığınmacı rotası oluşuyor. İnsan kaçakçıları, Yunanistan'dan gelen insanları Arnavutluk üzerinden Orta Avrupa'ya geçirmeye çalışıyor'- Arnavutluk Başbakanı Edi Rama:- '2015'de Avrupa'yı şok eden ve zarar veren sahnelerin yaşanmaması için biran evvel iş birliği içinde hareket edilmesi gerekiyor.' Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz, Balkanlarda yeni bir sığınmacı rotası oluştuğunu ileri sürerek, "İnsan kaçakçıları, Yunanistan'dan insanları Arnavutluk üzerinden Orta Avrupa'ya geçirmeye çalışıyor. Bu yeni gelişme karşısında seyirci olmayacağız, aksine mücadele edeceğiz." dedi. Kurz, Arnavutluk Başbakanı Edi Rama ile başkent Viyana'da bir araya geldi.

Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Kurz, Arnavutluk ve Avusturya arasında siyasi ve ekonomik ilişkilerin memnun edici bir düzeyde olduğunu belirterek, Avusturya'nın Avrupa Birliği'ne (AB) katılım sürecinde diğer Batı Balkan ülkelerini desteklediği gibi Arnavutluk'u da desteklediğini söyledi. Kurz, Avusturya ve Avrupa'nın güvenlik ve istikrarının Balkanların istikrarına bağlı olduğunu vurgulayarak, bu bölgedeki ülkelerin Avrupa perspektifine ihtiyacı olduğunu, bu nedenle Batı Balkan ülkelerinin AB yolunda desteklenerek, ikna edilmesi gerektiğini aktardı. Görüşmede ele alınan en önemli başlığın yasa dışı göçle mücadele olduğunun altını çizen Kurz, "Balkanlarda yeni bir sığınmacı rotası oluşuyor. İnsan kaçakçıları, Yunanistan'dan insanları Arnavutluk üzerinden Orta Avrupa'ya geçirmeye çalışıyor. Bu yeni gelişme karşısında seyirci olmayacağız, aksine mücadele yürüteceğiz." görüşünü paylaştı. Kurz, her iki ülkenin bu bölgede artan göçmen sayısından kaygı duyduğunu ve önlem alınması için hemfikir olduğunu kaydederek, 2015 ve 2016'da yaşanan sığınmacı krizinin tekrarlamaması için Arnavutluk'un hem finansal hem de teknik açıdan AB tarafından desteklenmesi gerektiğini savundu. Arnavutluk Başbakanı Edi Rama da Avusturya'nın Arnavutluk gibi diğer Batı Balkan ülkelerini AB'ye katılım yolunda desteklediğini ve bu yönde belirleyici bir rol oynadığını ifade etti. Rama, Avusturya'nın AB Dönem Başkanlığında ikili ilişkilerin derinleşmesi ve AB'ye üyelik yolunda daha olumlu adımlar atılmasını umut ettiğini dile getirdi. Arnavutluk üzerinden yeni bir sığınmacı rotası oluşturulmaya çalışıldığını ileri süren Rama, "Yunanistan'dan yasa dışı göçmenler, Arnavutluk üzerinden Orta Avrupa'ya geçmeye çalışıyorlar. Sığınmacı akınında ciddi bir artış gözlemleniyor. Şu an için biz bu durumu kontrol altında tutabiliyoruz, ancak 2015'de Avrupa'yı şok eden ve zarar veren sahnelerin yaşanmaması için biran evvel iş birliği içinde hareket edilmesi gerekiyor." diye konuştu.

(Time Türk, 30 Mayıs 2018)

 

Yaklaşık 100 Etiyopyalı Göçmen Yemen'den Tahliye Edildi

Yemen'e sığınan yaklaşık 100 Etiyopyalı göçmenin, gönüllü olarak ülkelerine gönderilmek üzere Cibuti'ye tahliye edildiği bildirildi. Yemen'deki Uluslararası Göç Örgütü (IOM) temsilciliğinin Twitter hesabından yapılan açıklamada, "101 Etiyopyalı göçmen, gönüllü olarak ülkelerine gönderilmek üzere Hudeyde Limanı'ndan Cibuti'ye tahliye edildi." denildi.

Açıklamada, Cibuti'deki IOM temsilciliğinin, göçmenleri karşılayacağı ve ülkelerine dönmeleri için geri kalan işlemleri tamamlayacağı kaydedildi. Yemen'in yıllardır içinde bulunduğu krizden kendi vatandaşları kadar Afrika Boynuzu diye isimlendirilen, Etiyopya, Cibuti, Somali, Eritre gibi ülkelerden gelen sığınmacı ve göçmenler de etkileniyor. IOM, acil durumlara müdahale, mültecilerin yeni bir ülkeye yerleştirilmesi, gönüllü geri dönüşlere yardım, göçmen sağlığı, maddi yardım ve yasal göç seçeneklerinin desteklenmesi gibi alanlarda faaliyet gösteren uluslararası bir kuruluş olarak Yemen'de görev yapıyor.

(Time Türk, 30 Mayıs 2018)

 

USA Today, Tepkilere Rağmen ‘Kayıp’ Mülteci Çocuklara Destek Oluyor

USA Today, cuma günü olan Trump yönetiminin virüs gibi yayılan ‘kayıp’ göçmen çocuk haberinde yaptığı yanlış iddiaları düzeltmeyi reddetti. Başlangıçta  Arizona Cumhuriyeti'nde koşulan op-ed (opposite editorial – gazeteyi temsil eden baştaki görüşün tersini savunan yazı) #WhereAreOurChildrenTwitter kampanyasını başlattı. Haber, federal hükümetin çocukları kaybettiğini ve gözaltında 1,475 göçmen çocuğun olduğunu  vurguladı. “Kaybedilen” terimi, Sağlık ve İnsani Hizmetler Dairesi (Healthand Human Services – HHS) yetkilisinin konuyla ilgili yanlış anlaşılmasıdır, ancak HHS'nin gözaltındayken çocukların 'kaybolması' iddiası kanıtlanabilir bir biçimde yanlıştır. Geçen sene Senato içerisinde yapılan bir duruşmada, HHS yetkilisi Steve Wagner, ajansın geçen yıl 7,635 göçmen çocuğun takip çağrıları yaptığını ifade etti. Çocukların kaybolduğunun kastedilmediğini içeren sayısız yayın yapıldı. Yayıncılar aracında The New York Times, Vox, Washington Post vardı.  Ne olursa olsun, çocuklar HHS’de gözaltındayken “kayıp” değildi, onlar koruyucuların yanına yerleştirilmişti.

(National Review, 30 Mayıs 2018)

 

Kılıçdaroğlu: Suriyeli Kardeşlerimizin Ülkelerine Dönmeleri Lazım

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İncilipınar Mahallesi'nde Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti'ni ziyaret etti. Kılıçdaroğlu'nu, cemiyet binasında Cemiyet Başkanı İbrahim Ay ve yönetim kurulu üyeleri karşıladı. Toplantı salonunda basın mensuplarıyla sohbet eden Kılıçdaroğlu, medyanın dördüncü güç olduğunu belirtti. Medyanın kamu görevi yaptığını kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: "Medyanın önemini hepimiz biliyoruz. Çağdaş demokraside medya, 4'üncü güç olarak adlandırılır. Yani yasama, yargı ve yürütmeden sonra 4'üncü güç medyadır. Medya, kamu görevi yapmaktadır. Çünkü kamunun aydınlanması ve bilgilenme için medya vardır. Medyanın varlık nedeni budur. Ayrıca medyanın varlık nedeni, güce teslim olmak değil, gücü denetlemektir. Güce teslim olan medya, medya olmaktan çıkar; sadece gücü temsil eden bir organa dönüşmüş olur. Ama medya, eğer gücü denetlerse, yanlışını denetlerse, o zaman medya gerçek anlamda demokratik bir kurum olarak toplumun sorunlarını dile getiren, bir organa dönüşmüş olur. Bizim anayasamızın 28'inci maddesi, 'Basın hürdür, sansür edilemez' gayet açık ve net. Ama bugün geldiğimiz noktada basının hür ve özgür olduğu bir gerçekle değil, tam tersi bir gerçekle karşı karşıyayız. Basın, büyük baskı altında, basın mensupları büyük baskı altında. Bizi üzen, derinden üzen temel nokta ise 15 Temmuz'dan sonra çok sayıda gazetecinin hapse atılmış olmasıdır. Bunların bir kısmı serbest bırakıldı, bir kısmı halen tutuklu. Gazetecilerin düşüncelerini özgürce ifade edebildikleri bir Türkiye, dünyada demokrasisi gelişmiş bir ülke olarak adlandırılır. Eğer gazeteciler, yazdıklarından ötürü hapisteler ise kalemlerinden ötürü, düşüncelerinden ötürü hapisteler ise o ülkede demokrasiden söz edemeyiz. O yüzden CHP olarak medyayı 4'üncü güç olarak anayasaya yazalım diye çok açık ve net bir çağrımız oldu bütün partilere. Yasama, yürütme, yargı ve milli iradeyi temsil eden kurumların başında da medya gelir. 4'üncü güç olarak medyayı yazmalıyız. Medyanın 4'üncü güç olması, halkı doğru bilgilendirmesine bağlıdır, gücü denetlemesine bağlıdır."

‘Ülkelerine Dönmeleri Gerekiyor’

Kılıçdaroğlu, Gaziantep'te barınan Suriyeli sığınmacıların da fazlalığına dikkat çekerek, Suriyelilerin evlerine dönmeleri gerektiğini belirtti. Suriye 'de uzun zamandır çatışmasızlığın hakim olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: "Gazi kentimizdeyiz, tarih kokan bir kentte, bağımsızlık savaşının verildiği bir kentteyiz ve Suriyeli misafirlerimiz var. Elbette ki Suriye 'deki iç çatışmadan kaçan ve ülkemize sığınan Suriyelilere kucak açtık. Ama Suriyeli kardeşlerimizin, uzun bir süredir çatışma ortamı yok Suriye 'de, neredeyse bitti. Artık bu kardeşlerimizin kendi ülkelerine dönmeleri lazım. 30 milyar dolar onlar için para harcandı, helal olsun. Bu ülkenin, fakiri, fukarası, zengini herkes bir şekilde buna katkı verdi. Kendi ülkelerine dönmeleri gerekiyor. Ama biz CHP olarak Ortadoğu'yu aynı zamanda bir barış iklimine dönüştürmek istiyoruz. Bunun için kendi seçim bildirgemizde, bir teşkilat kuracağız ve bunun sözünü verdik ve bunu gerçekleştireceğiz. Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı. Bu teşkilatın kurucuları olan 4 ülke, söz konusu Türkiye, İran, Suriye ve Irak. 4 ülke bir araya geleceğiz ve bu teşkilatı kuracağız." Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İbrahim Ay ise ziyaretinden dolayı Kılıçdaroğlu'na teşekkür etti.

(Cumhuriyet, 30 Mayıs 2018)

 

TİKA'dan Sırbistan'daki Sığınmacılara Ramazan Yardımı

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) tarafından ramazan ayı dolayısıyla Sırbistan'daki sığınmacılara gıda paketleri verildi. Krnjaca Sığınmacı Merkezi'ndeki sığınmacı ailelere yardımların teslim edildiği programa, Sırbistan Başbakan Yardımcısı ve Ticaret, Turizm ve Telekomünikasyon Bakanı Rasim Ljajic, Türkiye'nin Belgrad Büyükelçisi Tanju Bilgiç, TİKA Belgrad Program Koordinatörü Çağla Gültekin Toşbat ve Sırbistan Göçmen ve Göç İşleri Komiseri Vladimir Cucic katıldı.

(Anadolu Ajansı, 30 Mayıs 2018)

 

Hatay’da Suriye Uyruklu 11 Kaçak Göçmen Yakalandı

Hatay’ın Kırıkhan ilçesinde, Suriye’den Türkiye’ye yasa dışı yollarla girdiği belirlenen Suriye uyruklu 11 kişi yakalandı. Alınan bilgiye göre, Kırıkhan İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri, istihbarat çalışmaları sonucu Aydınlı Mahallesi’ndeki bir adrese operasyon düzenledi. Operasyonda, Suriye’den Türkiye’ye kaçak yollarla girdiği belirlenen Suriye uyruklu 11 kişi yakalandı. Suriyeliler, İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi. Operasyonda, ev sahibi Suriye uyruklu M.E. (49) ve Suriyelileri aracıyla getirdiği belirlenen Suriye uyruklu A.C. (56) ile göçmen kaçakçılığı yaptığı tespit edilen H.H.U. (21) gözaltına alındı.

(İhlas Haber Ajansı, 30 Mayıs 2018)

 

Edirne'de 144 Kaçak ve Sığınmacı Yakalandı

Edirne'de yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalışan 144 kaçak ve sığınmacı yakalandı.

Alınan bilgiye göre, 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı'na bağlı hudut askerleri, Edirne'nin Uzunköprü, Enez, Keşan ve Meriç ilçelerinde denetim yaptı. Denetimlerde Fas, Suriye, Filistin, Pakistan, Irak ve Afganistan uyruklu 144 kaçak ve sığınmacı yakalandı. Kaçak ve sığınmacılar, işlemlerinin ardından Edirne Göç İdaresi Müdürlüğü'ne gönderildi.

(Haber Türk, 30 Mayıs 2018)